Hata
  • Besleme bilgisi yüklenirken hata oluştu

Audio Technica SJ-11 İncelemesi

Selamlar herkese internet alemlerinde doğru düzgün bir incelemesi olmayan ve uzunca süredir de paketinde duran cüzdan dostu arkadaşımız ATH'nin en alt seviye  taşınabilir  ürünlerinden SJ-11'i biraz yoklayıp rehber mahiyetinde sevaba gireyim istedim. Sonradan baktım ve biraz acımasız eleştirdiğimi farkettim bunu da çok uzun süredir bu ayarlarda kulaklıkların kulağıma değmemesi ve kuvvetle muhtemel en son aylarda kullandığım kafaüstleri olan AKG K430, Brainwavz HM3 , KRK KNS 6400 ve Equation Audio RP-21'le kıyaslama ihtimallerime yorabilirim.

   Ürünü yoklamaya herşeyden önce paketiyle başlıyoruz arkadaş portatif bir vitrinin içinde verdiği pozuyla ulaşıyor elimize. Evet her ürününde olduğu gibi ATH'nin bunda da BASS ile ilgili bir alıp veremediği olduğunu IMPACTFUL BASS SOUND alt başlığıyla gözlemlemiş bulunduk. Kutudan kulaklık harici hiç bir zerzevat çıkmıyor.

   Ele aldığımız anda hislerimiz ve gözlerimiz tam olarak ultra hafif ve ucuz diyor bıyık altından. Evet dolaşmaya hazır çok yumuşak yapılı ve esnek 130cm'lik kablosu ,  içeriden-dışarıdan metal desteksiz , aksamsız ince plastik çerçevesi ve bağlantıları ile çok sağlam olduğu söylenemez. Dikkatli bir kullanıcı değil iseniz arkadaşı sakatlamanız an meselesi olabilir. Pedler çoğu düşük maliyetli kulaklıkta olduğu gibi çok yumuşak olmayan, gergin-mat , gerçek deriye benzemekten bile çok uzak , içi de çok dolu olmamak üzre tahminimce sarı sünger içeren  zayıf ve ince bir yapıda.

   Evet kafamıza takıyoruz ve pedlerin ortasındaki boşlukları ortalıyoruz ; konfor tatminkâr hiç bir şekilde baskı yok, son derece nazik ayrıca o kadar hafif ki kafada hissedilmiyor bile , ped malzemesi ise kulağın üzerine çok güzel yerleşiyor ve kulakları contalayarak oturduğunu hissettiriyor. Ped malzemesinden olsa gerek bu vakum hissi aynı şekilde dış seslerden de güzel bir biçimde uzaklaştırıyor. Bu hissiyatı ve ped yapısını AKG K81DJ ile temasa geçtiysek tahmin edebiliriz kanımca. Kablo hafif bir mikrofonlama yapıyor ama kulaklığa çok yakın bölgelerde artıyor o da hiç bir şekilde rahatsız etmeye müsait değil hele ki müzik açıkken hiç.

   İzolasyonu ortalama diyebiliriz dışarıdan minik sesler sızsa da rahatsızlık verecek boyuta gelmesi söz konusu değil. İçerden dışarı sızıntı konusunda ise normal ses seviyesinde çok çok az bass hava deliklerinden mevcut.Yüksek seste de ortalama miktardan belki bi tık az sızdırıyor fakat "ben 568 dB müzik dinlerim hocu!" diyorsanız bu arkadaşın da çoğu ucuz kulaklık gibi bilumum toplu mekanlarda ve  kütüphanelerde yapabileceği bir şey yok.

   Gel gelelim sese.. Kulaklığı rakbakslanmış Sansa Clip+'ıma takıp bütün ses geliştirme ve vesairesini kapatıyorum. 

   Gâvur jargonunda boomy(gümbürdek) ve ufaktan da muddy(bildiğimiz çamurlu) diyebileceğimiz bassları var. Ve bütün frekansların arasında 100hz ve öncesi yani bass ve sub-bass barındıran kısım bariz biçimde önde.Perdeleme yok ama üst komşunun koşuşturması ve salonda birbirleriyle güreşmesini andıracak kadar boomy yani dağınık,yayvan ve yavaş basslara sahip diyebilirim. Fakat kalite olarak fena değil en azından kulaklığın üretebildiği mid ve tizlerden başarılı.

   Orta frekanslar yani midler ise az ön sıralarda bize ruhsuzluk ve cansızlık arasında nasıl gidip geldiklerini anlatmaya çalışıyorlar.Low-midler geride hi-midler ise bariz şekilde geride bu yüzden ne bassların vuruculuğu ve köşeleri ortaya çıkıyor ne de çalınan şarkılarda akustik gitar dinlemek yerine sadece pena seslerini dinlemekten öteye gidebiliyoruz.Evet perde yok demiştik ama yanlış demişiz hi-midlerde perde varmış demek ki. Cansızlık ve ruhsuzluk midlerden bunlara da bulaşmış şekilde.

   Bir analitiksevici veyatizzhead olarak tizlerin kulaklık tarafından tam anlamıyla başarısız üretilmesi belki de bu kadar acımasız olmama sebep olan birinci faktördür. Evet tiz kalitesi bildiğimiz kötü düşük çözünürlüklü ve mekanik bir miktar da sibilans hissettiriyor. Buna rağmen daha başarılı olan basslar kadar önde olması can sıkıyor.Şöyle diyelim ağza atılan baklava üstünde ketçap  hissi uyandırıyor bu tizler. Çözünürlüğü düşük olduğu için hiç bir şekilde seslerin köşelerini hissetmek mümkün değil.

   Sonuç olarak:Kutusunda dediği gibi harbici bir impektful bass barındırmakta çok ciddi ve derin yarıklı bir V ekolayzıra sahip. Betimi ise sıcak ama tizlerin de basslar kadar önde olması yüzünden çok da tatlı değil ya da tatlı ama sıcak değil tam olarak bilemiyorum hangi betim nasıl destekler. Atak ve hızlı bir kulaklık arıyorsanız bu SJ-11 değil. Bu arada bu kadar basslı olmasına rağmen ses hiç bir şekilde boğuk veya eksik(hi-midler hariç) değil.Ses dolgunluğu az ve sahnesi tam anlamıyla yok denebilir enstrüman ayrımı ise minimal. Gidebileceği türler kesinlikle ve kesinlikle akustik, rock-metal , klasik müzik veya ataklık arayan elektronik türler(psy,dark,progresif trance gibi) değil. House,RnB,Pop,Rap ,Dubstep dinleyenleri ise basslarıyla gayet mutlu edebilir. Kısıtlı bütçeyle bass arayışında olanları Senn. CX 300 , Creative EP 630 ve muadili kulakiçlerinden daha çok mutlu edebilir.

  Eklemeyi unuttuğum bir not: Kulaklığı Sony XB300'e benzetmek haliyle mümkün ufakça karşılaştırmam gerekirse malzeme kalitesi yakın ve ses profili benzer. Fakat XB300'ün bass miktarı biraz daha fazla ,tizleri daha geride ama çok daha temiz , kaliteli ve köşeli.XB300 ne kadar pofuduk ve rahat olsa da portatif olarak katlanabilme ve boyut konusunda SJ-11 tabi ki önde.

Artılar:
+Cüzdan dostu
+Çok hafif , çok rahat
+Bass başarımı
+Farklı renkleri mevcut(fashionable evet)
+Ufak , katlanabilir ve taşınabilir(çantada, iri ceplerde)
+Kolay sürülebilme
Eksiler:
-Tiz kalitesi
-Zayıf malzeme kalitesi
-Kutu içeriği(taşıma çantası , ekstra pad vs eklenebilir)

               

En Son forum aktiviteleri

Fotograf Galerisi