Hata
  • Besleme bilgisi yüklenirken hata oluştu

Hifiman HM602-Hisound Studio- RoCoo P-RoCoo BA Karşılaştırmalı İncelemesi

Test Ortamı   
DAPlar      : rocoo ba, rocoo power, rocoo studio, hm-602, S:flo2
Kulaklıklar           : PFE gri filtre (S:flo2 ile), PFE siyah filtre(diğer DAPlarla), JVC-FX700
Müzikler           : caz trio, caz quartet, caz vokal, blues, rock, electronica, rap, klasik orkestra…    
Fiyatlar      : S:flo2-160usd, Rocoo P-180usd, Rocoo BA-250usd, Rocoo Studio-380usd.

Rocoo Cihazların Genel Özellikleri

Ses İmzası 
Hemen hemen tüm rocoo ürünleri benzer bir ses imzasına sahip. Dijital, sert ve soğuk. En pahalısında bu özellikler daha belirginken en ucuzunda sesin ciddi perdelenmesi bu özelliklerin sıcak tarafa doğru kaymasıyla daha dengeli bir hal alıyor. Tabii perdeleme pahasına. 

Fiziksel Yapı
Bugüne kadar gördüğüm en kompakt cihazlar bunlar. Tabii sansaları filan bir kenara koyarsak. Alüminyum kasaları,ağırlığı, avcun içinde rahat pozisyonlanmaları , taşınabilirliği kısaca tüm fiziksel varlıklar bu ses çalarların en büyük avantajları. Her modeli bir sigara paketi içine rahatlıkla sığıyor. Yine her model  1cm genişliğinde bir ekrana sahip. Gözünüz iyi görüyorsa sorun yok. Daha doğrusu bunu yakını iyi göremeyen birinden duymak daha doğru. Üzerlerinde mikro SD standartında kart girişi bulunuyor. Firma yetkilisi Jack bunların 32GB kadar desteklediğini şahsen öğrendim. Dünya forumlarında 64GB’lık kartla çalıştıranlarda var.

Arayüz
Hayatımda gördüğüm en berbat ama en basit arayüze sahipler. O kadar basit ki ilk başlarda çözebilmek için bayağı vakit harcadım. Bu basitlik bence bu çağa ait bir basitlik değil, 80’lere ait olmalı. 

Firmware ve Güncellemeler
Firma şimdiye kadar BA ve Studio modeli için güncelleme çıkarmış. BA’ya ait güncellemeyi çok kurcalamadım. Studio için ise 2 firmware var. Biri Armatür sürücülü diğeri Dinamik sürücülü kulaklıklarla uygun kullanım amacı sunan güncellemeler. Aslında bu bakış açısı ilgimi çekti. Genellikle kullanıcı ses çalara göre kulaklık seçimi yapma gibi bir zorunluluk içerisindedir. Bu örnekte ses çalar kulaklığa göre şekillenmesi hedeflenmiş. Peki sonuç? Maalesef teorideki gibi değil. Çoğunlukla dinamik sürücüler için uygun olan firmware kullanılıyor. Armatür firmware ses volümünü azaltıyor, desibeli düşünüyor, sivri olan orta-üst ve üst frekansları törpülemeye çalışıyor, alt frekans bölgesi de bundan nasibini alıyor. Dinlenilen müzikten ve dinleyen kişiden bağımsız, hiçbir grup için anlamlı bir özellik bulamadım bu firmwarede. Dinamik olan, cihazın gerçek kimliğini yansıtıyor diyebilirim. Diğeri yama amaçlı üretilmiş gibi duruyor.
Firmware yüklemek için bir Word dosyası buldum. Yarı Çince yarı İngilizce. İlk bakışta afallıyorsunuz ama aslında arayüzü gibi, çok basit
J. Reset tuşuna basın , sonra orta butona 3sn. kadar basın. Ekranın açılmaması gerekiyor. Açılmayana kadar tekrarlayın. Sonra yukarıyı gösteren tuşa basılı tutun ve bırakmadan USB kablosu vasıtasıyla PC’ye bağlayın. Sürücü yüklenecek. PC yazılımını çalıştırın ve start butonuna basın. Birkaç dakikaya işlem tamam.

Müşteri Hizmetleri
Mesleki deformasyon. Ürünün destek kısmını şirketin, ürünlerine duyduğu güvenin aynası olarak görüyorum. Tam da o sırada Studio ve BA modellerinde bir küçük sorun oluşuyor. Daha önce takılan 32GB’lık kartların hayaletleri (klasörler) menüde duruyor. Anlam veremiyorum. Elimdeki 8GB’lık kartı takıyorum. Önce 8’liği görmeyip eskisini gösteriyor sonra hiçbir şey göstermiyor. 8‘liğe format atıp tekrar takıyorum. Artık external media menüsü altında eski albümler dışında hiç bir şey göstermiyor. Jack a bir mail yazıyor, durumu izah ediyorum. 4 gün sonra mail geliyor, Pc’ye bağlayıp siliver gözüm tadında. Olmuyor diyoruz, istersen bir video gönderiyim, sensin malın sahibi anlarsın diyoruz. Yok diyor sen al şu Çingiliz Word dökümanını çözersin , aslansın sen diyor. Olmuyor Jack’im, derman olmuyor diyoruz, abi sen en iyisi head-fi de kullanıcı tecrübelerini içeren başlıklar var oraya bak diyor. Uyanayım geçecek her şey diyorum, gözlerimi açıyorum. Gerçekten bu ürünleri satın almadığıma şükrediyorum.  

Web Sitesi, Sosyal Medya, Alış Veriş Siteleri
Kafası karışık üretici favorimdir. Yapılacak işler, gidilecek yollar vardır önlerinde. Hem kendilerine hem de danışmanlarına iyi para kazandırırlar. Hisound’a buradan iyi bir danışman tutmalarını tavsiye ediyorum. Web siteleri berbat. Ürünlerle ilgili bilgiyi siteden ziyade sağdan soldan topluyorsunuz. Bi’ RMA değerlerine bakayım, grafikte ses frekansları ne durumda dedim, tek bir yerde bulamadım. Head-fi ve Techno-fi nin de aralarında olduğu bazı mecralara sponsor olmaları belki de pazarlama ve tanıtım bakımından en doğru hareketler. En azından Head-fi de marka salgın haline gelmiş, başlıkları doldurmuş durumda. Ebay’da firmanın kendisine rastlayamadım ama bir çok satıcı ürünleri dükkanından satıyor.  

Modeller

Studio
Studio DAP, oldukça parlak yapısı ve görece kontrolsüz üstleri ilk dikkatimi çeken özellik oldu. 380usdlik bir cihaz herhalde bu derece anlamsız olmaz dedim. Biraz araştırınca 200 saat gibi bir pişme sürecinin dramatik değişiklikler getirdiğini öğrendim. Hasan’daki kullanımı da hesaba katarak en az 200 saat pişirdiğime karar verdim ve dinleme sürecine bundan sonra geçtim. İlk denememdeki aşırı sivri, keskin ve soğuk ses yerini tölare edilebilir bir parlaklığa terk etti. Bu noktada, kulaklık seçimi ses karakterini dengelemede önemli bir rol oynuyor. Eğer imkan varsa dinamik sürücülü bir kulaklıkla ya da üst frekansları kontrol altına alabilen armatür sürücülü bir kulaklıkla eşleştirmenizi tavsiye ediyorum. Ben PFE‘nin siyah filtrelerini kullanarak bu durumu kontrol altına aldım, çıkan sonuç kritik dinleme için uygundu. Tabii ses rengini kendi zevkinize göre ayarlayabileceğiniz başka marka kulaklıklar, kulaklık uçları ve filtreler de seçenekler arasında.
Studio cihazı temelde 2 parçadan oluşuyor. Rocoo PDAA-1 Studio sayısal çalar ve ses yükselteci. Bu sebeple cihaz bir DAP-AMP kombosu. Harici ses yükselteci sayesinde başka bir DAP’ı buna bağlayıp taşınabilir ses yükselteci olarak da kullana bilirsiniz.  Kim bu amaçla alır, niye alır bilinmez ama bu da böyle bi’ kombo olmuş işte. Bu arada cihazın müstakil bir harici hat çıkışı (LO) yok. Kulaklık çıkışını kullanıyorsunuz bu iş için. Ayrıca DAC olarak PC’ye bağlanamadığını da akılda bulundurmak gerekli.
Cihaz, bildiğimiz tüm formatları desteklemekle birlikte 16bit 44.1khz üstü kayıtları çalamıyor. Bu yönden de rakipleri arasında bir konuda daha geride kalıyor.

Ses Karakteri
Algısı analitik olanlar için hazırlanmış bir karşılaştırmayı aşağıda bulabilirisiniz. Boğuldum bu rakamlardan diyenler şöyle buyursun. Cihazı hemen hemen her müzik türüyle denedim. Burada maksadım, dinlediğim müzikle uyuşmamasına rağmen başka tür dinleyenleri ve başka türlü algı sahipleri için iyi bir yönü olabilirdi. Başkası adına karar veremem ama bu cihazın caz, klasik ve akustik türlerle iyi gitmeyeceğini söyleyebilirim. Sesteki benim tahammülümü zorlayan sert, soğuk, gövdesiz ve dijitize ses belki en çok elektronik müzikle iyi giderdi. Tabii böylesi bir türde sahneyi neden öne doğru kurmayı seçersiniz? Bu da DAP’ın paradoksu. Sahneyi öne doğru kuruyor ve böylesi öne doğru sahnesi olan bir DAP için acayip denebilecek bir sahnesi ve imajı var. 3 boyutlu bir sahneden bahsediyoruz. Yine en başarılı yönlerinden biri genel çözünürlük.  Baslar oldukça iyi, hatta sıra dışı sert, yumruk gibi. Uzaması ve alt-bas bölgesindeki varlığı da çok başarılı. Buraya kadar rakibine yaklaştığı başarımlardan bahsettim ancak mid-baslar o derece düşük ki, bu da cihazı gövdesiz bir hale getiriyor. Burada hatırı sayılır bir gövdesizlikden bahsediyorum. Midler yerli yerinde, öne doğru diğer frekanslara göre daha dengeli. Bir diğer defo üst-ortalar. Rocooların bir handikabı da 6khz çukurunun marka bazında tam çözümlenememesi. Üst orta seslerde bu, kontrolsüzlük ve sibilance olarak kendini belli ediyor. Kadın vokaller ve trompet bu frekans bölgesini doğal olarak zorluyor, özellikle şşşş sesleri saldırgan bir hal alıyor. Erkek vokallerde bu his yerini orta-alt seslerin kontrollü yapısına bırakıyor. 6khz çukurunu tam manasıyla çözememelerinin sonucu sanki üst frekansların toplamı kontrolsüzmüş hissi veriyor ancak DAPla biraz zaman geçirince üst frekansın üst-orta frekanstan daha kontrollü ve detaylı olduğunu fark edeceksiniz. Rocoolardaki bu 6khz kusurunun S:flo2deki tam karşılığı kulaklık çıkışındaki bas problemine eşdeğer bulmam oldu. Benzer problem farklı yerde. Yine öne doğru sahneleme S:flo2 nun midleriyle bir benzerlik taşıyor. Bir farkla, orta banttaki detayların S:flo2 ye göre daha perdeli olması. Clarity (netlik) orta bantta S:flo2 seviyesinde değil. Studio DAP üst frekansları ise hem nitelik hem de nicelik olarak vasat seviyede başarıyor.
Studio diğer rocoolar arasında en yüksek çözünürlüğe sahip, sağlam basları olan, amfi katı ile yüksek empedanslı kulaklıkları sürme potansiyeli taşıyan, harici amfi olarak kullanılabilme özellikleriyle kendi akrabalarının önüne geçiyor.  

Studio’nun taşınabilirliği ve benim ölçümlerime göre 50 saat (sitesi 80 saat diye belirtmiş) kesintisiz flac çalabilmesi ve bazı türlerle iyi gidebilmesi yanında 380usdlik anlamsız yüksek sahip olma maliyeti ve Hi-Fi Player gibi bir iddialar cihazı anlamsızlaştırıyor. Hisound’un amiral gemisi fiyatı karşılığında vaat ettikleriyle, rakipleri karşısındaki pozisyonuyla ve genel marka değeriyle sınıfta kalıyor.   



Rocoo BA
Üç kardeşin ortancası bu model, armatür sürücülü kulaklıklar için tasarlandığını, Studio modeliyle aynı çipset ve UI kullandığını kendi web sitesinde belirtiyor. Studio modelindeki A sınıfı mini amfi hariç, aynı yapı. Peki çıkış gücü dışında ses aynı mı? Yazılanları bir kenara bırakıp üretilen sese odaklandığımda sonuçların tam olarak aynı yönde olduğunu söylemem zor. İşte başlıyoruz.
BA modelinin özellikle armatür sürücülerin hassasiyet noktası olan hiss sorununa karşı üretilmiş olduğu firmanın temel argümanı. Maalesef, ürün rocoolar içindeki en düşük hiss oranına sahip DAP değil. En düşük oranlısı rocoo power. Evet en düşük ikincisi BA modeli. 
Ses ilk dinlemeleri geçince Studio’dan şu şekilde ayrılıyor: Studio gövdesiz ve daha düz (flat) bir DAP. BA ise sahneyi daha öne kuruyor be Studio’ya göre belirgin bir gövdesi mevcut. Çözünürlüğü Studio’dan daha düşük ancak orta-üst frekanslar daha dengeli, az parlak ve can acıtmıyor. Üst uzamaları daha törpülü ama daha gerçekçi. Baslar Studio’daki gibi tane tane değil ve alt-bas uzamaları daha sınırlı. Seste genel bir perdeleme hakim ama daha tutarlı. Orta frekansın nicelik olarak bir parça artması   sahne yüksekliğini arttırmış, yani solistin boyu uzamış. Ancak bu aynı zamanda derinlik ve genişlikte kayıplar oluşturmuş. Yine orta banttaki artış sese sıcaklık ve doğallık katmış. Studio’nun sertlik ve soğukluğunu bir nebze azaltmış. Genel anlamda daha all arounder bir çalar olmuş. Dinamik aralıkta çok bir fark göremedim, yeterince hızlı. Enstrüman ayrımı, transparanlık ve çözünürlük bu fiyat farkından en çok nasibini alan nitelikler olmuş. Batarya ömrünü firma 12 saat gibi açıklarken, ben 7-8 saat gibi ölçtüm. Belki de batarya potansiyeline belirli bir kullanım sonucu ulaşıyordur. Menüler tüm rocoo’dakilerle aynı. Bu modelde Studio’daki amfi çıkışı mevcut değil. Kasa boyu rocoo power modeliyle aynı.
Firmanın ürünü pozisyonlaması ve üretim felsefesindeki tutarsızlıklar yine en çok gözüme çarpan konular. 250 usd yi hak eden ne var diye kendime soruyorum, bulamıyorum. Yine bu modelden Studio modeline bir yükseltmeyi anlamlı bulamadım. Azalmışta olsa sesteki soğuk ve dijital rengi düşünürsek, yine en çok gidebilecek türler rock ve daha sert türleri ile elektronik müzikler diyebilirim. 


Rocoo Power (P)
Geldik en küçük kardeşe. Sanki küçük kardeşler daha az nitelik üretiyormuş gibi… Lütfen alınmayın. Bu genel bir analoji ve bu hobinin üreticilerinin ağzından sıklıkla duyuluyor. Ayrıca iyi haber, en anlamlı ürünün üçü içerinden bu versiyon olduğunu ilan ediyorum. Bir kere tutarlı. Güçlü versiyon diye çıkmış. Studio’dan az güçlü olsa da BA dan daha güçlü. Sitesi “elektronik müzik için yaptık” dese de bence üçü içinden elektronik müziğe en az giden yani en dengeli, doğal ve fiyatına göre en anlamlı ürün olmuş. Kasası BA ile aynı, nerdeyse kibrit kutusu kadar. Diğer ikisi SD kart hadisesinden sınıfta kaldı, buna bir şey olmadı. 
Ses imzası diğer ikisinden farklı. Daha doğal ve dengeli çalıyor. Şurası abartılı vuruyor, şu enstrüman sırıtıyor, trompet beynimi deldi, alt-baslar aklımı oynattı demedim. Ancak ses özelliklede Studio’ya göre dramatik bir çözünürlük ve sahne kaybı yaşatıyor. Enstrüman ayrımı, dinamikler, hız ve pürüzsüzlük de nasibini oldukça almış. Ama iyi haber daha canlı gibi ve sıcak çalıyor. Bence akustik müziklere en çok giden model bu gibi.  Sitesinde bataryasının kaç saat gittiğini bulamadım. Benim ölçümlerim 7 saat civarı verdi. Diğer değerleri puantaj tablosundan görebilirsiniz.


HifiMan HM-602
Orta ve orta-bas bandında oldukça tatmin edici bir gövde söz konusu. 
HM-602 genel sunumu şu şekilde: dengeli bir yapısı var. Sesleri ayırt edebilecek kadar geniş bir sunumu, doğal ve abartısız şekilde sunuyor. Alt ve orta frekanslar en başarılı olduğu kısım. Üstler ise roll-off oluyor. Muhtemelen 6khz çukuru fazla derin ve 10khz den sonra hızlı ve güçlü bir düşüş yaşıyor. Bu sebeple extension ları oldukça zayıf. 1khz civarında bir parlama hissediliyor ve muhtemelen bu önündeki birkaç khz için böyle sürüyor. Bu sebepten orta frekans ve üst-orta frekanslar yüksek seslerde dinlemeyi zorlaştırıyor. Bu çalarla vokal ağırlıklı müzikleri bu sebepten çok fazla keyif alamadım. Sflo yanında bir çok imkansızlıkla gelse de vokal konusundaki başarısını sürekli bana hatırlatacak gibi görünüyor. Zaten orta frekans pek önde olmadığından burası güçlü noktası olmuyor. Ama sahnesi tam da bu sebepten geniş, ferah ve enstrümanlar arası mesafe yeterli. Özellikle trio, quartet tarzı müziklerde kendimden geçtiğimi, o canlılığı ve detayları bütünde yakaladığımı söylemeliyim. . Alt frekansların güçlü, dinamik aralığın geniş olması bence bu playerı bir all arounder yapıyor. Rocktan elektronik müziğe, klasikten halk müziğine kadar geniş bir repertuara eşlik etmesi mümkün. Duyulabilir derecede hiss ürettiği bir gerçek ancak mimarisinde kullanılan nos dac çipinin getirdiği ve sesi analog vari yapmasının yan etkisi olarak gördüğümden pek de takılmadığım bir defo.  Yapılmış en iyi rock ,caz, ya da klasik ses çaları değil ama hepsini tadını bozmadan vermesi rakipleriyle yarışta elini güçlendiriyor. Ayrıca 24 bit 96khz’e kadar olan dosyaları oynatması ve harici DAC kullanımı diğer rakipleriyle bu fiyat aralığında uçurumlara sebep oluyor. Batarya süresi 10 saat civarı gidiyor ve grafik arayüzü en kötünün biraz iyisi.



HM-602 vs. Studio

Harici DAC ve 24bit dosyaları oynatabilmek gibi avantajlarını bir kenara da koysam, söylemeliyim ki taşınabilirlik ve batarya ömrü dışında HM-602 neredeyse her alanda Studio’yu alt etmeyi başardı. Hi-fi çalardan beklenen analog vari doku, gövde ve müzikallik özellikleri Studio’da bulunmuyor. Ayrıca bazı bantlarda Studio gerçekten vasatın altında. Jitter oldukça yüksek ve kendini belli ediyor. Ürettiği hiss miktar olarak HM-602’den fazla olmasa da kulağa gelen toplam sesle birlikte göze batıyor. Ses dijital olarak kontrol ediliyor. Tasarımcı sanki rakiplerin tamamının analog ses potu koyduğunu atlamış gibi. 

Sflo2 vs. Rocoo P
Fiyatları ve teknik donanımı birbirine en yakın ürünler bunlar. Ama vaat ettikleri başka , başka. Ayrıca Sflo2 incelemesi yapmadan doğrudan karşılaştırmaya geçiyorum, keza ilgili başlıkta ürün ziyadesiyle konuşuldu, irdelendi. Sflo2, gerçekten çok az müzik türü için uygun. Belirli bir playlistin dışına çıkma özgürlüğü tanımıyor. Özellikle çalan müziğin belirli bir açısından keyif almayı öğretiyor. Ben uzun zaman bu çaları kulaklık çıkışından kullandığım için , bu tarz kullanımda cihazın karakteri daha dramatik bir şekilde hissediliyor. Hat çıkışına iyi bir amfi bağladığınıza daha geniş türlere imkan verdiği de bir gerçek. Şahsen her iki türlüsünde de ben ziyadesiyle keyif aldım. Sanki playlistim için yaratılmış bir çalardı. Ancak yine dinlediklerimden klasik ya da enstrümandan teşkil müzikleri o derece iyi verememek gibi bir huyu vardır. 
Rocco ise daha geniş bir yelpazeye cevap verebiliyor. Sflo’nun midleri Hm-602 den iyiyken, rocoo p ise Studio’dan daha sıcak ve doğal. İkisi arasındaki kritik farklılıkları puanlama tablosunda görebilirsiniz. Bence Hisound’un en mantıklı ses çalarının P olduğunu düşünüyorum. Fiyatı abartı değil, vaat ettiklerini başarıyor. 

Sonuç
5 Dapı aynı tencereye atmak okuyucu/müşteri için zor olabileceği gerçeğini aklımda tutarak kısaca ve kendimce bir sonuç çıkartmak, özetleme isteği hasıl oluyor.
Öncelikle 400usd'yi cepten çıkaracak ve parlak üstler olmazsa olmaz demeyecekler için hiç zorlanmadan HM-602'yi öneriyorum. Ayrıca diğer DAPlarda olmayan harici DAC ve 24bit destek gibi artıları var.
Ben vokal müzik severim, playlistim bu çerçevede, mid bantındaki ayrıntılar benim için çok önemlidir, yanınada iyi bir amfi katar, taşıma konusunu da dert etmem diyorsanız HM-602'yi de boşverin. Sizin DAPınız S:flo2.
Elektronik, pop dinlerim, sert ve kafa oynatan baslara meraklıyım, sahne genişliği de aklımı başımdan alsın (elektronikte sahne ne işe yarar anlamıyorum ama...) derseniz paranıza göre Studio veya BA..
Rocoo P'yi ise her türde kendi çapında başarılı buldum ancak S:Flo2 ile rekabeti onu çok sıkıntıya sokuyor. Belki taşınabilirlik ve S:flo2 gibi bas kusuru olmaması onu bazı alıcıların gözünde anlamlı kılabilir.
Taşınabilirlik + uzun batarya ömrü derseniz kesinlikle 70+saat batarya ömrüyle Studio'yu öneriyorum.

Kulaklık Seçimi
Studio: Kesinlikle dinamik sürücülü bir kulaklık öneriyorum. Yağız'ın eski FX700'ü ile en iyi sonucu aldım. Orta-alt bölgesindeki gövdesizliği örten, orta-üstlerdeki aşırı parlaklığı törpüleyen iyi bir dinamik bence en iyi eşleşmeyi vaat ediyor.
BA: Sevdiğiniz ses rengine göre dinamik ya da armatür seçimi yapabilirsiniz. Firmanın iddiası bu cihazı armatürler için ürettiği yönünde. Bu da akılda olmalı.
P: Diğer modellere göre oldukça perdeli bir sunumu olduğundan ben dinamik sürücülü bir kulaklığı öneremiyorum. Hakkı armatür sürücülü kulaklıklar.
HM-602: Bu DAP ta FX700, CK10, SM3 ve PFE gri/siyah filetreler kullandım. Bencim fikrim CK10 en iyi, siyah filtreli PFE ise ikinci en iyi eşleşme oldu. SM3 ve FX700 ise nerdeyse berbat derecede eşleşti. Sebep bu iki kulaklığın da nicelik olarak yoğun olduğu bölgeyle, DAPın yoğun olduğu bölgelerin sıra dışı bir kambur oluşturması. Bu her müzik türü için geçerli, ayrımda bulunmuyorum.
S:flo2: En iyi eşleşmeyi PFE gri filtre ile aldım. Aşağıda grafikte görebileceğiniz üzere gri filtre S:flo2'nin görece az olan üst frekanslarını orta frekansın başarımı seviyesine getirmese de miktarı seviyesine getirip, iyi bir uyum sağlıyor. CK10 ise üstün kalitesini belli etmesi yanında frekans örtüşmelerinde gri filtreli PFE nin gerisinde kalıyor. Ancak ben her iki kulaklığa da sahip olup farklı tatlar peşinde koşmanın cüzdanınız dışında zararını görmüyorum.

 

 

  İnceleme Sahibi: cique
  İnceleme URL'si: http://www.techno-fi.net/forum/index.php?topic=4497.0

               

En Son forum aktiviteleri

Fotograf Galerisi