Hata
  • Besleme bilgisi yüklenirken hata oluştu

AKG K601 İncelemesi


Uzun bir süre kullandıktan sonra artık bir K601 incelemesi yazmak için kolları sıvıyorum. Genel olarak belirtmek gerekirse AKG’nin K601 modeli amiral gemisi olan K701/702’den sonra AKG tayfasının referans kulaklıkları sınıfındaki ikinci kulaklık. Bazı özellikleri ise şöyle;

•   Kulaklık Tipi: Açık
•   Hassasiyet: 101 dBV
•   Frekans Aralığı: 12 Hz – 39,5 kHz
•   Empedans: 120 ohm
•   Ağırlık: 235 gr

Başlangıçta ileride yazacaklarımın bir özetini yazacak olursam, K601 modeli daha çok
HD600’ü HD650’ye tercih edenlerin, DT880 ve K701’in ise üst midlerden tize doğru giden aralıkta aşırı parlamasını beğenmeyen kullanıcıların gözdesi. Yani daha da özetle, tahmin edeceğiniz üzere, basları derinde tutarak kontrol eden, tizleri ise parlatmayan bir sese sahip. Bunun dışında özelliklerinden dikkati çeken en önemli ayrıntı belki de AKG olup 120 ohm olması. Gerçekten de çok zor sürülen bir kulaklık olmuş. Ses seviyesi bakımından DT880’in ve RS1’in istediğinden yaklaşık 1.5-2 kat fazlasını istiyor. K701’i sistemimde uzun süre önce denemiş olmamdan dolayı onun ses seviyesinin nerelerde olacağını bilmiyorum, ama 62 ohm’luk bir kulaklık olmasının yardımıyla yüksek ses seviyelerine K601’den daha rahat ulaşabileceğini düşünüyorum.

Şimdi biraz daha ayrıntıya ineyim:

Malzeme Kalitesi

Bu bakımdan herhangi bir sorunu yok K601’in. Malzeme kalitesi olarak K701 ile hemen hemen aynı, yani gayet yeterli düzeyde. Kafabandı ya da padler gayet kaliteli görünürken, AKG’nin genel olarak yaptığı gibi plastik kasası rakiplerine göre K601’in de çok daha hafif olmasını sağlıyor. Yine de bilmiyorum biraz ‘ucuz’ mu görünüyorlar, karar sizin… Kablosu ise hamur gibi, hemen şekil alıyor ve hiç sertleşecek gibi durmuyor. Garip geldi başta ama çok rahat. Özetle not: ****

Konfor

AKG’nin genel olarak iyi yaptığı bilinen, ama K701’de başaramadığı bir kriter konfor. K601 kafa bandında K701’de bulunan çıkıntılara sahip değil. Dolayısıyla dümdüz bir kafa bandına sahip, ve bu kısım K701’de olduğu gibi gerilerek çalışma prensibine sahip. Çıkıntıların yokluğu sayesinde K701’den çok daha uzun süre dinleme imkanı sunuyor kişiye acısız-sızısız bir şekilde. Ancak, her şeye rağmen kafa bandındaki gerilmenin uyguladığı basıncı orası pürüzsüz bile olsa sevmiyorum. O yüzden benim için Sennheiser ve Beyerdynamic toplamda AKG’nin üst modellerinde kullandığı tasarıma göre her zaman önde. Bunun dışında, padler ise oldukça geniş (DT880’in 2 katı derinliğinde), ve bunun yardımıyla kulağı rahatlıkla çevreliyor ve en ufak bir rahatsızlık vermiyor. Hafifliğinden dolayı da yarım bonus puanı verirsem, özetle not: ****
Ses Kalitesi

Öncelikle yukarıda belirttiğim gibi kesinlikle sürülmesi hiç de kolay olmayan bir kulaklık K601. Yine de Octavart ile saat yönünde en az 9 – en fazla 12  seviyesinde falan sürülebiliyor. Zor dediysem imkansız da değil yani bir masaüstü amfiyle. Ancak benim denediğim diğer kulaklıklardan daha zor olduğu net.

Karakter olarak birçok kişi için çok da belirgin olmamakla birlikte mid-merkezli bir sese sahip. K701’e göre daha koyu (3,5kHz aralığında daha renkli), 7-8kHz’de ise çoğu üst düzey kulaklığın aksine SineGen ile yaptığım testlerdeki algılamalarıma bakılırsa gerçekten de bir tepe noktası yaratmıyor. Bu anlamda genel olarak üst sınıfta kendine özel bir sınıf edinmiş durumda. Hakkındaki yorumlarda çoğunlukla buraya işaret ediyor.


Biraz daha ayrıntıya ineyim:

Baslar

AKG K601’in basları K701’e oldukça benziyor. Biraz daha ‘groovy’ olarak yorumlanıyordu bir incelemede K701’e göre, ama bir taraftan DT880 kullandığım için duyarsızlaşmış olabilirim biraz, dolayısıyla bana pek de öyle gelmedi. Basları uzaktan geliyor, sesleri yakalamak konusunda hiç zorlanmıyor. Vurgusu baskafa olmayanlar için yeterli sayılır, ama genel olarak pek tok olmadığını söylemek lazım. K701’e çok benziyor bence yine, ondaki gibi seslerin frekansının meydana getirdiği bir titreşim hissetmiyorum, ama ritmi yakalarken vurguyu net olarak hissettiriyor. Frekanslara göre özellikle 200-250Hz seviyesini biraz geride bırakıyor bence. Bu şekilde kulağa her an basınç yapacak – sahnede gezinen bir bas da sözkonusu değil. Basların önde olmasının gerekmediği müziklerde gereksiz bas sesleri ortaya çıkarmıyor dolayısıyla, ama aksi durumda fazla cılız kalabiliyor. Miktar olarak ortalamanın altında görsem de başarım olarak sesleri yakalamada zorluk çekmemesinden dolayı yeterli kanımca.

Özetle not:
Miktar: **
Başarım: ****

Midler

Orta frekanslara büyük önem veriyor K601. Dinleyicinin ilk yoğunlaştığı yerin bu frekans aralığı olacağını düşünüyorum bu kulaklıkta. Ses rengi bakımından kendisini K701 ile HD600 arasında bir yere koyuyorum. Yani K701’e göre daha koyu, HD600’e göreyse daha parlak. Bu üçü arasında en analitik olanı K701 bence. Göreceli olarak bakmazsam da genel anlamda koyu bir sese sahip olduğunu düşünüyorum 601’in. Ne basların ne de tizlerin bu aralığa etki etmesine izin verilmemiş. Aynı şekilde sahnesi de en büyük yardımcısı oluyor tüm rengiyle midlerin.

Mid-merkezli yapısı K601’i DT880’e karşı özellikle akustik müziklerde bir hayli öne geçiriyor. Yine, vokale çok daha net olarak yoğunlaşıyor Beyer ile kıyaslandığında. Bana bazen fazla koyu geldiğini de söyleyebilirim, ama Sennheiser gibi perdeli bir orta frekans aralığı yaratacak kadar koyulaşmıyor çoğu zaman. Belki bendeki nadir olan aşırı bulduğum koyulaşma da bir şekilde DT880’i midlerde kısmen yumuşattığını düşündüğüm Octavart’ın etkisinden kaynaklanıyordur. Solid state - lambalı amfi ayrımını yaparken de K601’in zaten fazlasıyla renkli ve yumuşak bir sese sahip olduğunun yine altını çizmek gerek. Bu yüzden kendisini daha da renklendirecek ve yumuşatacak lambalı amfiler durumu hayli kötüleştirebilir. Solid-state amfiler her zaman daha uygun olacaktır sanırım.

Özetle not:
Miktar: *****
Başarım: ****

Tizler

Tizlerin dB olarak hiçbir aralıkta yukarı çıktığını hissetmiyorum. Üst midlerden başlayarak dümdüz bırakılmış gibi bu aralık ve K601 eğer K701’den bile daha dinlendiriciyse sebebi öncelikle burası. Tizlerin tonu K701’e göre biraz daha koyu ve ince de bir perde var sanki önlerinde. Duyurulması gerekeni çoğunlukla gayet yeterli şekilde duyuruyor yine sahnenin de yardımıyla, ama perdeli olan yapısının bazı zamanlar, en azından bana, sıkıntı verdiğini de söylemeliyim. Çokça tizlere yoğunlaşan biri olarak bazen bir televizyon yayını karıncalandığında ortaya çıkan sese benzer bir ses aldığımı fark edebiliyorum mesela. Genel anlamda hoşuma gitmeyen yönü de bu koyu ton, ama dümdüz oluşu, hiç sivrelmiyor oluşu ve buna rağmen ilgili frekansları yakalayabiliyor olması sakinlik isteyen müzikseverlere bu kulaklığın önerilmesine haklı olarak sebep oluyor. Sanki bir bateri tizine çok uygun değil zaten, ama dünya müziği diye adlandırılan etnik/folk/medieval karışımı müziklerde tizleri harika sunuyor. K701 tizler bakımından daha keyifli olabilir çoğunluk için, çünkü biraz sivrelme-parlama her zaman kulağa hoş geliyor.

Bir de çok detay hastası bir kulaklık olmadığını söylemek lazım K601’in. Onun için tutarlılıkla ayrıntıyı sağlamak öncelikli amaçlardan biri gibi görünmüyor. Bu yüzden işte, genel olarak analitik bir kulaklık olmaktan çok keyfe yönelik bir AKG modeli K601.

Özetle Not:
Miktar: ***
Başarım: ***½


Sahne Derinliği

AKG genlerini tamamıyla taşıyan bir kulaklık olarak K601 tabii ki sahneye çok büyük önem veriyor. Sahne derinliği bakımından bence AKG’lerin yarattığı en büyük avantaj sahne içindeki büyük boşluklar, ve içeride sürekli geziyor olduğu hissedilen hava. Bu anlamda diğer firmalar için bir derstir bence AKG’nin çift katlı diyaframı. Hem midleri önde tutup hem de sahneyi yaratabilmek ayrı bir başarı zaten, ve bunu yaparken bile denklerine de fark atmayı başarıyorlar çoğunlukla.

K601’de dinleyici sahneye yakın, Grado kadar olmasa da. Ancak AKG sahnenin önünde olmanın arka tarafı kapatmak olmadığını kanıtlıyor. Arka sıralarda olduğunu ve her şeye hakim olduğunu daha soluk bir sesle ortaya koyan Beyerdynamic her şeyin üzerinde duruyor müzik çalarken, AKG’nin üst modellerinin farkı burada işte. Hem sahneye yakın olduğunu hissettirecek kadar canlı bir sesi verebiliyorlar, hem de gerilere doğru yol alan sesin asla bir duvara çarpmasına izin vermiyorlar. Sahnedeki yerleşim ise daha üç boyutlu geliyor kulağa. Birbirini perdelemek bir tarafa, enstrümanlar arasındaki boşluğa bile odaklanmak mümkün.

K701’i K601’in sahnesiyle kıyaslayacak kadar hatırlamıyorum. Ancak diğer kıyaslamalara bakılırsa K701’de sahne biraz daha geniş çünkü daha baştan açılı olan padleri sayesinde K601’e üstünlük sağlıyor. Bana da mantıklı geliyor, çünkü tüm bu bahsettiğim geniş sahnesine rağmen K601’in müzikte merkeze K701’den biraz daha fazla yoğunlaşma eğiliminde olduğunu farkediyorum. Biraz daha direk ilerliyor gibi sesler. Tabii K701 padlerini de kullanarak bir nebze daha sahneyi geliştirmek mümkün K601’de (kolaylıkla çıkarılabiliyor padler), ama yine K701’de midlerin de biraz daha geride konumlanması sahneye ek bir artıyı her zaman koyuyor. Bir anlamda da K701’in sahnesini aşırı geniş bulup sahnede konsantrasyonu sağlayamadığını ya da enstrümanların etkileşimini anlayamadığını belirtenler hiç de az değil, onlar için sahnede doruk olabilir K601.

Özetle Not: ****½

Fiyatı ve Sınıfı

Kıyaslamış olduğum kulaklıklardan yaklaşık 20-30$ daha ucuz K601. Daha çok Sennheiser’ın HD600’ü gibi bu da AKG’nin kalite olarak olmasa da reklam bakımından kısmen geride kalmış bir modeli. Ancak bahsi geçen tüm kulaklıklarla belli açılardan yarışacak seviyelerde iyi, fiyatına göre ise şahane.

Özetle K601

En Belirgin “+” ve “-“ ler

+ Yoğun, canlı midler
+ Geniş sahne
+ İyi malzeme kalitesi
- Bas miktarı


Yatkın Olduğu Müzik Türleri: Eşsiz olduğu alan folk/akustik müzikler. Benim beğenilerime göre David Arkenstone, Greg Joy, Angels of Venice ve benzerine yatkınlığı inanılmaz güzel. Türk halk müziği ve benzeri de dahil buna bu arada: Tolga Çandar falan dinlemek büyük keyif benim için bu kulaklıkla. Hem enstrümanlara çok iyi odaklanıyor, hem de çok canlı sunuyor.

Ayrıca genel olarak progressive/alternative rock müzikte de tercihim gibi gözüküyor son zamanlarda, çünkü vokale yoğunlaşmaktan ayrı orta midlerin canlılığı ve DT880 250ohm’un bas kontrolünü en çok kaybettiği müzik türlerinden birinin bu olması da bunda etkili. Dolayısıya benim beğenilerime göre Porcupine Tree, Poets of The Fall, Dream Theater ve benzeri müziklerde iyi performansı var. Yine de biraz daha ‘az koyu’ bir ses daha iyi olabilir K601’den burada, K701 gibi, ya da 600 ohm DT880.

Folk rock ise zirve yaptığı karışım kanımca. Wolfstone, Jethro Tull, Tempest, Circulus ve benzerini dinleyenlere şiddetle tavsiyem.

Klasik müzik için DT880’e kendisini çoğunlukla tercih etmiyorum açıkçası. Çünkü sahneye tepeden bakan ve enstrümanların birbiriyle etkileşimini daha iyi yansıtan Beyer sesi bana hem daha analitik hem de daha keyifli geliyor. Yine de yoğun midleri klasik müzikte tercih edenler, yani HD580 gibi kulaklıkları bu alanda beğenenler tabii ki K601’i de bu tür için çok beğenebilir sanırım.

Son olarak, ne elektronik müzikte, ne de metal türlerinde tok bir ses vermeyişi sebebiyle ideal olduğunu düşünmüyorum.

Zaman ayırdığınız için teşekkür ederim.





 

RS1 ve K601


DT880 ve K601
 
 
 
  İnceleme Sahibi: Be Creative
  İnceleme URL'si: http://www.techno-fi.net/forum/index.php?topic=1601.0

               

En Son forum aktiviteleri

Fotograf Galerisi