Hata
  • Besleme bilgisi yüklenirken hata oluştu

Audeze Lcd-2 Kulaklık ve Ibasso Dx100 Müzikçalar İncelemesi

          Herkese merhaba, öncelikle buradan böyle güzel bir yarı taşınabilir sisteme sahip olmamı sağlayan Murat Bey’e (digitalcrimes) ve anneme (o olmasa nasıl alacaktım) teşekkür ediyorum.  Sanırım ben bir şeyi direk anlatamam, biraz lafı dolaştırırım. Bu yüzden biraz uzun bir yazı olabilir, tamamen öznel bir şekilde deneme havasında olabilir ve okurken “ne diyo bu ya değişik?”  gibi tepkiler verebilirsiniz. Şimdiden sabır dilerim. Umarım sıkılmadan okursunuz.



         
Aslında bu head-fi uğraşına nasıl girdim, neden araştırmaya başladım bilemiyorum ve hatırlamıyorum ama sürekli müziğin içinde olmamın ve enstrümanlarla uğraşmamın etkisi olmuştur diye düşünüyorum. 4-5 aydır sürekli araştırma içindeydim (işin sonu yok aslında hala araştırıyorum) ve zamanla bir sürü terim öğrendim, kulaklık, amfi, dap incelemesi okudum. Ekipmanları denememiş olmama rağmen bazıları hakkında çoktan kabaca bir fikir edinmiştim. Ve bu edinimler doğrultusunda en çok denemek istediğim kulaklıklar, hd800, hd650, hd600 ve rahat sürülebiliyor yorumlarından ötürü taşınabilir bir player ile Audeze LCD-2 idi. Hatta en çok da LCD-2 istiyordum. Bir gün yine LCD-2 diye yana yana forumda gezinirken en üstte digitalcrimes’ın ilanını gördüm ve hemen atladım. ( İç ses: Yav arkadaş sen bu kulaklığı ekmekle suyla mı besleyeceksin alacan da ne olacak? Dese de onu oldukça kaba bir şekilde susturup onu da sonra hallederiz dedim ve olaylar gelişti.  ) Oldukça keyifli bir konuşmadan sonra Murat Bey ile anlaştık, yalan olmasın, sanırım 30 ekim günü kulaklığa ve saf bakır kabloya sahip oldum. Bu vesileyle çok iyi bir insanı da tanımış oldum. Murat Bey’in de dediği gibi kulaklığı aldığım an bir şeyler beni dürtüklemeye başladı ve tabi ki bu kulaklığı dinleyebilecek bir sistemi hemen kurma arayışlarına girdim. En büyük isteğim hm-801 idi ama kendisi bana Ibasso Dx100 önerdi zaten arkadaşı da satıyormuş. Ve Dx100 de ha dediğinde bulunacak bir dap değil. Ben de tamam dedim ve 3 Kasım günü tekrar buluşup (bu sefer ikimizin de acelesi vardı fazla konuşamadık) Dx100 alışverişini hallettik. Zaten görünce insan kutusu bile yeter şunun diye düşünmüyor değil. Bu arada benden bir inceleme beklediğini söyledi. Ben de zaten hevesliydim ve işte bu incelemeyi hazırladım. Eve vardığımda kalan 15 dakikalık zamanımı kulaklığı ufak bir teste tabi tutmakla geçirdim. Hemen usb kablosunu taktım, içinde bir dolu parça olmasına rağmen ben yine de Adele’in  “19”, ”21” ,”Skyfall” ve çok güzel bir konser kaydı olan “Live At The Royal Albert Hall” kayıtlarını WAV olarak attım. 




Bu arada sanırım biz acemilerin hepsinde olan bir şey, bir kulaklıktan şu an asla yapamayacağı şeyleri beklemek. Ben de bu hataya düşmüşüm ki kulaklığı taktığım an “Ee bu muydu yani abi yeaaa” gibi aptalca bir tepki verdim. Zaten kaba hatlarıyla bakacak olursak hiç denemeden yapılan bir sistem kurulumuydu ve benim de içimde bir kötü his vardı, ya beğenemezsem diye. O anın heyecanıyla kabak gibi farkları nasıl kaçırdım bilemiyorum. Neyse dedim, açık bir şekilde çalar durumda bıraktım ve belki ben gelene kadar bir şeyler değişir diye düşündüm. 6-7 saat sonra eve geldim. Dx100 şarjı bitmişti. Sebepsiz güldüm ve şarja taktım. 15-20 dakika içinde sanırım %16 seviyesine çıktı ve ben dinlemeye başladım.

Artık dinlenmiş olduğum ve acelem olmadığı için her şeyi rahat rahat ayrıt edebiliyordum. İşte bu dedim. Bu kulaklıksa diğerleri ne dedim. Aklımdan aynen ilk bunlar geçti. Dinlediğim her parça benim için faklı bir dünya olmuştu. Burada ayrıntılı yazmayacağım. Aşağılarda ayrıntıyla anlatacağım. Daha önce üst seviye bir sistem dinlemediğim için bir karşılaştırma yapmayacağım. Ama hissettiğim her şeyi yazacağım.

Hislerden önce biraz cihazlardan, kablolardan ve kulaklıktan bahsetmek istiyorum. Dx100 ile başlayalım.



Ibasso Dx100

Hm-801 ve C4 ile sürekli karşılaştırılıyor. Ben buna değinmeyeceğim. Ibasso’yu diğerlerinden ayıran en büyük özelliklerden birisi dokunmatik, hassas ve kaliteli olan ekranı. Android işlemciye sahip ve multimedya açısından çok zengin bir dap. Dahili 64 GB hafızası var ve sd kart girişine sahip. Volüm kontrol bölümünü 250 derece ile ölçeklendirmişler. Bu kadar geniş bir volüm aralığı sizin volüm üzerinde ince ayarlar yapmanıza olanak sağlıyor. Yani tek dokunuşla ses kabak gibi artmıyor, doyura doyura, yedire yedire artıyor. 24 bit/192 khz destekliyor. Android işlemciden ötürü içine bir çok uygulama yükleyebilirsiniz. Ben tercih etmedim zaten telefon vesaire ile bu uygulamaları rahat kullanabiliyoruz. Cihazın içinde poweramp ve winamp yüklüydü. Ben winamp ile dinlemeyi seçtim. Menüler, parça listeleri, albümler… Hepsine ulaşmak çok kolay. Çok kullanışlı bir dap. Ayrıca cihazın çok şık ve sağlam bir duruşu da var. Sanki yere düşürünce hiçbir şey olmayacak gibi. Siz yine de düşürmeyin. 



Cihazın eksi yanlarından  


Açılması çok uzun sürüyor ve açıldıktan sonra bir süre kasma meydana geliyor. Bu kasma durumu albümler ve çalma listelerindeyken de gerçekleşebiliyor ve cihazı kapatıp açmaya mecbur kalabiliyorsunuz. Bütün dokunmatiklerde olduğu gibi cihazın ekranı karartma süresi var. Siz parçayı açtınız dinliyorsunuz. Tam dikkat etmedim ama 30-40 saniye gibi bir süre içinde ekran kararırken bir dip ses-çıtırtı oluşuyor. Tekrar açarken volüm ve ya güç tuşuna bastığınızda bu çıtırtı yine oluyor. Çok ufak bir ayrıntı ama sinir bozucu işte. Şarj süresi de yine diğer iki büyük gibi yetersiz geliyor.

   Sonuç olarak eksi-artı yanlarını  oranlayınca eksi yanlarının bir çoğu görülmeye değer bile olmuyor. Çoğu insanı memnun edebilecek bir dap. Özellikle benim gibi acemiyseniz memnuniyetten öte bir duyguyu size garanti edebilirim.    Ses karakteri olarak karşılaştıracak başka iyi bir cihazım olmadığı için karakterden en sonda, topluca bahsedeceğim.

Audeze LCD-2 Stok Kablosu vs. Audiominor Saf Bakır Kablo

Murat Bey ile konuşurken bana hep stok kablosunun ayrıntı yoksunu olduğunu söylemişti. Ben de böyle olacağını tahmin ettim ama kablodan kabloya bu kadar büyük farklar olması beni çok şaşırttı ve Audeze’ye karşı içimde çok derin yaralar açtı.  Demek ki head-fi cilerin hepsinde bir kaşıntı olduğunu ve illa ki o kabloyu değiştireceğini bildiği için böyle vasat bir kablo koyuyor.  Hiç beklemezdim. Kulaklığı ilk denememde saf bakır kabloyu takmıştım ve birkaç gün onunla dinledim. Sonra aklıma geldi bunun stok kablosu da vardı nasılmış diye. Taktım ve takıp dinlememle çıkartmam bir oldu diyebilirim. Kulağım bakır kablonun ayrıntısına, sesin doğallığına o kadar alışmış ki stok kabloyu taktığımda sanki kulaklarım tıkanmış ya da padlerin içine peçete sıkıştırıp öyle dinliyormuşum gibi bir şey canlandı gözümde. Bir kere vokallerde o nefes seslerinin güzelliğinden eser yok. Gitar sesleri eskisi kadar doğal çıkmıyor ve sanki baslar biraz daha öne geçip diğerlerinin doğallığını bozuyor. Aynı mükemmel bir ev sinema sistemine dandik bir subwoofer takmak gibi. O derece bozulma var baslarda. Çok boğuk ve üst üste binen bir ses. Ve kablo oldukça dayanıksız gözüküyor. İnce ve Audiominor kablosu gibi ele gelir tarafı yok. Sanki en ufak şeyde kabloda kırıklık oluşacak gibi. Ayrıca 3 metre olması da çok gereksiz (bence) 1.5 metre saf bakır kablo gayet kullanışlı. Bazen onda bile ufak çaplı dolanmalar oluyor. Hiçbir zaman stok kablosunu bakıra tercih etmeyeceğim çünkü fark rahatsız edici derecede bariz.

Saf bakır kablo,



Stok Kablosu,


 

Audeze LCD-2

Geldik başrol oyuncumuza.     Bana göre şu an kulaklıkların efendisi. Gönlüme ve kulaklarıma taht kurmuş durumda. Her şeyiyle insan hayran kalıyor. Görünüşündeki asalet, koyu renklerin uyumu, kafadayken ağırlığına rağmen konfordan ödün vermemesi, ve tabi birazdan değineceğim mükemmel ses kalitesi. Hiçbir kusurunu göremedim. Her yanıyla kalbimi kazandı. Başımın üstünde yeri var. 

Kulaklığı kafama taktığım an iç gıcıklayıcı, güzel bir sıcaklık hissettim. Kafamın, kulaklarımın etrafını güzel bir şekilde sardı. Kafama tamı tamına uydu ve oturdu. Gerçi ben böyle hissetsem de aynaya baktığımda tipim öyle söylemiyordu. Kendime çok güldüm. Herkes ağır olduğundan bahsediyordu ama hissettiğim tek ağırlık kulaklığı taktığınızda hissettiğiniz ağırlık ve birkaç dakika içinde kayboluyor. Daha sonra kulaklığın takılı  olduğunu bile unutuyorsunuz. Zaten kulaklık bunu yaşatmaya oldukça müsait çünkü müzik dinlerken ses kulaklıktan geliyor gibi olmuyor. 

Bayan vokallerde kulaklığın performansını herkes çok beğeniyordu. Madem böyle dedim zaten dinlediğim hemen her müzik bayan vokal temelli. Sırf Adele dinlemek için bile alabilirdim kulaklığı  çünkü bu kulaklık gerçekten bayan vokal dinlemek için yaratılmış. Ne kadar Ibasso ile analitik bir ses veriyor dense de ben midlerde renklendirme, öne çıkarılma olduğunu düşünüyorum. Koyu bir sistemle dinlenirse kim bilir ne olur diye düşünmedim değil. Ama güzel yanı midleri öne çıkarıcaz deyip de diğer sesler de öyle geride kalmış değil. Sahne genişliğinde de sıkıntı hissetmedim. Murat Bey’in de dediği gibi yapay bir sahne yok. Kayıtta ne varsa onu veriyor. Enstrümanlarda sağ-sol ayrımından bahsetmeme gerek bile yok çünkü gerçekten çok başarılı bir ayrımı var. En sağda gitar varsa onun biraz yanında şu var bu var diye ayırt edebilirsiniz. Sadece ufak bir handikapı olarak sahne derinliğini görüyorum. Derinlik beklediğimden daha az çıktı. Neyin arkasında ne var bazı kayıtlarda kestirmek çok zor. Sanki oldukça geniş bir sahnede bütün enstrümanlar yan yana aynı düzlemde çalıyor gibi. Vokal tabi ki en az 5-10 adım önde. Bu kulaklıkla beraber geri vokallerdeki ayrıntılar da arttı. İyice odaklanınca geri vokallerin nefes seslerini duymak bile kayda göre mümkün olabiliyor. Yaylıların, tellilerin, üflemeli ve vurmalıların hepsi belli bir ahenk içinde tane tane anlaşılabiliyor. Bu arada enstrümanların yerinin belli olmasına rağmen sanki siz sahneden biraz daha yüksektesiniz gibi hissettiriyor. Daha ayrıntılı kulaklıklar da vardır muhakkak ama hem bu kadar ayrıntı barındıran hem de sahneyi olabildiğince geniş tutmaya çalışan harika bir kulaklık. Basları konusunda çok şikayet vardı. Herkes referans bir kulaklığa göre çok basının olduğunu söylüyordu. Bas vurumları tam bana göre geldi. Bence oldukça dengeli ve aslında belli bir karakteri de yok. Nabza göre şerbet dediklerinden olsa gerek. Yeri gelince tok ve güçlü baslar vurabilirken yerine göre basları yayabiliyor da. Tiz konusunda başka kulaklıklarla mukayeseye giremem ama gerçek hayattaki seslerle kıyaslanınca nispeten aşağıda, küt tizler var. Kulağınızı asla rahatsız etmiyor. Sibilance gibi sorunları hiç yaşamadım (Ibasso’nun etkisi büyük.) Ve tabi çok da önde tutulmayan tizler dinleme süresine oldukça olumlu katkı sağlıyor. Ayrıntı barındırsa da kulağımı yorduğunu söyleyemem.




   Derinliğe laf etsem de kulaklıkta genel anlamda bir renklendirme olarak reverb efekti hissediyorum. Konserdeki gibi reverb değil ama, sanki kulaklığa özel olarak katılmış. Hoşuma gitmedi de değil.  Arkadaki ızgaraları çıkartıp dinlediğimde reverb olayının neredeyse tamamen kaybolduğunu hissettim ama reverb lüsü daha hoşuma gidiyor. Şu an yazarken bile kulaklığa bakıyorum ve ne kadar iyi bir seçim olmuş diye seviniyorum. Bu kulaklıkla her şeyi dinlerim ben, dinlenir yani… Ama yanlış anlaşılmasın, her uğraşta belirli cihazlar vardır. Her şeyi yapar ama her şeyden azar azar yapar. Bu kesinlikle öyle değil. Bütün müziklerin hakkını verebildiğini düşünüyorum. Belki de daha iyisini duymadığım içindir ama ben çook mutluyum bu kulaklıkla. Asla satmayacağım bir sistem oldu ilerde üstüne eklersem ne ala. Kulaklığın kutusunu da unutmamak lazım. Ne kadar bomba çantası gibi dursa da her türlü dış darbeden kulaklığı tam anlamıyla koruyacak bir kutu.


*Hep Adele Adele dediğim için beni sürekli “Someone like you” dinleyen bir ergen olarak görmeyin. Ben bu bayanın sesine her dinleyişte aşık oluyorum. Ve incelememe ilk onun parçalarıyla başladım.

Biraz eğlenceli ve hareketli bir parçayla başlayalım: (FLAC ve WAV dinlendi)

Gelin beraber dinleyelim     

http://www.youtube.com/watch?v=x1p6Xbqrbx0

Adele-Rumour Has It

Baterinin her vuruşu tek tek duyulmaya başladı. Bu sefer hem kayıttan hem kulaklıktan dolayı reverb ü fazlasıyla hissediyorum ve hoşuma gidiyor. Vokaller girmeden önce baterinin zilinin sesini duydum ve tizler kalitesini anında belli etti –oooh, oooh- evet geri vokaller başladı. Gayet detaylı duyuluyor. Adele söylemeye başladı.  -She, she ain’t real, she ain’t gonna be able to love you like I will.- bol bol s-ş var sibilance sıfır. Reverb harika. Bence biraz renkli bir kulaklık. Parça aynı ritmde ilerlemeye devam ediyor. -Sure, she's got it all, but, baby, is that really what you want?-  “want” uzuyor. Uzarken kristal netliğinde bir ses. Sonuna ufak bir “t” harfi eklemeyi unutmuyor. Ardından hızlı ve güzel bir nefes alma sesi.

Ritmin daha da canlanmasıyla beraber bas gitar da girdi ve bazen tam olarak ne bastığı bile duyuluyor.
-Bless your soul, you've got you're head in the clouds,
You made a fool out of you,
And, boy, she's bringing you down,
She made your heart melt,
But you're cold to the core,-

Şimdi iki kişinin parmak şıklatma sesi geliyor büyük ihtimalle geri vokaller.

-Now rumour has it she ain't got your love anymore,-

-Rumour has it, ooh,
Rumour has it, ooh,-


Bundan sonrası şarkının dinamik vesaire olarak şarkının tekrarı.

İkinci bölümünde ise 2.10 dan sonra yaylılar ve piyano giriyor ki sesleri inanılmaz berrak. Özellikle piyano ancak bu kadar iyi dinlenebilir diye düşündüm. Sanırım dinledikçe çoğu alanda başarılı bir sistem olduğunu anlıyorum.

Sesini de seni de yerün Adele.   

Adele- He Won’t Go

http://www.youtube.com/watch?v=QmXp3BOBnTg

Gayet tok ve direk vuran, hiç yayılmayan baslar karşılıyor parçayı açar açmaz. Reverb inanılmaz az ama yine de var. O da kulaklığın rengi. Bateri yine kusursuz. Sağdan adını unuttuğum (sallayınca içinde bir şeyler şıkırdıyordu) bir ses geliyor. 7.saniyeden itibaren piyano giriyor ve her bastığı nota tek tek duyuluyor.


-Some say, I'll be better without you
But they don't know you like I do-  36. saniyede “they” dediği anda gitardan ufak bir motif çıktı onu daha önceden duymamıştım.

Benzer gitar motifi 53.saniyede de var duyulması daha rahat.
56. saniye bateri daha aktif olmaya başladı ve bas gitar girdi. İnanılmaz. Her bastığı duyuluyor.

-Wake me up, wake me up when all is done
I won't rise until this battle's won
My dignity's become undone-

1.08 den itibaren nakarata giriyor ve arkada birkaç kemanın sert hareketler yaptığı az da olsa duyuluyor. Risk falan derken sibilance hala yok. Hiç de olmadı artık bahsetmeyeyim bundan. 

But I won't go
I can't do it on my own
If this ain't love then what is
I'm willing to take the risk

Şarkı dinamik ve melodi açısından tekrar ediyor. 2. bölümde ise 2.12 den sonra yaylılar artık bariz kendilerini belli ediyorlar. Eminim 2.20 den sonra bir çok düşük seviye kulaklıkta sesler üst üste binmeye başlayacaktır. Su gibi berrak bir ses duyuyorum. 4.20 ye kadar şarkı benzer gidiyor. 4.20 den sonra ise piyano yine harika ve tek tek duyuluyor. Şu zilin sesini dipses sanıp korkmuştum ayrıca. 

Albüm kayıtlarından en çok beğendiğim de One and Only olmuştu. Konser kaydında ise ayrıntı nispeten daha az diyebilirim. Ama sahne severlerdenseniz bu kaydı almanızı öneririm. Skyfall’da bir orkestra havası olduğu için daha derin sahne bekliyordum. Belki de var ama kulaklığın derinliği biraz kısıtlı. Yine de çok beğeniyorum.

One and Only için http://www.youtube.com/watch?v=wA4ppvp2IzY

Bunlar sadece birkaç örnek ama emin olun sayısız ayrıntı keşfettim hepsi su gibi berrak.

Şimdi seveni olur sevmeyeni olur sizi de sıkmak istemem. Adele parçalarını incelemeyi bırakıp biraz da karışık gideyim.

Mesela kaydını pek sevmesem de “Best guitar 100” albümünde “Recuerdos De La Alhambra”  parçası var. Klasik gitarla ilgilenenler varsa bilir, sürekli tremolo dolu bir parçadır dinlemesi çalması da bayağı zevklidir. O tremolodaki tırnak seslerini duymaya başladım.

Metallica dinlerken (özellikle wherever i may roam) “elektro gitar budur” dedim.
Evanescence- Bring Me to Life ve Going Under dinlerken kendimden geçtim.
Best Audiophile Voices albümlerinin hepsinde “sahne budur” dedim.

Evet yani her ne kadar yok falan dense de bu kulaklık da bayağı bir kayıt seçiyor. Seçmeyeni buysa seçeni nasıldır kim bilir. Sadece FLAC ya da WAV olması da yetmiyor kaliteli kayıtlar lazım.

Ben dinlediğim her tür müzikten aşırı derecede memnunum şu an. Bir çok yeni ayrıntı keşfettim, sahne kavramını iyice anladım. Ve head-fi ‘nin ne kadar zevkli ve zahmetli bir uğraş olduğunu öğrendim. Ne kadar kulaklık Murat Bey’de iken burn in tamamlanmış gibi olsa da belki kulağım alıştığındandır, hala sanki dolgunlaşan sesler, genişleyen bir sahne var.



Buraya kadar okuduysanız ne mutlu bana, sonunda ufak çaplı bir inceleme yapmak bana da nasip oldu. Umarım beğenmişsinizdir, belki almaya niyetli arkadaşların kafasından bir soru işaretini kaldırmışımdır. Dx100 ve LCD-2 gerçekten de çok uyumlu ekipmanlar. Her türden müzik dinleyenlere de ufak bir şüphe bile duymadan önerebilirim. Ankara buluşması falan olursa ben de gelmek isterim. 

Saygılar, sevgiler.

               

En Son forum aktiviteleri

Fotograf Galerisi