Hata
  • Besleme bilgisi yüklenirken hata oluştu

Kulaklık Ölçümlerini Değerlendirme Rehberi

Kulaklık Ölçümlerini Değerlendirme Rehberi

 

Çok iyi bildiğimiz üzere her zaman en önemli ölçüm kaynağı kulağın algılamaları
ya da kişinin aldığı keyiftir, ancak sayısal verileri okuyup belli çıkarımlar yapmak da
destekleyici oluyor muhakkak. Bu yüzden bir rehber yapalım. Öncelikle frekans
tepkileri
grafiğini nasıl okumak gerektiği üzerinde fikir teatisinde bulunalım.
Daha sonra ise distorsiyon ölçümleri ve benzeri daha ‘az dikkate alınan’
verilere bakarız.

Konuyu headphone.com sitesinin grafiklerinden ve ‘Öğrenme Merkezi’nden
faydalanarak ve örnekleri kendim bularak derliyorum, ki sitemizde böyle bir kaynağın
bulunmasında fayda var.


Frekans Yanıtı

Frekans yanıtı ölçümleri kulaklığın hangi frekansı ne ölçüde yeniden ürettiğini, ya da
frekansları eşit düzeyde iletip iletemediğini test etmeyi amaçlar. Teorik olarak bu grafikte
kulaklığın grafiğinin tam olarak 0dB üzerinde bulunması en iyisi, ancak kulaklıklar için
durum biraz değişebiliyor. Öncelikle yeni başlayanlar için soldan sağa doğru tablonun
bas’tan tiz’e gittiğini de belirterek işe başlamak gerek.

Konumuz değil ama ölçümün nasıl yapıldığı merak ediliyorsa, öncelikle kulaklığa
eşit voltajda 200 farklı tonlamanın aynı seviyede frekansı giderek arttırılarak verilmesiyle
başlıyor, daha sonra ise Head Acoustics Mikrofonu diye adlandırılan bir cihazla çıkışlar
ölçülüp kaydediliyor.

Can alıcı olan kısım ise yorumlama kısmı. Burada belli sınıflamalar yapıp onları açıklamakta
fayda var. Mesela, “doğal ses” veren bir kulaklık 40-500Hz aralığında yaklaşık +3 ya da
4dB yukarıda bulunmalıdır. Bu sayede bir kulaklıkta, kulaklık olması dolayısıyla normal şartlarda
yeterli düzeyde hissedilemeyen vurguların daha rahat yakalanması sağlanır. Grafiklere
baktığımızda mid-fi ya da high-end olarak tanımladığımız kulaklıkların çoğunda da durumun
bu olduğu görülebilir.

Hemen açıklayıcı bir örnek: Kısmen zıtlara bakmak amacıyla ER4S ve K701’i seçiyorum

Görüldüğü gibi bas aralığında kusursuz bir şekilde nötr olarak ilerleyen Etymotic ER4S
aslında bir çoğu için baslarda tatmin edici bir etki bırakmıyor, ve “sesleri tüm ayrıntısıyla
takip edersin ancak vurguyu alamazsın”
denerek açıklanıyor pratikte de. Diğer taraftan K701 bile
birçoğu için bas vurgusu konusunda yetersiz bulunuyor da olsa aslında vurguyu verebilme
konusunda bir sorun yaşamıyor, ve bu grafikte de gayet net. Bu durumu ER4S’in kanal tipi
kulaklık olmasının yaratmadığını da SE530 ve IE8 kanıtlayabilir. IE8 aşırıya kaçmış tabii - her
ne kadar ben kendisinde bas modu açık değilken böyle bir bas dominantlık görmesem de- ama
SE530 tam olarak 3-4dB seviyesini tutturabiliyor:


Bir başka takip edilmesi gereken faktör ise tizlerdeki azalma zorunluluğu. Yani roll-off diye
tabir edilen ani bir düşüş kulaklıklarda üst midler sonrasında genellikle kendini gösteriyor.
Buradaki amaç ise sürücülerin kulağa yakınlığının yarattığı aşırı sivrelmeyi telafi etmek.
Dolayısıyla bu aralıktaki düşüş de grafikler incelenirken doğal kabul edilmeli. Bu düşüşün
normal düzeyde olması ise 10kHz civarlarında başlayıp başlamamasına bağlı. Ve ideal olarak
10kHz sonrasında meydana gelen dalgalanmaların olabildiğince küçük ölçekli olması da sesin
özüne kulaklığın ne kadar sadık kalabildiğini gösteriyor.

Bir örnek:
Sennheiser’ın iki modelini ele alalım,

Her ikisi de üst midlerdeki tepe noktasının ardından keskin bir düşüşe sahip. Ancak HD800
ne kadar üst düzey bir kulaklık olduğunu göstererek düşüşleri çok daha yumuşak bir şekilde
gerçekleştiriyor, HD555’te ise neredeyse -20dB civarlarını gören çok ciddi bir düşüş var. Bu da
HD555’in tizlerinde zaman zaman oluşan aşırı dağılmayı verilerle de destekleyebildiğimizi gösteriyor.

Diğer bir ‘çok önemli’ unsur ise 3kHz sonrasında tizlere kadar olan aralıkta meydana
gelecek aşırı dalgalanmaların kulaklığın ne kadar iyi bir frekans tepkisi olup olmadığını
ölçmesi. Aynı zamanda ‘sesin rengini’ belirleyen kısım da bu aralıktır. Bu aralıkta bazen
makul düzeyde bir alçalma da arzu edilebilir ve bu alçalma 2-8kHz aralığında olmalıdır.

Bir örnek:
Burada ise yine iki çok uç örneği veriyorum ki birbirinden ayırmak daha kolay olsun: RS1 ve DT880’in midleri,

3kHz sonrasına bakılırsa, DT880’de hafif bir aşağı iniş, RS1’de ise biraz daha keskin bir
yukarı çıkış var. Üst midlere doğru gidildikçe DT880 daha ‘soluk’, RS1 ise daha ‘sıcak’ kalacak
dolayısıyla. Genel olarak 1-10kHz aralığında da DT880 0dB üzerine neredeyse hiç çıkmadan
yumuşak iniş çıkışlar sağlarken RS1 3 kez 0dB yukarısına çıkıyor, ve çok keskin bir dalgalanma
yaratıyor. Her ikisinin de 8-10kHz dolaylarında tepe noktasına sahip olmaları da neden ‘parlak’
olarak nitelendiklerini özetliyor.

Bir de HD650 örneğini ekliyorum, koyu sesin üst midlerini grafik nasıl çıkarıyor:

Görüldüğü gibi grafik genelde kullanıcıların tasvirini burada da doğruluyor, ve HD650 çok
daha farklı bir grafik çiziyor midlerden tize doğru ilerlerken.

Sonuç olarak, burada frekans tepkilerinin yardımcı bir unsur olsa da tanımlayıcı olmadıklarını
tekrar belirtmekte fayda var. Yani frekans tepkilerinin anlattığından çok daha farklı bir sesi de
kulağın algılaması çok muhtemel. Çünkü kulaklığın kabin yapısı ve hatta padleri bile seste çok
temel değişiklikler yaratabilen şeyler. Aynı zamanda kulaklığın ne şekilde beslendiği ya da diğer
ekipmanların yapısı da hayati önem taşıyor. Ayrıca, bir kulaklığın yüksek düzeyde verdiği frekansı
da ne kadar iyi düzeyde verebildiği ayrıca sadece kulağın algılayabileceği bir unsur. Kapasitem
yettiğince benim anladığım kısmı budur konunun. Sizden de eklemeler bekliyorum.

Talep olursa okunması çok daha basit olan distorsiyon, empedans ya da izolasyon ölçümleriyle
rehberi geliştirebiliriz. Umarım açıklayıcı olmuştur. Arama motorlarında aratıldığında içeriğin
görünmesi amacıyla screenshot uygulaması yapmıyorum, umarım pişman olmam.

               

En Son forum aktiviteleri

Fotograf Galerisi