Hata
  • Besleme bilgisi yüklenirken hata oluştu

Grado RS1 İncelemesi

Grado rs1 i headphone.com şöyle tanımlıyor; “amongst the best headphones for listening without a headphone amp.”. Gerçekten etkileyici bir sıfat rs1 için.  Gerçi başka birçok nedeni var ama sürülmesi,bunun ötesinde bildiğim bir “ses genine” sahip olması rs1 e yöneltti beni.

Kulaklığı elmasepeti.com dan 12 taksitle satın aldım. Fiyat olarak değerlendirilirse,yurtdışından 700 dolar+kargo bedeline almak yerine 12 taksitle Türkiye’den satın almak taktir edersiniz ki yeterinde cazip geldi.


GENEL İZLENİMLER,MALZEME VE İŞÇİLİK KALİTESİ
Kutusu bildiğimiz sr serilerinin kutusundan biraz farklı. Göreceli olarak daha sağlam duruyor ama yine de üst sınıf bir kulaklığa yakışmıyor. Kulaklıkla birlikte uzatma kablosu ve 3.5 mm girişler için çevirici parça da eklenmiş kutuya. Açıkçası 1200 lira verdikten sonra mesela bir taşıma çantası ya da ne bileyim insanın kendisini mutlu etmesini sağlayacak ufak birkaç ayrıntı bekliyor insan. Ama John Grado sanıyorum gösteriyi kutuyu açma zamanına değil kulaklığı kulağa takma anına saklamış olmalı.

Malzeme kalitesi hakkında söylenecek birkaç olumsuz nokta var. Bir yanda ahşabın ve dana derisinin verdiği “lüks” hissi diğer yanda sürücüleri kafa bandına birleştiren plastik tutaçların yarattığı hayal kırıklığı insanı şaşırtıyor. Metal ya da ahşap olmasını bırakınız ben daha kaliteli plastik kullanmalarına bile razıydım. Yine bandı gevşetme mekanizması biraz komik kalmış; uzaylı antenlerini iş başında görmeyi garipsedim. Böyle ince konularda bir grado hayranın sennheiser markasının “alman ekolüne” gıpta etmemesinin imkanı yok. Gradonun malzeme kalitesinin bütünlüğü konusunda avrupalı rakiplerine öykünme zamanı çoktan geldi bana kalırsa.

İşçilik kalitesini de tek kelimeyle beğenmedim. Bunun nedenini bozulmaya yatkın ya da elde kalacak bir izlenim yaratan bir kulaklık gibi görmemde aramayın. Tam tersine sağlam bir duruşu var. Ama mesala sürücülerden akmış gibi duran yapıştırıcı izleri ya da muhtelif yerlerine kazınan –çizilen- üretim numarası, el işçiliğinin bir sonucu olmakla birlikte üretimin biraz özentisiz olduğunun da kanıtı.

Rahatlık konusunda özel bir yanı yok. İlk denediğimde fazlasıyla üzmüştü beni ama zaman geçtikçe biraz daha gevşedi ve sr serileri kadar “rahat” bir kulaklık olarak nitelendirilmeyi haketti. Kısaca bildiğiniz 1.5 saat barajı bu model için de geçerli. Bu süre sonunda baskı hissi fazlasıyla hissediliyor.



SES KALİTESİ
Hemen şunu ekleyeyim kesinlikle bu kulaklık için burn-in gerekli. Ben 150 saat kadar yaptım ama değişim 100 saatten sonra oldukça azaldı. Kısaca alacak olan dinleyicilere önerim ilk iş olarak 100 saat kadar burn-in yapmaları. İlk dinleme zamanına göre ses dikkate değecek kadar oturdu ve çözünürlüğü arttı.
 Kimi rs1 kullanıcıları burn-in e inanmadıklarını söylediler ama bu savı savunanların hepsi kulaklığı ikinci el aldıkları için farkı değerlendirme şansları olmadı sanıyorum.

Ses kalitesi konusunda irdelenecek çok fazla nokta var. Başta şunu söylemeliyim Grado rs1 özel bir kulaklık. Şu ana kadar denediğim,kullandığım kulaklıklardan oldukça öte bir deneyim.     İşin aslı sesi belirli bir süre sonra oturmaya başladığı için ilk başta hayal kırıklığı olmasa bile verdiğim fiyat karşılığında beklentilerimi tam karşılamadığını düşünmüştüm. Kusursuz sesin peşinde koşan arkadaşların şunu iyi bilmesi lazım; belirli bir seviyeden sonra daha küçük farklar için daha büyük paralar dökmek gerekiyor. Bu noktada beklentilerinizi iyi irdelemeli, “gerçekten bukadar parayı döktükten sonra karşılığında alacaklarım beni mutlu edecek mi?”sorusunu sormalıyız.

İnceleme yaparken taktir edersiniz ki referans noktam grado sr125. Rakibi olan modelleri,örneğin sennheiser hd 650,denemeyi çok isterdim;böylece daha kesin sonuçları kağıda dökebilirdim ama malesef elimdekilerin en iyisi sr125 ve phonak pfe. Bu yüzden değerlendirmelerimi bu çerçeve içinde düşünmenizi rica edeceğim.

Grado rs1 de ilk dikkatimi çeken nokta sesin sıcaklığı. Sr125 e göre bu farkedilir derecede belli ediyor kendisini. İki kulaklığı arka arkaya dinlediğinizde sr125 in daha “yavan” bir sesi olduğunu farkediyorsunuz.

İkinci belirgin ayırım neredeyse bütün frekans aralıklarında farkedilen genel bir iyileşme.

**Düşük frekans aralığı başarımı:
Baslar şüpheye yer bırakmayacak şekilde daha derin rs1 de. Kesinlikle memnun edici. Sesin sıcaklığı ile birleşince gerçekten hacimli,derin bir performans duyumsuyorsunuz. Burn-in sürecinde en çok iyileşme görülen alan düşük frekans aralığı oldu zaten. En küçük ayrıntı bile benzerini görmediğim bir biçimde “kulaklarımı okşuyor.” Elbette bu alanda belkide daha iyi modeller vardır ama rs1 in basları kesinlikle özel .. Sesin bir süre zarfında daha da oturacağına inanıyorum ama şu haliyle bile beni çok mutlu ediyor.

**Orta frekans aralığı başarımı:
Bu alanda Rs1 in artılarını düşük frekanslardaki başarısının bir uzantısı olarak düşünebiliriz. Özellikle düşük-orta frans aralığı oldukça dinamik ve derin duyuluyor. Sıcaklık etkisi burada kensini daha da belli ediyor. Daha gerçekçi vokal sesler,enstürmanların belirgin ve güçlü duyumsanması sr125 e göre artıları olarak sayılabilir. Şu anda bu yazıyı yazarken Bobby McFerrin’in “Beyond Words” adlı albümünü dinliyorum. Sesin uzuvları,ufak ayrıntılar –mesela nefes sesi- ,bunların herbiri birbirine dolanmadan aynı sıcaklık ve derinlikle duyumsanıyor. Yine benim için alışık olmadığım bir ses rs1 in midleri..

**Yüksek frekans aralığı başarımı:
Sr125 ile birbirlerine en çok benzedikleri alan tizler. Genel anlamda rs1 in daha başarılı olduğunu söyleyebilirim. Ama sadece yüksek frekans başarımı için sr125 in 4 katı pahalı bir kulaklık almak yanlış olur. Bunu ötesinde sr125 in tizleri daha dağınık duyumsanıyor. Tıpkı parlak bir nesnenin gözü alması gibi. Rs1 ile müzik dinlemeyi bu parlak nesneye güneş gözlüğü ile bakmaya benzetebiliriz  Hedefi daha belirgin ve dağılmadan getiriyor kulaklara. Ama dediğim gibi fark gece ve gündüz kadar değil.




**Ses çözünürlüğü:
Ses çözünürlüğünün kesin bir tarifi varmıdır bilmiyorum. Sesi mümkün olduğunca gerçeğe yakın vermek bana kalırsa en kestirme tanımıdır. Enstrüman ayrımı ve sahne genişliği ile de ilintili sayılabilir elbet ama bu durumda frekans tepkisinden tutunda sahne derinliğine,sahne genişliğine ya da sesin karakterine kadar birçok etmen girecektir işin içine. Ama “perdeleme hissinin” nekadar olduğu doğrudan bir fikir vermeye yardım edebilir. Bu konuda iki kulaklıkta başarılı. Ama tahmin edersiniz ki aralarında farklar var. Bu farkları ilk dinleyişimde duyumsamam biraz zor oldu. Ama bir süre rs1 i kullandıktan sonra sr125 i deneyince daha belirgin ayrımlar farkettim. Rs1 in hemen ardından sr125 i kulağınıza taktığınızda sesin daha az gerçekçi duyulduğunu anlıyorsunuz. Bunu belirli bir frekans aralığı için betimlemek çok zor ama topyekün bir değişim oluyor. 1600x1200 piksel çözünürlüğünde bir filmi izlerken 1280x1024 piksel çözünürlüğe geçmek gibi bir his. İki çözünürlükte film izlemek için yeterli zevki verecektir ama  arada bir fark olduğunu anlamak zor değil. Ama konu ses olunca daha ince ayrımlar var unutmamak lazım.

Sahne Genişliği ve Derinliği

*Sahne genişliği konusunda hiçbir sıkıntısı yok rs1 in. Basıklık hissi duyumsanmıyor. Enstrüman ayrımının yüksek olması,sesin derin ve hacimli duyulması canlılık hissini yeterince üst seviye veriyor. Bu alanda genel artılarının bir sonucu olarak sr125 ten oldukça önce çıkıyor. Sr125 te dinledikçe görece basıklık hissinin varlığı dikkatimi çekti.

*Sahne derinliği ise grado rs1 in en zayıf karnı denebilir. Başka hiçbir alanda olmadığı kadar sr125 ile akrabalığını belli ediyor. Müziği enstrümanlarla iç içe dinliyorsunuz gibi bir his. Avantajları ve dezavantajlatı var. Bu özelliğinin artısı,az enstrümanlı müzikleri,vokalleri,solo çalışmaları olabilidiğine gerçekçi ve “yaşayan” bir şekilde sunması. Birinin karşınızda müzik söylerken burnunuzun dibinde olduğunu hayal edin. Özellikle güçlü sesleri dinlerken aldığınız zevk katlanıyor. Lila Downs,Joan Baez,Kingston Trio, Inti Illimani, Norah Jones, Aziza Mustafa Zadeh gibi dünyanın özgün seslerinden tutun Fikret Kızılok,Ruhi Su,Erkan Oğur gibi  sanatçılara kadar geniş bir yelpazeyi kusursuz tatla dinletiyor rs1.

Klasik müzikte gradonun genel karakterini de göz önüne alırsanız biraz yorucu olmaya başlıyor Rs1. Geniş sahneli enstrümantal müzikleri dinlerken genel bir yerleşim sorunun olduğunu anlayabiliyorsunuz. Sorun sizin durduğunuz yerle ilgili değil,enstrümanların yerleşimini doğru duyuramamsından ileri geliyor. Örneğin Mahler’in müziğinde kemanların sesi daha “ince” duyuluyor.Daha iyi açıklamam gerekirse daha uzaktaki enstrüman uzaklık hissiyle değil,daha az baskın olmasıyla anlaşılıyor. Yani hepsi aynı sıraya dizilmişte birinin sesi diğerinden daha az çıkıyormuş gibi. Peki bu nekadar önemli bir sorun? Ya da müziğin kalitesini nekadar etkiliyor? Bana kalırsa çok değil. Müziğe kattıklarını göz önüne alırsam görmezden bile gelebilirim ama böyle bir eksiğinin olduğunu söylemem gerekir.


Klasik müzik için doğru tercih mi?

Bilmiyorum. Nedeni henüz daha iyi bir kulaklık ile müzik dinlememiş olmam. Rs1 in müziğe kattığı ve müzikten aldığı bazı noktalar var.  Mesela Mozart’ın oda beşlisi için yazdığı kv516 numaralı eserini akg k702 ya da bir başka modelin daha iyi yansıtacağına inanmıyorum. Çünkü ihtiyacınız olan sahne derinliğinden öte bir şey . O sıcaklığı,müziğin duruluğunu ancak yanıbaşındayken hissedebilirsiniz. Yine Bach’ın çello süitlerini, Brandenburg konçertolarını dinlerken de aynı şeyler geçerli.

İş geniş bir orkestraya gelince biraz değişiyor. Beethoven’ın 9. senfonisini ya da Çaykovski’nin “italyan capricco” sunu dinlerken sahne derinliğine,enstrümanların yerli yerince duyulmasına ihtiyaç duyuyorsunuz. Örneğin sesi çok açtığınızda daha baskın olan sesler fazla gürültülü duyuluyor. Keman sesleri gereğinden fazla inceliyor. (burada rs1 in düşük ses seviyelerinde müzik dinlerken daha başarılı olduğunu hatırlatmakta fayda var)

Gerçi her orkestral eser için bukadar karamsar değilim;Schubert’in 9. senfonisi,Çaykovski’nin 6. senfonisi ya da Rachmaninoff’un “isle of the dead” adlı eseri..Bu üç eserin ortak noktası içsel müzikler olması,duyguların sözler yerine notalarla kulağınıza fısıldanması. Bu üç eseri rs1 ile test amaçlı dinledim ve oldukça başarılı buldum.
Konu biraz dağıldı gibi ama anlatmaya çalıştığım,rs1 kimi noktalarda klasik müzik eserleri için başarılı,kimi noktalarda değil. Duyguları,sıcaklığı vermek konusunda,enstrüman ayrmı ve ses çözünürlüğü noktalarında çok iyi. Ama sahne derinliğiniğini tam yansıtamıyor. Yansıtsa bile saydığım nedenlerden ötürü kimi eksikleri sivriliyor. Bu yüzden k702 ve dt880 gibi kulaklıklara göre hangi konumda olduğunun iyi değerlendirilmesi gerekiyor bana kalırsa.

Ama gerçek olan bir şey var ;ses karakteri konusunda “dengeli” olarak kesin kelimelerle ifade edilemeyecek olsa bile buna yakın bir yerlerde rs1. Sr325 te olduğu gibi “yorucu” değil;
sr125 ten oldukça derli toplu olduğu düşünülürse denge konusunda , sr325 için böyle bir çıkarım yapmak zor olmamalı.


Akg ye yönelmediğim için pişman değilim. Rs1  saydığım konularda daha üstün bir kulaklık bunu biliyorum. Hd 650 nin bile önünde olabilir. Hd800 den daha başarılı bulunan bir testi forumda paylaşmıştık sanıyorum. Ama içimde kalan tek şey saydığım rakiplerinin getirilerini ve götürülerini canlı bir şekilde inceleyememek…

**Bana kalırsa asıl sorun grado sesini sevip sevmemekle ilgili. Mesela Etymotic er4p-s sahne derinliği konusunda başarısız sayılabilir ama klasik müzik için çok önerilen bir model. Kimi kulaklar tiz sesleri diğer frekans aralıklarına göre daha az “atak” duymayı tercih ediyor. Bu daha dingin ve yorucu olmayan bir ses demek. Özellikle uzun saatler müzik dinlemek örneğin Hd650 de rs1 e göre daha kolay olmalı.

Daha çok kişisel zevklerin önde olduğunun sr125 ile ilgili yorumlarda kanıtlayabilirim. Head-fi de kimi kullanıcılar bu modeli “dinlenemez” olarak nitelendirebiliyor. Ama aynı kulaklık,cnet.com da editörün seçimi. Yine ben rs1 den önce müzikten aldığım en güzel hazları sr125 ile aldım. Örnekleri çoğaltmak mümkün. Diyeceğim rs1 i incelerken sahne derinliği konusunu dert etmekten çok grado sesini sevip sevmeyeceğinizi düşünmeniz daha doğru.




Phonak pfe bu ikilinin neresinde?

Kulakiçi bir model olmasına rağmen pfe ye saygım daha da arttı. Eksileri var elbette;mesela gerek sr125 te gerekse rs1 de sesin daha hacimli algılanması gibi bir durum var. Pfe nin karakteri ise daha uzantısız sesler duyuruyor. Bu da gradolara göre daha tize yakın bir karakteri var demek. Elbette görüşler değişkendir ama ben pfe yi pop,techno,club türü yapay basları olan müzikler için önermiyorum. Ayrıntı konusunda kanaatim sr125 in önünde bir kulaklık,ses çözünürlüğü de öyle.

Rs1 e göre en çok göze batan eksisi basları. Flat ses karakterli olmasının etkeni de büyük bu konuda. Hatta rs1 dinledikten sonra pfe nin basları oldukça sönük hissediliyor. Bunun nedeni basları güçlü bir model dinledikten sonra daha az baskın düşük frekans başarımı olan bir kulaklıkla müzik dinlediğiniz zaman ilk kulaklığın sizde bıraktığı etki. Ama kesinlikle gönüllerin birincisi pfe. Şaka bir yana ilk defa bir kulaklığın benim için yeterli olduğunu düşünmeye başladım. Kulakiçi başka bir model almayacağım.

Pfenin geri olduğu bir başka alanda sesin sıcaklığı. Bu kusur da sayılmaz belki ama hisettiğim rs1 e göre daha”metalimsi” bir sesi var. Bu armatür sürücülerin bir eksisi denebilir. Midleri ise hala diri ve etkileyici benim gözümde.

Enstrüman ayrımı konusunda özellikle düşük/düşük-orta frekans aralığında bir miktar geriye düşüyor rs1 ile kıyaslanırsa. Genel anlamda incelenirse hiçte yadırganacak farklar yok.

Özetle benim fikrim değişmedi;phonak pfe 150 dolar için alınacak çok az iemden biri. Tek dikkat etmeniz ses karakteri ve yapay baslar için çok iyi bir seçim olmadığı.



Sonuç:

Grado rs1 müziğe kattıkları ile kesinlikle şu ana kadar yaşadığım en ilginç deneyimleri sundu bana. Duyumsadığım sıcaklığı,basları,derin ve hacimli sesi gerçekten sr125 ve pfe nin çok önünde. Yalnız şunu unutmamak lazım aradaki farkları anlamak,en azından hazmetmek bir süre dinlemeyi gerektiriyor. Eğer ilk duyduğum ses üzerine birşeyler yazmak isteseydim,bu şu anda bitirmek üzere olduğum rs1 incelemesi değil,kulakığı aldığım yere yazdığım rs1 i geri vermek istediğimi anlatan şikayet yazısı olurdu.

Eminim rs1 ile daha çok şey keşfedeceğim. Aklımda little dot mk iii veya mk iv lambalı amfilerinden birisini satın almak var. Böylece potansiyelini mümkün olduğunca çok kullanabileceğim rs1 in. Tabi unutmamak lazım,doğrudan bilgisayarınıza takıp gayet yeterli ses seviyelerinde  müzik  dinleyebilirsiniz. Ama daha rafine bir ses kaynağının sunduklarını size taşıyacak potansiyele sahip olduğu için,böyle bir seçenek ile çok daha öte bir deneyim yaşatacaktır.

Dinleninen müziğin kalitesinin nekadar önemli olduğunu açmama gerek yok sanıyorum. 256 kbps ve üzeri,iyi codecler ile sıkıştırılmış sayısal ses dosyalarını kullanmak çok önemli. Yoksa müzik “dinlenemez” bir hale geliyor. Özellikle enstrümental müziklerde daha da önemli bu.

“ 1200 tl yi hakediyor mu?” sorusuna iki cevabım var; evet ve hayır. Eğer verim/fiyat oranını göz önüne alırsanız kesinlikle alınamayacak kadar pahalı duruyor. Eğer isteklerinizi,getirilerini düşünecek olursanız , müzik tutkusu olan birinin sahip olmak isteyeceği bir kulaklık. Karşılığında 1200 lira vermek daha elle tutulur görünebilir bu açıdan. Lafı çok uzattım ama son cümlem; rs1 bu güne kadar kensi hakkında yapılan tüm övgüleri hakediyor. Rock,klasik rock,enstrümantal müzik,jaz,türkü,oda orkestralarının icraları,metal müzik gibi türlerde kesinlikle piyasadaki birkaç amiral gemiden birisi. Ses konusunda en iyisini arayan dinleyiciler muhakkak bir göz atmalı rs1 e.



Not:Grado rs1 kesinlikle kaynak seçen bir model. Doğrudan dizüstü bilgisayarıma bağladığımda sr125 ile arasındaki tek fark daha derin basları olarak algılanıyor. Ama sansa fuze+line out ve little dot mki+ üçlüsü ile dinlemeye başlayınca genel enstrüman ayrımı belirginleşmekle birlikte ses çözünürlüğü arası farklılıklar daha kolay duyumsanıyor. İşin aslı grado rs1 tam performansını kendisiyle kullanılmak için üretilmiş grado ra1 amfi ile ya da orta-üst seviye lambalı amfi modelleri ile veriyor. Bu haliyle tam verim alamadığımı unutmayınız….







Ses karakterleri:  Bas………………………….Mid………………………….Tiz
Grado Rs1             :………………………………..x……………………………..

Grado Sr125          :………………………………….x…………………………..
                                                     
Phonak Pfe            :………………………………….…x……………………….










                                               PUANLAMA

                                     
                                       ****** Bas performansı******         
     **Grado rs1 : 9/10       ** Grado sr125 : 7.5/10              **Phonak pfe : 6.5/10

                                        ******Mid performansı*****
    **Grado rs1: 9.5/10     **Grado sr125 : 7/10                        **Phonak pfe : 7.3/10
                                       
                                        ******Tiz performansı******
   **Grado rs1:8.5/10      **Grado sr125: 7.5/10                      **Phonak pfe : 7.5/10

                                       ******Ses çözünürlüğü******
   **Grado rs1 : 10/10     **Grado sr125 :7.8/10                      **Phonak pfe : 8.0/10
                                 
                                      *******Enstrüman ayrımı*******
  ** Grado rs1 : 9.5/10   **Grado sr125 : 7.5/10                     **Phonak pfe : 8.0/10         
 
                                       ******Sahne derinliği*******
    **Grado rs1 : 6.8/10     **Grado sr125 : 6.5/10                    Phonak pfe : ?? (amacı dışı)                               

                    **** Memnuniyet hissi (fayda/fiyat oranına bağımlı)******
**Grado rs1 : 8.5/10      **Grado sr125  8.0/10                     **Phonak pfe : 9.0/10




Teknik özellikler:

Grado rs1:                                                        Phonak pfe
- Delikli diyafram                                             -Frekans cevabı: 5-17000 hz           
- Tahta çerçeve                                                 -Empedans :32 ohm
- UHPLC bakır ses bobinli kablo                     - Hassasiyet: SPL 1mV'tayken 107 dB
- UHPLC bakır bağlayıcı kablo                        -armatür sürücülü
- Transducer tipi: Dinamik                               -3.5 mm stereo jak çıkışı
- Transducer prensibi: Açık                              -fiyatı:230~300 lira (yurtdışı temini)
- *Frekans cevabı: 12 – 30000 hz
- Hassasiyet: SPL 1mV'tayken 98 dB
- Empedans: 32 ohm
- *Driver matched db: .05
-fiyatı:1250 lira

Grado sr125:
-Delikli diyafram
- Sesi dışarı vermeyen çerçeve
- UHPLC bakır ses bobinli kablo
- 6,3 mm mini jak
- Standart bakır bağlayıcı kablo
- Transducer tipi: Dinamik
- Transducer prensibi: Açık
- *Frekans cevabı: 20 – 20000hz
- Empedans: 32 ohm
- *Driver matched db: .1
- Hassasiyet: SPL 1mV'tayken 98 dB
-fiyatı :280 lira





 

 

  İnceleme Sahibi: witness
  İnceleme URL'si: http://www.techno-fi.net/forum/index.php?topic=1500.0

               

En Son forum aktiviteleri

Fotograf Galerisi