Hata
  • Besleme bilgisi yüklenirken hata oluştu

Hiface>Hegel HD20>Zana Deux SE>Sennheiser HD800 İncelemesi

Selamlar, hazır boş zaman bulmuşken bir süredir keyifle dinlediğim sistemim hakkında bir inceleme yapmak istedim. Bildiğiniz gibi bu sisteme ulaşana kadar çok zaman ve para harcadım. Bir şeyleri satın almakla kalmadım; beğenmeyip satarken defalarca zarar ettim. Kısaca mevcut sistemime uzun bir deneme-yanılma sürecinden sonra ulaşabildim. Sistemi geliştirmeyi tam anlamıyla noktaladığım söylenemez. Birkaç izolatör takviyesi, elektrik kablolarının yükseltilmesi ve elektrik dağıtım ünitesinin güncellenmesi ile çok büyük oranda işim bitmiş olacak. Artık lambalarla oynar dururum o saatten sonra.


Hi-face two bnc arabirim:
Ben biraz pahalıya satın aldım hi-face’i. Aldığım zaman Türkiye’de sadece hi-face one vardı. O nedenle kargo masrafını da göze alarak yurt dışından satın almış oldum. Kısaca bahsedecek olursam, musiland’tan sonra en bariz fark özellikle ses çözünürlüğündeki değişim oldu. Mikro tepkiler daha canlı bir hal aldı. Kısaca o fiyata alınabilecek en iyi arabirimlerden birisi. Bir kez aldıktan sonra arkaya bakmaya gerek yok. O nedenle sisteme para harcayacak arkadaşlar özellikle kendi fiyat aralığında çok fazla bakınmasınlar derim.

Hegel Hd20 Dac:
Hegel Hd20 çok bilinen bir dac değil. Kendisini Altuğ abinin telkinleri ve açıkçası biraz da farklı bulduğum için satın aldım. Hemen başta söyleyeyim aldığıma çok memnunum. Karşılaştırabileceğim daclar: Benchmark Dac1 ve Matrix mini-i dac’tan ibaret. Demek istediğim rakibi olacak ses karakterinde mesela bir Stello ya da Ps Audio dinlemedim (aynı fiyat kategorisinde değiller gerçi).

Kulağı “hassas” sistemlere aşina olan birisinin ilk fark edeceği şey, sıcak ses karakteri olacaktır. Özellikle Dac1’den sonra son derece organik ve sıcak bir ses var karşınızda.
Doğal bir dac değil. Sese kendi karakterini yansıtıyor. Sıcak, renkli ve organik bir ses veriyor denilebilir. Mid baslar belki biraz fazla renkli. Sahnesi çok derin. Gerçek anlamda derin. Orta-üst midler biraz geriden geliyor. Bu da sahne-yankı etkisini tetikliyor. Tınılar oldukça belirgin ve gerçekçi. Enstrümanların uzantıları net ve derin bir şekilde duyulabiliyor. Üst midler çok atak değil ancak odaklanması kolay ve yüksek çözünürlükte.

Genel olarak dinlemesi hiç yorucu değil; dac1 ile senfonik eserleri dinlerken üst midler, özellikle yaylı gruplarından duyulan, son derece tırmalayıcı olabiliyordu. Hegel bu soruna en kökten çözüm bence. Hız konusunda kağıt üzerinde dac1 daha iyi. Ama ben “yahu şu pasajda ağır kaldı” hiç demedim. Muhtemelen dac1 ile A/B testi yaparken üst midlerin daha agresif olması nedeniyle daha Hegel’e göre daha enerjik bir karakteri olacaktır. Ama özellikle “Doğal karakterli kulaklık sistemlerinde bunu gerçekten ister misiniz?” Diye sormak lazım.

Dac1’in gerçekten daha başarılıdır denebilecek bir yönü enstrüman ayrımını daha köşeli yapması. Daha lineer ve agresif karakteri nedeniyle, bu farkı daha belirgin yapıyor. Hegel tam olarak böyle değil; alt midler orta midlere daha çok “dokunuyor”. Hızlı pasajlarda kulağı rahatsız etmeyecek bir dağılma bazen duyulabiliyor. Ama bu alt midlerin etkisi ile sahne derinliğine karıştığı için sanki bilerek yapılmış diyorum. Yani iyi akustiği olan bir salonda orta sırada müzik dinlerken iniş çıkışlar nasıl yankıyla birlikte biraz karışık duyulacaksa (köşeli değil), Hegel de bunu yapıyor. Son derece keyifli bir deneyim. Dac1 ne kadar doğruysa Hegel’de okadar romantik. Kısaca yormayan biraz analog ve sıcak bir ses deneyimi için alınabilecek doğru daclardan birisi.

 


Zana Dex Se “Balanced Versiyon”:
Kendisini çok ani bir şekilde satın aldım. Head-fi’de bir ilan dolayısıyla tam anlamıyla deliye döndüm ve gözü karartıp talip oldum. Forumu takip eden arkadaşlar bilirler, çok zorlu yollardan geldi. Cefası çok oldu yani.

Ses karakterini kısaca doğal olarak tanımlamalıyım. Darkvoice’e göre biraz daha sıcak bir ses bekliyordum ama olmadı
J. Belkide de daha doğal. Ama küçük bir farkla: Ses çözünürlüğü birkaç gömlek daha üstün. Bu son derece belirgin bir şekilde hissediliyor. O kadar gerçekçi bir deneyim ki, keman sololar “bu kadar da olmaz arkadaş” dedirtecek kadar gerçekçi. Tabi bir parantez açmak lazım, Hegel Hd20’nin de katkısı var bunda. Sıcak bir dac ve doğal bir amfi birbirini çok güzel tamamladılar. İkisinin de potansiyeli yüksek sonuçta ve birbirini kısıtlamıyorlar.

Biraz agresif bir amfi bile denilebilir. Ama ses çözünürlüğü inanılmaz. Darkvoice’in üst midleri de agresifti ama bir miktar karışma hissediyordum. Ama Zana ile ne kadar odaklanırsanız odaklanın üst midlerde en ufak bir karışma yok. Eleştirebileceğim bir nokta olduğunu düşünmüyorum. Belki lambanın fazla sıcak halini isteyenler biraz duraksayabilirler o kadar. Bazı yorumlar sıcak ve analog olduğu yönündeydi. Bu benim kıstaslarıma çok uymuyor. Ama tek kelimeyle gerçekçi diyebilirim.
Balanced kabloya geçince sahne daha da derinleşti. 3 Boyut etkisi inanılmaz. Derinleşmenin yanında enstrümanlar arasındaki boşlukta dikkat çekici. Zana biraz pahalıya geldi bana kabul ediyorum. Ama uzun süredir ilk defa bir şeyleri eleştirmeden müzik dinleyebiliyorum sayesinde.

Darkvoice için hala fiyatına göre çok iyi demeliyim. Ama çözünürlük konusunda çok bariz farklar var arasında. İki kat perde kalkmış gibi diyebilirim. Gerçi 1000 tl ye alan biri 5000 tl lik amfiyle karşılaştırıp hayal kırıklığına uğramasın bir zahmet. Bende Darkvoice’i yorucu yapan sanırım enstrümanlar arası karışmalar denilebilir. Zana’ya geçince Darkvoice ile beni neyin rahatsız ettiğini daha iyi teşhis edebildim.

 


Sennheiser Hd800:
Hd800 için çok şey söylendi. O nedenle çok fazla derine inmeye gerek yok. Kısaca özetleyecek olursam: Müzikle arasında perde olmayan, inanılmaz hassas ve sahne yerleşimi konusunda çok iyi bir kulaklık. Genel olarak satın almak isteyen arkadaşlar dikkat etmeli. Hd800 ile müzik dinlemek demek her anlamda sistem memnuniyetsizliği demek. Her türlü kusur rahatsız edebilir. Bu nedenle üzerine bir şeyler koymayacaksanız biraz daha kusurları örten kulaklıklara yönelmek en akıllıcası. Bunun dışında müthiş bir kulaklık elbette. Üç boyut etkisi, ses çözünürlüğü, gerçekçilik her şey olması gerektiği gibi. Eleştirilecek bir şey varsa belki sanki üst mid-tiz frekans tepkisi biraz daha lineer olabilirmiş denilebilir. Demek istediğim derin üst midlerin yanında biraz daha yakın tizler biraz yorucu ve farklı geliyor.

Bunun dışında sahne derinliği orta-üst midlerde okadar iyi ki, mesela mahler dinlerken yaylıları duyamadığınız için sesi açarsanız yandınız; 3 dakika sonra bir trambon sesi ile zıplayabilirsiniz. Bunun bir kötü yanı kayıt tekniği-yapısına bağlı her seferinde doğru ses seviyesini bulmak için deneme yapmak gerekebiliyor. Sesi çok açtığınızı bazen anlamıyorsunuz bile. Ses seviyesi biraz çok açıksa ses az gelmesine rağmen üst midler yorucu oluyor. Böyle ilginç bir deneyim işte.

Kullandığım aksesuarlar:

Abanoz ağacı altlıklar; Özellike dac’ın altına koyduktan sonra sıcaklık bir ton arttı. Biraz tatlı bir homurtu var alt baslarda. Ama genel olarak daha analog bir ses duyuluyor. Ben sevdim. Diğer bir çift Zana’nın güç kaynağına bağlı. Bu ayakları derby ile yapıştırdığım için söküp farkı dinlemeye üşeniyorum. O nedenle güç kaynağına koyunca nasıl bir fark yarattı bilemeyeceğim. Herkes güç kaynağının altına koyuyorsa bir bildikleri vardır herhalde üstadım.

Dhlabs D75 dijital kablo; Üst midler biraz daha ferah sanki bu kabloyla. Ama önceki kablom da çok iyiydi. Açıkçası öyle detaylı bir karşılaştırmaya gerek duymadım. O kadar da hassas kulaklarım yok zaten.

PW9000S-Carbon Silver Güç kablosu; Ab systems’ten satın aldım. Yine ab systems’ten aldığım görece ucuz kabloya göre sahneye olan katkısı inanılmaz. Ayrıca arka planı daha sessiz. Fiyatına göre tavsiye etmemek olmaz
.
Taurus Hight Pure OCC Copper RCA kablo;[/i] Gene ab systems üretimi. Üst midleri ve tizleri dinginlemek için birebir. Arka planı sessiz ve sesi olabildiğince kayıpsız duyuruyor. Bir başka “tavsiye edilir” ekipman daha.

Kısaca:
Sahip olduğum her parçadan memnun olduğuma emin olduktan sonra sistem incelmesine geçmeye karar verdim. Birçok kullanıcı için pahalı ve gereksiz bir son benimki denilebilir. Hatta bu işlerle çok aşina değilseniz ballandıra ballandıra yazdığım hiçbir fark belirgin bile gelmeyebilir. Şu anda eksik gördüğüm en önemli parça amfi ile kullandığım vasat güç kablosu. Ayrıca ses ekipmanlarının yanı sıra laptop, monitör hatta telefon şarj cihazını bile aynı çoklayıcı ile kullanıyorum. Ses sisteminin elektrik kaynağını ayırmak ve kaliteli bir enerji dağıtıcı almak ikinci planım. Ayrıca güç kablosu titreşim engelleyicisi ve harmonik titreşim önleyici ile falan sistemi zenginleştireceğim.
Görüşmek üzere..

               

En Son forum aktiviteleri

Fotograf Galerisi