Hata
  • Besleme bilgisi yüklenirken hata oluştu

AKG K271 Studio İzlenimleri

Arkadaşlar şu anda tam bir incelemeye girişmem zor, ancak unutmamak ve paylaşmak adına
parça parça yorumlarda bulunmak için böyle bir başlık açayım istedim (doğru mu yaptım,
emin değilim. Ancak öbür türlü farklı farklı başlıklarda biraz biraz bahsedilmesi yerine
yorumların/izlenimlerin/düşüncelerin burada birikmesi daha iyi olur gibi geldi bana).

Önce teknik özellikler ve kutu içinden çıkanlardan bahsedeceğim. Sonra kulaklık hakkında
araştırıp okuduklarım, söylenenler. En son da kendi düşündüklerimí yazayım şimdilik. Daha
ileride fırsat bulunca resim de eklerim diye düşünüyorum.

Teknik ozellikler;
Türü: Kapalı kulaklık
Frekans aralığı: 16 - 28000 Hz
Empedans: 55 ohm
Duyarlılıki 91 dB .
Ağırlık (kablosuz): 240 gr
Kablo uzunluğu: 3 m.
Bağlantılar: Altın kaplama 3.5 mm orjinal uç ve bunu 6.3 mm 'ye dönüştüren uç.

Kutudan kulaklık ve dönüştürücü çıkıyor.

Diğer özelliklerine bakarsak;

-Kulaklıgın adında geçen studio kelimesini karşılamak uzere, kulaklığı başımızdan çıkarınca
ses de duruyor (kayıtta dışarı ses vermesin diye). Gene aynı sebeple kapalı bir kulaklık.

- Kablosu %99.99 oksijenden arındırılmış ve çıkarılabilir/değiştirilebilir tarzda.
AKG 'nın patentını aldıgı kafaya yerleştirirken kendiliğinden ayarlanan kafa bandına sahip.
Yani diğerlerinde olduğu gibi kafanıza göre ayarlayıp öylebırakmıyorsunuz, her kafaya
takışta tekrar ayarlanıyor.

- Gene AKG 'nin patentlediği özel bir membran teknolojisi kullanılıyor. Olasılıkla AKG bunu
bütün modellerinde kullanıyordur. Özelliği şu, klasik diyafram membranlarında (titreşen
kısım sanırım) kalınlık her yerde aynı imiş. Fakat zaten bu çok ince olan malzemede AKG bir
de aynı membranın farklı noktalarında farklı kalınlıklar uygulayarak daha kaliteli/doyurucu bir
ses üretmeyi amaçlamış.

Sahne olarak açık kulaklıklar ile yarışması pek olası değil belki ama kendine has bir sunumu
olduğu söyleniyor. Hatta dt77O ve dt88O'e sahip birinin daha sonra k271'i edinmesi
sonrasında yaptığı yorumları okudum. Adam dt770'i k271'e tercih etmek için bir sebep
bulamadığını, ancak dt880'i seçenleri anlayabileceğini söylüyor. Ama kendisi dt880'i
seçenlerden de değilmiş. Dediğine göre dt880'de sahne çok daha gelişmiş ama müzik
'uzak'mış. k271'de ise 'müziğin içinde' oluyormuşsunuz. (dt88O'de,sibilance var diyen bir
kişiye de rastladım ama o düzeyde bir kulaklık için pek anlayamadrm doğrusu) Tabii bunlar
genel fikirler değil, kişilerin tek tek kendi kişisel yorumları, çoğu kişi bu tercihlere
katılmıyor.

Şimdilik aklımda kalanlar bunlar. Son olarak bir de şunu söyleyeyim. Bu kulaklığı alma
macerasına atılma öncesinde bir sony v700dj almış bulunma durumum var. Bu gibi,
kafaüstü/büyük, biraz daha pahalı ve 'biraz daha üst seviye' gibi geçen kulaklıkların ortak
farkı, ilk izlenim olarak gördüğüm kadarıyla, daha zengin ve dolgun ses.

Bir de şunu fark ettim. Aslında bir kulaklığın değerini/kalitesini ölçme/anlama işi sanırım
'kulağa takıp 5-10 dakika denemekle' pek de kolay anlaşılabilecek birşey değil gibi (bu
sadece benim için de geçerli olabilir, şimdilik). Neden derseniz, bir v700'ü takıyorum
kulağıma (ondaki fazla bası ve bunun getirdiği çamuru atmak üzere yapılmış bir eq ile), sonra
çıkarıp k271'i takıyorum. Ve "nedir fark söyle" deseniz belki birkaç şey söylerim "şusu az,
şusu fazla, şöyle, böyle diye ama fark ettim ki asıl olayı bunlar yeterince anlatamıyor. Hatta
sesi yakın bile bulabilirsiniz (biri eq'lu diğeri düz) o an için. Ama asıl fark uzun vadede ortaya
çıkıyor. K271'i dinledikçe dinleyesim geliyor. Yani 'kulaklığın kendini ne kadar uzun süre
dinletebildiği' gibi, ayrı bir toplam kritere de ihtiyaç var gibi gözüküyor.

 

 

  İnceleme Sahibi: ziprar
  İnceleme URL'si: http://www.techno-fi.net/forum/index.php?topic=966.0

               

En Son forum aktiviteleri

Fotograf Galerisi