Kulak İçi Kulaklık İncelemeleri

'Kulaklık Karşılaştırmaları, Çoklu İncelemeler' bölümünde UmutecH tarafından 12 Şubat 2015 tarihinde başlatılan konu.

  1. UmutecH
    Çevrimdışı

    UmutecH Analog

    Katılım:
    24 Aralık 2011
    Mesajlar:
    3.607
    Beğenileri:
    1.420
    Herkese merhabalar,

    Bu çalışmamın hobimizde tecrübe sahibi arkadaşlardan ziyade bu işe yeni gönül veren arkadaşlara hitap ettiğini, onların az da olsa işine yarayabileceğini umuyorum. Aşağıdaki bilgilerin tamamen kişisel görüşlerimden oluştuğu unutulmamalı ve hatasız olma ihtimalinin de bulunmadığını göz ardı etmemenizi rica ederim.

    [​IMG]


    Bütçe:
    Öncelikle tabi ki bütçenizi belirlemelisiniz. Bu hobiye gönül veren arkadaşların yaptığı en büyük hatalardan biri bütçeyi girişte yüksek tutmaktır. Bir kere alıyorum en iyisini-pahalısı alayım bu hobide geçerli değildir. Bütçenizi olabildiğince düşük tutmanızı öneririm. Pahalı ürünler kaçmıyor yani.

    Karakter:
    Bir kulaklık almaya niyetlendiğinizde belki de en önemli sorunuz '' ben ne istiyorum'' olmalı. Her kulaklığın bir karakteri vardır öncelikle buna karar vermeniz lazım. Ör; Gümbür gümbür baslı olsun vb. Kulaklığın karakterini dikkate almadan sadece fiyat veya markaya bakarak ürün almamanızı öneririm. Karakterini sevmedikten sonra markası fiyatı önemli değil, o kulaklık sizin için kötüdür.

    Uyum:
    Karaktere karar verdiniz ancak elinizdeki veya alacağınız müzikçalarla uyumu en az karakter kadar önemlidir. Uyum'a dikkat etmezseniz tekrar bir bütçe oluşturmak zorunda kalabilirsiniz.
    Bir başka çok önemli uyum konusu da dinlediğiniz müzik türleri ile alacağınız kulaklığın uyumudur. Klasik müzik dinleyen birinin yoğun baslı, sahnesi dar bir kulaklık alması demek, parasını çöpe atması ile eşdeğer olacaktır.

    Pazarlama:
    Kutunun üzerinde ne yazdığı, teknik değerleri, marka bunlar hiç önemli değildir. Kutunun üzerinde ne yazdığıyla sizin işiniz yok, çoğu yanıltıcıdır. Özellikle herkesin bildiği veya çok duyduğunuz küresel marka olmuş firmalara şüpheyle yaklaşmanız yararınıza olacaktır. İsim yapmış markaları almayın demediğimi de belirtmek isterim. İsim yapmasının nedeni sizin aldığınız modelden kaynaklanmıyor olabilir.

    Basamaklar:
    Ürünleri basamak basamak çıkmak bu işin en keyifli yanı, telefonun yanında verilen kulaklıktan 1000$' lık kulaklığa geçmenizin hiçbir mantığı yok açıkçası. Basamakları sindire sindire çıkarsanız hem iyi-kötü kavramını öğrenirsiniz hem de bir sonraki basamakta gerçekten ne istediğinizi bilirsiniz.
    Yüzme bilmeyen birini dünyanın en güzel denizine de götürseniz, orada sadece ayaklarını suya sokacaktır.


    Ürünleri değerlendirmeye başlamadan bu hobiye gönül veren yeni arkadaşlara ufak bir hatırlatma yapmak isterim. Ürünleri yorumlarken fiyatlarını da göz önüne aldığım unutulmamalı. 50$'lık A ürününde başarılı bulduğum noktayı 1000$ bandındaki B ürününde başarısız diye yansıtıyorsam, A'nın B'den daha iyi olduğu anlamına gelmeyecektir.
    Ayrıca bazı arkadaşlar incelemedelerdeki eksilere bakarak üründen vazgeçiyorlar. Burada genelde ürünlerin eksilerinden bahsetmeye çalıştım. Sonuçta olumlu yorumu her yerde bulabilirsiniz, eksileri bilmek her zaman daha iyidir. Siz duymuyorsanız zaten yükseltme yapmanıza gerek yoktur. Son sözüm aşağıda da göreceğiniz gibi 1000$'lık üründe de 10$'lık üründe de eksi var. Yazılana fazla takılmayın asıl olan sizin ne hissettiğinizdir.


    AŞAĞIDAKİ ÜRÜNLERİ İÇERİR
    70
    - Tralucent Audio Ref.1 too
    - Jh Angie ( Ak Angie )
    - Tralucent Audio Ref.1
    - Tralucent Audio 1 plus2
    - Shure Se - 846
    - Unique Melody Mentor
    - FLC 8

    - Sennheiser ie 800
    - In Ear StageDiver 2
    - Noble Savant
    - Sony Xba-Z5
    -Earsonics Sm64v2
    - Earsonics Velvet
    - Fidue A83
    - Audeo Phonak Pfe 232
    - Westone Um3x / Um3x rc
    - Hifiman Re-272
    - Hifiman Re-600
    - Heir 5.0
    - Sony Mdr Ex-1000
    - Earsonics Sm3
    - Ocharaku Flat 4 Aka TypeII
    - Westone 4 / 4r
    - Heir 4
    - Shure 535
    - Ultrasone Iq
    - Audio Technica Ck 10
    - Hifiman Re-262
    - Etymotic Er4p
    - Ultimate Ears Triple Fi 10
    - Audeo Phonak Pfe 122
    - Sony Mdr Ex-600
    - Zero Carbo Doppio Zh- Bx700
    - Jvc Kenwood Fx Ha-Fx 750
    - Sennheiser ie8 / ie8i / ie80
    - Fiio Ex-1
    - Ostry Kc06
    - Hifiman Re-400
    - Ostry Kc06A
    - Apple In Ear
    - Brainwavz M3
    - Havi B3 Pro I
    -Vsonic An16
    - Cowon Eh-2
    - Vsonic Vsd1
    - Vsonic Vsd5
    - Vsonic Vsd3s
    - Vsonic Vsd2s
    - Brainwavz M2
    -Thermaltake Tt Esports Isurus
    - Audio Technica cks90
    - Ubsound Fighter
    - Apple Earpods
    - Jbl J46bt
    -Brainwavz R1
    - Klipsch Image S4i II
    - T-Peos H100ii
    - Sony Ex-82 / Ex-082
    - Sony Ex-300
    - Monster UrBeats by dr.dre
    - Panasonic Hje-120
    - Ultimate Ears 100
    - Sennheiser cx300
    - Sennheiser mm 50ip
    - Sennheiser mm30i
    - Creative Ep-830
    - Creative Zen Aurvana
    - Sony Ex-50 Lp
    - Creative Ep-630
    - Pioneer Se- Cl24



    Tralucent Audio Ref1 Too + Uber Kablo (2800$)

    [​IMG]


    Yapı: Diğer Tralucent ürünleri ile hemen hemen aynı yapıda olsa da her yeni üründe daha da sorunsuz bir kasaya sahip olduğunu da rahatlıkla söyleyebilirim. Ref1 Too hem daha pürüzsüz kasaya hem de daha sağlam görünen bir soket yuvasına sahip. 1300 usd'lik kabloda yapı olarak jack kalitesinin haricinde övülecek hiçbir şey bulamadım. Oldukça kötü göründüğünü düşündüğüm kablo sert ve oldukça kalın. Bir başka bakış açısı da '' Tek bildiğimiz ses, siz sadece sese bakın'' ki benim buna yorum yapmam gereksiz olur. Ayrıca kutu içeriğinde olmasa da taşıma kabında ki görsel değişiklikler beni şaşırttı açıkçası. Kulaklık çizilmesin diye pelican kutuya Tralucent logolu süngerimsi parçalar eklenmiş ki bu fiyat bandında yapılan işe gülmemek mümkün değil açıkçası.

    Konfor: Kulaklık konfor yönünden de diğer Tralucent' lerden pek farklı değil ancak ben Uber kablonun diğer kablolardan da daha kullanışsız olduğunu düşünüyorum. Özellikle y ayrımına kadar olan tekstil kaplama hem mikrofonik etkiyi arttırıyor hem de daha asi bir karaktere bürünüyor ürün. Kulaklık aktif kullanıma pek uygun değil yani çok hareketli bir kişilikseniz özellikle kablo yüzünden rahat edemezsiniz muhtemelen.

    Yalıtım: Dış ses yalıtımında da hiçbir fark yok açıkçası, ref1'den aynen kopyalıyorum. Dış ses yalıtımı üst düzey değil. Büyük hava deliği dış seslerin izole edilmesine köstek oluyor. Büyük ve kulağı tam kapatmasının avantajı ile de orta seviyede bir ses yalıtımından bahsedebiliriz.

    Bas: Yine Ref1 gibi kulaklığın en baskın bölgesi alt frekansları Ref1 too' nun. Ancak Ref1'e göre fark derin bas'larda. Kulaklığın bütün bas vurgusunu midbas tarafında toplanmakta. Yine derin bas var ve yeterince belirgin ancak belirginlik ve vurgu yukarılara taşınmış REf1 too' da. Altların vurguları oldukça güçlü ve miktar olarak fazlayken yine de nispeten yumuşak bir sunumdan bahsedebilirim. Hem vurgulu hem de yumuşak diyebilmemin sebebi muhtemelen oldukça koyu olan renk. Kulaklık alt frekansları oldukça koyu tonluyor, üstüne de vurgulu ve miktar olarak fazla midbas boğuk bir sunuma yol açabiliyor. Burada iyi bir kaynağa ve iyi kayıtlara ihtiyaç var. Kabaca bir örnek vereyim, iPhone6'da boğuk gelen bölüm Sony Zx2'de boğulmadan atlatılabiliyor ki Zx2'nin o bölgeleri iPhone'a göre daha koyudur.
    Toparlayıp netleştirirsem; Çok koyu, midbas bölgesi oldukça fazla vurgulu stresli ve yakın bir alt frekans sunumundan bahsedebilirim.

    Mid: Genelde alt frekansları yoğun kulaklıklarda mid bölgesini biraz geriye çekerler ancak Ref1 too' da hiç de geriye düşme uzaklaşma yok. Baslar kadar olmasalar da oldukça belirgin ve yakın bir mid sunumuyla birlikte koyuluk da aynı yoğunlukta devam etmekte. Çok gövdeli ve koyu mid bölgesi baslardan aldığı darbeyle de perdelenmekte haliyle. Ayrıca hızlı kayıtları da pek sevmediğini söyleyebilirim hız ne kadar fazlaysa stres'de belirgin olarak artmakta Ref1 too ' da. Vokal enstrümanlardan yeterince ayrılsa da yine de sınıfına bakarak daha ayrı ve daha yakın olmalarını gerektiğini düşünmekteyim.
    Oldukça dokulu olan enstrümanlar ve vokal, sıfır çizgisinin oldukça koyu tarafında. Doğal diyemesem de oldukça etkileyici ve bu listedeki kulaklıkların hiçbirinde olmayan ( En yakını yine REf1 ) iç gıcıklayıcı etkileyici bir ses rengine / sunuma sahip olduğunu düşünüyorum. Tabi kablonun dünyanın en pahalı iem kablolarından biri olduğu unutulmadan etkisinin de oldukça fazla olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Kablo incelemesini bir başka arkadaşa bıraktığımdan ben hep uber kablo ile kullandım Ref1 too'yu. Üst midlere doğru koyuluğundan ödün vermediği için sbilance veya parlama gibi sorunları yok ürünün. Koyuluk o kadar üst düzeyde ki parlaması gereken enstrüman bile parlamıyor. Doğru mu yanlış mı tartışılır ancak Ref1 too'nun en sevdiğim yönü de bu galiba. ( Sanki çok benzer bir cümleyi Ref1 için de kurmuşum gibi geldi böyle yazınca )

    Tiz: Üst frekans grubunu çok beğendim açıkçası. Çok doğru parlaklıkta ve çok iyi çözünürlükte üstler. Yine hızlı bölümleri sevmese de Tralucent 1plus 2 'nin oldukça ilerisinde kalite olarak. O kadar koyu ve yoğun sunumun altında ezilmeden kendini belli ederken, çözünürlükten de feragat etmemeleri veya kaybolmayayım diye fazla parlayıp-sertleşip rahatsız etmemeleri takdire şayan benim gözümde.

    Diğer: Ref1 too' da sahne yine oldukça büyük, ağırlık enlemesine genişliğe verilmişken özellikle bas karakterinden aldığı destekle de derinlik olarak da iyi iş çıkarmakta. Ayrıca sahne öne doğru kurulu ki bu beni biraz şaşırttı açıkçası. Sahneyi biraz uzağa kursalar veya en azıdan ortada kalsa çok daha büyük sahne algısı yaratırdı büyük ihtimalle. Tabi detay da dibe vururdu herhalde bilemiyorum. Enstrüman ayrımı konusunda da her yere bulaşan güçlü baslar, çok koyu ve yoğun sunumdan negatif olarak etkilenirken sınıfının gerisinde bir oranda kaldıklarını rahatlıkla söyleyebilirim. Enstrüman araları koyu-sıcak bir hava ile dolu. Ancak kayıttan da etkilendikleri unutulmamalı iyi kayıt iyi kaynak şart REf1 too için.

    Genel: Her yere yazdığım gibi koyu, baslı, oldukça yoğun sunuma sahip REf1 too. Yoğunluk Bas > Mid> Tiz sırasında. Bas kafalara bile oldukça doyurucu gelecektir bas miktarı. Koyu baslı kulaklıklar sevmiyorsanız nefret edeceğiniz bir ürün olan Ref1 too' da en çok dikkat çekilmesi gereken yeri de fiyatıdır muhtemelen. Arşivinizde ağırlıkla enstrümanlı yoğun çalan hızlı kayıtlara sahip değilseniz, iyi kayıt iyi kaynağa önem veriyorsanız ve tabi ki bütçe sıkıntınız yoksa universaller içerisinde ref1 too + uber düşünülebilir. Tekrar belirtmekte fayda var burada bahsedilen bütün yorumlar uber kablo ile kullanımım sonunda oluşmuştur ben sadece kulaklığı alayım diyenler daha geniş kapsamlı bir araştırma yapmalı.
    Eksiklere ağırlık vermemin nedeni fiyatı olsa da listede ki yeri de en azından şu an için zirve oldu benim için.



    Jh Angie ( 1100 $ )

    [​IMG]

    Yapı: Listedeki en büyük kasaya sahip olmasının yanı sıra bence en güzel ürün de Angie. Kasa o kadar şaşalı ki pahalı bir oyuncağım diye bağırıyor adeta. Kasa büyük ancak içi de dolu 8 sürücülü ve 3 yollu bir tasarımla gelmekte Angie. 4 pin kablo soketi de sıkılıp sabitlenebilen yapısı ile çok iyi olmuş bence. 4 pin mekanizmasıyla ilk başlarda iyi oturtamadığımdan dolayı sorun yaşasam da bir kere vidasını düzgün sıktıktan sonra sorun yaşamadığımı belirtmek isterim. Ayrıca kulaklığın soketten ayrılıp düşme riskini de sıfıra indirdiğini unutmamak lazım. 2 pinli kasaları Kızılay’da az kovalamadık. Hayır, boyunda asılıyken düşüyorsun tamam da nasıl her seferinde sağ adımımla beraber kendine şut çektiriyorsun, neyse.. Yalnız bu 4pinin eksisi de kablo yükseltme seçeneğini oldukça azaltmasıdır. 4 sarmallı epik kablo normal olarak biraz kalın ancak yumuşak bir yapıda. İlk defa bir kulaklıkta karşıma çıkan kablodan bas ayar mekanizması da oldukça kullanışlı ve sağlam görünmekte. Boğaz bölümü ( Uç takılan yer) ise düz bir yapıda ve oldukça uzun bir yapıda. Bu tarz semi custom denilen kulaklıkların hemen hemen hepsinde yaşanan ucun kayması sorununu yaşatmaması ise takdire şayan. Altın kaplama L şekilli jak’ da sağlam görünüyor ve malzeme kalitesinde sıkıntı yok. Yapı konusunda eksi vermek gerekirse kasanın büyüklüğü hatta çok büyüklüğü haricinde eksi vermek istemiyorum.

    Konfor: Belki inanmayacaksınız ama devasa kasa boyutlarına rağmen oldukça rahat bir kullanım sunmakta Angie. L boy Phonak uç ile 1saatten fazla bir yürüyüşte bir kere elimi atıp düzeltme ihtiyacı hissetmediğim şeklinde bir örnek verebilirim. Ben her ne kadar rahat bulsam da bu boyutlardaki bir aleti kesin alın çok rahat kulaklık diyemiyorum normal olarak. Hafızalı bölüm de dâhil olmak üzere kablo konfora negatif etki etmemekte. Konfor bölümünde de eksiyi büyük kasaya ve çok olmasa da kabloyu ağırlaştıran bas ayar adaptörüne verebilirim.

    Yalıtım: Büyük kasa ve uzun boğazdan aldığı destekle oldukça üst düzey bir dış ses yalıtımından bahsedebilirim. Hatta hafızam beni yanıltmıyorsa ilk 5’e rahat girecektir bu konuda.

    Bas: Öncelikle belirtmek gerekirse kabloda bulunan bas ayarı gerçekten işe yarıyor. Yani ayarı açıp kısarak gerçekten bası arttırıp azaltabiliyorsunuz, burada herhangi bir abartı yok. Analog saat sistemini göz önüne getirdiğimizde 8 ile 4 arası bir ayar alanı mevcut Angie’ de. 4’de bas ciddi anlamda yoğun, hiçbir bas kafanın az diyemeyeceği orandayken 8’de ise kendini belli ettirse de kimseyi rahatsız etmeyecek oranda olduğunu düşünmekteyim. Bu ayarın çoğu ayara izin veren tasarımların aksine etkiyi direk bas bölgesine yapmasını oldukça başarılı buldum. Birçok üründe ayarla oynadıkça ses renginden çözünürlüğe kadar değişimler mevcutken Angie ’de bu olay minimum seviyede.Buradan sonraki yorumlarımı ayar portu saat 12-2 arasında ayarlı olduğunu dikkate alınız lütfen.
    Bence Angie’nin baslarının hiçbir özel yanı yok yani ne yerin dibine sokabiliyorum ne de fazlasıyla övebiliyorum. Yoğunluğu mid baslarda olan yeteri kadar derine inebilen hafif koyu, biraz sert bir bas sunumuna sahip. Oldukça hızlı olan alt frekans sunumu üstlere doğru ton olarak az da olsa açılmakta. Anlatması zor olsa da belki bu ton açıklığı kulaklığı boğuk veya genel karakteri koyu olarak adlandırmamamızı sağlamakta. Bence kulaklıktaki en önemli ayar midbas bölgesindeki tonlama ile yapılmış. Yalnız bu fiyat bandında özellikle midbas bölgesinin çözünürlüğünün daha yüksek ve daha stressiz çalmasının gerektiğini düşünmekteyim. Özellikle yüksek seste mid ve üst basların biraz kolay çamurlaşabildiğini düşündüğümü de ekleyeyim. Bilenler için Shure 846’dan çok daha sorunsuz bir alt frekans sunumuna sahip olduğunu, Tralucent 1plus2 kadar geniş alana yayılamadığını ancak ona göre de oldukça hızlı olduğu gibi tüyolar verebilirim. Angie’nin alt frekanslarda yaptığı en iyi iş ise davul performansı bence. Doğal mı bilmem ama hem hıza ayak uydurabiliyor hem de tonlaması oldukça etkileyici. Bu davul performansı yüzünden Earsonics Velvet’i 5dk’dan daha fazla dinleyemediğimi de ekleyeyim.

    Mid: Vokallerden başlarsak yeteri kadar detaylı ve çoğu kişi için etkileyiciler. Vokal ön ortada konumlandırılmış. Öyle parlama, çatlama gibi sıkıntısı olmasa da kötü kayıtlara fazla duyarlı. En çok midbas ve vokalde sezilse de Angie her şartta iyi kayıt istiyor. Benim gibi garajda kayıt yapan grupları çok seven biriyseniz can sıkabilir kötü kayıtlar. Üst midlerde sbilance sıkıntısı yok ancak iyi kayıt kuralı devam etmekte, yani kayıtta varsa sbilance’dan kurtulamazsınız.

    Tiz: Üst frekanslar rahatsız edici bir yapıda değiller. Kayıttaki duruma göre miktar olarak oldukça doğru konumlanabiliyorlar. Angie’nin hafif renkli kalabilen tizlerinin uzaması ise iyi seviyede. Hız konusunda da sorunu olmayan Angie’nin tizleri bence biraz midlere yakın kalmakta. Detay konusunda sıkıntı çıkarmıyor ve bir pfe232 gibi ayrıklık beklemesem de bir tık daha ayrılsalar fena olmazdı. Çok ayrılınca da kompozisyona odaklanmak zor olabiliyor onu eklemek lazım.

    Diğer: Teknik olarak çok üst düzey bir ürün olduğunu düşünmüyorum Angie’nin. Sahne çok geniş veya derin değil arka planda ultra sessiz değil. 1000usd’nin üzerine çıkınca insan daha fazla istiyor normal olarak. Ayrıntıya girersem sahne 1plus 2 kadar geniş değilse de Shure 846 gibi de dar da değil. Derine inebilmede pek sıkıntı çıkarmasa da yükseklik olarak daha çok beğendiğimi belirtebilirim. Dik duran tombul bir silindirik yapıdan bahsetsem yine anlaşılmaz sanırım J Neyse sahnesi için boğuk, basık veya dar gibi terimler kullanamayacağımdan dolayı bu konuda da sınıfı geçti diyebiliyorum. Ancak arka planı daha sessiz olsaydı daha iyi enstrüman ayrımı ile çok daha iyi iş çıkaracağını da düşünmekteyim. En önemli yeri unutuyordum; Sahne biraz uzağa kurulmakta bütün enstrümanlar bir tık uzaktan seslenmekteyken vokalin enstrümanlardan ayrımı iyi seviyede. Sahnenin uzaklığı sunumu ferahlatırken detayı da azaltmakta tabi. Aynı zamanda sürülmesi kolay bir ürün Angie, herhangi bir mobil telefonla bile rahatlıkla sürebileceğinizi söyleyebilirim.
    Küçük bir dipnot ekleyeyim; Çakma SQNY ( Çakma Sony bile değil insafsız) kullanıp Angie detaysızmış abi ya demeyiniz, askerliğimi dağcı-paraşütçü komando olarak yaptım baştan uyarayım.

    Genel: Jh duygusal bağ kurulabilecek bir ürün üretmiş bence. Kulaklığı ilk gördüğümde ne kadar kötü çalabilir ki demiştim. Ayrıca hiçbir müzik türünde sırıtmadığını da düşünüyorum. Genel ses rengi için ortanın koyu-sıcak tarafında. Yalnız çok yüksek seste bozulma oldukça belirgin buna dikkat etmeli. Ben illa 30’u görmeden sağır olacağım diyen arkadaşlar uzak dursun Angie ’den. Toparlarsak Angie hiçbir şeyi abartmadan yapıyor. Örneğin Tralucent 1 plus 2 teknik olarak çok daha iyi bir kulaklık ancak yapı kalitesinin yanında yavaşlığı, midlerin konumu veya üstlerin sunumu ile bazı müzik türleri için çekilmez olabiliyor. Tabi bu seviyelere çıkmadan da bunlar anlaşılamayabilir. Kayıt gibi kaynağa da tepkisi üst seviyede Angie’nin. iPhone’ da dinlerken beğenmediğiniz kulaklığı Chord Mojo ile çok sevip, Lotoo Paw Gold ile de tapabilirsiniz diyerek burada bitiriyorum.

    Geniş kapamlı incelemesi için link aşağıdadır.
    http://www.techno-fi.net/forum/konu/jerry-harvey-audio-angie-İncelemesi-güncelleme.9489/


    Tralucent Audio Ref 1 ( 1600$ )

    [​IMG]


    Yapı: Kablo konusuna hangi kablo ile alacağınızı bilmediğim için değinmiyorum. Kasa genel itibari ile oldukça sağlam yapıda. İşçilik hataları oldukça düşük seviyede ki bu üründen ürüne değişir. Soket'de hiç bir değişiklik yok her an bozulabilir de yıllarca tık da demeyebilir. Ayrıca yapısından dolayı her 2 pinli soket uyumlu değil, bıraya dikkat edilmeli.

    Konfor: Konfor konusunda 1 plus 2'den çok da farkı yok. Kablo soketinin yapısı konforu arttıyor ancak kulaklık hala büyük. Yükseltme ise nozzle' ın uzatılması ile yaşanmış ki bence süper olmuş. Büyük ama rahat bir kulaklık hala. Uçları sabitlemek biraz zor sabitleyemezseniz de ne doğru düzgün ses alırsınız ne de rahat edersiniz, bu da eksi puanı.

    Yalıtım: Dış ses yalıtımı üst düzey değil. Büyük hava deliği dış seslerin izole edilmesine köstek oluyor. Büyük ve kulağı tam kapatmasının avantajı ile de orta seviyede bir ses yalıtımından bahsedebiliriz.

    Bas: Kulaklığın önde giden kısmı burası, bas her zaman var ve oldukça belirginler. Altları diğer birçok kulaklıktan ayıran yeri ise sub baslarıdır herhalde. Miktar olarak oldukça çoklar ve çözünürlük üst seviyede. O kadar derin bas'a rağmen kontrollü olmaları da büyük başarı tabi. Baskafa kulaklığı tabiri yanıltmasın bas çok ama oldukça kaliteliler. Alt frekanslar geniş bir alanda belirgin olsalarda en baskın/belirgin yeri alt frekansların orta üst kısmı.
    Midbaslar'da yine oldukça belirgin ve koyu tonda. Bir miktar sıkışma ve midbas bölümünün açılamama sıkıntısı yaşatsa da Bir Westone 4 veya Shure846'da yaşadığım çözünürlük düşüklüğünün getirdiği üst üste binme/boğulma sorunlarını yaşatmadı Ref.1.

    Mid : Kulaklığın mid bandı baskın değil ancak geride, ezik vb. bir tabirde yanlış olacaktır. Çözünürlük olarak yine iyi iş çıkardıklarını düşünüyorum. Oldukça koyu renkte olmaları dinleyici seçecektir. Şahsen ben sevsem de bir çok kişiye fazla koyu gelebilir. 1 Plus2'den daha belirgin daha gövdeli ve daha doğru tonlamaya sahip olduklarını rahatlıkla söyleyebilirim. Shure 846 kadar baskın olmadığını da ekleyeyim midlerin. Ayrıca yine köşeleri sert kalmayan hatta biraz fazla yuvarlatılmış enstrüman sesleri oldukça etkileyici olabiliyorlar. Bu durum aynı zamanda renk de katıyor kulaklığa. Örneğin normalde parlaması gereken keman parlamıyor ve sizi mest ediyor. Doğru mu ? Göreceli diyelim.

    Üst midler ise oldukça dizginlenmişler. Sbilance, parlama, çatlama gibi sıkıntıları yok ürünün ki bence 1 plus 2'ye göre en önemli yükseltme burada yaşanmış. Çözünürlük düşse de ( 1plus 2'ye göre ) ciddi oranda daha dinlenilebilir bir alet olmuş ref.1

    Tiz: Tiz sunumu da 1 plus 2'den oldukça farklı yapıda. Daha geride, daha kontrollü, daha düşük çözünürlüklü ve daha koyu bir yapıda. Midlerle hemen hemen aynı miktardalar ve rahatsız etmeyen bir karakterdeler. Çözünürlük olarak daha iyi olmalarını gereksede rahatsız etmeyen bir yapıda olmaları da bir artı bence. Karar yine son kullanıcıda tabi ki daha agresif tiz isterseniz 1 plus2 daha iyi bir seçenek.

    Sahne: Derinlik olarak çok bir şey vaad etmesede genişlik olarak oldukça başarılı diyebilirim. Ancak kulağınız ref1'e alışınca 1plus2'nin dağınık çaldığını kontrolü kolay kaybedebildiğini farkededebiliyorsunuz. Ref 1 konuya daha iyi odaklanmanızı sağlıyor, bir başka deyişle daha derli toplu bir sahnede müzik dinleyiciye daha samimi sunuluyor.
    Yoğun bas sunumu ve koyu karakter enstrüman ayrımını duymamızı zorlaştırıyor. Bu konuda daha ferah çalan 1 plus 2'nin gerisinde olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

    Genel: Bas ağırlıklı, koyu ve rahatsız etmeyen bir karakterde REf1. Karakterini sevenler için son nokta olabilecekken, herkese de hitap etmeyeceğini düşünüyorum açıkçası. Ayrıca yine çok zaman isteyen bir kulaklık çıkmış ortaya, dinledikçe fikirler değişeceğinden 1-2 saat dinlemeyle yorumlamamanızı öneririm.



    Tralucent Audio 1 Plus 2:
    ( 1300$ )

    [​IMG]


    Yapı: 2 dengeli armatür ve bir adet dinamik sürüye sahip kasa oldukça büyük yapıda. Sağlamlık olarak çok başarılı olsa da işçiliği pürüzsüz değil. Ayrıca kablonun soket girişi uzun ömür sunamayabilir. Kablo oldukça sert ancak sert olduğu kadar da dayanıklı. Jack da sorunsuz ve I şeklinde. Kablo değiştirilebilir tabi ki ancak yanında gelen kablonun değeri 400$ ve ses kalitesi oldukça üst düzeyde.

    Konfor: Boyutuna göre rahat bir kulaklık. Eksi puanların ana nedeni ise aşırı sert kablonun kullanıma az da olsa olumsuz etkisi ve uçları kaygan kasada sabit tutamama sorunundan. Kulağının içi küçük olanlar dikkat etmeli.

    Yalıtım: Büyük kasa kulağı tam olarak kapatıyor ancak bas sürücüsünün daha doğrusu dinamik sürücünün ihtiyacı olan hava deliği dış ses yalıtımını azaltmakta. Orta seviyede bir dış ses yalıtımı mevcut.

    Bas: Geniş sunumla birlikte iyi çözünürlüğe sahip ve dokulu, oldukça etkileyici bir ses rengi. Uzaktan uzaktan vuran ama az olmayan hatta bir tık çok olan bir miktardan bahsedebiliriz. Eksikleri ise pürüzlü yapısı ve bazen tepkiyi zamanında verememesidir.

    Mid: Orta frekanslar diğer frekanslara oranla daha uzaklar ancak bu geride olma detaydan feragat ettirmiyor. Tek enstrüman monitörlemede inanılmaz şekilde saydam ve her şartta dokulu. Doğal enstrümanlarda çok başarılı iş çıkarırken yapay enstrümanlarda yapay enstrümanlarda vasat kalabiliyorlar. Midleri önde kulaklık sevenler mid' lerin miktatını yetersiz bulabilir. Hızlı parçaları sevmeyen ürün hızlı bölümlerde doğallığını kaybedip oldukça renkli bir sunuma bürünebiliyor.
    Üst midler genele oranla daha belirgin yapıda sıkışık ve parlaklar. Bu bölgenin daha dingin olması daha güzel olurdu bence.

    Tiz: Kolay uzayabilen oldukça doğru tizlere sahip, yine oldukça geniş bir alanı kaplayan tizlerin eksisi kontrolü kolay kaybedebilmesi. Gereğinden fazla parlak olduklarını da düşünsem de sorunun kaynağı yavaşlığı bence, tepkide gekicince karışma kaçınılmaz oluyor ve tizler dijitalleşiyor.

    Sahne: Büyük ultra geniş ve derin sahne o kadar büyük ki nadir de olsa kötü kayıtlarda yapaylaşabilir. Kulaklık hemen hemen herkes tarafından oldukça transparan olarak tanımlanıyor ancak sahnenin büyüklüğü ve tepkilerinin yavaş olması yüzünden yapay olarak tanımlayan bir kesim de mevcut. Enstrüman konumlandırması da oldukça etkileyici olsa da bu kadar geniş sahnede enstrümanların birbirinden fazla uzaklaşamaması biraz garip bir durum. Bu durumu kontrolü kaybetmemesi için yapıldığına bağlarsam saçma olmaz sanırım.

    Genel: Listenin en üstünde yer almasının en büyük nedeni bence hi-fi' yın olmazsa olmazı yumuşak ve analogvari ( analogvari ne demekse artık :) ) sunumun etkisi oldukça fazla. Açıkçası ilk dinlediğimizde ağzımız açık kalsa da son zamanlarda dinlediğimiz üst seviye ürünler eksilerini daha kolay görmemize neden oldu. Bence en büyük eksisi de satınalma zorluğu ve tabi ki fiyatı. Hızlı müziklerde iyi iş çıkarmadığı da unutulmamalı.

    Geniş kapsamlı incelemesi için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.
    http://www.techno-fi.net/forum/konu/tralucent-audio-1-plus-2-İncelemesi.5657/



    Shure Se 846 :
    ( 1000$ )

    [​IMG]


    Yapı: 4 adet dengeli armatür sürücüye sahip ürün tek renk daha doğrusu sadece şeffaf bir yapıda satışa sunulmakta. Shure yapı kalitesinde gerçekten iyi iş çıkarmış şık ve inanılmaz sağlam bir yapıya sahip bir ürün çıkmış ortaya. Endüstriyeller arasında bence bu konuda en iyilerinden biri. Kablo değiştirilebilir ve uzunlukları farklı olan 2 adet kablo ile gelmekte. Kablonun sağlamlığı da oldukça üst düzeyde.

    Konfor: Küçük bir kasaya sahip değil hatta oldukça şişman kasa boyutlarına göre rahat bir kullanım sunuyor. Kablonun konfora iyi veya kötü etkisi yok. Mmcx konnektörler ise bence başka bir artı. Kulağı küçük olanların yine dikkat etmesi gereken bir ürün.
    Yoğun istek üzerinde de bir ekleme yapayım. Birkaç arkadaştan hafızalı kısmın rahatsızlık verdiği ile ilgili görüşler aldım bu da eksi puanı olsun.

    Yalıtım: Dinamik sürücü olmadığından hava deliği yok, kulağa tam oturan kasasıyla oldukça başarılı. Dış ses yalıtımı olabilecek en üst seviyede. Tralucent, ie800 ve Mentor'dan çok daha iyi.

    Bas: Hız kontrolü başarılı ancak bazen alt basların fazla uzaması ile oluşan az da olsa boğukluk hissi yaşatabilir. Tabi filtre seçiminizde önemli bu konuda. Sert vurması haricinde pek armatür sürücü havası da yok ki bence bu da bir artı. Koyu, gövdeli ve bası fazla kaynaklardan uzak durmanızı da şiddetle öneririm.

    Mid: Yakın, detaylı oldukça yüksek çözünürlüklü. Tralucent’den detaylı ve daha doğal ancak Tralucent kadar dokulu değil. Üst mid başarımı da Mentor, Tralucent 1p2 ve ie800’den başarılı. Ancak bu kulaklıklara göre daha dar bir alandan sunuluyor midler. Biraz daha sıcak ve enstrümanları daha az köşeli sunmasını yeğlerdim.

    Tiz: Parlak filtre hariç genelde bir tık gerideler. Bir tık daha çözünürlüklü ve yumuşak olabilirdi. İe800’den iyi çünkü rahatsız etmiyor ve daha doğru tonda. Tralucent 1plus 2’ den daha kontrollü ancak daha düşük çözünürlüklü. Tralucent 1Plus 2 ve ie800'de tiz miktarı daha fazla. Geniş alana yayılamama sıkıntısı da belirgin.

    Sahne: Se846'da sahne öne doğru kurulu, midlerin baskınlığı sahneyi zorluyor tabi ki. Sınıfına göre üst düzey bir sahne sunumu yok, örneğin ie800'de sahne daha geniş. 1 plus 2’ den ise hem enine hem de boyuna bir hayli geride. Daha alt sınıf kulaklıklardan geçenler için de küçük denemese de üst seviye kulaklıkları yalayıp yutan arkadaşlar sahnenin basık kalabildiğini fark edeceklerdir. Enstrümanlar birbirinden fazla uzaklaşamıyor ve aralara hava doldurulamıyor.

    Genel: Öncelikle bu kulaklığı sevmek zaman istiyor bunun birçok nedeni olabilir ve kişiden kişiye değişebilir. Kulaklık aşırı hassas kaynaktan kayıta, uçlarından kötü kayıtlara kadar aşırı tepki vermekte. Shure yeni ürününde biraz daha doku ekler sesi ısıtır ve boğulma riskini ortadan kaldırılırsa bir efsane çıkabilir ortaya. Mükemmele daha çok yaklaşması için sahnenin büyümesi ve biraz daha sıcak renge sahip olması gerekmekte.

    Geniş kapsamlı incelemesi için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.
    http://www.techno-fi.net/forum/konu/shure-se846-İncelemesi.7361/



    Unique Melody Mentor
    ( 1250 $ )

    [​IMG]



    Yapı: 10 (on) :) dengeli armatür sürücüye sahip kasa beklenildiği gibi büyük değil sadece biraz şekilsiz olduğunu düşünmekteyim. Kasa oldukça sağlam ancak kablo soketlerine pek güvenmemek lazım. Kablosu da diğer bütün sarmal türevleri gibi oldukça sağlam. Jack ve y ayrımında da herhangi bir sorun olacağını sanmıyorum.

    Konfor: Bir takdığımda çok rahat ettim diğerinde kulağıma oturmadı. Bu konuyu anlamadım o yüzden net bir şey demeyeyim ancak rahatsız bir ürün diyemem. Meşhur sarmal tip kablo ise oldukça rahat bir kullanıma sahip. Noozle kısmı biraz uzun ki bu bazıları için eksi olabilir.

    Yalıtım: Kasanın yapısından kaynaklanması muhtemel çok üst düzey bir yalıtım mevcut değil. Ancak kesinlikle kötü diyemem orta karar bir dış ses yalıtımına sahip Mentor. Shure 846 dan kötü, ie800'den iyi.

    Bas: Bu aletin bas sunumu biraz değişik bazen az bazen çok desem anlar mısınız bilmem :) Bunun nedeni de derinlere fazla inememesine ama daha üstleri miktar olarak daha fazla vermesine bağlıyorum. Kayıtdan gelen bas, derin bas ağırlıklıysa bası az gelebilir gibi gibi vb. Genel itibari ile başarılı bir bas sunumu olsa da ben basının tonunu pek beğenmedim, bir tık daha koyu bas daha güzel olurdu bence. Baslarının kontrolü ise oldukça başarılı, tepkileri iyi. Shure 846, Tralucent, ie800 arasında işi zor haliyle. Shure ile aynı kalitede diyebilirim daha doğrusu farklı yönlerden olsa da önemli eksikleri var. Shure'un tınısı daha iyi ve daha çok derine inebiliyorken, Mentor çok daha kontrollü ve boğulma sorunu yaşatmaması gibi bir örnek vereyim. Ancak genel itibari ile Tralucent 1plus 2 ve ie800'ü bu konuda Mentor'dan daha başarılı buldum.

    Mid: Orta frekanslarda Shure 846 ile iyi kapışırlar. Sahneden aldığı güçle ve baslardan etkilenmediği için daha çözünürlüklü gibi dursa da üst midleri oldukça yorucu Mentor'un. Shure 'un üst midleri çok iyi olmasa da Mentor fiyatına göre kötü iş çıkarıyor bence. Mentor' da büyük ihtimalle üst midlerden gelen bir miktar parlaklıkta 846'yı daha iyi yapıyor benim gözümde. Ancak ufak bir eklemede yapayım sınıfları karıştırmamak gerekir Mentor'un karşısına Westone 4'ü koyarsanız ezer geçer.

    Tiz: Mentor üst frekanslarda agresif bir tavır sergilemekte ie800'e göre sert 1 plus 2'den kontrollü, Shure 846 gibi de alanı dar desem iyi bir tanımlama olur sanırım. Biraz daha sıcak ve yumuşak olması daha güzel olurdu.

    Sahne: Sahnesi ilk başta oldukça geniş gelmişti ancak se846 ile karşılaştırınca abarttığımı anladım. Tralucent'le yarışamasa da Shure' dan geniş olduğu kesin. Derinlik olarak çok iyi iş çıkarmasa da enstrüman konumlandırmada pek sıkıntı sezmedim. Hatta genel karakterden aldığı destek sahnenin ferah olma hissiyatını güçlendiriyor. Shure'dan iyi 1 plus 2'den geride ve yanlış hatırlamıyorsam ie800 kadar geniş değil.

    Genel: Shure 846 gibi herşeyden çok etkilenen yatırım ve özen isteyen bir kulaklık. Sevgili Ateş ( Mike Portnoy ) kablo ve dap desteğiyle kulaklığı öyle bir hale getirmişti ki kulaklık ciddi ciddi sınıf atlamıştı en son dinlediğimde. Burayı görür de nasıl o hale getirdiğini yazarsa buraya eklerim. Ben Mentor'u en çok Monster Audio Hifi et ma9 ile beğendim, gerçekten oldukça iyi anlaşıyorlardı ve birbirlerinin eksiklerini kapatıyorlardı. Ma9 bulamazsanız Hifiman hm801 de oldukça uyumlu olacaktır Mentor için.

    Geniş kapsamlı incelemesi için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.
    http://www.techno-fi.net/forum/konu/unique-melody-mentor-kulakiçi-kulaklık-İncelemesi.8690/



    Flc Technology Flc 8
    ( 320$ )

    [​IMG]

    Yapı: Bir adet dinamik ve 2 adet dengeli armatür sürücü barındıran kasa hem özgün bir tasarıma sahip hem de oldukça küçük boyutlarda. Dinamik sürücünün ihtiyaç duyduğu hava oranı ile oynamamıza sağlayan tıpalar ve değiştirilebilir boğaz kısmı ile 36 farklı ses imzasına ulaşabiliyoruz. Tabi siz 36 ayrı dünya beklemeyin yinede :) Kısaca bahsetmem gerekirse havanın giriş ve çıkış deliği bas ve sub bas' a etki ederken değişik filtre ve yapıdaki boğazlar ( nozzle ) ise sesi geneline etki etmekte. Yapı kalitesi olarak çok üst kaliteden bahsedemesem de herhangi bir sıkıntısı da gözüme çarpmadı. Yapı kalitesinde benim beğenmediğim tek yeri kablosu. Bu ürüne gerçekten yakışmayan yapıda bir kabloya sahip olsa da değiştirilebilir kabloya sahip olması da çok önemli bir artı benim gözümde. L şekilli altın kaplama jack da oldukça sağlam ve kullanışlı.Yalnız saçmalığı uzakta aramaya gerek yok normal 2pinli soketlerden biraz ince soket kullanılan Flc8 için ya özel kablo yaptıracaksınız ya da yükseltme kablonuzun soketlerini uygun soket ile değiştireceksiniz.

    Konfor: Az da olsa sert ve kaplaması fazla mat olan kabloya rağmen oldukça rahat bir kullanım deneyimi yaşadığımı rahatlıkla söyleyebilirim. Kasa yapı itibari ile oldukça ergonomik olmasının yanında kablonun soketlerinin de yapısı konforu oldukça üstlere taşımakta. Fazlasıyla kişisel bir konu olduğu için kıyaslamaya gerek var mı bilmiyorum ama Pfe232 kadar rahat bir kulaklık olduğunu söyleyebilirim rahatlıkla. Hatta kablosunun Pfe232 gibi inatçı olmaması da Flc8'i bir adım öne taşımakta.

    Yalıtım: Dış ses yalıtımı bakımından vasat bir performans sergilemekte ürün. Fidue a83 ile hemen hemen aynı yalıtıma sahip diyebilirim. Kablonun belki de tek iyi tarafı mikrofonik etkiye sahip olmamasıdır sanırım. Hiç yok diyemesem de neredeyse yok diyebiliyorum.

    Aşağıdaki yorumlarım ürünün kutudan çıktığı hali ile yapılmıştır. Maalesef 36 ayrı ayarı deneyip yazacak enerjim de yok vaktimde. Ayarlarla ilgili tek diyebileceğim çok kısa süreli bir deneme yapsam da özellikle boğaz değişimi seste ciddi farklar yaratabilmekte. Yaklaşık 200 saat yaktığımı ve geniş ağızlı stok uç kullandığımı da belirtmek isterim.

    Bas:
    Ayrıntılara inmeden öncelikle uçtan bahsedeyim bu uç bası öldürebilen tizleri nispeten belirgenleştiren bir uç ancak hem ses kalitesi yönünden beğenmem hem de stok uç olduğundan incelemeyi yazana kadar hep bu ucu kullandım.
    Alt frekanslar miktar olarak fazla değiller. Gümbür gümbür bas istiyorsanız FLc8 pek de iyi bir seçenek olmayacaktır sizin için. Kulaklık stok ayarda alt frekanslarda derin-alt basları yansıtmakta zorlanabiliyor. Roll- off diyemesemde ciddi desibel düşüklüğü derin basları duymanızı zorlaştırıyor. Ancak eko ile oynamayı seven biriyseniz veya çok baslı kaynağa sahipseniz roll-off’ a girmediğinden yeteri kadar bas tepkisi alabileceğinizi söyleyebilirim. Bu ayarda mid bas tarafı yeterince belirgin olsa da parlak karakterden de aldığı güçle genele bakarak cılız denebilecek bir yapıda altlar. Ancak tekrar ediyorum kaynağa kayıta yeterince tepkili kayıttaki bas’ı öldürmese de açık karakter her zaman kendini belli etmekte. Üretim teknolojisi bas üretimini muhtemelen dinamik sürücüye vermiş ancak dinamik sürücü denince akla gelen bas üretimi bu kulaklıkta yok.Alt frekanslar yakın ve miktar olarak bol olmasalar da oldukça detaylı ve kontrollüler. Bu bölgedeki yüksek çözünürlük kulaklığı fiyat bandında oldukça üstlere çıkarmakta. Kısaca toparlarsak; Flc8 stok ayarlarla miktar olarak çok olmayan midbas’a kadar parlak ve nispeten sert olmakla beraber yüksek çözünürlüklü kontrollü alt frekanslara sahip.
    Fidue a83’ün karşısına koyduğumuzda miktar ve kapladığı alan olarak çok çok daha az kalan flc8, hız-kontrol ve çözünürlükte galip gelmekte. Fidue a83’ün basları koyu ancak metalik tonlarken Flc8 açık karakterde olduğu halde daha doğal seslenmekte ancak Flc8’in de bazı bölgeleri de gereksiz parlattığını düşünmekteyim. Hifiman re600 tarafından baktığımızda da flc8’in daha yüksek çözünürlüklü daha doğal ve özellikle daha perdesiz kaldığını rahatlıkla söyleyebilirim. Miktar olarak pek bir farkları olmasa da Re600’ün metalikleşen alt frekansları can sıkabilir Flc8'den sonra.

    Mid: Baskın, yoğun koyu gibi terimlere zıt karakterde midler. Vokal oldukça yakın olduğundan enstrümanlar kendini olduğundan daha geride hissettirmekte. Enstrüman vokal ayrımı oldukça üst düzey olsa da yoğun mid sunumunu seven arkadaşlar için cılız midlerden bahsedilebilir. Westone Um3x, Earsonics sm64 gibi ürünlerin karakterinden ziyade Ath ck10, Etymotic Er4s tarzı çalan bir kulaklık desem daha açıklayıcı olacaktır sanırım. Kabaca boğuk denilen kulaklıkları sevmeyenler tapabilir flc8'e. Vokaller yukarıda dediğim gibi yakın ve detaylı ve oldukça netler, bu noktada eleştirim parlamaya yol açabilen bir yapıda olmalarınadır. Biraz daha koyu vokallere sahip olmasını yeğlerdim kendi zevkim dahilinde. Ayrıca yakın vokali sevmeyenler için yorucu olabilecektir.
    Geride kalmayan, ezilmeyen midler kulaklığı analitik bir yapıya sokmakta ve üst midlere doğru miktar çoğalmasının yanında açık karakterli bir kulaklık olduğundan ciddi sbilance sorununa yol açması gerekirken sbilance' a yol açmaması da büyük başarı benim gözümde. Yalnız kulaklık hemen hemen her bölgede oldukça transparan takılmaya çalışıyor ki kayıttaki sbilance'ı da gözüne sokacağı unutulmamalı.

    Tiz: Üst frekanslar oldukça belirginler aynı zamanda da oldukça geniş alanı kaplamaktalar. Üstlerin belirginliği kulaklığa ferahlık katarken detayı da arttırmakta haliyle. Fiyatına baktığımızda çok üst düzey bir çözünürlük sunan ürünün tizleri genele bakarak açık-parlak karakterde ancak karakterine rağmen metalikleşmenin minimum oranda kalması takdire şayan. Genelde nötr- transparan takılan kulaklık bu bölgede az da olsa coşabilmekte. Kayıtta olmayanı verecek değil tabi yalnız üstlerin belirginliği dikkat çekici.
    KArşılaştırmak gerekirse, Re600’ün yanında miktar-çözünürlük-uzama gibi konularda daha iyi iş çıkaran Flc8 re600’den sonra daha yorucu kalmakta. Fidue a83’den de daha kontrollü ve daha yüksek çözünürlüklü olduklarını da rahatlıkla söyleyebilirim.

    Diğer: Sahne oldukça ferah- havadar bir yapıda. Sahne enlemesine konumlandırılırken çok geniş veya derin bir sahneden de bahsedemem. Arka plan oldukça sessiz ve yüksek çözünürlükten de alınan destekle enstrüman ayrımı oldukça üst düzeyde. Karışma üst üste binme vb. sorunları yaşatmıyor. Aynı zamanda iyi-kötü kayıt farkını gözünüze fazlasıyla sokacak bir üründür Flc8.

    Genel: Öncelikle inceleme tekniğimi anlatayım. Genelde inceleme yazmadan önce notlar alırım ve o notları toplayıp incelemeye çeviririm ama bu sefer bir değişiklik yapıp Flc8'le sadece müziğimi dinledim. Sonra aklımda kalanları oturup yazıya döktüm. En sonda da alıcı gözle dinleyip! yazdıklarımı okuyup ters gelen birşey yoksa yayınlayacağım. Doğruluğu tartışılabilir ancak ses ile ilgili bölümler başlı başına bir hayal zaten :)
    Flc8'e dönersek temiz ve ferah çalan analitik karakterde bir ürün olduğu izlenimi kaldı bende. Hibrit denince genelde akla gelen V şekilli, üst midlerin- sbilance'ın coştuğu, odaklanmanın zor olduğu bir karakterde olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim. Ayrıca pek müzik türü seçen bir üründe değil, örneğin thrash metalden elektronik altyapılı türlere geçince performansı oldukça şaşırtmıştı beni. Çok üst düzey dış ses yalıtımı beklemiyorsanız, karakteri de size ters değilse en azından şu an için fiyat bandında pekte rakibi olmadığını düşünüyorum Flc8'in.

    Daha geniş kapsamlı inceleme için tıklayınız.



    Sennheiser ie800
    ( 1000$ )

    [​IMG]


    Yapı: Tek dinamik sürücüye sahip olması bu konuda çoğu rakibinden kendini ayrılmakta. Çok sağlam şık ve küçücük minicik bir kasaya sahip. Kasanın değiştirilebilir kabloya izin vermemesi ciddi bir eksi. Kablo'nun Y ayrımından değiştirilebildiğini de ekleyeyim. Jack' da dahil sağlamlık olarak bir sıkıntı yok bence.

    Konfor: Sert ve kısa kablo olmamış açıkçası. Birçok kişiden kulağıma durmuyor lafını duyabilirsiniz ki kablonun etkisi büyük. Tralucent neyse de Sennheiser gibi bir firma çok daha rahat bir kullanım sunan bir ürün üretebilirdi. Bu konuda Shure 846 ve Um Mentor'un gerisinde kalmaktayken Tralucent' den çok da farklı değil bu konuda.

    Yalıtım: Küçük kasa, dinamik sürücü daha iyi yalıtım beklenemezdi zaten. Tralucent le hemen hemen aynı değerlerde yalıtım sağlıyor yanlış hatırlamıyorsam. Shure'dan oldukça Mentor'dan biraz daha kötü bir yalıtıma sahip. Uçlar da dış ses yalıtımını oldukça büyük oranda etkilemekte.

    Bas: Güçlü, kontrollü ve miktar olarak bir tık fazla. Shure’ 846’ya göre daha iyi bir iş çıkarsa da Tralucent ’in geniş ve derinden gelen bas sunumuna yetişemiyor. Ancak Tralucent’den de daha kontrollü bir bas sunumu mevcut. Ayrıca bu kasada bu bas da ciddi mühendislik başarısı bence. Se846 dan daha kontrollü ve güçlü. Eksi vermek zorundaysam da basların bir tık daha az olmasını isterdim diyeyim. Mid baslarını da beğendiğimi ekleyeyim üstlere doğru cılızlaşma olsa da yine de başarılı midbasları.

    Mid: Oldukça temiz ve pürüzsüz bir mid sunumu mevcut. Tralucent kadar geriden gelmiyor ve oldukça yüksek çözünürlüklü. Sıkıntı ise tizlere yaklaştıkça başlıyor. Üst midlerde ise çözünürlük düşüklüğü ile ciddi bir parlama mevcut. Ayrıca üst midler miktar olarak gereksiz fazlalar bence. Bazı arkadaşlar mid'ler de biraz daha gövde de isteyebilir.

    Tiz: Parlak ve oldukça yumuşak. Uzamaları da çok başarılı. Ancak üst mid’ lerden başlayan parlama burada zirve yapıp doğallığını kaybediyorlar. Ayrıca bir miktar fazla önde olma mevcut. Ancak yumuşaklığı takdire şayan. Her zaman tiz duymak isteyenler şikayetçi olmayacaklardır. Pfe 232 gibi de diğer frekanslardan ayrı takılmıyorlar, haliyle odaklanma daha kolay gerçekleşecektir.

    Sahne: Oldukça geniş bir sahne ve iyi bir enstrüman ayrımına sahip. Tralucent’ le yarışamasa da Shure 846'ya oranla çok daha başarılı buldum. Ağırlığı enine verdiği için boşlukta çalma hissi yok ancak karanlık arka planın etkisiyle enstrüman ayrımı başarılı ürünün.

    Genel: Üstlerdeki parlaklık can sıkabiliyor miktar olarak da çoklar bence. Ancak yapay enstrümanlara haiz elektronik müzik dinleyen biri için çok iyi bir seçim olabilir ie800. Tonlaması daha doğru ve daha konforlu bir ürün olmasını yeğlerdim.

    Geniş kapsamlı incelemesi için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.
    http://www.techno-fi.net/forum/konu/sennheiser-ie800-İzlenimlerim.5858/



    In Ear StageDiver 2 (420$)

    [​IMG]
    Fotoğraf çalıntıdır.


    Yapı: 2 adet dengeli armatür sürücüyü barındıran kasa oldukça büyük boyutlarda. Semi-Custom kategorisine sokulabilecek bir yapıda ve işçilik oldukça üst düzeyde. Malzeme olarak yanılmıyorsam akrilik kullanılmış ve parlak siyah renk ile oldukça karizmatik olmuş. Kasada klasik 2 pin soket yuvası bulunmakta haliyle kablo değişimi mümkün. StageDiver 2, klasik sarmal kablo ile gelmekteyken kablonun sağlamlığını anlatmaya gerek yok sanırım artık.

    Konfor: Yapı itibari ile kulağa ''cuk'' oturacakmış gibi dursa da bu benim kulağıma olmuyor veya rahat değil gibi cümleler duyduğumu belirtmem lazım. Benim kulağıma ise ''cuk'' oturdu StageDiver 2. Shure se846, Westone 4 kadar rahat bir kulaklık. Yalnız bir Phonak Pfe232 gibi kulakta varlığını unutamazsınız hem basınç hem büyük kasa ben hep buradayım dedirtiyor. Kablodan da yine bahsetmeme gerek yok sanırım, bu epik veya sarmal olarak adlandırılan kablolar çoğu kullanıcı için oldukça rahat kullanım sunan ürünler.

    Yalıtım: Oldukça üst düzey dış ses yalıtımına sahip ürün. Bu listede bulunan en iyi ürün demek abartı olmayacaktır. Kulağınızda fit problemi yaşamadığınız sürece dünyayla ilişkinizi kesebilirsiniz. Bu kadar izolasyonun basınca yol açabileceği de unutulmamalı.

    Bas: Stagediver 2 alt frekansları dolu dolu ve olabildiğince yakın sunmakta. Miktar olarak da gereğinden fazla olmayınca alt frekans başarımını beğendim. Midbaslardan daha da üstlere doğru belirginlik artmakta. Midbaslardan sonrası biraz fazla yakın kalmış gibi. Bu durum detayı arttırıken az da olsa stresli çalmasına yol açabiliyor. Miktar olarak da yine az veya çok diyemeyeceğim oranda. Hifiman re600 ile kıyaslama yaparsam da Sd2'nin basları daha hacimli ve daha geniş alanı kaplamakta. Çözünürlük ve detay da da sd2'yi daha başarılı bulduğumu net olarak söyleyebilirim.

    Mid: Midlerde ilk dikkatimi çeken perdelenme oldu. Sahne uzak değil, çözünürlükte iyi ama çok abartılmasa da perdelenme yaşanabiliyor. Daha üst seviyedeki ürünlerden gelmiyorsanız kimsenin de bu perdelenmeyi sorun edeceğini sanmıyorum. Genelde kulaklık hakkında duyduklarımın tersine midlerinin tonunun da açık-parlak bulmadığımı ekleyeyim. Hatta bir birim de koyu tonladığını düşünüyorum üst midler haricinde. İlla sorun aramak gerekirse de StageDiver 2'nin karakteristik en büyük özelliği agresif hatta fazla agresif sunuma sahip olmasıdır diyebilirim. Aslında tek tek ele alındığında agresif olmaması gerekir ama nedense genel olarak oldukça agresif bir sunuma sahip bir ürünmüş izlenimi bıraktı bende. Vokal genele bakarak yakın ki o yoruculuğu belli oranda arttırır orası da normal. Üst midler de genel mid sunumu gibi hafif koyu ki bence bu aralık biraz parlak kalsaydı kulaklık çöp olurdu muhtemelen. Haliyle de sbilance yok denebilir.
    Hifiman re600 ile karşılaştırdığımızda da enstrümanların da vokalinde daha yakın olmasının yanında çözünürlüğünde daha yüksek olduğunu söyleyebilirim. Re600' ün mid sunumu biraz cansız kalmakla beraber daha uzak, ekolu ve parlak tonda ancak daha dingin daha az yorucu sunuma sahip olduğu da çok net ortada.

    Tiz: İyi uzayan, nispeten parlatılmış, genel sunumda da oldukça belirgin bir üst frekans sunumundan bahsedebilirim. Re600'ün karşısında da daha parlak, daha belirgin daha yüksek çözünürlüklü oldukları dikkatimi çekti. Ayrıca re600'e göre daha fazla alanı kaplaması artı iken yakından çalması da detayı arttırmakta. Hızla ilgili pek problemi olmasa da fazla uzayabilen tizler, sunumda kontrol eksikliğini gösterebiliyorlar. Re600 daha kontrollü, daha koyu ve yine daha az yoracak karakterde.

    Diğer: Sahne enlemesine geniş ve nispeten ferah bir yapıdayken enstrüman ayrımını da fiyatına göre başarılı bulduğumu belirteyim. Heir 4 gibi havadar kalayım derken detayı yutmaması bir artı iken agresif yorucu bir sunuma sahip olması da eksi puan bence. Kulaklıkta ses üretimini hızıyla ünlü armatür sürücüler yapsa da kulaklık hızlı bir kulaklık değil ve zor bölümlerde bir çok kez kontrolsüz sunumun dikkatimi çektiğini de ekleyeyim.

    Genel: Her ürün gibi eksik-yanlışları olsa da yapı kalitesi, konforu ve ses kalitesi ile bana bu fiyata bundan iyisi olmaz dedirten ürünlerdendir Stagediver 2. Muhtemelen In ear'ın diğer ürünü sd3'le karşılaştırıldığından parlak-açık karakterli bir ürün gibi anılsa da bence dengeliden koyuya kaçan bir karakterde olan Sd2'nin fiyatı bütçenize uyuyorsa listenizin en üstlerinde yer alması gerektiğini düşünmekteyim.



    Noble Savant ( 699$ )

    [​IMG]


    Yapı: Savant’ın kasasını ilk gördüğümde geri dönüşümden kazanılan bir ürün olduğunu düşünsem de inceledikçe kaliteli hissiyatını arttırdı gözümde. Noble denince beklenti çok yüksek oluyor normal olarak. Kalite olarak en ufak bir eksisini görmedim sağlam ve hafif kasaya sahip Savant. Kablo içinse biraz ince olsa da diğer epic kablolar için söylediklerimden çok da farklı bir şey diyemiyorum, yine oldukça sağlam bir kablo diyip geçiyorum. I şekilli jack’da narin ancak oldukça şık görünmekte.

    Konfor: Tasarımının yanında hafif kasa ve kablosu ile konfor yönünden oldukça üst düzey olduğunu düşünmekteyim. Mikrofonik etki sıkıntısının olmaması da başka bir artı tabi. Boğaz bölümü biraz kalın, çok ihtimal vermesem de kulağı çok küçük olan arkadaşlar için sorun olma ihtimali az da olsa mevcut.

    Yalıtım: Bu bölüm biraz kişisel olduğundan kısaca oldukça üst düzey bir dış ses yalıtımı yaşadığımı belirtebilirim. Örnek ; In Ear sd2’nin altında, Flc8, Phonak Pfe232’den yukarıda . Westone 4, shure 535 seviyesinde diyelim.

    Bas: Miktar olarak oldukça doğru oranda bence, çok da diyemiyorum az da. Ancak daha gövdeli olması gerektiğini ve tepkilerinin daha hızlı olmasını düşündüğümü de ekleyeyim. Derine inebilme konusunda da oldukça başarılı bulduğum Savant’ın belirginliği de çoğu kulaklık gibi mid bas tarafında. Bir başka deyişle derine inebilen ancak bunu size yeteri kadar duyuramayan bir yapıdalar. Altlar bütün olarak çok kontrollü değil, kolay dağılabilen yumuşak bir sunuma sahip. Aynı zamanda üstlere doğru stres artmaktayken detay ve çözünürlük olarak üst düzey bir başarım sağlayamadığını düşünüyorum. Fiyat bandında işi zor olsa da hem miktarı hem de yakın olmayan yumuşak sunumu tercih sebebiniz olabilir.

    Mid: Diğer bütün bölgeler gibi yakın ve gövdeli bir sunumdan bahsedemiyorum. Uzaklıktan gelen cılızlık belirginken tonlamada çok da ince kalmaması işi bir nebze de olsa kurtarıyor. Yumuşak sunumu artı hanesine yazarken bu fiyatlardaki bir ürün için daha çok detay ve daha yüksek çözünürlük beklediğimi de belirtmek isterim. Genel karakterden aldığı destekle yüksek çözünürlüklü imajı yaratsa da daha iyi olması gerektiğini düşünmekteyim. Örneğin flc8’in karşısında çözünürlükte sınıfta kaldığını rahatlıkla söyleyebilirim Savant’ın.
    Yine yakın olmayan vokal de enstrümanlar çok da iyi ayrılamamakta. Biraz daha yakın vokal tercih sebebimdir şahsen. Tını olarak doğal bulmadığım Savant yine bu bölgede de yorucu bir sunum gerçekleştirmiyor. Köşeli olmayan enstrümanlar uzaklığında etkisiyle az da olsa perdelenebilmekte. Açıkçası üst midler hiç dikkatimi çekmedi, bu üründe üst midlerde midlerden ayıracak bir şey yazamayacağım ancak en önemlisini atlamayayım, kayıtlarınızda ciddi sbilance sorununuz yoksa Savant’ dan korkmayın.

    Tiz: Yeterince belirgin üstlere sahip Savant. Hatta kayıtta zil vb. enstrümanlar yoğunsa tiz merkezli bir sunuma bile sahip olabilmekte. Biraz fazla parlatılmış üst frekanslar diğer frekans gruplarına oranla daha geniş alana yayılabilmekteyken biraz yavaş kalabilmekteler. Yine yakında olmadıklarını ve üst düzey bir detay sunumuna da sahip olmadığını söyleyebilirim. Yumuşak ve iyi uzayabilen tizler sert ve yakın olmadıklarından olsa gerek diğer frekans grupları gibi agresif de değiller. Hiçbir noktada transparan bulmadığım Savant’ı özellikle üst frekanslara kendinden çok şey kattığını gördüm. Örnek vermek gerekirse, farklı olması gereken sesler birbirine olması gerektiğinden daha fazla benzemekte. Çoğu kulaklık böyle olsa da 700$ verince daha çok şey isteyebilirsiniz fakat genele baktığımızda abartacak bir durum olmadığını belirteyim.

    Diğer: Enstrümanlar normalden biraz uzak, baslar yoğun ve önde değil tizler de belirgin olunca Savant sunumunu oldukça havadar bir şekilde gerçekleştirmekte. Ancak sahnesine geniş ve derin diyemiyorum, arka planda karanlık olmayınca enstrüman ayrımı üst düzey bir şekilde gerçekleşemiyor, ferah bir alanda stresli sunum tabiri yanlış olmayacaktır sanırım. Yalnız frekans grupları birbirlerini çok taciz etmediğinden olaya çok teknik bakmıyorsanız sıkıntı yaşamayacağınızı rahatlıkla söyleyebilirim.

    Genel: Yukarı baktığımda genellikle ürünün kötü-eksik yönlerine ağırlık verdiğimi görüyorum. Ancak bunu ürüne haksızlık olarak değil de karakterinin ve başarımlarının sonucunda bahse konu olanların eksik-kötü noktalardan kaynaklanmakta. Yani yazıya dökünce kötü çıkan kulağa girince o kadar kötü olmayabiliyor :) Neyse..

    Savant’ ın güç problemi olmaması da büyük bir artı bence, örnek vermek gerekirse rakiplerine göre güçlü olmayan Lotoo paw 5000’de hatta iPhone6’da bile rahatlıkla kullandığımı, sürülme ile ilgili bir problem yaşamadığımı belirteyim. Teknik yönden eksikleri olsa da tekniğe takılmayan, ben müziğimi dinlerim ciddi bir ofsaytı olmasın yeter diyenlerin çok çok seveceği bir ürün çıkmış ortaya. Ofsaytı açarsak; Bas az veya çok, sbilance kulağımı deliyor her cihazda dinlenmiyor vb. Sert, agresif, analitik ve/veya kuru sunumu sevmeyen arkadaşlara hitap ettiğini düşünürken, Noble’dan f/p beklemesem de diğer ürünlere baktığımda fiyatının çok da yüksek olmadığını söyleyebilirim.

    Geniş kapsamlı inceleme aşağıdadır.
    http://www.techno-fi.net/forum/konu/noble-savant-İzlenimleri.10312/



    Sony Xba-Z5 ( 699$ )

    [​IMG]


    Yapı: 1 adet dinamik ve 2 adet dengeli armatür sürücüyü bandıran kasa kalın olmasa da oldukça büyük boyutlarda. Meşhur Ex1000’e oldukça benzeyen kasa yine oldukça sağlam ve dikkat çekici bir yapıda. Boğaz kısmı kalın ve 2 çentikli. Kablo ise ince, hatta fazlasıyla ince bir yapıda ancak narinden ziyade oldukça da sağlam olduğunu hissettirmekte kendini. Hafızalı bölüm yine çok garip dursa da hem çok kolay şekil alıyor hem de hafızayı çok başarılı bir şekilde muhafaza ediyor. L şeklindeki altın kaplama jak kibar ama yine sağlam izlenimi bırakmakta.

    Konfor: Ex1000 veya ex600’den kötü olmadığı kesin, hatta kablodan kaynaklandığını düşündüğüm az da olsa daha rahat bir kullanım sunmakta. Kablonun inceliği ve hafifliği konforu arttırırken her ne kadar çok başarılı bir yapıya sahip olsa da hafızalı bölüm birçok kişi için rahatsız edici olabilir. Bence Sony’nin bu tasarımının en büyük artısı kasanın kulağa temas etmemesidir. Yalnız kalın boğaza sahip bir ürün olduğu da unutulmamalı, kulak deliği küçük olanların denemeden almamasını en azından muadil ürünlerle karşılaştırıp alması gerekir. Ayrıca konfora bir artı da uçlardan geliyor. Yine meşhur Hibrit uçlara sahip Z5’in ses izolasyonlu uçlarının dolgu malzemesi ex1000’de ki gibi süngerden değil comply’ ler gibi köpük malzemeden olmuş. Benim tercihimi merak eden olursa da ben yine klasik hibrit’i tercih ettim dolgulu olan da rahat edemedim kısa süreli denemelerimde.

    İzolasyon: Bu yapıdaki ürünlerde bildiğiniz gibi dış ses izolasyonu oldukça düşük oluyor. Z5’de de pek farklı olmasa da sanki çok çok az olsa da bir tık iyileşme var gibi. Kesin olan ise yeni izolasyonlu hibritlerin bu konuda daha başarılı olduğudur. Yine de genele bakarsak düşük seviyede dış ses yalıtımı. Kablodaki mikrofonik etki ise minimum seviyede bu konuda da oldukça iyi iş çıkarmış Sony.

    Bas: Ex600 ve Ex1000 basları belirgin olsa da dengeli kalmaya çalışan bir sunuma sahiplerdi. Z5 ise alt frekansları öne hatta oldukça öne çıkarmakta. Koyu, gövdeli ve darbeli baslara sahip ürünün derin bas sunumu da oldukça belirgin. Hatta subwoofer havasında desem daha açıklayıcı olacaktır. Ex1000 kadar yavaş olmasa da miktar fazlalığından da dolayı ex1000 kadar sıkı ve kontrollü değiller. Ancak genele ve miktara bakarak kontrol ve hız sorunu olduğunu söyleyemem. Yukarılara doğru çıktıkça detay seviyesi de artmaktayken midbasların dokusu da takdire şayan. Bu bölgedeki koyu ve grenli sunum birçok kişiyi mest edecektir tahminimce. Alt frekansların ve özelliklede geride kalması gerekirken midbaslarla aynı miktara ulaşabilen derin baslar alt frekans sunumunda stres’e yol açabilmekte ancak bas sever arkadaşlar için şikâyet edebilecek boyutta olmadığını düşünüyorum. Analitik severler zaten ilgi duymayacaktır Z5’e. Bas sunumda her zaman kendini belli etse de giriş seviyesi bas ağırlıklı kulaklıklar gibi her yerde gümbür gümbür bas vermiyor. Güçlü baslara rağmen kayıta da sadık kalmaya çalıştığını söyleyebilsem de tını da doğaldan ziyade eğlenceli karaktere sahip ürünlerdendir kendisi.

    Mid: Vokalden başlarsam enstrümanlardan yeterince ayrılabilen, detayı fazla yutmayan ve enstrümaları da örtmeyen vokal sunumuna sahip ürün. Bir Shure 846 veya Jh Angie’de ki çözünürlük / detay olmasa da fiyat bandında başarılı bulduğumu da ekleyeyim. Enstrümanlar için ise biraz geride kalmakla beraber biraz renkli/dijital tonlamanın yanında perdeli sunuma sahip olduğunu ancak yine dinlenilebilirliği de öldürmediğini rahatlıkla söyleyebilirim. Bir başka deyişle baskafanın çok umrunda olmayacağını düşündüğüm oranlardan bahsediyorum. Daha teknik yönden bakarsak da Z5 yavaş ve az enstrümanlı parçalarda başarılı iken bol enstrümanlı ve hızlı bölümlerde doğallıktan oldukça uzaklaşmakta. Midler kulaklığın en sönük ve geride kalan bölgesi demek yanlış olmayacaktır ancak yine de ben midlerin doğru yerde durduklarını diğerlerinin öne geldiklerini düşünüyorum. Ne fark eder diyenlere ise kısaca tek veya az enstrümanlı bölümlerde uzakta kalmayan ancak kalabalık bölümlerde geride hissettiren bir sunuma sahip deyip daha fazla uzatmıyorum.
    Kulaklığın selefleri olan ürünlerde özellikle ex1000’de bela olan üst midler Z5’de çok güzel ayarlanmış ki bu bölüm bende dahil bir çok kişi için çok önemlidir tahminimce. Övülecek bir tarafı yok ancak parlama çatlama sbilance da yok daha ne olsun diyorum ben.

    Tiz: Ex1000’den sonra dana’nın kuyruğu burada kopacaktı benim için ve sonuç oldukça şaşırtıcı oldu. Ex1000’den çok daha yüksek çözünürlüklü ve kontrollü tizlere sahip Z5. Şaşırtan taraf ise tizlerin yumuşaklığı. O kadar yumuşak tizlere sahip ki renkli ve yapay da olsa güzel çalıyor dedirtiyor insana. Yumuşaklık derecesini veremesem de bilenler için Sennheiser iE800’den daha yumuşak olduğunu söyleyebiliyorum. Yalnız yanlış hatırlamıyorsam ie800 hem daha yüksek çözünürlüklüydü hem de daha detaylıydı ancak daha da agresifti. Kısaca parlak, belirgin ve yumuşak tizlere sahip ve rahatsız etmeyen üst frekanslardan bahsedebiliyorum z5 için.

    Diğer: Sony Xba-Z5’de diğer çoğu ürünü gibi dinlenilebilirliği ön plana çıkarmak istemiş izlenimi bıraktı bende. Tabi ki bas sever kitleyi düşünerek. Teknik olarak övülecek pek bir yanı yok kulaklığın ancak yoğun alt frekans oranına rağmen kontrolü fazla kaybetmemesi, sahnenin boğuk - basık bir olmaması, sbilance ve benzeri sorunları olmaması ürünün teknik olarak başarılı bulduğum yönleridir. Konumlandırma yeteneği veya üst düzey enstrüman ayrımı bekleyen kitleye önermiyorum Z5'i.

    Genel: Kulaklığın yapısı ve karakteri belli, metal vb. türlere ağırlık veren kullanıcılara, yüksek dış ses izolasyonuna ihtiyaç duyanlara hiçbir şekilde öneremiyorum, en azından tecrübe etmeden almayın diyebilirim bu kullanıcı kitlesine. Aynı zamanda bu karakterde pek bir rakibi olmasa da 700usd için alınabilirliğini sorgulayabilirim ancak 450usd ve altına bulabilirseniz bas severler için ciddi bir f/p ürünü olacağını tahmin ediyorum. Bas benim için en önemli kısım güçlü olmalı hatta ben bir baskafa'yım bile diyenlere önerebileceğim nadir ürünlerdir Z5.



    Earsonics Sm64
    ( 500$ )

    [​IMG]


    Yapı: Plastik kasa kullanan ürün çok sağlam bir izlenim bırakmıyor. Yazıların kolay silinmesi de cabası. Ancak sağlam izlenim bırakmaması kırılır bozulur anlamı taşımasa da fiyat bandında çok daha sağlam ürünler mevcut. Klasik sarmal kablo yine oldukça dayanıklı ve sağlam. Jack'ın yapısı L şeklinde ve oldukça sağlam.

    Konfor: Oldukça rahat bir kullanım sunuyor ve kablonun rahatlığı bozan bir etkisi yok. Kulağa bakan kısım biraz yuvarlatılmış olsa daha rahat olabilirdi belki ama genele bakarsak oldukça rahat bir kullanım sunacaktır Sm64.

    Yalıtım: Ses yalıtımı oldukça iyi düzeyde. Zaten kasa olarak da benzeyen Westone serilerine çok yakın bir ses yalıtım oranı mevcut.

    Bas: Bas miktar olarak az değil bir tık fazla denebilir, bazılarına fazla koyu gelebilse de bir önceki model sm3’ e göre oldukça doğal ve daha doğru. Kontrol sıkıntısı yok ve derine inebilen bir yapıda olması ise oldukça büyük bir artı.Pfe 232 karşısında derine inme de fark atan ancak daha bir armatür havasında çalan baslara sahipti Sm64. Midbas sunumunda ise kesin galip Sm64.

    Mid: Yakın detaylı bir sunuma sahip. Shure veya Mentor kadar detaylı ve pürüzsüz olmasa da piyasa da bu fiyat bandında rakibi pek yok denebilir. Sıkıntı olabilecek durum ise bazı kullanıcılara fazla koyu ve pürüzlü gelebilir. Üst midler de ciddi bir frekans kırpılması var ki bu da sıfır sbilance demek. Sm3 kadar vokal merkezli değiller ama vokaller yine yakın sayılır ve sm3'e göre çok daha doğal bir mid sunumundan bahsedebiliriz. Midleri üretenin armatür sürücü olduğunu çok belli etselerde ses rengi bu durumu kurtarmakta.

    Tizler: Çözünürlüğü iyi ancak biraz koyu ve mid ve baslar kadar belirgin değiller. Tizler rahatsız etmesin diyen kullanıcılar sevecektir. Kontrolü iyi olsa da biraz daha geniş alana yayılabilselerdi daha iyi olurdu diye düşünmekteyim. Pfe 232 ile karşılaştırdığımda tiz Pfe'nin tiz miktarı oldukça fazla ve detaylı, sm64'de oldukça dingindi.

    Sahne: Mid ve basların yoğunluğu büyük sahne algısını bastırsa da fiyatına oranla iyi bir sahne başarımı gösterdiğini düşünüyorum. Enstrüman ayrımında da çok üst düzey bir iş çıkarmasa da hem oldukça doğru konumlandırmaya sahip hem de hiç üst üste binme vb. bir sorun yaşamadım.

    Genel: Sınıf farklarını anlatabilmek için ufak bir örnek vereyim. Tralucent' den sonra sm64'ü taktığımda bu nasıl bir ses, nasıl bu kadar kötü çalıyor diyordum :) Ancak 5 dk. sonra sm64'e alıştığımı da ekleyeyim. Abartıyorum sanabilirsiniz ancak aynı şey bir arkadaşın daha dikkatini çekmiş ki aylar sonra bir muhabbet arasında aynı cümleyi duyunca sorunun bende olmadığını anlayıp rahatladım:) Tabi bu durum ne Tralucent'i mükemmel ne de Sm64'ü çöp yapar.

    Genele bakarsak koyu ve pürüzlü bir ses karakterine sahip kulaklık çoğu kişi için biraz alışma süreci isteyebilir. Her ne kadar mid yoğunluğu şunun azlığı bunun çokluğu kelimelerini çok kullansamda bir çok kulaklığa göre oldukça dengeli bir kulaklık olduğunu düşünmekteyim. Doğal bir sunum mevcut diyemesem de sm3 gibi yapay da diyemem. Daha iyi bir çözünürlük ve daha temiz bir sese sahip olabilirdi belki. Armatür sürücüye sahip olduğunu da daha az belli edebilirdi. Ancak yükseltme yapmak için bütçeyi 2’ye katlamak gerekebilir. Hifiman re-600 ile iyi kapışırlar çoğu konuda.

    Geniş kapsamlı incelemesi için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.
    http://www.techno-fi.net/forum/konu/earsonics-sm64-İncelemesi.5530/



    Earsonics Velvet
    ( 699$ )

    [​IMG]


    Yapı: Öncelikle bahse konu olan modelin şeffaf kasa olduğunu belirteyim. Zaten siyah kasa sorunlarından dolayı artık üretilmiyor sanırım. Earsonics, 3 adet dengeli armatür sürücü barındıran kasada diğer üniversalleri gibi sert plastik kullanmış. Ancak diğer ürünlerine göre daha kaliteli ve şık olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Kasa üzerinde sese yön veren bir ayar mekanizması mevcut ancak biraz hassas bir mekanizma gibi duruyor. Ayrıca ayarı nereye aldığınızı görmek için bir yanınızda büyüteç taşımanız gerektiğini unutmayınız. Boğaz kısmı ise en çok dikkat etmeniz gereken yer bence, kasaya birleşik olsa da her an çatlayabilecekmiş gibi duruyor. Gri renkteki klasik epik kablo oldukça şık ve her zamanki gibi oldukça sağlam. Değiştirilebilir kablo 2pinli sokete sahip kasaya tam oturmasa da ilk seferde çok zor çıkıyor. Sonrasında daha kolay çıkarılabilse de bu yapıdakilerde de gevşeme sorunu olabileceği unutulmamalı.

    Konfor: Kasa yapısı bir Noble veya Westone W serisi gibi ergonomik durmasa da herhangi bir sorun yaşamadığımı net olarak söyleyebilirim. Kasa hafif ve kısa-kalın kalmayan boğaz kısmı başarılı. Standart gelen kablo ile oldukça rahat bir kullanıcı deneyimi yaşadım şahsen.

    İzolasyon: Diğer çoğu Earsonics gibi üst düzey diyebileceğim bir dış ses yalıtımına sahip Velvet. Westone 4 & Shure 535’den farklı değil ancak bir In Ear Sd2 vey a Shure 846 kadar da değil. Mikrofonik etki de neredeyse sıfır diyebilirim ki bu devamlı hareket halinde olan arkadaşlar için çok önemli olabilir.
    Bildiğiniz gibi kulaklıkta sese yön veren ayar mekanizması mevcut. Kulaklık oldukça popüler olduğundan fazla ayrıntıya girmeyeceğim ve ayrı ayrı başlıklar halinde bahsetmeyeceğim. Ancak balanced denen orta ayarı pek beğenmediğimden yeteri kadar dinlemedim ve normal olarak o ayardan pek bahsedemeyeceğim.

    Bas: Alt frekanslar ayar çubuğundan en fazla etkilenen frekans grubu. Kısaca çubuğu ne kadar sağa çevirirseniz o kadar çok basa maruz kalıyorsunuz. Tonlama olarak en çok Warm’ da teknik olarak da Tight’demek istiyorum ama emin değilim. Hangisine geçsem eski ayar daha iyi diyordum J Tight’da tonlama parlak yapıda ve fazla yapayken miktar olarak da flat diyemeyeceğim kadar fazla. Warm’da bas olması gerekende çok fazla ancak tonlama olarak daha doğru ve elektronik müzik dinleyen ve bas kafa olan arkadaşları memnun edecektir. Warm’da alt frekanslar biraz fazla perdelenmekteyken Tight’ da çok daha yüksek çözünürlüklü hissettirip yüzünüzü güldürebilir. Her noktada şu modda böyle bu modda böyle dememe gerek yok artık sanırım ciddi farkları belirtmeye devam edeceğim tabi.
    Derin baslar her şartta kendini gereğinden fazla belirgin etmekte ve geniş alana yayılmaktalar. Biraz daha az ve sıkı olmaları tercih sebebim olacakken bu sunum kayıta göre altlarda strese ve karışıklığa yol açabilmekte. Tabi aynı zamanda yavaş da kalabiliyorlar. Çoğu kulaklığın aksine Velvet yukarılara doğru belirginliği arttırmıyor, hatta midlere doğru iyice silikleşebilen bir yapıdalar. Yukarılara doğru daha parlak olan midbas kısmı ise gereğinden fazla parlak tonlamakta ki bu bölüm benim gözüme negatif anlamda en çok batan yer oldu ne yazık ki. Bazı yerlerde fazla ezilen sesler ezilmeyenleri parlatıp öne çıkarmakta. Bu yüksek çözünürlük ve detay gibi hissettirse de ezilen taraf yalnız kaldığında iş çorba olabiliyor. Anlaşılmıştır umarım bunu anlatması çok uzun sürer şimdiJ Alt frekansların her noktada yapay olduğunu da unutmadan ekleyeyim.

    Mid: Vokallerden başlarsam çoğu noktada net duyulmaktalar ancak bunu yüksek çözünürlükle değil de tonlamayla yaptıklarını düşünmekteyim. Biraz açık tonlayınca netlik artıyor ancak doğallık azalıyor haliyle. Bu sunumu genelde dap’ lar yapar zaten neyse.. Vokallerin enstrümanlardan öne doğru daha fazla ayrılmaları gerektiğini ve bir tık koyu tonlamaları gerektiğini düşünmekteyim. Enstrümanların çözünürlüğü iyi olsa da uzaklık perdelenme ve cılızlık yaratmaktayken, parlaklıkta netlik yaratıyor. Hem perdeli hem net olur mu? Adamlar yapmış işte neyse.. Warm’da altlarında desteğiyle gövde artsa da bu sefer de daha fazla güce ihtiyaç duyuyor. Warm’ın her noktada perdeyi arttırdığını da ekleyeyim. Naçizane tavsiyem Warm’da dinliyorsanız kesinlikle amfi ekleyin veya güçlü bir dap’a geçin olacaktır. Sbilance için not almamışım ancak hatırladığım kadarıyla tonlama parlak olsa da sbilance sorunu yoktu aletin, sbilance birçok arkadaşın korkulu rüyası sonuçta.

    Tiz: Oldukça marjinal bir tiz sunumu mevcut Velvet’ de. Bazen oldukça detaylı pırıl pırılken bazen de fazla dağınık çalabiliyorlar. Bazen sunumda en öne gelebilip ayrı takılırken bazen fazla perdelenebiliyorlar. Bütün kulaklıklar her frekansı farklı yansıtır ancak Velvet biraz fazla abartıyor bu durumu sanırım. Hızlı bölümlerde stresi oldukça abartıp karışabiliyorken her şartta tizleri fazla köşeli/sivri bulduğumu belirtmek isterim. Ayrıca midlerden ve baslardan iyi ayrılabildiklerini ancak biraz daha koyu olmaları gerektiğini düşünüyorum üst frekansların. Warm modda belirginlik azalıp perdelenme yaşanabilirken bir miktar yumuşama da gerçekleşmekte.

    Diğer: Sahne geniş bir yapıda ve özellikle tight modda parlak tonlamanında etkisiyle oldukça ferah hissediliyor. Arka plan yeteri kadar sessiz olmadığından enstrüman ayrımı üst düzey de değil. Yalnız burada tonlama yine işi kurtarıyor, ciddi sorun ise arka plan bence. Arka plan sessiz olmayınca karışıklık ve sahne uzak olsa da yoruculuk yaşanabiliyor. Özellikle warm’da güce ihtiyaç duysa da her zaman güçlü bir dap öneririm Velvet için.

    Genel: Genel olarak doğallıktan uzak ve renkli çalan bir ürün Velvet. Özellikle alt frekanslardaki karakterinden dolayı yapay enstrümanların kullanıldığı elektronik alt yapılı müzik dinleyen arkadaşlara hitap ettiğini düşünüyorum. Teknik olarak çoğu kişide hayal kırıklığı yaratsa da seveni çok olan bir ürün için söylenecek en güzel söz dinleyin alır olur sanırım. Ayrıca Velvet’i sevseydim söyleyeceğim tek söz ''Velvet kötü de diğerleri çok mu iyi'' olurdu. Forumda belki de en çok bilgi bulacağınız ürün olduğundan daha da fazla uzatmıyorum.

    Daha geniş kapsamlı bilgiler için;
    http://techno-fi.net/forum/konu/earsonics-velvet-İncelemesi.9595/
    http://techno-fi.net/forum/konu/earsonics-velvet-kullanıcı-kulübü.10315/






    Fidue A83 (320$)

    [​IMG]


    Yapı: Öncelikle şunu söyleyeyim bu ürün fotoğraflarda çirkin ve adi çıkıyor bence. Elime alıp inceleyince ürünü oldukça şık ve malzeme kalitesi olarak da yeterli bulmuştum. A83 Fidue'nin amiral gemisi modeli tek dinamik ve 2 adet dengeli armatür sürücüden oluşmakta. Kasasını muadil ürünlere oranla oldukça küçük buldum. Bir westone4 kalitesinde olmasa da Earsonics' lerden geride olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim. Kasanın iç yüzey renkleri farklı, sol kasa mavi iken sağ kasa kırmızı renkte. Ben bu olayı görsel yönden çirkin bulsam da hangisini hangi kulağa takacağım dedirtmediği için büyük bir artı bence.
    Hafızalı bölgeye sahip kablo ise ( Kulak üstünde kalan kaplamalı bölge ) bu fiyattaki bir ürün için bulunmaz nimet gibi duruyor. Çelik örgü havasındaki 4 sarmallı kablo çoğu sarmal kabloya oranla az da olsa kalın ama sağlamlık hissiyatı ve yumuşaklığı ile benden tam puan aldı açıkçası. Çift çentikli jak ise altın kaplama ve I şeklinde. Gerinim önleyicisi biraz yumuşak gelse de oldukça sağlammış gibi durmakta. Y ayrımı oldukça sade bir şekilde a83 baskılı, silindir yapıda ve aynı 3.5mm' lik jak gibi kasanın dış tarafı ile aynı renkte.

    Konfor: Kablonun konfora negatif etkisi neredeyse yok. Kasa yapısı itibari ile çok konforlu bir ürünmüş izlenimi bıraksa da ben kısa nozzle'dan mıdır nedir bilmiyorum çok üst düzey bir rahatlıkla kullanamadım ürünü. Ancak genele bakarak ortalamanın oldukça üstünde bir konfordan rahatlıkla bahsedebilirim. Bu nokta zaten çok göreceli ve hangi ucun kullanıldığı da çok önemli haliyle. Ben ürünü kutusundan çıkan L boy slikon uç ile kullandığımı da ekleyeyim.

    Yalıtım: Yapısına bakarak oldukça iyi dış ses yalıtımına sahip gibi görünse de orta-alt seviye olarak konumlandırabilirim yalıtımı. 5 birim üzerinden Westone, Shure serisinden 2 birim re600'den de 1 birim aşağıda diyebilrim.

    Bas: Bas oldukça belirgin oranda hatta kulaklığın en baskın olduğu frekans grubu bu. Bir baskafa kulaklığı olarak adlandıramasam da baskafa'yı üzmeyecek oranda ve güçlü vurgulara sahip. Çözünürlük olarak kötü olmasalarda alt frekansların belki de en dikkat çekici eksisi yavaş kalabilmeleri. Bu yavaşlığın abartılacak bir tarafı olmadığı gibi sürekli olarak hızlı parçalar dinlemiyorsanız kafanıza takmayın derim. Çok gevşek baslara sahip olmasa da hem yoğunluğu hemde yavaşlığı alt frekanslardaki ayrımı azaltırken ferah bir havadan ziyade koyu, perdeli ve oldukça yoğun bir sunuma sebebiyet verebilmekte. Derine inmede sıkıntısı olmayan alt frekansların en belirgin olduğu nokta çoğu kulaklık gibi midbas tarafında. Ancak daha üstlere yani midlere doğru enerjisini yitirip birazda uzağa konumlanmaları kulaklığı herkesin boğuk diyeceği bir karakterden kurtarmakta.

    Karşısına Hifiman'in kulak içinde ki amiral gemisi re600'ünü koyduğumuzda ise en büyük farkın alt frekanslarda olduğu çok açık. Re600'ün basları denge çizgisinin altında parlak, sert ve içi boşken, A83'ün ise çizginin üstünde perdeli ve oldukça dolgun bir karakterde seslenmekte. Doğru yanlıştan ziyade tamamen kişisel zevkler be dinlenilen türlere bakıp seçmek lazım bu ürünleri.

    Mid: Bu frekans grubu için ilk diyebileceğim stresli çalmalarıdır. Kulaklıkların zorlanabilecekleri bol enstrümanlı hızlı kayıtlarda alt ve üst frekansların arasında kendilerini belli etmekte zorlanabiliyorlar. Bu yorumum belki biraz garip gelecek ama alt frekansları kapsayan enstrümanlar koyu, aynı zamanda da hafif perdeliyken üst frekansları da barından enstrümanlar ise parlayan ve metalik tonlamaya sahipler. Bunun nedenini ise hibrit teknolojiye bağlıyorum ben. Hibrit olmasa böyle çalabilirdi orası da ayrı tabi. Vokal enstrümanlardan iyi ayrılıyor ve enstrümanlara oranla daha yakına konumlanmakta. Enstrümanların geride kalması detayı da azaltmaktayken üst midlerdeki parlaklık ve sivrilme sbilance'ı belirginleştirmekte. Toparlarsak alt ve üstler kadar belirgin olmasalarda ezik veya çok geride kalmayan orta frekanslardan bahsedebilirim.
    A83, Re600'ün karşısında daha yapay ve renkli kalmaktayken re600 ise ekolu ve kuru kalmakta. Re600'ün diğer frekanslardan daha az etkilenen midleri kendilerini rahat seçtirmekte. Ayrıca A83'ün vokalleri daha yakın ve daha detaylı.

    Tiz: Geride kalmayan ancak rahatsızlık verecek oranda da da öne gelmeyen, hafif perdeli birazda parlatılmış üst frekans grubuna sahip A83. Çok doğal veya yüksek çözünürlükü bir üst frekans grubundan bahsedemem ancak fiyatını göz önüne aldığımızda da kötülemenin bir mantığı yok açıkçası. En belirgin aralık midlere yakın tarafta. Bu bölgede çözünürlüğünün de düşük kalması yukarıda da bahsettiğim gibi sbilance ve çatlamaya yol açsa da kulaklığa ferahlık katmasıyla da çok çok önemli bir görev üstlenmekte.
    A83'ün Re600'ün karşısında tizleri daha parlak daha belirgin ve daha geniş alana yayılmakta. Re600 ise daha kontrollü ve daha az rahatsız edecek yapıda üstlere sahip.

    Diğer: Sahnesi yeterince geniş bir alanı kaplasa da yoğun alt frekanslar sahnenin ferahlığını örtmekte. Derinlik olarak da iyi bir noktada olunca nispeten 3 boyutlu bir sahne yapısından bahsedebilirim. Aynı zamanda enstrüman ayrımı da alt frekansların yoğunluğuna göre şekillenmekteyken enstrümanlar hafif perdelenebilmekteler. Şahsen sahne ve enstrüman ayrımından şikayetçi olmadığımı rahatlıkla söyleyebilirim. Sahne bakımından Re600'den üstün bulduğumu da ekleyeyim.
    Bu başlık altındaki en önemli nokta bence ürünün hassaslığı. Hayır sadece hassasiyetten bahsetmiyorum ürün uca, kaynağa, kayıta ve dinlenilen müzik türlerine biraz fazla tepkili.

    Genel: Kulaklık ilk elime geçtiğinde yağız bir delikanlı ''abi bu küçük Tralucent sen seversin'' demişti. Gerçekten kulaklık küçük Tralucent 1 plus 2'ymiş. Yapı olarak benzemesini geçtim ( Faceplate hariç ) sesi de oldukça benzer gerçekten. Genelde kulaklığın eksiklerine dikkat çeksemde f/p oranı kötü olmayan bir ürün olduğunu düşünmekteyim. En azından fiyatını 2'ye katlayan çoğu ürüne kafa tutabilecek bir üründür zat-ı alileri.






    Audeo Phonak Pfe 232:
    ( 600$ )

    [​IMG]


    Yapı: Çift dengeli armatür sürücüye oldukça sağlam ve hafif bir kasaya sahip olsa da yazıların silinmesi pek hoş karşılanacak bir durum değil. Kablo oldukça kalın ancak sağlamlığı tartışılır, bu fiyatlara çok daha iyi kablo sunulabilirdi. Kutudan biri mikrofon ve kontrol tuşlu iki adet kablo çıktığını ve belki de stok olarak verilen en iyi uç setine sahip olduğunu da ekleyeyim Pfe 232'nin.

    Konfor: Kulağınızda varlığını unutabilirsiniz, tek sıkıntı kulak üstünden dolanan ince ve şeklimi değiştiremezsin diyen über gıcık kablo. Eğer aklı başında bir kablo olsaydı belki de hiç düşünmeden bütün kulaklıklar arasında en konforlu bulduğum ürün Pfe 232 derdim.

    Yalıtım: Armatür sürücülere sahip olsa da kocaman hava deliğine sahip kasa, ses yalıtımını azaltıyor. O delik ne işe yarıyor orası ayrı bir muamma. Westone ve Heir serilerinden çok kötü ama ie80 ve ex1000'den az da olsa iyi bir dış ses yalıtımına sahip bir ürün.

    Bas: Armatür sürücülere göre oldukça başarılı ancak belirginlik üst frekanslarda. Derine inme de sıkıntılar olsa da yumuşaklığı takdire şayan. Klasik armatür sesinden uzaklaşan ilk armatürlülerdendir zat-ı alileri.

    Mid: Diğer frekanslara oranla geride kalan mid’ler geride oldukları halde oldukça detaylılar. Ancak üstlere doğru sivrilme can sıkabilir. Vokaller ise önde olmadıkları halde garip bir şekilde çok başarılı geliyor bana. Westone 4 karşısında cılız ve uzak kalan midler, çözünürlük olarak daha üst düzeydeler ve oldukça temiz ve ferah bir sunumdan bahsedebilirim. Westone 4'deki boğulma ve sıkışma yok. Sm64'de yaylı çalgılar daha dolgun ve daha etkileyiciyken Pfe 232'de tonu açık ve biraz daha ruhsuz.

    Tiz: Miktar olarak çok, hatta çok çoklar :) Ya sevilir ya nefret edilir. Tiz sunumunu beğenirseniz ya da rahatsız etmezse rakibi olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim. Frekans eğrisindeki ani yükselmeler tizlere inanılmaz etkileyici bir sunum katmış. Tizler diğer frekanslardan bağımsız takılıyor ve her şartta varlar. Tiz bandı agresif müzikçalarlar' dan uzak durmak çok önemli.

    Sahne: Geride midler belirgin üst frekanslar sahneyi oldukça rahat yansıtıyor. Oldukça ferah bir sunum mevcut ve enstrüman ayrımı oldukça iyi seviyede olsa da uzak midler detayın duyulmasını nispeten azaltıyor.

    Genel: Geneli etkileyen en önemli şey tizler. Üst frekanslardaki tercihiniz bu puanı çok oynatır. Mid merkezli bir kulaklıktan geçerseniz midler’ in uzaklığı ve cılızlığı canınızı sıkabilir. En önemli artı ise armatürvari sunumdan uzaklaşmasıdır herhalde. Kişisel beklentiler ve zevkler çok çok önemli bu kulaklıkta. Ayrıca çok olmasa da gücü seven güçlü bir kaynakla daha doğru çalan bir kulaklık olduğu unutulmamalı. Telefona tak dinle bir ürün değil bence.

    Geniş kapsamlı incelemesi için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.
    http://www.techno-fi.net/forum/konu/audeo-phonak-pfe-232-İncelemeleri-ve-paylaşım-alanı.4894/



    Westone Um3x / Um3xRc
    ( 400$ )

    [​IMG]


    Yapı: Klasik Westone kalitesine sahip. Sm3v1’in kasasının daha yuvarlak hatlara sahip hali. Herhangi bir sorun çıkarmayacak gibi olsa da, benim için daha şık bir kulaklık olabilirdi.Kablo yine bildiğimiz sarmal kablo tabi ki oldukça sağlam. Model isminin sonuna eklenen ''rc'' harfleri değiştirilebilir kabloya işaret etmekte.

    Konfor: Yuvarlatılmış hatlarıyla orantılı noozle uzunluğu ile oldukça rahat bir kulaklık. Klasik sarmal kablonun da herhangi bir rahatsızlığı yok normal olarak.

    Yalıtım: Herhangi bir sorunu yok bir çok kulaklığa göre oldukça iyi bir ses yalıtımına sahip. Westone 4, Shure 535 kalitesinde.

    Bas: Sıcak ve oldukça yüksek perdeden geliyorlar. Bas kafaların bile şikayetçi olmayacakları kadar çok basa sahip. Mid’lere doğru da yoğunluğu devam ettiğinden özellikle ilk dinlemelerde oldukça boğuk bir sunuma sahip olduğunu hissedeceksiniz. Dinledikçe boğukluk geçiyor diyen arkadaşlar mevcut.

    Mid: Sıcak, sıcacık. Bir miktar sert olsa da baslarla beraber pek bir armatür sürücü havası yok. Oldukça yakın mid’lere sahip kulaklık, baslarla da birleşince oldukça yoğun ve gövdeli bir sunum gerçekleşiyor. Bu yoğun ve sıcak sunumun arasında detayları duymak oldukça keyifli. Westone 4'deki enstrümanların üst üste binmesi-boğulması durumu pek yaşanmıyor. Bunu da alt midlerdeki çözünürlüğün yüksekliğine bağlıyorum. Bazı arkadaşlar için negatiflik normalden fazla yoğun ve sıcak olmasıdır.

    Tizler: Üstler Um3x’in en sönük noktası olsa da aşırı parlayıp sivrilme sıkıntısı yok. Yoğun ve sıcak sunumda bir miktar boğulma yaşanıyor. Çözünürlük olarak oldukça başarılı ve kulaklığın karakterini eksi yönde etkilemiyorlar. Kısaca bir tık geride olma ve dar alanda kalma haricinde sıkıntısız olduğunu düşünüyorum.

    Sahne: Um3x’in sahnesi büyük olsa da yoğun alt ve orta frekanslar sahneyi bastırmakta. Koyu sıcak sunum özellikle birden fazla enstrümanı sunmada zorlanabiliyor. Kısaca teknik olarak oldukça iyi sahne genel sunumdan olumsuz olarak etkileniyorlar.

    Genel: Sıcak, koyu ve oldukça gövdeli. Çoğu işi iyi yapsa da çok bas çok ve yoğun mid detayı örtüp sesi boğuyor. Yukarıda bahsettiğim gibi bazı arkadaşlar boğukluk sonradan geçiyor dese de diğer kulaklıkların yanında boğuk kaldığı da bariz ortada. Üstüne gelen Westone 4'den çoğu konuda daha başarılı bir kulaklık. Sonuç her zamanki gibi kişiye bağlı.

    Geniş kapsamlı inceleme için aşağıdaki linklere tıklayabilirsiniz.
    http://www.techno-fi.net/forum/konu/westone-um3x-sabit-kablolu-versiyon.4675/
    http://www.techno-fi.net/forum/konu/westone-um3x-rc-İncelemesi.3611/



    Hifiman Re-272
    ( 250$ )

    [​IMG]


    Yapı: Oldukça şık ve nispeten küçük bir kasaya sahip. Kasa da renk atmaları ve dağılma durumları görülebiliyor maalesef. Klasik Çin malı dayanıklılığına sahip bir aletin düzenli kullanımda sağlam kalması zor :) Kablo daha yumuşak ve daha ince olmasını isterdim açıkçası.

    Konfor: İstediğiniz uçla kullanabileceğiniz oldukça rahat bir kasaya sahip. Adaptörlü kablo bir miktar sertliği ile az da olsa konfora negatif etkisi mevcut. Yine de genel itibari ile oldukça rahat bir kullanım sunduğunu düşünmekteyim.

    Yalıtım: Re-600 gibi doğru uçla oldukça iyi ses yalıtımı sağlanabiliyor. Kasaya oranla yalıtımın en üst seviyede olduğunu düşünüyorum. Westone 4, Sm3'ün bir tık gerisinde diye konumlandırabilirim.

    Bas: Bas için en doğru tabir ‘’az’’ olacaktır. Oldukça yüksek çözünürlüklü ve kontrollü baslara sahip olsa da bir çok kişi daha yumuşak ve daha çok bas isteyecektir. Biraz daha doğru bir tınıya sahip olsa fena olmazdı. Daha düşük çözünürlüklü olsa da Westone4'ün basları daha etkileyici ama sm3' e de tercih ederim açıkçası. Midbaslardaki gövde kaybı can sıkabilir.

    Mid: Midler uzağa konumlandırıldığı halde baslardan etkilenmediğinden detaydan pek bir şey kaybetmiyorlar. Vokallerin uzak kalması ise eksi puan bence. Fazla analitik takılan midler kulaklığa marjinal bir hava katmakta. Geride ama detaylı bu fiyata daha ne olsun.

    Tizler: Oldukça yüksek çözünürlüklü ve belirginler. Genel sunumda tiz her zaman var ancak sert ve fazla parlak olmadıkları için rahatsız etmiyorlar. Şıkır şıkır tabiri yanlış olmayacaktır. Fiyat bandında hatta 1000$' a kadar olan kulaklıkların bir çoğundan çok daha iyi bir tiz sunumundan bahsedebilirim.

    Sahne: Nispeten az baslar, geride midler ve belirgin üst frekanslar sahne başarımında büyük rol oynuyorlar. Sahne ciddi anlamda geniş ve um3x gibi bunu anlamanız için kendinizi zorlamanıza gerek yok. Enstrüman aralarının oldukça boş olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Yine fiyat bandında rakibi olmayan bir başlık sahne.

    Genel: Herkese hitap etmeyen teknik özellikleri ağır basan bir kulaklık. Klasik müzik, heavy metal vb. türde müzik dinleyenler için bulunmaz nimet. Havadar sunum ve etkileyici sahne ile fiyat performans oranı oldukça yüksek. Tek ve ciddi sorun artık üretilmemesi ve ikinci elde sağlamını bulmanızın oldukça zor olmasıdır.

    Geniş kapsamlı incelemesi için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.
    http://www.techno-fi.net/forum/konu/heir-audio-5-0-İncelemesi.5542/



    Hifiman Re-600 ( 400$ )

    [​IMG]


    Yapı: Metal alaşımlı tek dinamik sürücüye sahip kasa oldukça sağlam ve küçük bir yapıda. Değişmeyen ve sağlamlığı tartışılabilir kablo eksi puan. Kablo normalde düz yapıda ancak kulak üstünden de kullanılabilecek yapıda. Yarım L şekilli jack oldukça sağlam ancak biraz büyük bence.

    Konfor: Eğer doğru ucu bulursanız saatlerce kulağınızda sabit kalabilir. Kablo da pek rahatsızlık vermiyor. Eski serilere göre balanced adaptörün 3,5mm jack’a çok yakın olması çok büyük artı olmuş. Kablo yine de bir sarmal kablolar kadar rahat değil ve mikrofonik etki mevcut.

    Yalıtım: Küçük kasaya rağmen doğru uçlarla oldukça iyi bir dış ses yalıtımı sağlayabilirsiniz. Yine de bir Shure- Westone ürünleri kadar yalıtım beklenmemeli. Orta seviyenin bir tık üstü denebilir.

    Bas: Biraz az, biraz geride. Dinamik sürücüye sahip ancak armatürün eksiklerini hissettirmekte. Bas'ın tonlamasını biraz parlak buluyorum ben. Hızlı bas tepkisinden bahsedemesem de kontrol olarak sıkıntı yaşamadığımı belirtmek isterim. Renk olarak daha doğal ve miktar olarak biraz daha fazla olması gerektiği de yadsınamaz bir gerçek bence.

    Mid: Oldukça pürüzsüz, yakın ve yumuşak mid sunumu mevcut. Koyu olduğu halde çok nadir de olsa bayan vokaller parlama yapabilir. Üstlerde sbilance sıkıntısı yok. Çözünürlük yeterli seviyede. Bur-in mid'leri çok çok fazla etkiliyor. Midler koyu ama fazla sıcak değiller bu yüzden değişik bir ses rengine sahipler.

    Tiz: Yeterli çözünürlüğe sahip ve parlayan bir yapıda değiller. Biraz daha çözünürlüklü- detaylı olabilirlerdi ancak bu şekilde de uzun süreli dinlenilebilirlik oldukça başarılı.Genelde tizleri geride bulunsa da ben oldukça doğru bir yerde olduklarını düşünüyorum. Biraz daha fazla olsalardı uzun süreli kullanımlarda rahatsız edici bir kulaklık olurdu muhtemelen. Biraz daha yumuşak ve daha geniş alana yayılsalar çok daha iyi olurdu bence.

    Sahne: Üst seviye bir sahne başarımı olmasa da enstrümanlar üst üste binmiyor ve karışma olmuyor. Genel karakterin sertliği enstrümanları köşeli sunması karışıklığı önleyen en önemli faktör bence. Tabi tizlerin ve basların miktar olarak çok olmaması da sahne olgusuna katkı sağlamakta.

    Genel: Bas hariç pek bir eksiği olmasa da sivrilen bir tarafı da yok. Fiyat bandında mid başarımı oldukça üst düzeyde olan Re-600'ün en büyük artısı ise uzun süre müzik dinlense de yormaması. Sm64 gibi koyu ama soğuğa kaçan ses rengini seven biri için yükseltme yapması en az 2 kat bütçe isteyecektir.

    Geniş kapsamlı incelemesi için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.

    http://www.techno-fi.net/forum/konu/hifiman-re600-İncelemesi.6646/




    Heir 5.0
    ( 600$ )

    [​IMG]


    Yapı: Mükemmel demek abartı olmaz sanırım. Oldukça şık ve pürüzsüz. Yeme de yanında yat olmuş bu ürün. Eksi puan ararsak ki bu sorun hemen hemen bütün semi-custom ürünlerde mevcut, uçların kasada sağlam duramamasıdır. Kablo klasik ve meşhur sarmal kablo artık bu kablonun sağlamlığını yazmıyorum.

    Konfor: Küçük bir kasaya sahip olmadığı halde oldukça rahat ve konforlu bir kullanıma sahip. Yine de küçük kulağa sahip arkadaşlar dikkat etmeli. Kablonun konforu eskilten bir etkisi yok.

    Yalıtım: Kasa yapısından da anlaşılacağı gibi ses yalıtımı en üst noktada. Universal için daha iyi ses yalıtımı olmaz sanırım. Westone 4, Sm3 hatta Shure 846'dan bile iyi demek yanlış olmayacaktır.

    Bas: Ciddi bas miktarına sahip ürün. Koyu ve gövdeli alt frekanslara sahip. Eksi puanı bence gereğinden fazla koyu ve miktarı fazla olmasınadan. Tabi bu karakteri arayanlar için de artı puan. Tınısının çok doğru olmadığını da düşünmekteyim.

    Mid: Mid’leri gözümüze gözümüze sokmasa da oldukça detaylı mid’lere sahip ürün. Koyuluğundan mıdır yoksa bir miktar uzakta kalmasından mıdır bilmiyorum ama özellikle hızlı bölümlerde perdelenip detayı kaybetme sezdim. Mid’ler de sıcak ve koyu tabi. Tını da yine yukarıda belirttiğim bir durum mevcut. Normalden koyu ve sıcaklar ama tınıyı bozan bir metaliklik var desem açıklayıcı olacaktır sanırım.

    Tiz: Tiz bana göre en başarısız olduğu yeri. Hem geride hem de çözünürlüğü daha iyi olabilirdi. Tabi çözünürlüğü daha iyi olsa bile koyuluğundan bunu anlamak zor olacaktı. Ciddi ve bence en önemli noktası ise tizlerinin kimseyi rahatsız etmeyeceğidir. Dar alana sıkışma Westone 4 veya Shure 846 kadar olmasa da mevcut.

    Sahne: Sahne oldukça büyük ancak oldukça koyu bir sunuma sahip olduğundan fark edilmesi zorlaşıyor. Ancak kimsenin bunun sahnesi işi bozuyor diyeceğini sanmıyorum. Sahne başarımında en iyi kulaklıklardan biri demek yanlış olmayacaktır.

    Genel: Heir5 için en güzel kısaltma, koyu ve gövdeli olacaktır. Bazılarının tapacağı bazılarınızında bedava verseler almayacağı kadar müzik türü seçmesi ise bence eksi puan. Re272 gibi marjinal bir dinleyici kitlesine hitap ettiğini düşünüyorum. Heavy metal vb. türleri dinleyenler uzak dursun müzikten soğuyabilirsiniz. :)

    Geniş kapsamlı incelemesi için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.
    http://www.techno-fi.net/forum/konu/heir-audio-5-0-İncelemesi.5542/



    Sony Mdr-Ex1000
    ( 700$ )

    [​IMG]


    Yapı: 16mm'lik tek dinamik sürücüye sahip ürünün kasası magnezyum alaşımlı bir malzemeden yapılmış ve oldukça sağlam bir yapıda. Yazıların kısa sürede silinebilmesi ise fiyatına ve markasına yakışmıyor. Kablo soketinin bu modele özel olması ve kablonun bir miktar kalın olması eksi puan.

    Konfor: Kulağa temas etmeyen kasa oldukça rahat bir kullanıma izin vermekte. Kablonun konfora negatif etkisi oldukça az. Hafızalı bölge oldukça kullanışlı ve verdiğiniz şekli uzun süre muhafaza edebiliyor. Ben şikayetçi olmasamda kulaklığı rahatsız olarak nitelendiren bir çok arkadaş gördüm
    zamanında. Bunun nedeninin de büyük ihtimalle genele bakarak kalın kalan noozzle'dan kaynaklandığını düşünüyorum.

    Yalıtım: Kulağa temas etmeyen kasa dinamik sürücünün hava deliği ile birlikte oldukça zayıf bir ses yalıtımı sağlamakta. Fiyat bandındaki kulaklıklarla karşılaştırılacak bir durumu olmasa da Westone 4 / Um3x'den oldukça geride Pfe232'den de bir tık geride diyebilirim. Dış ses yalıtımına önem verenler uzak dursun Ex1000'den.

    Bas: Genel itibari ile sıkı ve kontrollü baslara sahip Ex1000. Renk olarak koyu ve sıcaklar ancak boğulma sorunu olmaması da ayrıca bir güzelliği. Midbas bandında az da olsa çözünürlük kaybı mevcut olsa da çoğu kişi baslarını fazlasıyla beğenecektir diye tahmin ediyorum. Genel itibari ile Hifiman Re600, Westone 4, Um3x, Pfe232 , sm3 ve sm64, gibi kulaklıklardan daha iyi bulduğum bir bas kalitesine sahip Ex-1000. Yine de bir Tralucent 1p2 veya ie800 değiller. Bence en önemli eksisi biraz fazla koyu ve miktarın bir tık çok olmasıdır.

    Mid : Mid bandı oldukça düz bir yapıda, tınısı çok güzel çözünürlüğü yeterli ancak baslarladan da aldığı destekle biraz sıkışık bir yapıdalar. Üst frekanslara doğru çıktıkça da kalite iyice düşmekte maalesef. Üst midlerde çözünürlük düşük ve kayıtta bu bölgeler yoğunsa tonlamayı da bozuyorlar. Yanlış kaynak ve kayıtlarla sbilance'dan da kaçamazsınız. Genel itibari ile orta frekanslar başarılı olsa da üst midlere dikkat edilmeli.

    Tiz: Tiz bandı kulaklığın en başarısız bölgesi. Başarılı olmadıkları gibi miktar olarak da az değiller. Çözünürlük çok düşük ve tepkiler yavaş tizlerde yapışma belirgin. Ancak burn-in' den de en ciddi etkilenen bölge burası pişmemiş bir Ex-1000'in tizleri çöp mertebesinde iken 200 saat sonra özellikle rock / metal dinleyicisi değilseniz göz ardı edebilirsiniz.

    Sahne: Kulaklığın sahnesi enine de boyuna da büyük değil. Hatta dar bir yapıda olan sahne klasik müzik gibi sahne isteyen türlerde sırıtabilir. Enstrümanların arasındaki mesafe az ve aralarda boşluk yeterli değil. Fiyat bandında başarısız olsa da ilk defa bu seviye bir ürün alacak arkadaşlar fazla kafaya takmasınlar. Ayrıca bu yazıyı yayınladığım zaman yurtdışından sıfırını ise 400$'ın altına bulabilme imkanınız olduğunu da unutmayın.

    Genel: Kulaklık genel itibari ile koyu ve karanlık alt ve ortalara sahipken rahatsız edici bir tınıda parlak üst mid ve tiz bandına sahip. Üstlerin yoğun olduğu bir parçada açık, alt ve midlerin yoğun olduğu kayıtlarda ise koyu ve karanlık olarak nitelendirebilirsiniz. Kulaklığın sürülememe problemi yok amfiye tepkisi minimum düzeyde ancak ses seviyesi de yüksek değil. Amfi ihtiyacı olmasa da ses seviyesi yüksek bir müzikçalar daha iyi bir seçim olacaktır.

    Geniş kapsamlı incelemesi için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.
    http://www.techno-fi.net/forum/konu/sony-mdr-ex1000-İncelemesi.2640/



    Earsonics Sm3 & Sm3v2
    ( 360$ )

    [​IMG]


    Yapı: Holland bu duruma ne der bilmiyorum ama nedense Earsonics yapı konusunda universal ürünlerinde rakiplerine oranla zayıf kalmakta. 3 dengeli armatür sürücüye sahip kasanın kapağının atması veya nozzle kırılmalarını çok gördük duyduk. Sm3v2 ile daha sağlam bir hal alsa da yine kasada kırılma çatlamalar meydana geldi maalesef. Kabolar da zamanla sertleşme dışında bir problem yaşanacağını düşünmüyorum. Kablo Sm3'de sabit Sm3v2'de değiştirilebilir yapıda.
    Tabi hepsi bozulacak-kırılacak da değil, şu an elimdeki Sm3 en az 3 senelik bir ürün ve biraz kablo sertleşmesi haricinde bir sorunu yok. ( Ekleme : Bunun da noozle'ında ufak bir çatlak varmış yuh diyorum :) )

    Konfor: Oldukça rahat ve ergonomik olduklarını düşünüyorum. Sm3v2 yuvarlatılmış hatlarıyla bir tık daha önde tabi ki. Kablolarda diğer sarmal kablolar gibi rahat bir kullanıma izin vermekte.

    Yalıtım: Oldukça başarılı ses yalıtımına sahip ürünler. En üst seviye yalıtım sağladığı söylenebilir. Shure 846 Heir 5'den bir tık geride bir dış ses yalıtımı mevcut diyebilirim. Çok çok az bir farkla sm3V2'nin daha başarılı olduğu söylenebilir.

    Bas: Biraz kumlu, biraz koyu ve özelikle armatür sürücülere göre güçlü baslara sahip. Tonlaması biraz daha doğru olsa çok daha iyi olurdu. Çözünürlük ve kontrol olarak da başarılı bir bas sunumu mevcut. Koyu bir müzikçalar kullanıyorsanız baskın midbas bandı boğukluk yaşatabilir. Ancak bir Westone Um3x veya Westone 4 kadar değil tabi.

    Mid: Mid’lerin durduğu yer oldukça doğru. Geride olmaması detayı arttırırken, koyuluğu dinlenile bilirliği artırmakta. Eksi puanı ise yine tınıya ve perdeli sunuma veriyorum. Gövdeli dolu dolu bir mid sunumu mevcut. Üst midlerde de perde haricinde pek bir sıkıntısı yok. Midler fazlasıyla um3x'e benzemekte um3x'deki sıcaklık yok tabi.

    Tiz: Bir tık geride ancak çözünürlüğü ve hızı oldukça başarılı. Kontrolü kaybetmeyen ancak bas ve mid kadar belirgin olmayan bir yapıdalar. Parlak veya koyu diyemesem de az da olsa perdelenme mevcut. Ben şahsen çok seviyorum bu aletin tizlerini. Hiçbir şeyi gözünüze sokmadan çıkıyorlar işin içinden. Tabi ki biraz daha temiz olsalardı yok demezdim.

    Sahne: Sahneyi oldukça yakına kursa da fiyat bandında genişlik ve derinlik olarak başarılı bulduğumu belirtmeliyim. Filtresiz ile arasında dağlar kadar fark var desem abartmış olmam sanırım.

    Genel: Genel olarak özellikle de fiyatını göz önüne aldığımızda işini iyi yapan ve hemen hemen hiçbir müzik türünde sırıtmayacak kalibrede bir ürün. Açık ve temiz çalsın diyen arkadaşlar uzak durabilir.


    Earsonics Sm3 & Sm3v2 ( Filtresiz )

    Ses haricindeki başlıklar aynı olduğundan direk ses başlıklarına atlıyorum.

    Bas: Hızlı ve kontrollü bas sunumuna mevcut ürün doğallıktan nasibini almamış. Akıllardaki klasik Armatür sürücü basına oldukça yakın olsa da miktar olarak az değiller. Çözünürlüğü de başarılı bulduğumu ekleyeyim. Pek derine indikleri de söylenemez.

    Mid: Sm3’ün marjinalleştiği veya zurnanın zırt dediği yer burası. Filtreli Sm3’e göre ilk dikkatinizi çekecek şey mid’lerin aşırı oranda ( özellikle vokallerin ) agresifleştiğidir. Vokaller alnınızın çatında bağırırken enstrümanlar geride konumlanarak oldukça marjinal bir sahne yaratılmış. Çözünürlük ve detay oldukça yüksek seviyede iken, doğallık ve tını da da oldukça başarısız. Sm3 bu haliyle özellikle vokalin yakınlığı ve agresifliğiyle oldukça yorucu bir kulaklık olsa da bu haline tapan çok kişiyi tanıyorum.

    Tiz: Filtreli ’den filtresize geçince tizlerde ilk dikkati çeken nokta, kontrolün kaybedilmesi ve parlaklığıdır. Tizler dağılmakta ancak rengi oldukça açılıp öne gelmekte. Filtreli den kalan perde ise burada da mevcut. Filtreliyi kesinlikle tercih edeceğim nokta tizleri olurdu sanırdım.

    Sahne: Yukarıda da bahsettiğim gibi filtresizken sahne 3 boyutlu ve oldukça etkileyici. Enstrümanlar arasındaki hava fırtına mübarek. Vokaller o kadar yakın ki geri kalan herşey uzakta kalıyor.

    Genel: Teknik olarak filtrelinin oldukça üstünde olsa da genel sunum olarak ve özellikle tiz bandını da düşünerek benim kişisel tercihim filtreli kullanmak olurdu. Filtresizde sert sunum, yanlış tını ve agresiflik eksi puanlarken, ciddi çözünürlük artışı sahne etkisi ve daha ferah sunum gibi artıları da bulunmakta. Ayrıca filtresizde daha soğuk bir ses rengi mevcut. Kararı yine sahibi verecek tabi ki.

    Geniş kapsamlı incelemesi için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.
    http://www.techno-fi.net/forum/konu/earsonics-sm3-amp-sm3v2-İzlenimlerim.2584/
    http://www.techno-fi.net/forum/konu/earsonics-sm3-kulakiçi-kulaklık-değerlendirmeleri-İnceleme-kıvamında-detaylı.1245/



    Ocharaku Flat 4 - Aka TypeII
    ( 399$ )


    [​IMG]


    Yapı:
    Abartmadan yazıyorum bir kulaklık ne kadar güzel olabilir ki ' nin bendeki karşılıklarından biri Osaka'dır. Konuya bu cümleyle girdim ki kulaklığa bakış açım baştan belli olsun, ayrıca ismini bir türlü ezberleyemediğimden ismini içimden geldiği gibi yazacağım bundan sonra. Görünenin aksine hafifliği, kırmızı boruları ve kurşun gri ve siyah parçaların birleşimi sırttaki gülen yüzü ile ürün yapı olarak mükemmele yakın benim gözümde. Dayanıklılık açısından da oldukça başarılı görünen Okachu için yine de çarpmalara karşı dikkatli olunmalı. Çünkü çizilme olasılığı yüksek gibi. Kablonun son kullanıcı tarafından değiştirilebilir olmaması her ne kadar eksi ise de inanılmaz derecede yumuşak olması da büyük bir artısı bence. I şekilli jack ve y ayrımı da oldukça sağlam görünmekte. Jack kısmının bir tarafında Japan, diğer tarafında flat4 yazmaktayken Y ayrımında da Japonca olduğunu tahmin ettiğim bir yazı mevcut.


    Konfor: Büyük kasa, geniş boğaz kısmı eksi olsa da rahatlığından şikayet etmediğim ürünlerden biridir Osakachu. Boyutlarına göre oldukça hafif kalan kasanın bence en büyük eksisi kulağın çok fazla dışına taşmasıdır. Bu hem rüzgar sesine yol açabilir hem de yatarak müzik dinlemeyi çok zor hale getirir. Kablo ise yukarıda da belirttiğim gibi inanılmaz oranda yumuşak ki bu konfora oldukça yüksek oranda olumlu katkı yapmakta. Ayrıca mikrofonik etki neredeyse sıfır ki özellikle bu tip kablolarda pek karşılaştığımız bir durum değil açıkçası.

    Yalıtım: Ben ürünü hep comply uçlar ile kullandığımı belirterek orta seviye bir dış ses yalıtımına sahip olduğunu söyleyebilirim. 5 birim üzerinden Westone-Shure serilerinden 2 birim aşağıda demek yanlış olmayacaktır sanırım.

    Bas: Alt frekanslar kulaklığın en çok geride kalan bölgesi. Ayrıca diğer frekanslara göre daha uzağa konumlandırılmış durumdalar. Yumuşak olmasalarda gereksiz sertliği olmayan altların tonlaması biraz parlak ve içleri de boş denebilir. Sıkı kontrollü ve yoğun olmayan bir bas sunumundan bahsedebilirim. Derin basları yansıtmada da oldukça zayıf kalan Raikonen üstlere doğru belirginliği arttırmakta. Midbas ve daha üstler sub baslar gibi uzağa da konumlanmıyorlar. Detay çözünürlük yönünden ise oldukça üst seviyede olduklarını rahatlıkla söyleyebilirim.

    Okarachara Hifiman re600ün karşısında bas bölgesini daha parlak tonda yansıtıyor. Ancak re600'den çözünürlük olarak daha yüksek olduğunu düşünmekteyim. Midbaslardan itibaren Osaka' daha yakın sunum yaparken detay olarak da çok daha iyi çıkarmakta. 2 üründe derine inme de roll off'a uğrayıp detayı yutmaktayken yine ikiside alt frekanslar bakımından diğer frekans gruplarından gerideler. Yine iki üründe de kuru, sert ve kontrol odaklı bir alt frekans sunumu mevcut. Son olarak bas miktarının çokluğu sizin önceliğiniz ise ikisine de hiç bulaşmayın derim.

    Okaramaru A83'ün karşısına çıktığında ise işler çok farklı bir hal almakta. Öncelikle A83 yoğun, güçlü ve agresif alt frekanslara sahip. Okarachu ise neredeyse tam tersi. Kontrol, netlik, çözünürlük olarak Orakachura öndeyken, A83 güçlü subbasları, oldukça geniş alana yayılabilen güçlü basları ile dikkat çekmekte. Okarachure'dan A83'e geçildiğinde yoğun baslı kontrolsüz altlar can sıkabilecekken, A83'den Okarachowa'ya geçince de kuru, cansız ve cılız sunum can sıkabilir.

    Mid: Mid bölgesini yakın veya uzak olarak konumlandırmak istemesemde sahnenin uzak midlerin ise sahnenin ön tarafında kaldığını söylesem fazla saçma bir cümle kurmuş olmam sanırım. Enstrümanlar ve vokal'in tonlaması da hafif parlak tarafta ancak perdesiz oldukça net midlere sahip kulaklık. Üstlere doğru yakınlık artarken çözünürlüğünde düşmesiyle üst midler de ciddi bir sivrilme yaşanıyor. Oldukça da kontrolsüz olan üst midlerin az olduğu kayıtlar ile yoğun olduğu kayıtlar arasında sunumda inanılmaz oranda fark var. Örneğin Daft Punk'ın Get Lucky dinlerken aşık olacağınız kulaklığa Metallica-Sad but true 'da nefret edebilirsiniz. Üst midler kulaklığın herşeyini etkileyecek oranda agresif ve belirginler. Karşılaştırmalarla pekiştirmeye çalışayım..

    Re600 karşısında en büyük fark üst midlerde re600'de geride kalan üstler oldukça dingin çalmakta. Genel olarak mid bölgesinde re600 koyu ve perdeli iken Osakachu perdesiz ve daha açık karakterde. İki ürününde vokallerinin tonlamasını beğenmesem de çok kadın vokale bulaşmadığımdan ötürü tercihimi Ocharako'dan yana kullanırım. Re600'de vokaller enstrümanların arasından seslenirken Oşhareke de enstrümanlar geride vokal önde konumlanarak teknik olarak oldukça öne geçmekte vokal bandında. Çözünürlük detay gibi konularda Okachu önde olsa da iş tercihe geldiği zaman çoğu kişi re600'ü seçecektir diye tahmin etmekteyim.

    A83 karşısında daha belirgin ve daha net kalan midler daha parlak tonlasa da iki ürününde doğallıktan uzak olduğunu düşünmekteyim. A83 tarafında alt ve üst frekanslardan yediği baskı Okachu ' da sadece üstlerden gelenle sınırlı kalmakta. A83 üst mid bandında daha kontrollü iken Osaka üstlere doğru daha çözünürlüklü kalmakta.

    Tiz: Üst midleri aşınca sakinleşselerde yine de genel sunumda oldukça belirgin orandalar. Frekans yükseldikçe çözünürlük artmakta ve daha da yumuşak seslenmekteler. Alan olarak oldukça geniş alanda kalsalarda ayrımın özellikle hızlı parçalarda azaldığını sezdim. Bir başka deyişle üstler tepkilerde geç kalabilip yapışabiliyorlar. Ayrıca üst midlerin bozduğu tizlerde hafif perdelenmede mevcut.

    Tiz bandında re600 ile oldukça zıt kalmaktalar. Re600'de üst frekanslar miktar olarak daha az, daha kontrollü ve daha koyu tonda. Ockarachuk ise daha çok alanı kaplayan, daha iyi uzayan ancak daha agresif karakterde.

    A83'le çarpıştırırsak; A83 bu bölgede daha ayrık çalıyor. Özellikle hızlı bölümlerde A83 tizleri ayrı bir noktadan çalabilirken Okarachawu'da agresif üst midlerin taciziyle daha bir midlere yapışık seslemekte. Ancak çözünürlük olarak yine ciddi fark var Okasaka tarafında.

    Diğer: Okarachuwa sahne ve enstrüman ayrımı gibi teknik konularda oldukça üst düzey iş çıkarmakta. Sahne enlemesine oldukça geniş ve ferah bir yapıda. Enstrümanlar sahneye iyi yayılırken üst midler hariç araları da oldukça boşluklu. Sahne genele bakarak biraz uzağa konumlandırılırken hem miktar olarak çok olmayan alt frekanslar, hemde koyu arka plan detay ve enstrüman ayrımını üst düzeyde tutuyor. Yalnız tekrar ediyorum özellikle üst frekansları kapsayan hızlı bölümlere sahip kayıtlarda ayrım da detay da azalmaktayken her şartta ferah-havadar bir yapıda.

    Re600 karşısında teknik olarak oldukça üstün Okashanawa. Re600 cansız ve perdeli çalarken okacasuka oldukça yüksek çözünürlüklü detaylı bir karakterde. Re600'ün daha sıcak daha sakin ve daha kontrollü kalarak amacı müzik dinlemek olanlara daha çok hitap ettiğini düşünmekteyim.
    A83 tarafında da sahne genişliği ve enstrüman ayrımı gibi konularda öndeyken A83'ün daha 3 boyutlu sahnesi ile tercih sebebiniz olabilir. A83 renkli ama dokulu karakterdeyken Şaraphova parlak ve cılız kalmakta.

    Genel: Ben inceleme yapmadan önce ürünü elimdeki bütün uçlarla denerim ama ilk defa bir ürünü Comply ile yorumladığımı da eklemek isterim. Slikon uçlar ile stok comply'e oranla daha baslı ve daha tizli bir sunumla karşılaştığım için hiç kasmadan içerisinden çıkan comply ile devam ettim.
    Okaramachu için tek bir kelime kullanacaksam bu kesinlikle ''ilginç'' olacaktır. Hem yapı hem de ses olarak oldukça ilginç bir ürün gerçekten. Kaynak için koyu karakterli ve az da olsa güçlü bir ürün seçmenizi öneririm. Üst midleri kulaklığın bütün karakterini etkilemekteyken oldukça teknik bir ürünmüş izlenimi yarattı bende. Bulabileceğinizi sanmıyorum ama ayaküstü 5 dk dinleme ile dinlediğiniz en kötü kulaklıklardan biri olduğunu iddia edebileceğiniz Okandaramechu Flat 4 amma velakin öyle değildir.




    Westone 4 / 4R
    ( 450-500$ )

    [​IMG]



    Yapı: Westone’un şu ana kadar yaptığı en başarılı universal bence. 4 dengeli armatür sürücüye sahip parlak ve şişman kasa oldukça şık ve sağlam. Kablo da inanılmaz yumuşak ve aşırı sağlam. Aramızda asılıp da koparamayanlar mevcut. Ayrıca bu kablo çoğu sarmal kabloya göre daha parlak bir kaplama ile geliyor ki ben oldukça beğenirim bu kabloyu. Ayrıca çoğu sarmal kabloya göre daha yumuşak olduğunu da ekleyeyim.

    Konfor: Şişman olduğu halde muhtemelen uzun noozle sayesinde oldukça rahat bir kullanım sunmakta. Yumuşak epik kablonun konfora herhangi bir eksisi yok bu konuda oldukça başarılı bir ürün Westone 4.

    Yalıtım: Yine bir üniversal için olabilecek en üst seviyede ses yalıtımına sahip ürünlerdendir kendisi. Kıyaslamalarda referans olarak sık sık başvuracağım.

    Bas: Oldukça hızlı ve kontrollü bas sunumu mevcut. Ancak koyu olsa da basların içinin boşluğu garip bir ses rengini ortaya çıkarıyor. Mid baslara doğru yoğunlaşsa da özellikle armatür sürücülere göre derine inebilmede oldukça başarılı. Midbaslara doğru yoğunluk demişken onun belki de tek artısı gövdeli sunumdur sanırım.

    Mid: Altları oldukça yoğun olan mid bandı enstrümanları birbirine karıştırabiliyor. Ses rengi az da olsa dijitalleşme eğiliminde. Vokaller yakın ve oldukça başarılı. Vokal ve enstrümanları iyi ayırsa da midbas bölgesinde boğulma sorunu her şeyi alt üst edebiliyor. İyi kayıt, iyi kaynak şart. En azından yoğun çalmayan bir kaynak istediği açık. Üst midlerde çözünürlük düşüklüğü ve özellikle kötü kayıtlarda sbilance mevcut.

    Tiz: Çözünürlük ve doğallık yeterli değil. Sertler ve bir miktar yapışıklar. Tizleri daha koyu ve daha geriye konumlandırsalardı çok daha başarılı bir kulaklık olacağını düşünüyorum Westone 4'ün.

    Sahne: Özellikle derinlemesine sahnesi iyi Westone 4'ün. Bir miktar koyu-sıcak ve yoğun sunumda özellikle vurmalı çalgıları uzaktan sunup ciddi bir sahne hissiyatı vermekte. Genişlik olarak da başarılı ancak mid bas bandının yoğunluğu ve öndeliği enstrümanları sıkıştırabiliyor. Filtresiz sm3'deki kadar büyük olmasa da Ex1000'e göre oldukça iyi.

    Genel: 4 ve 4r arasndaki fark kabloda. R versiyonunda kablo değişebiliyorken diğerinde kablo sabit. Alt seviyelerden gelenlerin genellikle taptığı, üst seviyedekilerin ise burun kıvırdığı bir ürün kendisi. Doğru kayıt ve kaynaklarla iyi iş çıkardığı bir gerçek olsa da dünya devi Westone çok daha iyisini yapabilirdi. İlk çıktığında bende dahil oldukça fazla bir hayran kitlesine sahip bir üründü ama bu fiyat bandında üstüne çok başarılı ürünler çıktı ve eski havası kalmadı maalesef.

    Geniş kapsamlı incelemesi için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.
    http://www.techno-fi.net/forum/konu/westone-4-İncelemesi.2767/
    http://www.techno-fi.net/forum/konu/westone-4-kulakiçi-kulaklık-İzlenimlerim-ve-earsonics-sm3-karşılaştırması.1198/



    Heir 4
    ( 500$ )

    [​IMG]
    Bu fotoğraf alıntıdır.


    Yapı: Adından da anlaşılacağı gibi 4 dengeli armatür sürücüye sahip kasa, 0ldukça şık ve kaliteli bir kasaya sahip. Kablo klasik Westone kablosu diye adlandırdığımız meşhur sarmal kablo. Yapı kalitesi olarak mükemmel dememek için hiçbir sebep yok gibi görünse de 2 üründe kasadaki soket girişinde problemler olduğunu gördüm.

    Konfor: Şikayet edilecek bir tarafı yok oldukça rahat bir kullanım sunuyor ürün.Uçları sabitlemek zor olabilir onu da ekleyeyim. Kablo da diğer benzer sarmal kablolar gibi oldukça rahat bir kullanım sağlıyor.

    Yalıtım: Oldukça başarılı ses yalıtımına sahip ürün. Yine olabilecek en üst noktalarda ürünlerden. Westone 4, Shure 535'den bir farkı yok oldukça iyi.

    Bas: Kısaca bas merkezli bir kulaklık değil. Hatta basları miktar olarak az bulmakla beraber kontrollü ve temiz bir sunum yaptığını da ekleyeyim. Yalnız midbas bandında çok açık sorunu var. Midbas bandı aşırı geride ve detaysız kalmakta. Renk biraz daha sıcağa kaçsa çok daha güzel olacağını tahmin ediyorum.

    Mid: Açık karakterinden aldığı destekle midler oldukça detaylı hissettirmekte, ancak üstlere doğru agresiflik can sıkabilir. Cılız, gövdesiz gibi terimler kullanılabilirim. Koyu karakterli kaynaklar ile güzel bir eşleşme oluşturuyorlar.

    Tiz: Aslında tiz merkezli denebilir Heir4’e ancak tizleri de sorunsuz değil. ( Hiçbir ürün sorunsuz değil zaten de gel de bazılarına bunu anlat ) Diğer frekanslara oranla daha baskın olan tizleri fazla agresif buldum ben. Tizleri bu kadar belirginken daha yüksek çözünürlük sunup çok daha üst seviyelere çıkabilirdi bu ürün.

    Sahne: Açık karakteri ve midbas eksikliği ile havadar bir sunuma sahip. Bu şekilde olunca da sahne hissiyatı kolay yansıtılıyor. Derinlik olarak beğenmesem de genişlikte başarılı diyebilirim. Üstler hariç frekanslar yoğunlaşmayınca da enstrüman ayrımı da artı puan almakta. Ancak 3 boyutlu sahneden bahsedemem.

    Genel: Genele bakarsak kullanıcı ve kaynak seçecek bir ürün. Parlak sunum seven kullanıcılar tercih edebilir. Pfe ve Etymotic vb. kulaklıkları sevenler bunu da seveceklerdir. Kasa kalitesi ve göreceli olsa da şıklığıyla rakipsiz denecek kadar iyi bir ürün. Westone 4'ü koyu, yoğun çalan bir ürün olarak buluyorsanız çok iyi bir alternatif Heir 4.

    Geniş kapsamlı incelemesi için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.
    http://www.techno-fi.net/forum/konu/heir-4-ai-kulakiçi-kulaklık-İncelemesi.6570/page-2



    Shure 535
    ( 500$ )

    [​IMG]



    Yapı: Dünya devi Shure’un uzun yıllardır amiral gemisi Se 535 kasa kalitesi olarak muhteşemlik seviyesinde. Oldukça şık ve sağlam kasaya çok dayanıklı ama biraz kalın kablo eşlik etmekte. Kablo değiştirilebilir ve bence bütün kulaklıklarda kullanılması gereken çok sağlam ve kullanışlı MMCX konnektör kullanıyorlar. Küçük bir not Westone'da yeni ürünlerinde bu sisteme yer vermekte.

    Konfor: Kablo muhteşem olmasa da kasa yapısı sayesinde oldukça rahat bir kullanım deneyimi yaşatmakta. Rahatlık olarak fiyat bandındaki ürünlerden en ufak bir eksiği yok.

    Yalıtım: Dış ses yalıtımı da doğru uçlarla oldukça yüksek seviyede.

    Bas: Bir miktar soğuk olmakla beraber oldukça tatlı bas sunumu mevcut. Derine inme de problemleri olsa da yukarılara doğru oldukça belirginleşiyorlar. Daha yüksek çözünürlüklü ve sıcak olması gerektiğini de ekleyeyim. Midbaslardaki yoğunluk genel sunuma gövde kattığı kadar kulaklığın karakterini de boğmakta haliyle.

    Mid: Shure ve mid çok meşhur bir ikili. Yine çözünürlük ve sıcaklık istesem de bu kulaklığın mid’ lerine kötü demek nankörlük olacaktır. Ciddi anlamda yakın ve baskın mid’ ler koyu rengiyle de bazı kullanıcılara boğuk dedirtebilir. Dinamik sürücülü kıvamında çalması ise bence çok büyük artı.

    Tiz: Tizlerin özel bir yeri yok bir miktar perdeli ve meşhur deyim roll off’a sahip. Tizlerinin tek büyük artısı rahatsızlık vermeyecek bir yapı da olmaları. Ancak detay ve çözünürlük isteyenler için oldukça kötü denebilir.

    Sahne: Sahne oldukça yakına kurulmuş vaziyette. Vokallerin yakınlığı az da olsa kulaklığı yorucu yapmakta. Enstrümanlar iyi ayrılamıyor olsa da şikayete gerek yok bence. Baskın midler kulaklığın bütün karakterini etkilediğinden havadar temiz ferah bir sunumdan bahsedemiyorum.

    Genel: Dünya genelinde birçok kullanıcının son kulaklığı olsa da her kulaklık gibi eksiği bol olan bir alet. Ses rengi ve yoğun sunumuyla seven sever sevmeyen de nefret eder sınıfında. Ancak giriş seviyesindeki kullanıcıların da oldukça memnun kalacağını düşündüğüm ürünlerdendir. Çoğu shure ürünü gibi biraz daha sıcak olsa daha iyi olurdu'yu da ekleyeyim.

    Geniş kapsamlı incelemesi için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.
    http://www.techno-fi.net/forum/konu/“shure-se535”-ve-“shure-se535-special-edition”-İnceleme-ve-karşılaştırma.2923/



    Ultrasone IQ
    ( 950$ )

    [​IMG]


    Yapı: Şu ana kadar gördüğüm en sağlam ürünlerden biri iq. Oldukça şişman ve köşeli hatlara sahip ürün fazlasıyla sağlam bir kabloya sahip. Bazı arkadaşlar oldukça çirkin ve adi göründüğünü düşünse de ben kablosunu beğendim açıkçası.

    Konfor: Kasa’ nın büyüklüğü haricinde bir sorunu yok. Kulağı küçük olanlar dikkatli yaklaşmalı ürüne. Kablo çok yumuşak olmasa da rahat ve kullanışlı denebilir.

    Yalıtım: Büyük kasanın da artısıyla ses yalıtımı kötü de değil mükemmel de değil. Ancak en üst seviyede de olmadıkları açık.

    Bas: Hibrit teknolojiye sahip ürün alt frekanslar için dinamik sürücüden güç alsa da armatür hızından da pek geride kalmıyor. Oldukça güçlü baslara sahip ürün bu aralıkta iyi iş çıkarıyor diyebilirim.

    Mid: Orta frekanslar aşağılardan yukarı doğru çıktıkça çoğalıp üst mid frekanslarda zirve yapıyorlar. Oldukça yumuşak bir sunuma sahip, diğer frekanslara göre daha geride ve bir miktar gövdesiz. Bence en özel yanı yumuşak sunum. Üstlere doğru ciddi bir sertleşme ve fazla önde olma durumu var ki sbilance da haliyle kaçınılmaz oluyor. Üst midler bütün karakteri kötü etkiliyorlar maalesef.

    Tiz: Tizler üst mid’ ler gibi agresif bir yapıda ve oldukça belirgin. Biraz daha yumuşak olması ve daha yüksek çözünürlüklü olması gerektiği açık. Ayrıca biraz da yavaş kalabiliyorlar.

    Sahne: Sahne mid’ lerin baskın olmamasına rağmen çok geniş değil. Ancak derinliğini oldukça beğendiğimi belirteyim. Yine de sahne ve konumlandırmadan şikayet etmek nankörlük olacaktır. Biraz daha enstrüman arası hava da fena olmazdı.

    Genel: Dünyanın ilk universal hibrit kulaklıklarından biridir iq. Yanlış hatırlamıyorsam en azından benim dinlediğim ilk hibrit. Altlar ve üstler dolu ortalar biraz çekinik ve üst midler fazla agresif. Yine all rounder teriminden oldukça uzak bir ürün. Kayıt, tür ve kaynak seçimine oldukça fazla dikkat edilmeli.

    Geniş kapsamlı incelemesi için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.
    http://www.techno-fi.net/forum/konu/ultrasone-iq-İncelemesi.4447/



    Audio Technica Ck 10
    ( 250$ )

    [​IMG]

    Bu fotoğraf alıntıdır.



    Yapı: Oldukça küçük bir kasaya sahip ürünün kablosu bir miktar kalın. Sağlamlık yönünden bir sıkıntısı olmadığını düşünüyorum. Kasanın küçüklüğü ve şıklığı ise takdire şayan, kablo da değişseydi tadından yenmezdi.

    Konfor: Oldukça küçük kasa birçok kullanıcı için üst düzey konfor sağlayacaktır, ses yalıtımı olarak da ortalamanın üzerinde diyebilirim. Kasanın seklinden dolayı ben pek rahat edemedim onu da ekleyeyim.

    Bas: Kontrollü ve haliyle bir miktar sert baslara sahip. Tınısı çoğu armatür kulaklıktaki gibi bozuk ve ruhsuz. Daha dolu ve daha güçlü bas olması gerekse de, bu sunum kulaklığa marjinal karakter katmakta.

    Mid: Oldukça akıcı ve miktar olarak mükemmele yakın bir yerdeler. Bir miktar kumlu çalması haricinde oldukça beğendiğim, rakibi çok çok az olan mid’lere sahip özellikle de fiyat bandında.

    Tiz: Tizler hızlı ve bir miktar parlak. Çok övülecek veya yerilecek bir tarafı olmasa da genele bakarak bir miktar sert bulduğumu belirteyim. Ayrıca tizlerin dar alandan sunulma sıkıntısı da mevcut. Ancak fiyat bandında re-272 ile birlikte rakipsiz oldukları da bir gerçek.

    Sahne: Enlemesine uzayan sahne derinlemesine çok bir şey vaat etmiyor. Baslardaki gerilik ferahlığı arttırıp enstrümanların daha kolay seçilmesine yardımcı olmakta. Enstrümanları konumlandırmasını da oldukça beğenmiştim.

    Genel: Fiyat bandında oldukça başarılı bir ürün olmakla beraber all rounder tabirinden oldukça uzak bir karakterde. Tür ve kullanıcı seçen kulaklığın en büyük eksisi artık üretilmiyor olması. Bu yüzden fazla kasmaya gerek görmedim.

    Geniş kapsamlı incelemesi için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.
    http://www.techno-fi.net/forum/konu/audio-technica-ck10-kulakiçi-kulaklık-İncelemesi.1019/



    Hifiman Re-262 ( 150 $ )

    [​IMG]


    Yapı: Şekilsiz ama güzel ve belki de en sağlam Hifiman :) Kablonun da sağlamlığı ile ilgili şüpheler olsa da dediğim gibi en sağlam Hifiman kulaklığıdır kendisi. Kabo bir miktar sert ve kalın.

    Konfor: Kasa oldukça rahat ve hafif. Ancak kablonun negatif etkisi konforu azaltabiliyor maalesef.Balanced uçlar için gerekli adaptörün de ağırlığı eksi puan maalesef.

    Yalıtım: Yine doğru uçlarla oldukça başarılı ses yalıtımı sağlayan ürünlerden bir tanesidir.Bir Shure 535 veya Sm64 olmasa da yine de çoğu kulaklığa göre oldukça üst düzeyde Dış ses yalıtımı.

    Bas: Koyu ve pürüzlü bir imzaya sahip baslar armatürvari havadalar. Miktar olarak oldukça iyi bir yerde bulduğum ürünün basları koyu ve sıcak denebilir. Gümbür gümbür değil de Tok - Tok desem daha kolay anlaşılır sanırım :) Midbaslara doğru miktar artmakta ancak basıklık hissi yok ve midbas bandı da oldukça kontrollü.

    Mid: Midler diğer frekanslardan önde, gövdeli ve fazlasıyla sıcaklar. Çözünürlük olarak da oldukça başarılı ürünün belki de tek eksisi yoğun ve sıcak sunum enstrümanları fazlaca birbirlerine yaklaştırabiliyor olmasıdır. Enstrümanlar köşeli ve agresifler sıcak karakter bunu bastırsa da bir tık daha yumuşak sunum fena olmazdı. Fiyatına bakarsak da midler efsane.

    Tiz: Bu tarz sunumu çok seviyorum açıkçası. Önde olmadan yüksek çözünürlüklü ve fiyat bandından beklenmeyecek doğrulukta. Sıcak sunum bir miktar perdelese de oldukça başarılı tiz sunumu mevcut RE-262'de.

    Sahne: Yine fiyat bandında çok çok büyük bir sahneye sahip ürün. Konumlandırma da oldukça başarılı haliyle. Yoğun mid sunumunun sahneyi sıkıştırdığı da bir gerçek. Burada ne dinlediğiniz çok önemli açıkçası. Ne kadar az enstrüman o kadar iyi diyebilirim.

    Genel: Kulaklığın en önemli noktası kulaklığı hangi müzikçalara bağladığınızdır. 150 ohm değere sahip bir ürünü telefona bağlamayın. Yukarıdaki bilgiler haliyle kulaklık doğru düzgün sürüldüğünde hissettiklerimdir. Küçük bir not da ekleyeyim selefi Re-400'e her şartta tercih edeceğim bir üründür Re-262. Daha fazla ayrıntıya da gerek yok çünkü kulaklık artık üretilmiyor.

    Geniş kapsamlı incelemesi için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.
    http://www.techno-fi.net/forum/konu/hifiman-re-262-İncelemesi.3510/
    http://www.techno-fi.net/forum/konu/hifiman-re-262-re-272-kulakiçi-kulaklık-karşılaştırması.4231/



    Etymotic er4p
    ( 299$ )

    [​IMG]
    Bu fotoğraf alıntıdır.

    Yapı: Yılların eskitemediği kulaklık kendine has tasarımı ile oldukça değişik bir tarza sahip. İlk gördüğünüzde bunu kulağıma nasıl sokacağım diyebilirsiniz ki pek de haksız değilsiniz. Sağlamlık olarak hem kasa hem de kablo için üst noktada.

    Konfor: Konfor için söylenecek pek bir şey yok aslında konfor yok veya 0 desem yeterli olacaktır. Kulaklıktan doğru ses almanız için beyinciğinize değmesi gerekli :) Bu konfor olayının fazlaca göreceli olduğu da unutulmamalı.

    Yalıtım: Tek cümle ile kulak kanalınızın yarısına kadar girdiği için üst düzey bir ses yalıtımı sağlanmakta.

    Bas:
    Sert ve tok baslara sahip. Hız ve kontrol olarak oldukça başarılı bir ürün. Bir tık geride denebilir ama kulaklık zar'a ne kadar yakınsa o kadar bas artışı yaşanıyor :) Biraz daha temiz baslar daha iyi olurdu sanki. Tepkileri doğru olsa da basları her zaman sert vermesi doğru değil bence.

    Mid:
    Fiyat bandında oldukça etkileyici bir sunum. Çözünürlük ve miktar olarak başarılı. Yalnız biraz daha dinamik gibi çalmasını tercih ederdim. Üst mid bandında gereksiz sertleşmeler yaşanabiliyor. Yine de rakiplerine göre üst düzey bir başarımı olduğunu düşünüyorum.

    Tiz:
    Yine fiyat bandında pek alternatifi olmayan bir alet. Yeterli çözünürlük ve hız mevcut. Yalnız güçten etkileniyor bu alet. Yani kaynak ne kadar güçlü ise tiz de o kadar iyi. Daha geniş alana yayılabilip sivrilmeselerdi çok daha iyi olurdu benim için.

    Sahne:
    Notlarımda sahneyi eklememişim. Hatırladığım kadarıyla sahne enine uzayan bir yapıda ve enstrüman ayrımı da oldukça başarılıydı.

    Genel:
    Kulağınıza takabildiğiniz sürece karakterini de severseniz kolay kolay yükseltme gerektirmeyecek bir ürün. Yine teknik yönü ağır basan kulaklıklardandır kendisi. Biraz daha dokulu bir sunuma sahip olmasını da yeğlerdim açıkçası. Fit sorunu yaşarsanız pfe 122' yi deneyebilirsiniz.

    Geniş kapsamlı incelemesi için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.
    http://www.techno-fi.net/forum/konu/etymotic-er4s-kulakiçi-kulaklık-İncelemesi-ve-grado-sr325is-ile-karşılaştırma.1025/



    Ultimate Ears Tf10 ( 399$ )

    [​IMG]
    Fotoğraftaki kablo orjinal kablo değildir.

    Yapı: Oldukça sağlam bir kasa, kaliteli malzeme ve devasa boyutlardaki noozle. Yahu o nozzle niye o kadar kalın dedirten garip şekilli bir alet. Kablo sert bir yapıda üstü parlak plastik kaplama.

    Konfor: Er4 serisinden pek bir farkı yok kulağına uysa da verdiği rahatsızlıktan ötürü kullanmayan bir çok arkadaşım var. Er4 en azından herkesin kulağına girer :) Kullanıpta memnun kalanlar yok mu var, bu da tamamen göreceli bir durum tabi. Ben ep-630 sınıfındaki kulaklıklardan tf10'a geçmiştim ve verdiği sesten ötürü gözüm konfor falan görmüyordu haliyle :)
    Kısaca kalın noozle sert ve kulaklığı rahat bırakmayan sert kablo çok eksi puan. Değiştirilebilir kabloya sahip olduğundan alındığında ilk yapılması gereken yumuşak bir kabloya geçmektir.

    Yalıtım: Doğru uç seçiminin çok önemli olduğu üründe oldukça iyi düzeyde ses yalıtımı mevcut.

    Bas: Armatür sürücülere oranla bir tık fazla, koyu ve detaysız bir bas sunumu mevcut. Soğukluğu bence eksi puan. Midbaslardan sonra midlere doğru detayı da yitirip çözünürlük düşüklüğü yaşanıyor.

    Mid: Midler geride ve perdeli. Çözünürlük olarak kötü olmasalarda üzerindeki perde midleri zayıflatmakta. Üstlere doğru midlerin yükselmesi oldukça başarılı, detay artıyor ama rahatsızlık yok denecek kadar az.

    Tiz: Bu fiyata bu tiz başarımı muazzam gerçekten. Biraz soğukluktan gelen metaliklik olsa da hızı ve çözünürlüğü takdire şayan gerçekten. Eski metalcileri geri döndürecek boyutda keyifli bir sunuma sahip.

    Sahne: Sahne başlarda geniş hisstettirse de aslında geniş değil. Hatta üstten basık bir sahne hissiyatı yaratmakta. ( üstten basık neyse artık ) Midleri geride olması sahneyi kurtaramamış denebilir. Ancak fiyat bandında yine de şikayet etmek nankörlük olacaktır.

    Genel: V karakteri seven kullanıcıların kesinlikle dinlemesini öneririm. İe8/80 kullanıpta bu kadar basa gerek yok daha çözünürlüklü daha tizli daha detaylı bir ürün isterim diyenlere kesinlikle tavsiye ederim. Sahneden ve bas miktarından biraz kaybınız olur sadece.

    Geniş kapsamlı incelemesi için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.
    http://www.techno-fi.net/forum/konu/ultimate-ears-triplefi-10-kulakiçi-kulaklık-İncelemesi.2951/
    http://www.techno-fi.net/forum/konu/ultimate-ears-triple-fi-10-bol-kıyaslı-İnceleme-Çevirisi.1838/
    http://www.techno-fi.net/forum/konu/ultimate-ears-triple-fi-10-İncelemesi.8093/



    Audeo Phonak Pfe 122
    ( 160$ )

    [​IMG]


    Yapı: Kasa oldukça hafif ama sağlam. Her üründe olmasa da yazı silinmeleri mevcut. Kablo kalın ama kullanım olarak pek şikayetim olmadı. Ancak uzun süreli kullanımlarda kablonun sertleşme ihtimali var. Mikrofon aparatı oldukça dayanıklı ayrıca uzaktan kumanda ios cihazlarda sorunsuz çalışıyor.

    Konfor: Oldukça rahat. Piyasadaki en konforlu ürünlerden biri olduğunu düşünüyorum. Kablo kalın ve şekil almaya müsait değil o da eksi yönü pfe serisinin.

    Yalıtım: Orta kalitede bir dış ses yalıtımı sağlıyor. Çok üst düzey yalıtım bekleyen arkadaşları memnun etmeyecektir. Ama abisi pfe232'ye göre bu konuda daha başarılı.

    Bas: Miktar olarak bir tık az, ve sert-kontrollü baslara sahip. Armatür sürücüye sahip olsa da derine inememe sıkıntısı yok. Genelde bu kulaklığın basları az bulunur ancak bence olması gerektiği kadar var. Bir miktar bas arttırımı bu kulaklığın karakterini bozabilir. Güç isteyen bir alet olduğundan gücü alamayınca baslarda azalma, kalite eksikliği ve dağılma yaşanabiliyor. Biraz daha dolu ve yumuşak olmaları gerektiğini düşünmekteyim.

    Mid: Pfe'nin midlerini fiyat bandında oldukça başarılı buluyorum. Biraz sert kalsalarda çözünürlük olsun detay olsun ortalamanın üzerinde bir başarımı var ürünün. Akıcı ve enerjik tizlerin bence tek eksiği dokusunun yeterli olmamasıdır. Biraz daha gövde de fena olmazdı ama bu paraya bundan daha iyisini bulmak biraz zor gibi.

    Tiz: Zamanında bu kulaklığı en özel yapan şey tizleriydi. (Şahsi fikrim asıl özel yapan midlerdir) Oldukça detaylı, oldukça belirginler. Bir tık daha az miktarda ve sıcak olmalarını düşünsem de bu kulaklığın karakteri ve gücü aldığında sırıtmadığını rahatlıkla söyleyebilirim. Tiz çözünürlüğünde de bu fiyatlara böyle bir ürün efsane benim gözümde.

    Sahne: Alt frekansların ve tiz belirginliğinin de desteğiyle ses alanı oldukça ferah. Sahne yapısı enlemesine geniş bir yapıda. Köşeli ve sert çalan enstrümanlar oldukça net çalmaktalar. Haliyle enstrüman ayrımıda iyi noktada.

    Genel: Pfe 122 benim satmaya kıyamadığım nadir kulaklıklardandır. Bu fiyat seviyesinde onlarca model ürün var ama pfe 122'nin yeri hep ayrıdır bende. Pfe genel olarak rock metal dinleyicilerine hitap etmekte. Genel çözünürlüğü, enstrüman ayrımı, tizleri ile oldukça büyük bir hayran kitlesine de sahip.
    Kaynak ve dinlenen müzik seçeneğinin önemli olduğu ayrıca gücü seven hatta ihtiyaç duyan bir kulaklık olduğu unutulmamalı. Güçle ilgili örnek vermek gerekirse dap' ların çoğuyla sıkıntı yaşamazsınız, iphone serilerinde de güç sıkıntısı sezmedim. Ancak Samsung ve Sony'nin üst model telefonlarında ses yüksekliği sıkıntısı yaşamanız muhtemeldir. Bazı arkadaşlar için kulaklığın sunumunun yorucu olduğu da bir gerçek.



    Sony Ex-600 ( 250$ )


    [​IMG]
    Bu fotoğraf alıntıdır.


    Yapı: Ex1000'in küçük kardeşi. Japon versiyonu ex1000'den kablosu daha düşük kalitede. Kasa da ise muhtemelen kullanılan malzemelerden dolayı ciddi bir kalite farkı var. Ex1000'den sonra ben ucuzum dese de fiyat bandındaki ürünlerden herhangi bir eksiği yok. Kablo ise oldukça kaliteli jack şüpheli olsa da sorun çıktığını duymadım daha.

    Konfor: Ex-1000'den herhangi bir farkı yok. Kulağa temas etmeyen kasanın bence tek eksisi nozzle'ın biraz kalın kalmasıdır.

    Yalıtım: Yalıtım dinamik sürücünün hava deliği ve kasanın kulağı kapatmaması neticesinde oldukça düşük seviyede. İzolasyona önem veren arkadaşlar uzak durmalı bu üründen.

    Bas: Bas oldukça başarılı. Nispeten doğal ve dokulu. Bir tık miktar fazlalığı olsa da çoğu rakibinden oldukça başarılı buldum miktar konusunda. Oldukça koyu ses rengi artı iken biraz daha hızlı olmaları gerektiğinide düşündüğümü ekleyeyim.

    Mid: Mid' lerin de ex1000'den pek bir farkı yok. Altlar ortalar çözünürlük olarak başarılı koyu sunumu ile etkileyici. Bir çok enstrüman sesini sınıfına göre oldukça doğru yansıtmakta. Ancak üstlere çıktıkça fazlalaşma ve maalesef çözünürlük düşüklüğü yaşanmakta. Kayıt ve kaynağa göre sbilance sorunu mevcut.

    Tiz: Hiç bir özel yanı yok. Abisi ex1000 gibi yavaş ve düşük çözünürlüklü üst frekanslar. Bence en büyük sorunu yavaşlığı. Fiyat bandında ise kötü demek haksızlık olacaktır.

    Sahne: Sahne başarımı çok enstrümanlı kayıtlarda sırıtıyor. Daha doğrusu enstrüman ayrımı yeterli değil. Özellikle üst frekanslarda ayrım neredeyse yok. Çok yoğun enstrümanlı veya hızlı müzikler dinlemiyorsanız tercih edilebilir.

    Genel: Genel yapı olarak tizleri belirginden dengeliye kaymakta. Tizlerinin daha geride olması bu aleti çok daha üst noktalara taşıyabilirdi kanımca. Bir miktar dinanizim eksikliği de olsa da fiyatını göz önüne aldığımızda oldukça alınabilir bir ürün olduğunu düşünmekteyim. Dinlediğiniz müzik türü ve yapı kısmına ekstra özen göstermelisiniz seçiminizde.

    Geniş kapsamlı incelemesi için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.
    http://www.techno-fi.net/forum/konu/sony-mdr-ex600-İncelemesİ.1839/



    Zero Audio Carbo Doppio / Zh- Bx700 ( 150$ )

    [​IMG]


    Yapı: Zero Audio'nun moda tabirle flagship'i Carbo Doppio, çift dengeli armatür sürücüye sahip metal alaşımlı kasa haliyle oldukça sağlam bir izlenim uyandırmakta. Kasanın büyük bir bölümü fotoğraftan da göreceğiniz üzere parlak karbon fiber deseni ile kaplanmış. L jack ise biraz ince tutulmuş olsa da, hem kullanışlı hem de şık olmuş bence.
    Kasadan çıkan kablo ise kulaklığın en narin görünen kısmı. Tabi firma bunu böyle yaparak gücünüz yetiyorsa bozun da demiş olabilir. Yeni ürün olduğu için sağlamlık adına yorum yapmak çok da doğru olmayacaktır.

    Konfor: Silindir kasaları pek sevmesem de rahatlık tarafında bir sıkıntısı yok. Özellikle kablonun yumuşaklığını çok beğendim. Mikrofonik etki abartılmayacak oranda mevcut. Uzun silindir kasa kulaktan biraz fazla dışarı taşıyor bu da eksi tabi.

    Yalıtım: Fotoğraftanda gördüğünüz üzere kulağınızda tıpa görevi görerek oldukça iyi bir yalıtım sağlamakta. Kasanın etkisi de pek yok haliyle en iyiden bir birim aşağıda demek yanlış bir tanımlama olmayacaktır.

    Bas: Net konuşmak gerekirse miktar olarak azlar genel karaktere etkileri pek yok. Bir miktar derine inebilselerde oldukça sert ve roll-off yaşanmakta. Hatta midbaslar bile fazla belirgin değil, enstrüman cümbüşü içerisinde bir bas gitara odaklanmanız zorlaşabilir. Ancak bu bölgede tek enstrüman monitörlemede sıkıntısı yok hatta oldukça detaylı. Basların tonlaması da bir tık açık-parlak yapıda. Vurmalı çalgıları da biraz sert vermekteler. Bu da belirgin üst frekanslar ile birlikte kulaklığı biraz yorucu yapmakta. Bas vurdu mu inletsin diyen arkadaşlar bu kulaklığı aklından bile geçirmesin vurduğu zaman da sert parlak vuruyor zaten.

    Mid: Mid sunumuna vokallerden başlamak istiyorum. Oldukça temiz ve net vokallere sahip ürünün tonlaması bir birim açık-parlak tonda. Benim çok sevdiğim bir vokal sunumu olmasa da çözünürlüğünden mi yoksa doğru yerden seslenmelerinden mi bilmiyorum bu kulaklığın vokallerinden şikayetçi olmadım. Vokallerin konumlanması da oldukça doğru yerde. Hatta nedense bana biraz Hifiman Re-600'ü hatırlattı vokal sunumunda. Enstrümanları yansıtması konusunda da başarılı bulmamla beraber tonlamasının açık çözünürlüğünün de çok üst düzey olmadığını ekleyeyim. Fiyatına baktığımızda ise çözünürlük ve genel mid sunumunda pek rakip tanıyacak yapıda değil. En azından ilk 3'e girecektir sınıfında.

    Tiz: Üst frekanslar ilk başlarda fazla ve sert hissettirse de aslında sert olmadıklarını hatta oldukça doğru bir noktada olduğunu düşünüyorum sertlik konusunda. Tiz kontrollü bir sunumla kulağımıza ulaşmakta ki eğer kontrolsüz olsaydı bu belirginlikte çöp ederdi kulaklığı. Gerektiği yerde uzaması gerektiği yerde kesilmesi fiyata da baktığımızda takdire şayan. Transparan diyemesemde oldukça detaylı oldukları da bir gerçek. Çözünürlük sıkıntısı da yok fiyatına baktığımda oldukça üst düzey bir üst frekans başarımı olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Üst frekansları tek bir cümle içine sokarsam da yüksek çözünürlüklü ve genel karakterde kaybolmayan bir yapıda olduklarını söyleyebilirim.

    Sahne: Sahne yeteri kadar geniş ve genel karakter oldukça ferah bir sunuma izin veriyor. Enstrümanları geriye atabilmesi ise ayrı bir başarı bence ama sahne için derin tabiri abartı olacaktır. Hızlı bir kulaklık olmasının da desteğiyle enstrümanların karışma-üst üste binme problemi yok.

    Genel: Mid tiz hoparlörler vardır otomobil jargonunda. Bu da o hoparlörlerin kulaklık versiyonu işte. Bu karaktere rağmen çok çok cılız bir sunumu da var diyemem ki, bu da başarı bence. Gövdeli enstrümanları gövdesinden fazla birşey kaybettirmeden verebiliyor. Kendi kendime biraz daha koyu tınıya sahip olsaydı dediğimi de ekleyeyim. Pfe 122 karakterini sevenler bu kulaklığı seveceklerdir. Frekansların yoğunluk sıralaması Mid > Tiz > Bas şeklinde. Oldukça kolay sürülen ve yüksek ses verebilen bir ürün olduğunu da belirteyim. Parlak veya açık karakterli dap'lardan ziyade nispeten daha koyu ve baslı kaynakları sevdiği açık cardo doppio'nun. Karakterini sevecek arkadaşlara şiddetle önerebileceğim ürünü f/p oranının yüksek olduğunu da düşünmekteyim.



    Jvc Kenwood Ha-Fx750 ( 250$ )

    [​IMG]

    Yapı: Tek dinamik sürücüye sahip ahşap ağırlıklı kasa oldukça sağlam görünüyor. Noozle kısmı kulağın içerisine doğru eğik yapıda ve oldukça hacimli. Değiştirilemeyen kablo yumuşak, orta kalınlıkta, kaliteli görünmese de sağlamlık yönünden iyi gibi. Jack I şeklinde ve kalitesi vasat.

    Konfor: Ağır kasa, kulağın oldukça dışına uzaması ve hacimli noozle bir araya gelince en azından benim için rahatsız bir ürün ortaya çıkmış. Kablonun yumuşak olması konforu arttırsa da fit konusunda sıkıntı çıkarabileceği unutulmamalı. Bir Ue tf10 değil tabi.

    Yalıtım: Yapısı gereği oldukça düşük dış ses yalıtımı sağlamakta Fx750. Gürültülü ortamlarda can sıkabilir.

    Bas: Kulaklığın genel karakterini belirleyen en önemli frekans gurubu alt frekanslar. Özellikle midbasları odukça yüksek perdeden çalan koyu, güçlü baslara sahip ürün. İlk dinlediğimde bu kulaklıkta midbastan başka birşey yok demiştim. Yeterince derine inebilen
    alt frekanslar orta ve daha üst frekansların çok daha güçlü olması nedeniyle pek duyulmayabiliyor. Sert-tok-koyu- güçlü-midbas kamburu tabirleri uygun olacaktır. Kayıta göre boğukluk ve distorsiyon da kaçınılmaz oluyor tabi. Alt frekanslarda detay ve çözünürlüğü biraz daha yüksek olması gerektiğini de düşünmekteyim. Yine de fiyatına bakarak nankörlük yapmanın bir anlamı yok bence.

    Mid: Orta frekanslar kulaklığın en sönük grubu. Çok fazla geride olmasalar da kendini belli etmeyen çok övülecek veya yerilecek bir tarafı yok açıkçası. Vokalleri de önde olmasa da güzel bir vokal sunumu var diyebilirim, özellikle bayan vokallerde parlamaya yeltense de fiyat bandında başarılı buldum.
    Bu karakterdeki bir kulaklıkta normal şartlarda üst midlerde ciddi bir sbilance sorunu yaşanması lazım. Sbilance hiç yok değil, özellikle kötü kayıtlarda ciddi sivrilmeler yaşanabiliyor olsa da yine de ciddi sbilance sorunu olmadığını düşünüyorum. Özellikle kulaklığın karakterine alıştıktan sonra hiç rahatsız etmedi üst midler. Bu bence oldukça büyük bir artı.

    Tiz: Üst frekanslar biraz parlatılmış yapıda ve gereğinden çok belirgin değiller. Midler baskın olmadığından genel karakterde belirgin gibi görülselerde durdukları yer oldukça doğru bence. Bazılarına çok gelebilir ancak daha geride olsalardı boğukluktan dinlenmeyecek kadar kötü bir kulaklık çıkabilirdi ortaya. Yine de bir iki noktada pik yapıp fazla sertleşseler de çok ciddiye alınacak bir durum değil bence. Tizler için altlarda sert ve kontrollü üstlere doğru çıktıkça da iyi uzayabilen kontrolü kaybedebilen bir yapıdalar desem daha açıklayıcı olacaktır muhtemelen.

    Sahne: Fx750'nin sahne yapısı enlemesine oldukça geniş bir yapıda. Derinlik olarak çok birşey vaad etmiyor. Sahne geniş dedik ancak bu sahnede enstrümanlar çok iyi konumlanamıyor ve ayrılamıyorlar. Enstrümanlar birbirine yakın ve aralarında boşluklarlar yetersiz . Dengesiz alt frekanslar herşeyi alt üst edebiliyor haliyle.

    Genel: Genel karakter için koyu-sıcak ve oldukça vurgulu-güçlü baslara sahip, detaysız ama eğlenceli bir kulaklık demek yanlış olmayacaktır. Genel karakterde çözünürlüğün düşük kaldığı bir gerçek olsa da, bas sever hatta bas kafa arkadaşların tapabileceği bir kulaklık fx750.
    Fx750 için dikkat edilmesi gereken bazı önemli noktalar ise kaynak ve uç seçimi. Kaynağı ( Müzikçalar ) altları yoğun ve/veya koyu karakterde seçmemenizi ve deneyebildiğiniz kadar farklı uçlarla denemenizi öneririm. Örneğin Sony hybrid ile stok uçlar arasında ciddi ses farkı yaşadım stok uçlar ile devam ettim. Ayrıca ilk defa bir kulaklıkta Ak120'yi bırakıp iPhone'a geçtim, iPhone bariz daha iyi çalıyordu. Yüksek ses seviyelerinde de kulaklık kontrolü kaybedebiliyorken o kadar yüksek sesle dinlerseniz sizinde kontrolü kaybedebileceğinizi unutmayın lütfen.
    Son olarak ilk defa kulaklığa böyle bir bütçe ayıracağım, bas severim yalıtım ve konfor çok önemli değil diyorsanız şiddetle tavsiye edebilirim.



    Sennheiser ie8 / ie8i / ie80
    ( 399$ )

    [​IMG]


    Yapı: Tasarım itibari ile şekilsiz kasa tek dinamik sürücüye sahip. Sağlamlık açısından sorunsuz denebilir. Yazıların silinmesi durumu bu seride de var maalesef. Bas portu olması ise büyük yenilik gerçekten. ie80'in tasarımı ise daha şık ve daha sağlam olmuş gibi hissettirdi bana. Kablo değişebilir yapıda. '' i '' modelinde mikrofonlu ve uzaktan kumandalı kablo mevcut. Kablonun bozulduğu bir kaç ürün duysam da özellikle bu seride filtre tıkanma çok yaşanmakta. Bu seriden bir kulaklığınız varsa veya alacaksanız temizliğine çok dikkat etmenizi öneririm.

    Konfor: Bir türlü rahat edemediğim nadir kulaklıklardandır kendisi. Kablo yumuşak ama kasa şekli itibari ile en azından benim kulağımla uyumsuzdu. Kablonun soğukta ciddi oranda sertleştiğini de ekleyeyim bu da konfor için eksi puan.

    Yalıtım: Bas ayar çubuğundaki açıklık ciddi anlamda dış ses yalıtımını azaltmakta. Ancak bunun eksisi olduğu gibi artıları da var. Yarı açık kulaklık mübarek. Şekilsiz kasan da yalıtım için eksi puana yol açıyor. Dış ses yalıtımı oldukça alt seviyede. Nedendir bilmiyorum ie80'in çok çok az olsa da yalıtımı daha iyi.

    Bas: Ayar çubuğu falan var ama bu kulaklıkta bas her zaman var. Öyle ayarı kısayımda basa boğulmayayım gibi bir durum yok. Bas sunumu geniş dolgun ve ciddi oranda perdeli. Derinlere inme konusunda da iyi sayılır ancak ancak yoğunlukta midbaslara doğru. Biraz daha hızlı ve temiz olabilirlerdi.

    Mid: Midler geride ve perdeliler. Detay ve çözünürlük olarak da başarılı diyemem açıkçası. Ancak geride kalmalarının da sahneye etkisi muazzaam. Üstlere doğru sertleşme ve çatlama yaşanabilir. Yine hızlı bölümlere gecikme yaşanabilir.

    Tiz: Kulaklık yavaşlığını burada net olarak gösteriyor. Elektronik alt yapılı müzik dinleyen arkadaşların gözüne batmasa da özellikle tizlerin yavaşlığı ve tepkisizliği can sıkabilir.

    Sahne: Bas portundan mıdır, midlerden midir bilmiyorum ama oldukça büyük bir sahneye sahip ürün. Enstrümanlar iyi dizilse de ben bu kulaklığın çözünürlüğünü genel itibari ile düşük bulduğumdan enstrümanları bulanıklaştırdığını hissediyorum. Ses rengindeki kumlanmanın da etkisi büyük tabi. Sahnenin oldukça derin hissedilmesinin nedeni de geride kalan midler.

    Genel: Ülkemizde ikinci el fiyat bandında alınabilir olsa da sıfır olarak kimseye önermeyeceğim ürünlerdendir ie8 / 80 serisi. Yanlız ilk defa yükseltme yapacak arkadaşlar markanın imaj desteğiyle de bu ürünü düşünebilirler. Özellikle elektronik alt yapılı müzikler dinleniyorsa denenebilir.

    Geniş kapsamlı incelemesi için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.
    http://www.techno-fi.net/forum/konu/sennheiser-ie80-kulakiçi-kulaklık-İncelemesi.4173/

    http://www.techno-fi.net/forum/konu/sennheiser-ie8-kulakiçi-kulaklık-İncelemesi.746/



    Fiio Ex-1 ( 90$ )

    [​IMG]

    Yapı:
    Kulaklığın kasasında kullanılan malzeme duralumin' miş. ( Ben böyle şeyleri araştırmam bir arkadaşım konuşma esnasında söyledi yanlış ise düzeltirim ) Metal görünümlü malzeme göründüğü gibi ağır da değil. Kaplama parlak olduğundan çok kolay çizilecekmiş gibi durmakta. Hatta elimdeki üründe kutudan ufak izler ile çıktı ki fabrikada üretilen ilk ürün diyemi bilemiyorum :) Kulak kanalına doğru eğimli nozzle oldukça sağlam görünmekte. Kasadan çıkan gerinim önleyiciler narin görünse de sağlamlığından şüphe edilecek bir tarafı da yok bence. Plastiğin bir türü ile kaplanmış kablo da oldukça sağlam görünmekte. Çift çentikli altın kaplama jack L şeklinde ve yine sağlammış izlenimi bıraktı bende. L jack'daki gerinim önleyicide Y ayrımında ve kasanın içerisinde Dunu yazarken kasanın dışında Fiio Y ayrımının diğer yüzünde ise Ex-1 yazmakta. Bir ekleme de yapayım kabloyu sardıktan sonra sabitlemek için kabloya entegre edilen parça oldukça kullanışlı olmuş. Bu çoğu Dunu' da var sanırım d2000j' de de görmüştüm yanlış hatırlamıyorsam.

    Konfor: Eğimli nozzle ve ağır olmayan kasası ile benim yeterince rahat ettiğim ürünlerdendir Ex-1. Kablo kaygan olmayan bir yapıda olduğundan bazen aşağı doğru çekim artsa da yine de eksi demek istemiyorum. Nedeni de kulak üstünden dolanmayan hemen hemen her üründe bu sorun az- çok vardır. Kısaca kulağa iyi oturan kendiliğinden çıkma problemi de olmayan rahat bir ürün olmuş diyebilirim ancak çok uzun sürelerde aralıksız kullanırsanırsanız kulakta ağrı yapabileceği de unutulmamalı.

    Yalıtım: Dış ses yalıtımı doğru uçlarla bile vasat seviyede. Bir Westone 4 veya Shure 535/846 'dan çok uzak olsada Ostry' lerden veya Havi b3pro1'den daha yüksek oranda dış ses yalıtımına sahip ürün. Ayrıca sizin için ne kadar önemli bilmiyorum ama kulaklık kulağınızda değilken dışarı çok ses veriyor bu da dip not olsun. Kulağınızdayken dışarı o kadar ses vereceğini sanmıyorum ama yine de denemeden birşey demek pek doğru olmaz.

    Bas: Alt frekansları yeterince detaylı parlak metalik tonlama ile vermekteyken yoğunluğu midbas tarafında. Derine inme de bir miktar kesintiye ( roll-off) a uğrayabilmekteyken Ex-1'in en beğendiğim özelliği baslı kayıtlarda eksiklik hissettirmemesidir. Yani normal kayıtlarda bas'ı az gibi gelse de kayıtta bas coşunca sizi bastan mahrum etmiyor. Ex-1'in basları darbeden yoksun ve nispeten içleri boş yapıda yani yoğun bir bas sunumu yokken hız konusunda da oldukça iyi iş çıkardıklarını düşünmekteyim. iPhone 6 ile sıkıntısı olmasa da Sony Zx2 ile oldukça iyi bas tepkisi aldığımı da belirtmek isterim. Aslında sunumda nötr kalmakta desek daha doğru olur sanırım yani kayıtta bas varsa coşabiliyor ancak yoksa da illa ki bas vereceğim diye uğraşmıyor. Kısaca bir baskafa kulaklığı değil ancak çözünürlüğü iyi ve miktar olarak da oldukça yeterliler. Belki bir miktar daha derine inebilse daha iyi olurdu bence.

    Mid: Enstrümanlar bir tık ince ve parlak sunuma sahipken detay çözünürlüklerini fiyat bandında oldukça beğendiğimi belirtmek isterim. Enstrümanlar çok yakında değiller hatta genele bakarak biraz uzağa konumlansalarda perdesiz sunum oldukça başarılı. Metalik tonlama eksi gibi görünse de teknik olarak ürünün elini oldukça rahatlatmakta. Yine fazla yakın olmayan vokaller bir ton açıkta kalmaktayken enstrümanlardan da yeterince ayrılabilmekte. Üstlere doğru parlama devam ettiğinden sbilance' a yakın olsa da normal şartlarda sbilance sorunu yaşamadığımı net olarak belirtebilirim. Ancak kayıtta sbilance varsa kurtulamazsınız bilginize..

    Tiz: Üst frekanslar Ex-1'in iyi iş çıkardığının en büyük kanıtı bence. Genel karakterden dolayı bu bölge kulaklığı rezil edebilecekken iyi çözünürlük ve doğru oran ile kulaklığı rakipleri arasında oldukça üstlerde tuttu benim gözümde. Biraz fazla parlatılmış olsa da iyi uzayabilen ne çok öne gelip rahatsız eden ne de geride kalıp detayı öldüren bir yapıda değiller. Genel sunumda kendine yeteri kadar yer bulan üst frekanslar, midlerden yeterince ayrılabiliyor ve tacize de uğramıyorlar normal olarak.

    Diğer: Ben kulak içi kulaklıklarda genel olarak sahneye takılmam eğer gözüme batan bir tarafı yoksa yeterlidir benim için. Ex-1' de de gözüme batan bir tarafı olmadı açıkçası. Hatta enine uzayan oldukça ferah bir sahneye sahip ürün. Derinlik olarak da sıkıntısı olmasa da 3 boyutlu bir sahneden bahsedemem. Enstrüman ayrımı da fiyat bandında oldukça üst düzeyde. Eksiyi bu teknik başlıklara değil tonlamaya vermek lazım ama bu fiyat bandında daha iyisini beklemek çok da mantıklı değil. Hatta bir de dip not ekleyeyim kulaklık teknik olarak ne kadar iyiyse doğallıktan o kadar uzaklaşılır genelde. Bu ters orantı ne kadar darsa da cüzdan da o kadar delik açmıştır zaten. ( Lafı niye bu kadar dolandırdıysam :) )

    Fiio Ex-1 & Vsonic Vsd1
    Yapı kısmında Vsd1 uygun fiyatına rağmen Ex-1'den pek de geride değil. Ex-1' de duralumin veya Antin Quntin kullanılmıştır onu bilmem. Tek bildiğim kasa plastik olsa da kablosu da dahil olmak üzere Vsd1 bu konuda kendini çok ezdirmiyor belki biraz plastik kalitesi sırıtabilir Vsd1'in . Konfor konusunda hemen hemen aynı iken dış ses yalıtımı konusunda Vsd1 bir tık daha başarılı.
    Ana konumuz ses mevzusunda ise Vsd1'i tercih etmek için tek sebep fiyat olmalı bence. Vsd1 az da olsa daha koyu tonlamaya sahipken biraz dağınık bir sunuma da sahip olduğu bir gerçek. Çözünürlük olarak da daha düşük kalan Vsd1 sahne genişliğinde de az da olsa daha dar kalmakta. Baslarının bir tık daha yoğun ve fazla olması çoğu kişiyi memnun edecekken perdeli sunum da üzebilir. Ex-1 hız ve kontrol yönünden de önde. Vsd1 neredeyse yarı fiyatı ile iyi iş çıkarsa da yukarıda da dediğim gibi bütçe sıkıntısı yoksa Ex-1'i her yönden tercih edilmeli.


    Fiio Ex-1 & Vsonic Vsd3s
    Vsd3's daha profesyonel bir görüntü sergilese de yapı kalitesi olarak birbirlerine çok uzak ürünler değiller. Kablo da Vsd3s'i tercih etsem de kasa da hiç düşünmeden Ex-1 derim. Dış ses yalıtımı olarak Vsd3s daha iyi yalıtım sağlarken konfor yönünden hemen hemen aynı başarımdalar. Yalnız aralıksız uzun süreler kullanıyorsanız Vsd3s daha konforlu kalacaktır, uzun süreli kullanımda Ex-1 ağrı yapabiliyor bazen.
    Ses konusunda da Vsd3's'in alt frekansları çok daha yoğun daha koyu ve daha iyi derine inebilen bir yapıdayken perdeli ve daha düşük çözünürlüklü kaldıklarını da söyleyebilirim. Üst frekansları da daha az çözünürlükle daha renkli ve yapay sunan Vsd3s 'in vokalleri de Ex-1 göre daha yakın. Sahneyi de daha yakına kuran Vsd3s daha agresif daha yorucu bir sunuma sahip. Özellikle ilk yükseltme yapan arkadaşların Vsd3s'in bası yüzünden tercih edebileceklerini bildiğimden, daha ferah sahneye sahip daha yüksek çözünürlüklü kısaca bir tık daha üst seviye bir ürün olan Ex-1'i herkese önermememin tek nedeni alt frekansları olur. Kısaca Ex-1'i de teknik olarak her yönden Vsd3s'in önünde görmekteyim. Fiyat farkı da unutulmamalı tabi son durum Vsd3s 55$ Ex-1 90+$ ki bir çok kişi için ciddi fiyat farkı mevcut.


    Fiio Ex-1 & Ostry Kc06
    Yapı olarak yine birbirlerine ciddi üstünlükleri olmayan iki ürün. Konfor ve dış ses yalıtımı bakımından Ex-1'i tercih edecekken kablo ve jack tarafında Kc06 tercihim olacaktır. Yine ne kadar önemli bilmiyorum ama Kc06'nın tasarımını daha özgün bulmaktayım şahsen.Baştan çok net yazayım; Birbirlerine hiçbir alanda ciddi üstünlükleri yok ama aralarında fiyat farkı olmazsa ve konu sadece ses ise tercihim Ex-1 olurdu. ( Zenginler ayrılsın )
    Ex-1 ile Ostry arasında en büyük fark ses yüksekliği ve hassasiyette ( Teknik verilere bakmadan konuşuyorum ) Kc06 çok daha kolay sürülebilen, çok daha yüksek ses seviyesi sunan ve kaynaktaki dipses'i de gözünüze sokan bir yapıda kalıyor Ex-1'den sonra. Yalnız yanıltıcı birşey de söylemeyeyim Ex-1'i de herhangi bir kaynağın süremeyeceğini sanmıyorum. iPhone6 ve Sony Zx2 çok rahat sürebiliyor Ex-1'i.
    Yukarıda da dediğim gibi aralarında kalite olarak da karakter olarak da ciddi farklar yok. Örneğin iki üründe bas miktarı konusunda çekinik kalırken Ex-1 daha fazla roll- off' a uğruyor ancak verdiği bölgeyi de daha detaylı veriyor. Yine çözünürlük olarak iki üründe iyi iş çıkarasa da ex-1 daha doğru ve çözünürlüklüymüş hissiyatı yarattı bende. Ostry genel itibari ile daha dağınık çalan bir karakterdeyken enstrümanlar ayrımını bir tık daha iyi yapıyor. Ostry enstrüman aralarını fazlasıyla havayla doldurduğundan daha yapay ama daha teknik kalmakta. Ostry' nin sahnesi daha yakın ve genel sunum daha agresif. Birbirlerine karşı üst frekans miktarlarında da pek bir üstünlükleri olmasa da ve ikisi de parlatılmış olsalarda Ostry'nin üstleri genelde daha belirgin ve daha parlak kalmakta. Son söz olarak tekrar etmekte fayda var farklar oldukça minimal düzeyde.

    Genel: 100$' altı ( her ne kadar tavana dayansa da altı :) ) favorilerimden biri oldu Fiio Ex-1. Dunu titan 1' den ne kadar farklı bilmiyorum ama bütçenize uyuyorsa ve çok üst düzey dış ses yalıtımı beklemiyorsanız kesinlikle listenizin tepesine koymanızı öneriyorum. Alınız, aldırınız..



    Ostry Kc06 ( 65$ )
    [​IMG]


    Yapı: Kasa oldukça minimal boyutlarda ve kendine has diyebileceğimiz bir şekilde. Sağlamlık açısından bakarsak kablo antibakteriyel Tpu kaplamasıyla oldukça sağlam görünmekte. Kablo karışabilmekte ancak açmak çok zaman almıyor. Kasadan çıkan ve gerinim önleyici ile sağlamlaştırılan kablo sağlam gibi. Çift çentikli jack I şeklinde kibar şık ve sağlam görünmekte, ayrıca oldukça minimal boyutlarda. Y ayrımında gerçekten ''Y'' harfi kullanılmış hem kibar ve şık hem de sağlammış izlenimi bıraktı bende

    Konfor: Kulağı tam kapatan Vsonic vsd3/5 veya bir pfe122kadar rahat görünmüyor ancak oldukça hafif ve küçük olduğundan kötü de diyemiyorum konfor konusunda. En iyisi kendiniz deneyip görün derim. Daha açıklayıcı olması açısından da karşılaştırma yaparsak. Pfe122 ve Vsonic vsd1'i Kc06' ya tercih ederim ancak Havi B3Pro1 ve Tpeos vb mermi şeklindeki kulaklıklardan ise daha konforlu bir kullanım sunduğunu düşünmekteyim.

    Yalıtım: Dış ses yalıtımı da vasat seviyede. Bilenler için Pfe 122 kadar diyebilirim. Net olarak söyleyebilirim ki gürültülü ortamlarda dış ses yalıtımından çok da performans beklenmemeli Kc06'dan. Normal kullanımda mikrofonik etki de az değil bu yüzden kabloyu yaka klipsi ile sabitleme ihtiyacı duyabilirsiniz. Ayrıca mikrofonik etki rahatsız ediyorsa kabloyu kulak üstünden dolamanızı öneririm, bu şekilde mikrofonik etki neredeyse sıfıra inmekte.

    Bas: Kc06'nın alt frekanslarda dikkatimi çeken ilk noktası derin basları oldu. Çok yüksek çözünürlük sunmasa da tonu oldukça başarılı ve miktar olarak oldukça etkileyici bir oranda. Genel olarak bas miktarını oldukça beğendimi belirteyim. Yukarılara çıktıkça belirginliği artan alt frekansların mid bas seviyesi de oldukça doygun ve detaylı. Örnek vermek gerekirse Pfe 112' de duymakta zorlandığım bas gitarı çok rahat bir şekilde duyabiliyorum. Sub baslarda ise pfe çok iyi iş çıkarsa da Kc06 desibel olarak yüksek kalmakta. Kısaca Havi B3 Pro1 ve Pfe 1X2 serisinden daha başarılı alt frekanslara sahip olduklarını düşünmekteyim.Baskafaları tatmin etmeyeceği de unutulmamalı tabi.
    Eksi olarak da üst seviye ürünlere oranla da tonlaması biraz daha doğal olabilirdi diyebilirim. Yalnız çok sık hatırlatmak gerektiğini hissediyorum bkz.fiyat.

    Mid: Basların tizlerin altında ezilmeyen yeteri kadar belirgin, çok fazla metalikleşmeyen ayrımı da iyi olan bir mid sunumundan bahsedebilirim.
    Üst midlerde ki tonun fazla açılmasını saymazsak orta frekanslardan şikayet etmek nankörlük olacaktır. Üstlerdeki ton açıklığı sbilance olan kayıtlarda belirginliği arttırken aynı zamanda da genel karaktere oldukça havadarlık katmakta. Enstrümanların netliği, vokallerin durduğu yer tınının kabul edilebilir oranda bozulması bu kulaklığı fiyat bandında çok üst noktalara taşıyor benim gözümde. Renkli mi renkli ama özellikle karakterine alıştıktan sonra oldukça güzel çalan bir alet çıkmış ortaya.
    Kısaca Kc06, Pfe122 ve Brainwavz M3'den daha renkli bir sunuma sahip ancak aynı zamanda da daha baskın ve daha gövdeli midlere sahip bir karakterde.

    Tiz: Kc06'yı kutudan çıkarıp ilk kulağıma taktığımda ürünün bütün sihirini bozan 10 katı fiyata satılmasını engelleyen noktanın üst frekanslar olduğunu düşünmüştüm. 60 saatten fazla burn-in'e yatırdıktan ve fiyat bandında ki diğer kulaklıklarla karşılaştırdıktan sonra fikrim değişti açıkçası.
    Yeteri kadar belirgin ve biraz fazla parlatılmış bir üst frekans sunumuna sahip Kc06. Çok sert bir karakterde değiller ve sınıfına göre oldukça iyi çözünürlükteler.Üst midlerdeki renk açılması gibi tizlerin belirginliği de genel karakteri oldukça havadar bir hale sokmakta. Yine de tizleri biraz daha az parlatılmış olsa çok daha üst seviye bir ürün olurdu benim gözümde. Tiz miktarı bazı kullanıcılar için fazla gelebilir onu da ekleyeyim.

    Sahne: Kulaklığı sahnesi oldukça ferah, enlemesine yeteri kadar uzayan sahne enstrümanların üst üste binmesini engellemekte. Sahnenin yakına kurulması da gövde ve detayı arttırmakta. Genel çözünürlüğünde fiyatının oldukça üstünde olduğunu düşündüğüm Kc06, yine sınıfında sahne ve enstrüman ayrımı başarımında da oldukça üstlerde.

    Genel: Dengeli yapısıyla hemen hemen her tür müzik dinleyicisine hitap edebilecek bir ürün Kc06. Herhangi bir müzik türü için ayrı yorumlamak istemesem de bu fiyat seviyesinde çok sorulan Rock - Metal dinleyicisi için şöyle yorumlayabilirim. Genelde önerilen kulaklıklardan sürmekte zorlandığınız Havi B3Pro 1 ve Pfe 1x2 serisi hem de bassız ve sert çalıyorsa, Ue Tf10'nun midleri geride ve altları boğuk ise, Pfe 232 fazla agresif ve pahalı ise Kc06 düşünebilirsiniz gibi, vb. vs..
    Bu şekilde tavsiye vermeyi sevmesemde bu ürünün f/p'sinin oldukça yüksek olduğunu düşünüyorum. Çok gürültülü ortamlarda da müzik dinlemiyorsanız, üst seviye ürünlere geçmek istiyor ama bütçeniz de kısıtlıysa Kc06 satın alma listenizin en tepsindeki birkaç üründen olmalı diye düşünmekteyim.

    Ostry Kc06 Karşılaştırma Notları ;

    Kc06'yı elimdeki diğer kulaklıklarla çok kısa bir şekilde karşılaştırıp burada ayrı bir başlık açmak istedim. Dediğim gibi çok kısa süreli bir karşılaştırma olduğu unutulmamalı. Ayrıca Kc06 karşısındaki durumu genele vurmamak gerekir. Örneğin Kc06 açık karakterli bir kulaklık aşağıdaki kulaklıkların açıklamalarında koyu yazıyorsa bu onu koyu yapmaz. Kc06'ya göre daha koyu olduğu anlatılmak istenmiştir vb.

    Vsonic Vsd3s :
    Daha konforlu yalıtımı daha iyi,
    Genel karakteri koyu,
    Tepkileri yavaş kontrolü daha düşük,
    Vokalleri uzak detay seviyesi az
    Tizleri perdeli ve daha geride
    Genel çözünürlük daha düşük
    Bas oranı yüksek
    Ses seviyesi düşük
    Sahne dar detay seviyesi az.


    Vsonic Vsd1 :
    Konfor ve yalıtım olarak daha iyi.,
    Baslar sert vurmakta,
    Sahne daha uzağa konumlanıyor,
    Genel karakter daha koyu,
    Biraz dağınık ve perdeli sunum,
    Ses seviyesi düşük
    Sahne enstrüman ayrımı geride,
    Genel itibari ile daha dinlenilebilir ve yorucu değil.
    Tonlama çoğu zaman daha doğal.


    Havi B3Pro1
    Yalıtım ve konfor olarak geride,
    En az iki kat güce ihtiyaç duymakta,
    Bas oranı daha az, daha sert vuran baslar,
    Sahne uzak, genel karakter cılız,
    Midler daha renkli
    Genel karakter sert ve köşeli
    Enstrüman ayrımı daha kötü


    Brainvawz M3
    Yalıtım ve konfor daha iyi,
    Genel karakter koyu,
    Daha doğal ve kontrollü
    Sahne ve enstrüman ayrımı geride,
    Bas ve tiz oranı az
    Dingin yorucu değil


    Tpeos H100ii
    Ses yalıtımı daha iyi konfor daha az.
    Genel olarak parlak ve cılız
    Sahne çok uzak
    Renkli karakter
    Bas çok daha az, Tiz ayrık ve sivri
    Çözünürlük daha az ve sert sunum


    Ultimate Ears 100
    Konfor daha iyi ses yalıtım aynı
    Vokaller parlak olsada daha doğru tonlama
    Bas oranı az ve sert bas
    Midler daha uzak
    Genel karakter sert, kuru ve cılız
    Sahne enstrüman ayrımı geride


    Sony Ex50Lp
    Konfor ve ses yalıtımı geride.
    Midler geride ve çözünürlük düşük,
    Genel karakter daha parlak ve renkli
    Kontrol sıkıntısı özellikle tizlerde,
    Sahne ve enstrüman ayrımında geride.


    Panasonic Hje120
    Konfor ve ses yalıtım geride,
    Bas özellikle midbas tarafı daha yoğun
    Mid bandı da dahil gövdeli
    Koyu ve perdeli sunum
    Çözünürlük geride,
    Tizler sönük,
    Sahne ve enstrüman ayrımı geride.


    Sony Ex82
    Konfor ve yalıtım geride,
    Genel karakter koyu ve perdeli,
    Tepkileri yavaş, tizleri geride,
    Çözünürlük düşük,
    Enstrümanlar daha geride ama vokal daha ayrık,
    Sahne enstrüman ayrımı geride,
    Daha az yorucu sunum.


    Ubsound Fighter
    Konfor ve yalıtım geride,
    Bas miktarı çok daha fazla,
    Midler geride ve parlak tonda,
    Koyu, boğuk ve perdeli sunum,
    Tizler geride ve sönük
    Düşük çözünürlük, dar ama derin sahne


    Phonak Pfe112
    Daha konforlu, ses yalıtımı aynı,
    Sürülme sıkıntısı ve düşük ses seviyesi,
    Daha gövdesiz sert ama daha kontrollü sunum,
    Sert ve az bas miktarı,
    Sahne uzak, vokaller daha az parlıyor,
    Genel karakter daha doğal.


    Hifiman re600
    Konfor ve sesyalıtımı daha iyi
    Bas miktarı az ve sert karakterde
    Genel tonlama daha doğru-doğal
    Koyu ve sıcak karakter
    Vokal daha ayrık ancak ikiside parlak yapıda
    Tiz oranı az ve agresif değil.
    Sahne alanı daha dar
    Enstrümanlar daha net ve kontrollü.


    Geniş kapsamlı incelemesi için; http://www.techno-fi.net/forum/konu/ostry-kc06-İncelemesi.9402/#post-151096




    Hifiman Re-400 ( 100$ )

    [​IMG]
    Bu fotoğraf alıntıdır.


    Yapı: Kasa oldukça küçük ve dayanıklı görünüyor. Diğer bütün Hifiman'ler gibi tek dinamik sürücüye sahip. Kablosunun da daha önceki modellere göre çok daha sağlam bir hissiyatı olduğunu belirtmem gerekir. Ancak Hifiman denince 2 kere düşünmek gerekir. Kulaklıklarının uzun yıllar hizmet ettiği pek görülmemiştir desem abartmış olmam herhalde. Kullanıcılarının azami özeni göstermesini öneririm.

    Konfor: Ben bu kulaklıktan sonra bu kadar küçük kulaklıkları sevmediğimi anladım. Tamamen kişisel birşey olsa da belirtmek istedim. Ancak küçüklüğünün artısı da yatarken bile kulağınızda olduğunu unutabilmenizdir. Ayrıca kulaklığı kulağın üstünden dolandırdığımda daha konforlu bir kullanım yakaladığımı bilmenizi isterim. Ayrıca mikrofonik etki rahatsızlık verebilir.

    Yalıtım: Ses yalıtımı için orta seviyelerde demek yanlış olmayacaktır. Bu kadar küçük kasadan daha iyisi çıkmaz zaten.

    Bas: Genele bakarsak bir tık geride, pfe 122 kadar ama daha sıcak ve koyu . Çok kontrollü olduklarını söyleyemesemde sıkıntı da yok denebilir. Son kararım :) bas tepkileri biraz yavaş demek daha doğru olacaktır. Ben bu aletin baslarını bir türlü sevemedim nedense.

    Mid: Midler bence bu kulaklığın en özel yanı fiyat bandında oldukça iyi iş çıkarıyorlar. Sıcaklar ancak boğuk değiller, çözünürlük de başarısız değil ancak üst seviye de değil. Biraz mayhoş az da olsa parlaklıkta mevcut. Mid frekansların rahat çalması, enstrümanların karışmaması da bir başka artısı mid bandında armatür havasına bürünüyor alet.

    Tiz: Tiz miktarı yeterli ancak biraz perdeliler. Çözünürlük olarak orta seviyelerde ve çok olmamak kaydı ile renkliler. Çok agresif sunum beklemeyenler beğenecektir.

    Sahne: Bu karakterde bu enstruman ayrımı ve sahne yeterli bence. Hatta sınıfında oldukça başarılı denebilir. Çok hızlı kayıtlar dinlemiyorsanız enstrümanları oldukça ayrık sunmakta.

    Genel: 100$ bandında oldukça alınası bir ürün olsa da eksikleri de yok değil. Açık karaktede ama nispeten sıcak renkli garip sunumlu bir kulaklık çıkmış ortaya. Fazla bas istemeyen, yorucu da olmasın diyen arkadaşlar tercih edebilir. Re-262'ye göre bence tek artısı daha dayanıklı bir ürün izlenimi vermesi ve kolay sürülebilmesidir.

    Geniş kapsamlı incelemesi için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.
    http://www.techno-fi.net/forum/konu/hifiman-re-400-İncelemesi-güncellendi.4673/



    Ostry Kc06A ( 75$ )

    [​IMG]

    Not: Ses haricinde yapı olarak aynı kulaklık olduğu için Yapı, Konfor ve Yalıtımı Kc06'dan kopyalandı, sadece gerekli olan 1-2 ekleme yapıldı.


    Yapı: Kasa oldukça minimal boyutlarda ve kendine has diyebileceğimiz bir şekilde. Sağlamlık açısından bakarsak kablo antibakteriyel Tpu kaplamasıyla oldukça sağlam görünmekte, karışabilmekte ancak açmak çok zaman almıyor. Kasadan çıkan ve gerinim önleyici ile sağlamlaştırılan kablo sağlam gibi. Çift çentikli jack I şeklinde kibar şık ve sağlam görünmekte, ayrıca oldukça minimal boyutlarda. Y ayrımında gerçekten ''Y'' harfi kullanılmış hemkc 06 kibar ve şık hem de sağlammış izlenimi bıraktı bende. Kc06'ya göre tek farkı renk, içerisindeki kırmızı şeritler güzelliği oldukça arttırmış. Kc06'dan kablodaki renk haricinde kasanın rengi ve desen farkı mevcut. Görüntü olarak Kc06A'yı tek geçerim şahsen.

    Konfor: Kulağı tam kapatan Vsonic vsd3/5 veya bir Pfe122kadar rahat görünmüyor ancak oldukça hafif ve küçük olduğundan kötü de diyemiyorum konfor konusunda. En iyisi kendiniz deneyip görün derim. Daha açıklayıcı olması açısından da karşılaştırma yaparsak. Pfe122 ve Vsonic vsd1'i Kc06' ya tercih ederim ancak Havi B3Pro1 ve Tpeos vb. mermi şeklindeki kulaklıklardan ise daha konforlu bir kullanım sunduğunu düşünmekteyim.

    Yalıtım: Dış ses yalıtımı da vasat seviyede. Bilenler için Pfe 122 kadar diyebilirim. Net olarak söyleyebilirim ki gürültülü ortamlarda dış ses yalıtımından çok da performans beklenmemeli Kc06'dan. Normal kullanımda mikrofonik etki de az değil bu yüzden kabloyu yaka klipsi ile sabitleme ihtiyacı duyabilirsiniz. Ayrıca mikrofonik etki rahatsız ediyorsa kabloyu kulak üstünden dolamanızı öneririm, bu şekilde mikrofonik etki neredeyse sıfıra inmekte.

    Bas: Bas kafa değilseniz miktar olarak her yönden tatmin edecektir kullanıcıyı. Derin baslarda da orta ve üstlere doğru da oldukça dolu bir alt frekans sunumu mevcut. Kc06'da derin baslar çok dikkatimi çekmişti ilk başta, Kc06A'da ise orta ve üst bas grubu daha belirgin ve daha yoğun. Çözünürlük iyi oranda ve tepkilerde bazen gecikebilir diyeceğim ama bu fiyat seviyesinde ayıp olacak.

    Mid: Midler yine kendini ezdirmeyen bir yapıda çözünürlük yeterli seviyede. Karakteri sıcak veya koyu değil ama enstrümanlar pek parlama da yapmıyorlar. Kayıtta bas yoğunsa midlerin detayı azalıyor haliyle. Üst midler az ve koyu olmasa da sbilance sorunu olmadığını da söyleyebilirim.

    Tiz: Üst frekanslar oldukça belirgin ve hafif parlatılmışlar. Kontrol olarak çok üst düzey olmasa da dağınık-kontrolsüz gibi tabirleri hak etmiyorlar. Üst frekanslarların miktarına oranla pek de rahatsız edici çalmaması artı benim gözümde.

    Sahne: Ürünün sahnesi oldukça geniş, enstrüman ayrımı da sınıfında olabilecek en üst düzeyde. Eksi olarak bas'ın detayı örtmesini ve biraz daha sıcak karakterde olması gerektiğini ekleyebilirim.

    Ürünü daha iyi anlatabilmek için biraderi Kc06'nın yanına koymak çoğu kişi için oldukça yararlı olacaktır sanırım.

    Kc06 & Kc06A

    Kc06A yükseltme modeli gibi lanse edilse de bence yükseltme demek Kc06'ya haksızlık olacaktır. Hatta açık söyleyeyim benim tercihim Kc06'dan yana olur ancak biri diğerinden iyi demek doğru olmayacaktır. Sonuç tamamen kişisel beklenti, dinlenilen türler, kullanılacak kaynağın karakterine bağlı olacak her zamanki gibi.
    Aslında düz mantık bakarsak A versiyonundaki belirgin fark alt frekanslarda. A' nın alt frekansları özellikle midbas bölümü oldukça dolu. Geri kalanı da Kc06'da bas'ı arttırınca olabilecek beklenen sunum diyebilirim.
    Alt frekansların miktar olarak fazlalaşmasının en belirgin farkı genel sunumda hissettiriyor. A'mız daha koyu, daha gövdeli, daha az yorucu bir karakterde. Tersten baktığımızda da Kc06 cılız ve agresif karakterde kalmakta. Alt frekanslarda bir diğer farkta A daha yumuşak bir karakterde bu özellikle baterilerde çok net belli etmekte kendini. Birinden diğerine geçince ikisini de sevmedim, karaktere alışmak için en azından birkaç dakika bekleyin derim. Ör: Kc06 çok cılız ve metalikleşme eğiliminde, gelmekte A-B testinde.
    Dinlenilebilirlik olarak A'yı seçerken teknik olarak da Kc06'yı başarılı buldum. A'nın sahnesi de enstrüman ayrımı da en az Kc06 kadar iyi ancak bas bunların belirginliğini azaltmakta normal olarak. Kc06'nın sahnesi daha ferah enstrümanlar arasındaki hava çok daha belirgin ve sunum oldukça steril. Çok bir fark olmasa da Kc06 özellikle alt ve üst frekanslarda daha kontrollü. Teknik olarak üstünlük kursa da hem alt frekansların dolu olması hem de tonlamanın- genel sunumun daha doğru olması nedeniyle gözü kapalı tavsiye vereceksem tercihim A'dan yana olacaktır.
    Konunun özü ise ikiside fiyat bandında zirveye oynayan oldukça başarılı kulaklıklar benim gözümde, alınız, aldırınız.


    Apple In Ear ( 79$ )

    [​IMG]

    Yapı: 2 adet dengeli armatür sürücüye sahip kasa oldukça minimal boyutlarda ve oldukça hafif. Plastik kalitesi olarak Earpods’la hemen hemen aynı sanırım. Kablo da aynı şekilde Earpods’la aynı, mat bir yapıda ve bütün Apple kulaklıkları gibi beyaz renk. Kontrol mekanizması ise yine çok şık ve kullanışlı benim gözümde. Ürün metal filtre kullanıyor ve bu filtreler kolayca değiştirilebilir. Kutusundan da bir çift yedek filtre çıktığını ekleyeyim ki Apple olunca yine şaşırdım bu işe.

    Konfor: Ben her zaman L boy ve belirli birkaç markanın ucunu kullanırım ancak bu kulaklıkta stok M boy kullanıyorum ve çok konforlu bir kullanım yaşadığımı belirtmek isterim. Kablo ekstra hafif olmasa da konfora da pek bir negatif etkisi yok açıkçası. Kulakta çok sağlam durduğu söylenemez ancak yatarak müzik dinleyen arkadaşlar için mükemmele yakın iş çıkarıyor, garip bir şekilde yastığın üstüne de yatsanız ses bozulmuyor.

    İzolasyon: Dış ses yalıtımı bir Earpods kadar kötü olmasa da vasat diyebilirim. Bir Brainwavz M3 veya Phonak Pfe232 seviyesinde. Cx300 vb. kulaklıklardan bir tık aşağıda diyebilirim. Mikrofonik etki ise fazlasıyla mevcut, kablo kıskacı kullanmanız gerekebilir.

    Bas: Baştan söyleyeyim bas kafaları geçtim bası birazda olsa önde olan arkadaşların bunu okumasına gerek yok. Alt frekanslar kulaklığın geride ve sönük kalan kısmı, klasik armatür basından bahsedebilirim. Kuru, içi boş, geniş alana yayılan, miktar ve darbe olarak az/eksik bir bas sunumu mevcut. Daha fazla çözünürlük ve daha gövdeli olması gereken alt frekanslar sıfır çizgisine de uzak kalmakta. Haliyle detay seviyesi de oldukça düşük alt frekanslarda. Ayrıca derin baslarda rol off’da yaşanmakta. Bence tek ve en önemli artısını genel karaktere katmakta. Aşağıda bahsedeceğim genel karakterden.

    Mid: Ürünün midleri diğer frekanslar gibi açık ve kuru karakterde. Çözünürlük fiyat bandına göre neredeyse üst düzeyde ancak uzakta kalan midler az da olsa perdelenerek detay kaybedebiliyorlar. Doku eksikliği ve vokalin enstrümanlara biraz fazla yakın olması haricinde eksi puanlanacak bir tarafı yok bence. Karakteri açık olsa da fazla dijitalize olmaması ise takdire şayan. Tonlama biraz daha parlamaya yol açsa çöp olabilirdi kulaklık. Midlerinin biraz sıcak kuru ve hatta hafif koyu olduğunu düşünmekteyim. Üst midler de de sıkıntısı yok, sbilance vb. derdi de yok ürünün.

    Tiz: Çok üst düzey bir çözünürlük sunmasalar da tizlerini de oldukça beğendiğimi belirtmek isterim. Genel karakterden de aldığı destekle oldukça belirgin kalan üst frekanslar, bolluğuna rağmen rahatsız etmeyen yapıdalar. Rahatsız etmemesinin nedeni de diğer frekanslar gibi uzakta kalmasıyken yine kuru ama sınıfına göre doğal üst frekanslar.

    Diğer: Yoğun olmayan alt frekansların da desteğiyle oldukça ferah bir ses alanına sahip Apple In Ear. Enlemesine geniş olan sahne de derinlik ise pek yok. Sahne öne doğru veya basık değil uzağa hatta biraz fazla uzağa konumlandığını da söyleyebilirim. Arka plan yeteri kadar koyu ve sessiz değil. Enstrüman ayrımı da üst düzey diyemem ancak, genel karakterin desteğiyle ve oldukça geniş olan sahnede enstrüman ayrımında sıkıntı var diyemiyorum normal olarak. Enstürman ayrımını kötü yönde etkileyen şey uzağa kurulan sahne. Vokal içinde biraz daha yakın enstrümanlara biraz saha uzak olmasını yeğleyeceğimi belirtmek isterim.
    Kulaklık gücü seven güce tepki veren bir yapıda özellikle güçlü kaynak enstrüman ayrımına ve alt frekanslara pozitif anlamda katkı sağlamakta. Bu listedekiler arasında kulaklığın rakiplerinden bazıları Phonak Pfe 1X2, Carbo Doppio, Ostry Kc06’dır. Ostry Kc06’yı diğer kulaklıklarla çok karşılaştırmaya soktuğumdan Apple In Ear’ın kafanızda daha iyi canlanması için Kc06 ile karşılaştırayım hatta az da olsa Havi B3 Pro1’i de katayım da tam olsun.

    Ostry Kc06 & Apple In Ear
    Yapı, Konfor, İzolasyon: Yapı kalitesi olarak ciddi farklar olmasa da Ostry daha özgün ve havalı geliyor bana. Apple kullanıcıları için Apple In Ear’daki mikrofonlu kontrol mekanizması artı iken Ostry Kc06’nın kablo kalitesi ve hem kulak üstü hem de standart kullanıma olanak vermesi Kc06’nın artıları. Dış ses izolasyonunda birbirlerine çok yakınlar ancak Apple In Ear’ı bir tık daha iyi bulduğumu belirteyim. Konfor da ise tercihim net olarak Apple In Ear olacaktır. Asıl konumuz sese bakarsak;
    Bu iki ürün aslında aynı kullanıcılara hitap ediyor ama bazı konularda birbirlerine de oldukça zıtlar. Örneğin Kc06 sahneyi yakına kurarken Apple uzağa kuruyor ki bu bütün her şeyi çok etkiliyor. Kc06 Apple’ a göre oldukça yorucu ve agresifken, daha yüksek çözünürlüklü ve çok daha detaylı kalmakta. Ostry güce ihtiyaç duymazken Apple kendi telefonları ile sürülebilse de amfi veya güçlü dap ile çok daha iyi performans vermekte. Alt frekansların her noktasında Ostry galip iken üstlerin rahat sunumu ve rahatsız etmemesi ile tercihim Apple’dan yana olur. Ostry dinamik sürücülü, Apple armatür olsa da Ostry için daha hızlı kulaklık demek yanlış olmayacakken Ostry biraz renkli kalmakta Apple’ın yanında. Apple genel itibari ile daha doğal seslenmekte Ostry’ ye göre. Tekrar edeyim karakterler benzese de birini seven diğerinden nefret edebilir. Tercihinizi agresiflik belirleyecektir muhtemelen ki o konuda çok zıtlar. Ayrıca özellikle metal vb. türler için Ostry Kc 06’nın bas oranı da oldukça iyi bence, Apple ‘a az diyen çok olacaktır bu konuda. Listede altına koysam da benim tercihim Apple’dan olacaktır diye çok net bir cümle ile bitireyim.

    Havi B3Pro1
    Yapı, Konfor, İzolasyon: Burada Havi’ yi seçmek için bir neden göremesem de Havi’ nin mikrofonik etkisinin neredeyse olmadığını ve ciddi bir dış ses izolasyonu farkı görmediğimi belirtmek isterim. Dediğim gibi diğer konularda Apple önde bence burada tek tek belirtmeye gerek yok sanırım.
    Ses konusunda da öncelikle belirtmem gereken ikisi de gücü seven ürünler olduğundan kaynak olarak Lotoo Paw Gold’u yüksek kazançta kullandığımdır. Ayrıca Havi Apple ‘ın yanında da oldukça zor sürüldüğü unutulmamalı. Havi’ de Ostry Kc06 kadar olmasa da Apple’a göre daha yakın çalmakta, bunun artısı detay olsa da yorucu olduğu da bir gerçek. Yakın derken Apple’a göre olduğunu atlamayın lütfen. Alt frekanslar birbirine çok benziyor ikisi de az ikisi de roll-off’a uğruyor ve detaysızlar. Midlere baktığımızda ise Apple daha doğru tonlaması ile tercih sebebim oluyor. Havi oldukça dijital ve agresif kalmakta mid sunumunda. Çözünürlük ve detay az da olsa Havi’ den yana olsa da tonlama Apple’ ı oldukça üste koyuyor bu noktada. Tiz frekanslarda ise Havi daha yakın, daha parlak ve renkli kalmakta. Kısaca kişisel tercihim hemen hemen her noktada Apple’dan yanadır.

    Genel: Beklentim mi düşüktü kulaklık mı iyi iş çıkarıyor bilmiyorum ancak Apple In Ear’ı fazlasıyla beğendiğimi net olarak söyleyebilirim. Kulaklık için kuru, açık, analitik gibi tabirleri kullanılabiliriz ancak parlak tabirini doğru bulmadığımı net olarak söyleyebilirim. Ayrıca genel karakterde basın azlığı ile beraber sahnenin uzağa kurulması oldukça belirgin oranda. Karakteri sevip de yine de beğenmediyseniz amfi veya güçlü bir kaynakla da denemenizde fayda var, az da olsa güce ihtiyaç duymakla beraber güce tepkisi oldukça fazla. Marka Apple olduğundan yazarken garip gelse de Apple In Ear ’ın f/p oranının oldukça yüksek olduğunu düşünüyorum. Özellikle yurtiçinde 100-150TL bandında bulunabilirse tadından yenmez gerçekten.



    Brainwavz M3 ( 80$ )

    [​IMG]


    Yapı:
    Kasa biraz garip bir şekle sahip olsa da sağlamlık açısından sorunu olmayan bir ürün çıkmış ortaya. Negatif yönden bakarsam da ben Çin malıyım diyor net bir şekilde. Kablo ince ama biraz sert. Parlak plastik ile kaplanmış kabloya epic kablo havası verilmiş.

    Konfor: Konforlu bir kulaklık denebilir. Doğru uçlarla rahat ettim diyebilirim açıkçası.Kablo biraz daha yumuşak olsa daha iyi olurdu tabi hatta sert demek abartı olmaz. Ayrıca mikrofonik etki de mevcut maalesef.

    Yalıtım: Ses yalıtımı orta seviyelerde. Bir ie8 kadar kötü olmasa da yine de iyi bir dış ses yalıtımı yok ürünün.

    Bas: Baslar tok ve kontrollü. Dinamikten çok armatür sürücülü gibi davranıyorlar. Fiyat bandında göre oldukça kontrollü ve detaylı. Ancak armatür imzanın eksikleri olan miktar azlığı ve doğallıkta biraz puan kırmak gerekli. Miktar olarak bas severlere az geleceği unutulmamalı.

    Mid: Midler oldukça akıcı ve fiyat bandında oldukça doğrular. Miktar olarak az değiller ancak kuru ve cılız tanımlanması yapılabilir. Üstlere doğru kontrolü kaybetmemesini de oldukça beğendimi ekleyeyim. Bu fiyat bandında eşdeğer bulmak çok zor.

    Tiz: Bu fiyat seviyesinde bu kalitede tizleri çoğu kulaklık veremez. Fazla öne gelmeden detaylı ve oldukça doğru bir sunuma sahip tiz sunumu. Ek olarak biraz sert kaldıkları söylenebilir.

    Sahne: Sahne de ürünün bir başka başarılı olduğu konu. 100$ altındaki ürün için sahne özellikle derinlemesine oldukça başarılı. Zayıf alt frekanslardan da aldığı destekle enstrüman ayrımını da beğendiğimi ekleyeyim.

    Genel: Basların biraz az olması dışında dengeli bir sunuma sahip denebilir. Sahnesi, detayı iyi olmakla beraber sesin biraz dokusuz biraz kuru olması dışında pek bir sorun gözüme çarpmadı. Belki biraz daha yüksek çözünürlük de sunabilirdi ama bu fiyata yaptığı da Şam'da kayısı tabi. Bas seviyesine takıntılı olmayan arkadaşlar kesinlikle denemeli. Kendi fiyat seviyesinde favorilerimden biridir m3.

    Geniş kapsamlı incelemesi için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.
    http://www.techno-fi.net/forum/konu/brainwavz-m3-amatör-incelemesi.5234/



    Havi B3 pro1
    ( 50$ )

    [​IMG]


    Yapı: Piyasada o kadar kulaklık varken gidip ie8/80 gibi efsane kötü tasarımı olan bir aleti kopyalayan mantığı anlamakta zorlanıyorum açıkçası. Fiyatına göre kötü yapıda olduğunu söyleyemem. Kablonun yapısını ve kalitesini pek beğenmediğimi de ekleyeyim.

    Konfor: Yukarıda dediğim gibi ben bu kasayı sevmiyorum, bir Tf10 kadar rahatsız olmasa da piyasada çok daha rahat kulaklıklar mevcut. Kablonun konfora negatif etkisi pek yok. Fiyatını göz önüne alınca da fiyatının hakkını vermekte diyebilirim.

    Yalıtım: Dış ses yalıtımı için en doğru tabi vasat olacaktır. Kulağınıza iyi oturan hatta biraz baskı yapan bir uç ile orta halli bir dış ses yalıtımı sağlayabilirsiniz.

    Bas: Baslar miktar olarak bir tık azlar. Bu fiyat seviyesinde pek karşılaştığımız bir durum olmadığından eksi olarak görmemekteyim. Basların pek bir derine indikleri söylenemez ve hızlı tepkileri yok. Daha çok midbas tarafından gelen basların en büyük eksisi bence parlak tonlamasıdır. Sınıfını göz önüne aldığımızda da her yer bas bas diye bağırırken başarısız demek nankörlük olacaktır. Güçten etkilendikleri de unutulmamalı.

    Mid: Orta frekanslar biraz dar alana sıkışmış gibi çalmaktalar, daha açıklayıcı bir tabirle enstrümanlar birbirine yakın çalıyorlar. Orta frekansların geride olmaması ve detayı fiyatını da göz önüne alınca iyi bir seviyede. Benim için en büyük eksisi yine dijitalleşme eğiliminde olmalarıyken çözünürlüğün fiyatının çok üstünde olması da artısı.

    Tiz: Midler ile aynı seviyede olduğundan oldukça belirginler. Oldukça iyi uzayabilen ama hız olarak çok birşey vaat etmeyen üst frekansların gereğinden biraz da olsa önde olduğunu düşünüyorum. Çözünürlük olarak biraz daha üste çıkması gereksede bu fiyatlarda pek bir altenatifiniz olduğunu düşünmüyorum açıkçası.

    Sahne: Ferah sunum ve basların azlığı sahnenin algılanmasını kolaylaştırıyor. Geniş bir sahne ve tizlerin çokluğundan basların azlığından mütevellit, havadar karakterden bahsedebilirim. Enstrüman ayrımının övülecek bir tarafı yok açıkçası. Alan geniş olsa da bu alan iyi kullanılamamış.

    Genel: Orta ve üst frekansların baskın olması kulaklığı bir miktar yorucu yapmakta. Özellikle üstler kulaklığı ferah çalan ve detaylı sunuma sokmakta. 50$ seviyesindeki bir ürün için genel itibariyle abartmadan f/p ürünü olduğunu düşünmekteyim. Bas merakı olmayan arkadaşlar en azından denemeli.


    Vsonic AN16

    [​IMG]


    Yapı:
    Gr06’nın aynısı sanırım. Hatta kablo üzerinde 06 yazısı mevcut. ( Ek: Kulaklığın tam adını araştırırken karşıma çıkan bilgi Gr06 kasasına yerleştirilmiş gr07 sürücüleri kullanılmış. ) Kısaca kasa tek dinamik sürücüye sahip ve nispeten küçük. Plastik kalitesi oldukça düşük gibi görünse de kablo yine ortalamanın üzerinde kalite olarak. Ayrıca kablonun kasaya girdiği bölüm oldukça narin görünmekte her an kopacakmış hissiyatı mevcut. Hareketli boğaz bu üründe de mevcut.

    Konfor: Bence biraz fazla küçük bir kasaya sahip, tamamen kişisel bir sonuca dayansa da bu kasada pek rahat edemiyorum ben. Yalnız doğru uçla çoğu kişinin sıkıntı yaşamayacağını düşünüyorum. Kablonun konfor yönünden bir sorun yaratmadığını da eklemek isterim.

    İzolasyon: Oldukça küçük kasa yalıtımı öldürüyor. Dış ses yalıtımının da oldukça düşük seviyede olduğunu belirtmem gerekir. Mikrofonik etki kabul edilebilir oranda mevcut.

    Bas: Alt frekanslar koyu, pürüzlü ve biraz gevşekler. Teknik olarak koyu ve pürüzlü baslar sorun teşkil etmese de daha sıkı kontrollü bas sunumunu tercih sebebidir. Derine inmede sıkıntısı yokken kayıtta bas fazla ise gevşekliğinde etkisi ile uğuldamaya varan bir sunum yaratabiliyor. Ancak kayıtta yoğun bas yoksa da kendiliğinden bas ekleme durumunun olmaması daha doğrusu minimal oranda kalmasını oldukça beğendimi söyleyebilirim.

    Mid: Sıcak midlere sahip An16, ancak çözünürlük biraz düşük geldi bana. Giriş seviyesi kulaklıkların hemen hemen hepsinde bulunan dijitalleşme / metalik sunum oldukça az ki bence kulaklığın en önemli artısı bu. Midler de perdelenme de mevcut ve detaysız vokal biraz enstrümanların içinde kalıyor. Bunun vokalin geriliğinden değil de enstrümanların yeterince birbirinden ayrılamadığından kaynaklandığını düşünüyorum. Bir başka deyişle midlerin sunumu oldukça stresli.

    Tiz: Üst frekanslar diğer frekanslara göre daha cansız ve geride. Perdelenme ve gereksiz sertleşme yaşansa da göze batıp rahatsız eden bir tarafı da yok açıkçası. Biraz daha belirginlik kulaklığı belki daha detaylı yapabilirdi ancak bu seferde ses rengini dijitalleştirecekti muhtemelen. Çözünürlük olmayınca fazla zorlamayacaksın ağa demek istedim bir an.

    Diğer: Sahne yapısı dar ve öne doğru. Sahne öne doğru fazla sivri kalmakta. Bu yüzden enstrümanlar birbirine fazla yakın ve stres fazla. Havadar bir sunumdan da bahsedemiyorum haliyle. Stereo ayrımın olmadığı hissine kapıldığımı da belirteyim çok hepsi bir arada çalan kulaklık olmuş An16. Hız konusunda eksiğini hissetmesem de tahmin ettiğiniz gibi hızlı bir kulaklıkta değil. Ayrıca gücü sevdiğini amfiye de iyi tepki verdiğini eklemek isterim. Daha iyi anlatabilmek için kısaca karşılaştırmaya girerse;

    Vsonic An16 & Vsonic Vsd3s:
    Yapı kalitesi, dış ses yalıtımı, konfor da dâhil olmak üzere vsd3s her yönden önde. Vsd3s daha kolay sürülüyor ve sahne net olarak daha geniş ve ferah. Vsd3s’nin midbas bölgesi daha yoğun ve daha vurguluyken ses rengi daha dijital kalmakta. An16 daha koyu daha sakin çalmakta. Burada tercihim ses renginin büyük katkısı ile net olarak An16 olacaktır.

    Vsonic An16 & Ostry Kc06
    Yapı kalitesi olarak net olarak Kc06 öndeyken konfor ve yalıtımda birbirlerine çok yakınlar. Kc06 genel ses karakteri olarak oldukça parlak kalırken aynı zamanda daha dijital çalmakta. Kc06’nın sahnesi An16’ya göre ciddi anlamda geniş ve ferah kalmakta. Çözünürlük, enstrüman ayrımı gibi konularda da fark biraz fazla Kc06 lehine. An16 Kc06’dan daha baslı ve daha sakin çalmaktayken Kc06 oldukça yorucu kalmakta karşılaştırmada. Kısaca teknik olarak Kc06 oldukça önde kaldı An16’dan.

    Genel: Yine oldukça kötülediğim ama kötülediğimden daha çok sevdiğim bir ürün An16. Koyu-sıcak ses rengi ile oldukça tatlı çaldığını düşünüyorum. Başka bir deyişle yapı kalitesi ve teknik olarak bu kadar kötü olup da bu kadar güzel çalanı kolay bulunmaz diyorum.



    Cowon Eh - 2 ( 200$ )

    [​IMG]
    Bu fotoğraf alıntıdır.


    Yapı:
    1 dengeli armatür 1 adette dinamik sürücüden oluşan hibrit tasarım oldukça sağlam bir kasa ile karşımıza çıkıyor. Kablo kumaş kaplama ve sağlam izlenimler bıraksa da değiştirilemeyen ve mikrofonik etkiye sahip olduğu bir gerçek. Jack kısmı I şekilli ve sağlam ama üzerindeki Cowon yazan kaplama fazla durmaz orada şimdiden söyleyeyim.

    Konfor:
    Bu yapıda ve bu kabloya rağmen rahatsız bir kulaklık diyemem. Ben bir şekilde kulağıma oturtmayı öğrendiğimden konfor sıkıntısı yaşamadım. Kablo da kulak üstünden dolaşmayan yapıda olduğundan kablonun mikrofonik etkisi haricinde çok bir eksisi yok.

    Yalıtım:
    Kulağa doğru oturttuğunuz sürece orta seviye bir yalıtım sağlanmakta. Re-400, pfe122 ve Brainwavz M3'den iyi derecede.

    Bas:
    Tok, kontrollü ve miktar olarak oldukça iyi bir noktadalar. Çözünürlük olarak çok birşey vaat etmesede derine inme ve güçlü olması takdire şayan. Midbaslara doğru tonda bir miktar açılma mevcut ama kontrol aynı şekilde devam etmekte.

    Mid:
    Mid sunumu oldukça açık karakterde cılız ve soğuk. Vokaller ne uzak ne de yakın. Agresif bir sunum yapsa da öne gelme geriye düşme sıkıntısı yok. Parlak agresif bir mid sunumundan hoşlananlar deneyebilir. Çözünürlük iyi seviyede ancak tınısı gereksiz parlak bence. Üst midlere doğru agresiflik ve ton açılması artmakta normal çalsın diyen kullanıcıları ciddi oranda rahatsız edebilir üst midler. Bayan vokallerde parlama ise kaçınılmaz.

    Tiz:
    Tizler miktar olarak çoklar ancak çözünürlük olarak fiyat bandında beğendiğimi belirteyim. Uzama, kontrol yapışmama herşey kararında. Ancak miktarın çokluğu ve tizlerin sertliği rahatsız edici boyutlarda. Tiz sever değilseniz uzak durmanızı öneririm.

    Sahne:
    Açık karakter sahnesini ferah hissettirse de çok üst düzey bir sahne büyüklüğü yok. Enine uzayan sahnede enstrümanların karışma durumu olmaması da bir artı.

    Genel:
    Parlak ve agresif sunuma sahip, herkese hitap etmiyor. Koyu ve gövdeli kaynakla eşleştirilmeli olduğu unutulmadan metalci gençlik deneyebilir.

    Geniş kapsamlı incelemesi için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.
    http://www.techno-fi.net/forum/konu/cowon-eh-2-hibrit-kulakiçi-kulaklık-İncelemesi.7091/



    Vsonic Vsd1 ( 42$ )

    [​IMG]


    Yapı: Tek dinamik sürücüye sahip sert plastik kasa, şekil itibari ile çok alışılagelmiş bir tasarıma sahip değil. Kasanın bence tek eksisi kablonun çıktığı yerdeki gerinim önleyiciler biraz daha sağlam olmamasıdır. Böyle diyorum ama sağlamlık testi yapacak kadar uzun sürelerde de ürünü kullanmadım maalesef. Kablo yapı itibari ile çok kaliteli görünmesede inanılmaz yumuşak ve kişisel görüşüm olsa da renk yönünden çok şık. VSonic logolu L şekilli jack altın kaplama / sarı boyalı değil ama sağlamlık yönünden oldukça sağlam durmakta.

    Konfor: Vsd1 kasasının şekli itibari ile oldukça ergonomik bir ürün olsa da bence onu mükemmel yapan tarafı hareket eden nozzle ( boğaz ) bölümü. Örneğin nozzle'ı 2mm gibi içe dışa doğru itip kulağıma taktığımda needeyse mükemmel fit aldığımı söyleyebilirim. Kablo ise o kadar yumuşak ki zaten konforlu olan ürünü daha da konforlu yapmakta.

    Yalıtım: Dış ses yalıtımı kasanında etkisiyle sınıfında oldukça üst seviyede. Pfe122 /232 Sennheiser ie80/ ie8- Havi B3 Pro1, Brainwavz m3'den daha yüksek yalıtıma sahipken, Westone 4/ um3x, Earsonics Sm64 / Sm3, Shure se535/846 gibi kulaklıklardan da bir tık geride.

    Bas: Miktar olarak oldukça beğendiğim bir noktada duruyorlar. Az veya çoktan ziyade karşılaştırma yaparsam vsd3s'den sonra daha az ancak daha doğru tonlamaya sahipler. Kontrol olarak hemen hemen aynılar vsd3s biraz daha subwoofer havasını yaratırken vsd1 daha ayrık daha detaylı ve daha açık karakterde. Derin baslarda Vsd3s oldukça yoğun bir performansı sunarken derine inme problemi olmayan Vsd1'in bu bölgeyi desibel olarak oldukça düşük sunduğunu da söyleyebilirim.
    Havi b3 pro1'in basları vsd1'e göre daha az ve daha uzak. Havi bu noktada roll-of a uğrayıp oldukça düşük desibelle ses vermekte.
    Vsd1'in midbasları için en iyi tabir tane tane olacaktır sanırım. Kamburlaşma fazla öne gelme geride kalma problemleri yok ürünün. Vsd3s bu bölümü daha yoğun ve daha yakın vermekte. Tonlama olarak Vsd3s hafif koyuya kaçarken vsd1 az da olsa parlağa kaçmakta. Havi ise yine miktar olarak az ve daha parlak tonlamayla seslenmekte. Havi'nin bu noktadaki tek artısı metalik olsa da daha detaylı çalmasıdır sanırım.

    Mid: Midler sunumun tam ortasında durmakta yakın veya uzak diyemiyorum. Havi kadar cılız değiller ama yine de gövdesiz midlere veya en azından gövdeli olmayan midlere sahip olduğunu düşünüyorum vsd1'in. Tonlama olarak da Ostry kc06 Havi ve Vsd5/3s'den doğrular. Ostry Kc06 ise çözünürlük olarak ve vokal ayrımında daha iyi. Vsd1 Kc06'nın yanında daha perdeli çalmakta. Kc06' da Vsd1'in den sonra oldukça yorucu kalmakta. Üst midler de tonlamada açılma olsa da burada bahsettiğim diğer kulaklıkların da hepsinde bu mevcut olduğunan eksi olarak göremiyorum.

    Tiz: Tizler yeterince belirginler ancak fazla parlak, önde, agresif terimlerini hak etmiyorlar. Hafif perdeli de kaldıkları söylenebilir. Karşılaştırmaya girersek Havi b3 pro1 ve Ostry Kc06 vsd1'den sonra oldukça parlak ve agresif kalmaktalar. Ancak çözünürlük olarak havi ve Kc06'nın önde olduğunu düşünmekteyim. Vsd3s 'e göre daha temiz ve daha çözünürlüklü olan tizler daha doğru tonda seslenmekteler.

    Sahne: Abartmayan alt frekansların da desteğiyle oldukça ferah bir sahneye sahip Vsd1. Kalabalık pasajlarda enstrümanların karışma sıkıntısı da yok. Ostry Kc06'dan sahne ve enstrüman ayrımı olarak geride ancak fiyat bandında yine de oldukça başarılı bu konudada. Sahne Ostry kc06 ya göre uzak kalmaktayken Havi b3 pro1' den sonra da yakına kurulmakta. Kısaca şikayet edecek bir tarafı yok bu konuda hatta sınıfında en iyilerden biri bile diyebilirim.

    Genel: Vsd1 bence hafif açık karaktere kaçsada normal çalan bir kulaklık. Vsd serisinin fiyat bandında en temiz sunuma sahip ürünü vsd1. Yüksek oranda bas aramayanlar için ciddi bir f/p kulaklığı bence. Hatta 42$'lık Hifiman re600 desem güzel bir benzetme olur sanırım. Renkli, agresif veya garipliği bulunmayan normal çalan bir kulaklık isteyenlere önerebilirim.



    Vsonic Vsd5
    ( 72$ )

    [​IMG]


    Yapı: Hemen hemen herşeyiyle vsd3s'in aynısı diyebilirim. Vsd3' e göre çok daha şeffaf yapıda olan kasa yine değiştirilebilir kablo için mmcx konnektör kullanmakta. Kablo içeriğini bilmesem de yine vs3s'den tek farkı renk farkıymış izlenimini uyandırdı bende. Sağlamlık olarak da bir eksisi yok Vsd5'in. Ses' e gelene kadar geri kalan herşeyi Vsd3s'den kopyala-yapıştır yapıyorum affınıza sığınarak.

    Konfor: Mikrofonik etki yok denecek kadar az ve kasa oldukça rahat. W4 tipi hafif kasa kulağa mükemmele yakın bir uyum sağlıyor. Kablonun yapısı ve yumuşaklığı takdire şayan. Bence tek eksisi kulak üstünde duran kablonun hafızalı yapıya sahip olmaması. Tamam kutu içeriğinde kulak çengeli çıkıyor ancak onu da kullanmayı hiç sevmiyorum açıkçası. Yine de abartılacak bir eksi değil ve konforun oldukça üst düzeyde olduğu bir gerçek. ( Konfor: Vs3s'den kopyalanmıştır.)

    Yalıtım: Dış ses yalıtımınınında da sorun yok denebilir. Orta-üst seviye bir yalıtım sağlanmakta. W4-Se535'in gerisinde pfe122 ve Havi bpro1'den daha iyi. ( Yalıtım: Vs3s'den kopyalanmıştır.)

    Bas: Kardeşlerinden Vsd3s 'ün karşısına koyarsak daha güçlü ve daha yumuşak ve daha çok uzayan baslara sahip. Daha iyi derine inebiliyor ve alt-baslar miktar ve belirginlik olarak daha fazla. Vsd3'den daha kontrolsüz ve daha parlak yapıdalar. Yine diğer frekansları taciz edebiliyorlar. Ancak bu olay Vsd3s' de daha az. Çözünürlük olarak düşük oldukları bir gerçek olsa da subwoofer bası sevenler bu kulaklığın bas sunumunu sevecektir. Vsd3s'e kıyasla çözünürlük yine Vsd5'den yana. Alt frekansların tepkileri biraz daha yerinde olsaydı çok daha iyi iş çıkardı ortaya.

    Mid: Orta frekansların çözünürlüğü Vsd3s'e göre daha yüksek. Daha açık yapıdalar ancak yine alt ve üst frekanslardan etkileniyorlar. Vokal sunumu da biraz daha parlak yapıda. Hemen hemen herşey gibi Vsd3s'den çok da farklı bir şeyler yazamayacağım daha açık olması dışında.
    Üst midler tizlerle birlikte oldukça dar alandan geliyorlar. Çözünürlükte düşük olunca sbilance sorunu yaşanabiliyor.

    Tiz: Sert ve yavaş tizlere sahip ürünün üst frekans sunumu oldukça belirgin ve parlak.Oldukça iyi uzayabilen tizler tepkilerinde yavaş kalınca da yapışabiliyorlar. Kısaca parlak, çözünürlüğü düşük ve yavaşlar. Vsd3s'den biraz daha parlak ve genel karakterde kendini daha çok belli ediyorlar.

    Sahne: Sahne genişlik ve derinlik olarak sınıfında başarılı. Tizlerin müdahil olması da en azından Vsd3s'e göre daha sahnenin daha ferah hissedilmesini sağlamakta. Tek enstrüman monitörlemede sıkıntı olmasa da birden fazla enstrüman sunumunda karışıklık yaşanabiliyor. Basların belirginliği burada eksi puan yaratmakta.

    Genel: Vsd3s'den geçmeye gerek var mı derseniz net bir cevap veremem. Vsd5 çözünürlüğü ve alt basları arttırsa da vsd3s'e göre daha renkli bir kulaklık. Bir başka deyişle teknik olarak önde olsa da bu size hitap ediyor anlamına gelmeyecektir. Kısaca toparlarsam; Vsd3s'den daha yüksek çözünürlüğe sahip ve daha ferah-temiz bir sunum gerçekleştiren ama daha renkli çalan Vsd5, dünyanın önde gelen kulaklık üreticilerinin ürünlerinin yanında F/p ürünü olarak kendinden söz ettirmeyi hak ediyor bence.



    Vsonic Vsd3s
    ( 55$ )

    [​IMG]


    Yapı: Vsonic Gr serisine göre yapı tarafında kendini çok geliştirmiş. Göreceli olsa da oldukça şık bir kasaya sahip olduğunu düşünüyorum. Belkide piyasadaki en şık 3-5 üniversal'den biridir benim gözümde. Tek dinamik sürücüye sahip plastik kasa oldukça hafif, sağlamlık olarak ekstra birşey vaad etmesede herhangi bir eksiside gözüme çarpmadı. Mmcx konnektöre sahip değiştirilebilir kablo oldukça yumuşak olmakla beraber dayanıklı ve şık diyebilirim. Jack bölümü ve gerinim önleyicileri de sağlamlık yönünden oldukça beğendiğimi ekleyeyim.

    Konfor: Mikrofonik etki neredeyse yok ve kasa oldukça rahat. W4 tipi hafif kasa kulağa mükemmele yakın bir uyum sağlıyor. Kablonun yapısı ve yumuşaklığı takdire şayan. Bence tek eksisi kulak üstünde duran kablonun hafızalı yapıya sahip olmaması. Tamam kutu içeriğinde kulak çengeli çıkıyor ancak onu da kullanmayı hiç sevmiyorum açıkçası. Yine de abartılacak bir eksi değil ve konforun oldukça üst düzeyde olduğu bir gerçek.

    Yalıtım: Dış ses yalıtımınınında da sorun yok denebilir. Orta-üst seviye bir yalıtım sağlanmakta. W4-Se535'in gerisinde pfe122 ve Havi bpro1'den daha iyi.

    Bas: Alt frekanslarda ilk dikkatimi çeken nokta basın derinlerde yumuşak ve uzayabilen ( subwoofer havasında ) orta ve üstlerde de daha sert yapıda olmasıdır. Çözünürlük olarak düşük olan altlar, derine inme konusunda sıkıntı yaşamasa da daha üstleri daha yüksek perdeden veriyorlar. Tonlama olarak koyu olsalarda dijitalleşme eğilimindeki parlaklık da kendini belli etmekte. Miktar olarak bir birim fazla olduğundan boğulma ve diğer frekansları taciz görülebilmekte.
    Midbaslar miktar olarak iyiler ancak hızlı parçalarda baslarla da karışık bir sunum sergileyebiliyorlar. Daha açıklayıcı bir ifadeyle hızlı bir parçada bas gitara odaklanamayabilirsiniz. ( Bkz. Enstrüman ayrımı ve sahne ) Midbaslardaki detay diğer alt frekanslar gibi vasat seviyede. ( Bkz fiyat :) )

    Mid: Baskın olmasa da geride dedirtmeyen orta frekanslar alt ve üst frekanslar tarafından taciz edilebiliyorlar. Bu durum midleri perdeleyip detayı azaltıyor. Ancak o halde bile vokallerin daha önde sunum yapması işi kurtarıyor. Vokal başarımı fiyat bandının çok üzerinde.
    Üst midlerde parlama ve metaliklik daha çok belirgin. Bu da haliyle sbilance 'a yol açabiliyor. Bu noktada biraz daha çözünürlük yüksek tutulabilse çok daha iyi olurdu.

    Tiz: Üst frekanslar baslar kadar belirgin. Çözünürlük düşük, yavaş ve sert bir üst frekans sunumu mevcut,haliyle de hızlı bölümlerde yapışıklar. 100$ altı ürünleri üreten üreticilere çözünürlüğü arttırmadıkça tizleri parlatıp öne getirmenin bir anlamı olmadığı anlatılmalı bence. Heavy Metal gibi fazlaca zil duyduğunuz müzikler dinlemiyorsanız da, bu yorumlarımı çok ciddiye almamanızı önerebilirim.

    Sahne: Vsd3s'in sahnesi geniş değil. Derinlemesine daha iyi gibi dursa da bu sınıfta beklentiyi makul tutmak iyidir her zaman. Belirgin alt ve üst frekanslar hem sahne olgusunu bozuyor hemde enstrümanların konumlarını değiştirebiliyorlar. Karakterinden dolayı ferah bir sahneye de sahip olmadığını da ekleyeyim.

    Genel: Genel itibari ile çözünürlüğü düşük, renkli çalan, bas ve tizlerin midlere göre daha belirgin olduğu, sınıfına bakarak da dengeli tabirini hak eden bir sunuma sahip Vsd3s. Koyu ve perdeli bir sunuma sahip olsa da tizler parlak yapısı ile genelde ben buradayım demekte. Beslenme sıkıntısı da olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim, herhangi bir mobil telefonun gücü yeterli olacaktır. Ayrıca ilk dinlediğimde nefret ettiğim ama birkaç saat sonra sevmeye başladığım kulaklıklardandır kendisi. Eksiklerinden fazlaca bahsetsem de benim fiyat bandında oldukça beğendiğim hemen hemen bütün giriş seviyesindeki kullanıcılara önerebileceğim ürünlerden biridir Vsd3s. Son olarak burn-in'e ihtiyaç
    duyduğu unutulmamalı.



    VSonic Vsd2s (42$)

    [​IMG]


    Yapı:Tek dinamik sürücüye sahip plastik kasa oldukça hafif ama az da olsa tombul yapıda. Diğer Vsd serisi ile daha doğrusu Vsd3s, Vsd5 Vsd1 ile hemen hemen aynı boyutlarda. Çok üst kalite bir havası olmasa da fiyat bandında yine de başarılı bir yapıda buldum Vsd2s'i. Kablo ie800'ün mat görümlüsü orta sertlikte ve kaygan olmayan bir yapıda. I şekilli jack çift çentikli ve tahminimce gerinim önleyicisi olmamasından dolayı biraz büyük tutulmuş. Elimdeki üründe Y ayrımındaki plastik parçanın içindeki Vsonic yazısı tam oturmamış ki bu gereksiz bir eksi puana yol açmakta benim gözümde.

    Konfor:Hafif kasa. hafif kablo ve kalın olmayan boğazla birleşince konforu oldukça üstlere taşımakta. Sony hibrit uçlarla oldukça konforlu bir kullanım deneyimi yaşadığımı belirtmek isterim. Ayrıca mikrofonik etkinin de az olması konfor yönünden benden artı puan almasına neden oldu vsd2s'in. Bu arada çengel kullanmayı sevmediğimden bazı arkadaşlar sevmesede Vsonic'in artık hafızalı bölümlere sahip kabloya geçmesi gerektiğini düşünmeteyim.

    Yalıtım:Dış ses yalıtımı konusunda Vsonic'in diğer ürünleri ( Vsd3s, Vsd1 ve Vsd5) gibi oldukça başarılı bulduğumu rahatlıkla söyleyebilirim. Orta üst seviye olarak konumlandırmam yanlış olmayacaktır.

    Bas:Kulaklığın çok fazla abartmasa da en belirgin bölgesi alt frekansları. Genel sunumda oldukça fazla alanı kaplayan baslar kimseye az gelmemekle birlikte doğru bir oynatıcı ile bas kafaları da memnun edecek oranda bas üretmekte. Derine inebilen altlar sub baslarıda genel sunumun içinde duyurabilecek oranda. Nispeten yumuşak hatta gevşek kalan baslar tepkilerde gecikebiliyor, distorsiyonu da biraz fazla buldum açıkçası. Midbaslardan yukarı doğru stres artarken çözünürlüğün yüksek olmaması ile de birlikte koyu oynatıcılar ile bu bölgede boğulma yaşanabilir.

    Vsd serisi ile ufak karşılaştırmalar da yapmaya çalışayım daha açıklayıcı olsun. Vsd3 s'de bas sunumu zıt karakterde değil ( Genel olarak da benzer ürünler zaten ) Baslar çok çok az bir farkla oran olarak daha az. Ayrıca daha sert ve kontrollü bir bas sunumuna olanak veriyor. Bu bölgedeki en belirgin farklar bu şekilde. Diğer Vsd'lerden Vsd1 karşısında alt frekanslar biraz daha farklı sunulmakta. Vsd1'de alt frekanslar Vsd2s'e göre daha açık/parlak karakterde ve daha uzağa konumlanmış yapıdalar. Vsd2s' de daha kirli sunulan baslar miktar olarak her bölgede daha yoğunlar. Kontrol olarak da Vsd1'in gerisinde kalmakta haliyle. Çözünürlük olarak 3 arasında pek fark sezmesemde vsd1 daha açık karakteri ile daha net kalmakta bu bölgede.


    Mid:Vsd2s' de bu bölgede dikkatimi ilk çeken vokaller oldu. Oldukça agresif yapıda ve sbilance'a çok kolay girebiliyorlar. Alt ve üst frekanslardan taciz yiyebilen orta frekanslar tek enstrüman monitörlemede daha başarılı. Yoğun enstrümanlı kayıtlar için sahnede alan olsa da özellikle yoğun alt frekanslar midleri strese sokmakta. Ancak duruma göre ezik veya perdeli denebilse de geride olmamaları hatta akıcı bir sunuma sahip olmaları önemli bir artı bence. Üst midler bu sınıfta çoğu kulaklıkta olduğu gibi kulaklığın en başarısız alanı. Kontrolsüz parlak üst midler sbilance ve parlamaya oldukça müsait hale getirmekte vsd2s'i.
    Vsd3s'in karşısında daha yakın ve daha düşük çözünürlüklü vokale sahip Vsd2s. Aynı zamanda da daha kontrolsüz üstlerden dolayı sbilance'a da daha kolay girmekte. Vsd1 karşısında da vokalleri daha koyu ve yakın ama aynı zamanda yine de daha parlamaya müsait bir yapıda. Koyu ve parlamaya müsait olması yazarken garip görünse de yanlış yazmadığımı belirtmek isterim. Üst ve altlardan daha az etkilendiği için Vsd1 daha rahat ve daha temiz bu bölgede de.

    Tiz:Üst frekanslar alt frekanslar kadar olmasa da genel karakterde yine de oldukça belirgin yapıdalar. Kulaklığın karakterine baktığımda iyi bir yoğunluğa sahip olduğunu düşündüğüm üst frekanslar tiz sevmeyen arkadaşlara fazla gelebilir. Vsd3'le aralarında çözünürlük farkı olmasa da miktar ve belirginlik olarak az bir farkla daha yoğun üstler.Vsd1'in karşısında da daha fazla parlatılmış ve daha üst midlere yapışık yapıdalar. Vsd1 bu bölgede daha kuru kalmaktayken daha başarılı bulduğumu belirtmek isterim bu bölgede.

    Diğer:Kulaklık sahne olarak enine geniş ve ferah yapıda. Ancak oldukça yoğun ve ve distorsiyonlu olan alt frekanslar sahnenin ferahlığını oldukça azaltmakta. Enstrüman araları sıcak hava ile dolu iken yoğun enstrümanlı kayıtlarda bu karakterdeki bir üründen pek de performans beklenmemeli zaten. Vsd3s'in karşısında sahne daha enine kurulmakta Vsd3s daha derin bir yapıda ve genel olarak daha stressiz çalmakta Vsd3s. Haliyle enstrümanları hem daha iyi ayırıyor hem de daha doğru konumlandırıyor. Ancak bu konularda iki ürününde pek başarılı olmadığını birbirleri arasında bile farkın oldukça az olduğunu belirtmem gerekir.
    Vsd1'ile karşılaştırdığımızda ise sahne daha yakına kurulmakta iken genişlik olarak pekde farkları yok. Ancak sahneyi Vsd2s'e göre uzağa kuran Vsd1 daha temiz bir sunum ile birlikte daha ferah bir ses alanına sahip oluyor. Haliyle de enstrüman ayrımı da daha rahat oluşmakta Vsd1'de.

    Genel:Genel karakteri koyu ve perdeli olan Vsd2s'in üstleri ise boğukluğu azaltmak için parlatılmış bir yapıda.Karakter olarak Vsd1 diğerlerinden ayrılmaktayken Vsd2s, Vsd3s ve Vsd5 birbirlerine benzer karakterdeler. Kalite olarak da Vsd2s'in diğer ürünlerden pek de farklı olmadığını bilmenizi isterim.
    Genel olarak çoğu kulaklık böyle olsa da Vsd serisinde dikkatimi çok çeken bir olay var. Kayıtlar genel karaktere zıt karakterde değilse ve eğer elinizde karşılaştırma yapacağınız denk veya daha üst bir ürün bir ürün yoksa eksikleri göstermeyen yapıda Vsd 1-2-3-5 serisi. Bu yüzden çoğu kullanıcıdan oldukça fazla olumlu yorum almakta bu kulaklıklar. Örneğin bu incelemeyi hazırlarken Spotify'dan bir parça dinledim acayipte keyif aldım. Hem kayıt kötü hem de Spotify olduğu halde yani. Demek istediğim teknik yönden bakınca yukarıdaki olumsuz yorumları yapmak elzemken, iş hobiden keyif almaya geldiğinde fazla kurcalamaya gerek olmadığıdır.
    Sonuç olarak ben de piyasa ürünlerinin yanında sadece Vsd2s'in değil bu serinin hemen hemen hepsinin f/p'sinin yüksek olduğunu düşünüyorum. Özellikle başlangıç için tercih edilebilecek ürünlerdir.



    Brainwavz M2
    ( 40$ )

    [​IMG]

    Bu fotoğraf alıntıdır.


    Yapı:
    Tek dinamik sürücüye sahip kasa metal alaşımlı bir malzemeden yapılmış oldukça sağlam bir izlenim bıraktı bende. Sabit kablo çoğu Brainwavz gibi oldukça sağlam durmakta.

    Konfor: Küçük kasa oldukça rahat bir kullanıma izin vermekte, kablonun az da olsa negatif etkisi mevcut olsa da rahatsız bir kulaklık diyemem açıkçası. Bence tek eksisi kasanın biraz ağır olmasıdır.

    Yalıtım:
    Dış ses yalıtımı uçtan çok etkilense de küçük kasadan dolayı çok da üst düzey bir dış ses yalıtımı olduğunu söyleyemem. Pfe 122 kadar diyebilirim.

    Bas:
    Baslar 1 tık önde ve kaynak ve kayıt yoğun baslı ise boğulma yaşanabiliyor. Bas'lar orta sertlikte ve çok derine inmiyor. Kalite yönünden iyi olsa da hızlı partlarda yavaş kalabiliyor. Midbaslar daha alt frekanslara göre daha başarılı.

    Mid:
    Karanlık yapıda kaybolmuyorlar, enstrümanlardan ziyade vokaller daha belirgin. Mid'de bir miktar perdelenme de mevcut ama yine de çoğu kullanıcı için fazlasıyla iyi diye düşünüyorum.

    Tiz:
    Basların güçlü olduğu bölümlerde az da olsa perdeleniyorlar. Çözünürlük biraz daha yüksek olabilirdi. Ancak genel itibari ile rahatsız etmeyen bir tiz sunumu çoğu için sorunsuz bir tiz sunumudur tahminimce.

    Sahne:
    Sahnesinin birazcık dar ancak enstrüman ayrımı dar sahneye oranla iyi sayılır. Sahne biraz daha geniş olsaydı hem sahne sıkışıklıktan kurtulur hem de kulaklık ciddi sınıf atlardı diye düşünmekteyim.

    Genel:
    Genel ses karakteri dengeliye oldukça yakın ve karanlık karakterde. Biraz tiz daha az bas ile tam dengeli denebilirdi. Doğallık yönünden de fiyatına göre başarısız diyemem. Fiyat bandında oldukça başarılı olduğunu düşündüğüm ürünlerden biridir M2.

    Geniş kapsamlı incelemesi için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.
    http://www.techno-fi.net/forum/konu/brainwavz-m2-inceleme.2715/



    Thermaltake Tt Esports Isurus ( 35$ )

    [​IMG]

    Yapı: Tek dinamik sürücüye sahip sert plastik malzemelerin kullanıldığı kasa, oldukça hacimli bir yapıda. Değiştirilemeyen kablo mikrofon aparatına kadar biraz kalın kalmakta ve orta sertlikte. Yine plastik kaplama kablo mat-kaymayan bir yapıda ve orta sertlikte. Altın kaplama I şeklinde jack mikrofonlu olmasından dolayı 3 çentikli. Sağlam veya değil diyemem ancak ürünün çok üst kalite bir görünüm sunmadığını belirtebilirim.

    Konfor: Kasa oldukça büyük dedim ama kulak kanalına doğru eğimli ve kısa kalmayan nozzle konforlu bir kullanıma imkan veriyor. Sony Hybrid uçlarla rahat bir kullanım deneyimi yaşadım açıkçası. Asimetrik kablo da konfor bakımından bir artı bence. Kulaktan çıkma - oynama gibi sorunları da yaşamadığımı belirteyim. Ancak kulağınızda olduğunu unutursunuz boyutlarında da değil rahatlık, kasa kulağa değdiğinden ötürü kendini pek unutturamıyor.

    Yalıtım: Düşük bir ses yalıtımına sahip ürün. Müzik çalarken pek sıkıntı yaşamasamda müzik çalmıyorken dış ses yalıtımı oldukça düşük seviyede. Pfe122-cx300'den kötü Panasonic Hje120'den iyi diyebilirim.

    Bas: Bas miktar olarak oldukça güzel bir yerde duruyor yani ne az derim ne de çok. Derine inme de roll-of da yaşatmıyor, genel karaktere gövde de katıyor. Yoğunluğu daha çok midbas tarafında. Orta sertlikteki alt frekanslar kontrol konusunda çok iyi iş çıkaramayabiliyor.
    Midbaslar biraz perdeli kalsalar da detay ve miktar olarak beğendiğimi ekleyeyim. Yine de çok kontrollü oldukları söylenemez.

    Mid: Vokaller ortada duruyorlar ve oldukça geniş alana yayılabiliyorlar. Bu da doğallığı negatif etkiliyor ve az da olsa yankılanma yapabiliyor. Midler çok steril değil ve genel olarak sesin üzerinde hafif bir perde de var denebilir.
    Üst midler de çoğu kulaklık gibi bayan vokalleri parlatabilip sbilance' a da girebilen bir yapıda. Ancak çok abartılacak bir miktar da değiller.

    Tiz: Orta sertlikteki tizler genel itibari ile belirginler ve yoğun üst frekansların bulunduğu kayıtlarda midleri taciz edebiliyorlar. Fiyat bandında pek rakip tanımasa da ben yine de eksiklerinden bahsedeyim. Çok detaylı tizlere sahip değiller bazı noktalarda fazla sivrilebiliyorlar. Ayrıca tepkileri de hızlı olmadığından perdelenme-yapışma gibi sorunlar yaşanabiliyor.
    Ama bu sorunlar 1000$'lık kulaklıklarda da yaşanabiliyor ve Kısaca kulaklık çoğu işi yaptığı gibi üst frekansları da fiyatının çok çok üstünde bir kalitede veriyor bence.

    Sahne: Bu karakterde bu fiyat etiketiyle bu kadar geniş sahne fazla olmuş bence :) Enstrüman ayrımı konusunda da çok kötüleyip nankörlük yapmak istemiyorum ama enstrüman ayrımı üst düzeyde değil. Az baslı veya parlak karakterde olmamasına rağmen sahnesinin ferah olması bu fiyata bulunmaz nimet.

    Genel: Genel karakter olarak dengeli, hafif koyu ve hafif sıcak karakterde bir kulaklık Isurus. Bir çok noktada ani sivrilmeler yaşatabildiğini de ekleyeyim. Bunu da dinamik aralıkta çok iyi iş çıkarmamasına bağlayabilirim herhalde. Genelde eksiklerinden bahsetsem de bu fiyata hiçbirşeyi çok kötü yapmayan bir kulaklık olmuş Isurus. Her ne kadar oyuncu kulaklığı diye lanse edilse de F/p oranının oldukça yüksek olduğunu düşünmekteyim. Çok yüksek sesle müzik dinlemiyorsanız, dış ses yalıtımının çok önemi yoksa rahat da edebilecekseniz bu fiyata bundan daha iyisi Şam'da kayısı açıkçası.



    Audio Technica Cks 90
    ( 100$ )

    [​IMG]



    Yapı:
    Tek dinamik sürücüye sahip kasa orta kalite bir plastikten üretilmiş ve bence biraz şekilsiz. Bir ara kasaya deneme amaçlı işkence etsemde herhangi bir hasar almadığını da ekleyeyim. Kablosu da jack da sağlamlık yönünden sıkıntısız gibi. Fotoğraftan anlaşılacağı gibi kablo değiştirilemiyor ve biraz daha ince olsa daha iyi olurdu.

    Konfor:
    Kasa yapısından dolayı şahsen hiç rahat edemediğim ürünlerden biridir cks90, ancak bu durumun herkes için geçerli olmadığı da unutulmamalı. Kablonun çok da negatif etkisi olmadığını da ekleyeyim.

    Yalıtım:
    Dış ses yalıtımı da vasat denebilir. Üst düzey de değil çok kötüde denemez. Uçlarında yalıtıma etkisi üst düzeyde.

    Bas:
    Bas miktar olarak fazla gerçekten, orta baslarda yoğunluk olsa da derin basları da yeterince verebiliyorlar. Sert baslara sahip olsa da çok kontrollü değiller. Ayrıca alt frekanslar çok temiz değil bir miktar perdeli de denebilir.

    Mid:
    Bu fiyat bandında normal bir durum olan mid tonundaki dijitallik dikkat çekebilir, diğer frekanslara göre geride ve ezik kalmaktalar. Üstlere doğru parlama bir miktar fazla. Sbilance sorunu olduğunu söyleyebilirim.

    Tiz:
    Tizler miktar olarak az değiller orta çözünürlükte ve hız olarak da vasat noktada. Sivrilme parlama gibi durumlar her zaman olsa da yaşanabilmekte.

    Sahne:
    Fiyat bandında ve basları yoğun olsa da kulaklık sahne yönünden enlemesine geniş ve bence bu büyük bir başarı. Tizlerden aldığı destekle o kadar bas' a rağmen boğukluk yaşanmıyor sunumda. Enstrüman ayrımı da kötü olmasa da yoğun bas ve tiz enstrümanların üstünü örtüp ayrımı duymayı zorlaştırabiliyor. Yanlış anlaşılmasın diye ekleyeyim fazla bas dar sahne bağlantısı yok ama genelde öyle olduğundan birbirine bağladım diyeyim.

    Genel:
    Bas severlere hitap eden cks 90 hem bas sever hem de düşük bütçeli kullanıcılar tarafından tercih edilebilir. Biraz şekilden biraz da üst frekanslardan eksi puan alsa da ilk defa bu fiyat bandına geçen kullanıcılar genelde memnun kalmaktalar.

    Geniş kapsamlı incelemesi için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.
    http://www.techno-fi.net/forum/konu/audio-technica-cks90-kulakiçi-kulaklık-İzlenimleri.1183/



    Ubsound Fighter (75 $)

    [​IMG]

    Yapı: 8mm'lik tek dinamik sürücüye sahip kasa oldukça hacimli bir yapıda. Kulağın oldukça dışına taşan kasa ağırlık yönünden de yeterince hafif. Kasa sağlamlık yönünden pek iç açıcı gelmedi bana açıkçası. Tabi uzun süreler kullanıp görmek lazım yine de. I şekilli 3 çentikli jack kibar ama sağlam izlenimini bıraktı bende. Kontrol mekanizması da mikrofon ve tek tuş bulunmakta. Yani ses ayar tuşları bulunmamakta. iPhone 6 ile parça kontrollerini sorunsuz ve oldukça kullanışlı olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

    Konfor: Kasa kulağın oldukça dışına taşmakta. Bu her zamanki gibi rüzgar sesi yönünden ve yatarak müzik dinlemeyi sevenler için eksi puan. Kablo düz yapıda ancak çok hafif olmadığından aşağı doğru bir tepkime mevcut. Mikrofonik etkide benim için kabul edilebilir sınırın üzerinde. Tek kurtarıcınız yaka klipsi olacaktır. Klips konforu arttırırken mikrofonik etkiyi de neredeyse sıfıra indirmekte.

    Yalıtım: Dış ses yalıtımı kullanılan uçlardan oldukça fazla etkilenmekte. Sony hibrit uçlar ile orta-üst seviye bir dış ses yalıtımından bahsedebilirim. Dış ses yalıtımı sizin için çok çok önemli değilse sorun yaşamazsınız bu konuda.

    Bas: Fighter' ın karakterinin özünde alt frekanslar bulunmakta. Her şartta, her koşulda yoğun ve darbeli basları duyulmakta. Oldukça koyu ve sınıfından kötü olmayan çözünürlükteki alt frekanslar baskafaları bile memnun edecek miktarda mevcutlar. Yeteri kadar derine inebilen uzayan yapıya sahip alt frekanslar hızlı kayıtları ve yüksek sesi sevmemekte. Yüksek seste bas miktarı da darbelenmesi de artarken kontrol de aynı oranda düşmekte. Belirginlik ve yoğunluk normal olarak üstlere doğruyken midbasta zirve yaptıktan sonra konum olarak daha uzağa yerleşmekteler.

    Mid: Midler baslara, özellikle de midbaslara oranla daha geride ancak genele baktığımızda özellikle de sınıfını göz önüne aldığımız da uzak geride tabirleri çok doğru olmayacaktır. Midbas bölgesi fazlasıyla yoğun olduğu için geride hissedilen enstrümanlar altlarında taciziyle perdelenmekteler. Genele baktığımızda da tonlaması da altlar gibi oldukça koyu ve kalın kalmakta. Üstlere doğru daha da uzaklaşan seslerde perdelenme artarken aynı zamanda da sbilance parlama gibi can sıkıcı sorunlarda azalmakta. Özellikle yüksek ses seviyelerinde dikkat çeken enstrümanların kontrolsüz sunumu normal dinleme seviyelerinde pek dikkat çekmemekte.

    Tiz: Kulaklığın en geride kalan bölgesi üst frekansları, fiyat bandındaki ürünlere bakarak daha yüksek çözünürlüklü ve daha yumuşak kalan üstler genel karakterden oldukça negatif anlamda etkilenmekte. Oldukça karanlık sunumun içinde kaybolabilen üst frekanslar yine hızlı bölümlerde kontrolü kaybedebilmekte.

    Diğer: Kulaklık midbas bölgesinden o kadar yoğun çalmaktayken ne enstrüman ayrımından ne de sahneden bahsetmek yersiz olsa da kulaklığın sahnesi enlemesine yeteri kadar açılmakta. Ancak enstrümanların üzeri perde ile örtülü ve her yerde mevcut olan bas enstrüman ayrımını oldukça zora sokmakta.

    Daha açıklayıcı olması açısından oldukça popüler ürünlerden bir kaçı ile kıyaslamam gerekirse;

    Ubsound Fighter & Vsonic Vsd3s
    Vsd3s'i yapı ve konfor ve dış ses yalıtımı yönünden daha başarılı buldum. Ses konusunda ise Vsd3s Fighter'ın yanında daha renkli ve daha açık karakterde kalmakta. Zaten Fighter o kadar koyu ki elimde bulunan diğer bütün kulaklıklar daha açık karakterde kalıyor. Bas bölgesi koyuluk olarak geride olmasa da miktar ve vurgu olarak daha az . Vsd3s frekans gruplarını miktar olarak daha dengeli sunarken de bir yandan da daha renkli kalmakta. Özellikle üstler Fighter'a göre oldukça belirgin kalmakta. Vsd3 sahneyi daha yakına kurarken vokalinin yakınlığıyla birlikte üstlerinin de belirginliği rakibi karşısında oldukça agresif karaktere bürünmekte. Enstrümanlar Vsd3s'de daha net ve seçilebilir kalmakta. Kalite olarak birbirlerine çok uzak ürünler değiller, özellikle bas ve tiz beklentisi seçiminizi etkilemeli.

    Ubsound Fighter & Havi B3 Pro1
    Yapı kalitesi olarak birbirlerine çok yakın ürünler. Kablo kalitesi ve kullanım rahatlığı yönünden tercihim Fighter olacakken kasa kalitesinde Havi bir tık daha sağlam görünmekte. Dış ses yalıtımı ve konforda da tercihim Fighter olacaktır.
    Ses bakımından da oldukça zıt ürünler. B3pro1 Fighter' dan sonra çok daha açık karakterde cılız ve parlak bir sunuma sahip. Özellikle üst frekansları oldukça yoğun olan B3Pro1'in rakibine göre oldukça fazla güce ihtiyaç duyduğu da bir gerçek. Genel çözünürlük, enstrüman ayrımı ve sesin netliği bakımından B3Pro 1 oldukça öne çıkmakta. Havi alt frekanslarda fazlasıyla güçsüz ve derinlere doğru roll off' a uğramaktayken Fighter ise bu bölgeyi gereğinden fazla yoğun ve darbeli sunmakta. Fighter'ın alt baslarda kesintiye uğrama sorunu yok. Üst midleri parlak ve belirgin olan B3 pro1 rakibine göre sbilance'a daha yatkın.
    Teknik olarak B3Pro1 oldukça önde iken çok daha kolay sürülmesi ile birlikte yoğun bası ve koyu sunumu ile fighter tercih edilebilir.

    Ubsound Fighter & Fiio Ex1
    Fiyatları birbirine yakın olsa da yapı kalitesi bakımından Ex-1'i daha başarılı buldum. Daha az mikrofonik etkiye sahip kablosu Fighter' ın yassı kablosuna göre daha kolay karışabilmesi dışında her konuda tercih sebebim olacaktır. Konfor bakımında iki üründen de pek şikayetim olmasa da Fiio .ex-1 az bir farkla tercih sebebim olacaktır.
    Ses konusuna tepeleme bakarsak Ex1'de diğer ürünler gibi oldukça açık karakterde kalmakta. Bas miktarı Fighter' a oranla oldukça geride olan Ex-1'in genel olarak çözünürlük yönünden çok daha önde olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Ex-1 rakibinden sonra kuru ve cılız gelse de tonlama yönünden daha doğru, daha detaylı ve daha perdesiz bir sunuma sahip olduğunu anlamak zor olmadı benim için. Bas bölgesi de yine oldukça yoğun olan Fighter' ın bence tek artısı sub basları daha yoğun sunmasıdır. Alt frekanslarda da kontrol, detay, ayrım ve çözünürlük olarak Ex-1 önde. Üst frekanslara baktığımızda da daha belirgin ve daha kontrollü kalan Ex1'in Fighter' dan sonra daha yorucu geldiği de bir gerçek. Teknik olarak önde olsa da özellikle bu sınıfta alt frekans beklentiniz tercih sebebiniz olmalı.

    Genel: Aklımdayken belirteyim ürünü en az yarım saat dinlemeden yorumlamayın, kendinizle çelişirsiniz. Hatta koyu sunuma sahip kulaklıklara alışık değilseniz ilk bir hafta hiç konuşmayın derim. Burn-in' den etkilendiği kadar beyninizin de alışmaya ihtiyaç duyduğu yapıda bir ürün Fighter. Ayrıca siz nasıl yorumlarsınız bilmiyorum ama Ubsound Fighter' da enstrüman ayrımı ve çözünürlüğe 1-2 tık eklediğinizde ses bakımından muadillerinin 1000$'ın üzerinde bir liste fiyatı olduğunu rahatlıkla söyleyebiliyorum. Sonuç olarak oldukça baslı, koyu ve yoğun sunuma sahip Fighter'ın özellikle bas sever arkadaşları oldukça memnun edeceğini düşünüyorum. Ancak analitik sunum veya tekniğe takıntılı arkadaşlarda arkalarına bakmadan kaçabilirler.



    Apple EarPods
    ( 30$ )



    [​IMG]

    Bu fotoğraf alıntıdır.



    Yapı: Tek dinamik sürücüye sahip parlak plastikten üretilmiş garip şekilli kasa, benzerleri gibi oldukça sağlam. Sabit kablo orta sertlikte ama biraz kalın bence. Yapıdaki en büyük eksi puan bence kablonun beyaz olması onu orjinal renginde tutmak büyük emek istiyor. Mikrofonun ve kontrol tuşlarının olduğu alan ise oldukça şık ve kullanışlı.

    Konfor:
    Yine benim rahat edemediğim kulaklıklardan biridir Earpods. Hatta yarım saatten uzun süreli kullanımlarda kulağımda ağrı da oluşuyor açıkçası. Yine tekrar edeyim bu rahatlık çok öznel bir başlık memnuniyet veya memnuniyetsizlik kişiden kişiye çok fark eder. Kablosu da vasat bir kullanım rahatlığı sunmakta.

    Yalıtım:
    Şeklinden de anlaşılacağı üzere kulaklıkta yalıtım yok telefon görüşmelerinde ne kadar büyük artı ise ana konumuz olan müzik dinlemekte de o kadar eksi haliye.

    Bas:
    Derin baslardan ziyade orta ve midbası yoğun ve gövdeli veren yapıdalar. Sert olsalarda çok da kontrollü oldukları söylenemez. Renk olarak da oldukça koyu yapıdalar. Ben bu koyu bas muhabbetini parlak iphone basını bastırmak için yapıldığını düşünüyorum.

    Mid:
    Midler oldukça gövdeli ve yine koyu tonda ama bu fiyat bandında karşılaştığımız genel sorun metaliklik de göze çarpıyor. Çok anlatılacak birşeyi olmasa da bu kulaklığın gövdesini seviyorum açıkçası. Detaydan ziyade kayıtdaki hataları da örtebilecek bir yapıda sesleniyor ürün.

    Tiz:
    Parlaklığı genel karakterin koyuluğu ile örtülüyor, rahatsızlık vermiyor ve fiyat bandına bakarak çözünürlük oldukça iyi seviyelerde.

    Sahne:
    Kulaklığın sahnesi geniş olmasa da açık tipte kulalık olduğundan sahne algısı oldukça güzel. Earbud'ları genelde bu sahne yapısından dolayı çok seviyorum şahsen. Ancak sahne gerçekte geniş olmadığından enstrüman ayrımı çok iyi değil. Enstrümanlar birbirine yakın ve özellikle kötü kayıtlarda darboğaz yaşanabiliyor.

    Genel:
    Aslında bu kulaklığı hiç dinlemedim daha doğrusu zaten çok az kullandığım bir kulaklık ve kullanırken ya müzik dinledim ya da video vb. ( Kulaklığı dinlemek derken ne demek istediğim anlaşılmıştır sanırım ) O yüzden burada sallama oranım yüksektir onu da ekleyeyim :)
    Kulaklık derin baslar hariç herşeyi vermeye çalışıyor midbas yönü baskın olmak üzere dengeli yapıda denebilir. Gövdesi çok büyük bir artıyken dış ses yalıtımının olmaması çok büyük eksi. Yalnız yalıtımın olmaması da kulaklığa ses açısından sınıf atlatıyor gerçekten. Niye eksi diyorsun derseniz de müziği sıfır dış sesli ortamda dinlemek gerektiğindendir derim. Bir önceki nesile göre de ses kalitesinde ciddi bir ilerleme kaydedilmiş.



    Jbl J46bt ( 79$ )

    [​IMG]


    Yapı: Fotoğraftan da görüleceği üzere kasa oldukça büyük boyutlarda. Kulağın oldukça dışına taşan kasa hem rüzgâr sesi yapabilmesi hem de benim gibi yatarak müzik dinleyen kullanıcılar için rahatsız edici olabilmekte. Tek dinamik sürücüye sahip kasa oldukça da sağlam bir yapıda. Pilli bir ürün için ağır demek ne kadar doğru bilmiyorum ama yine de biraz da ağır :)) Kablo bildiğiniz gibi sadece 2 kulaklık arasında yani 3.5mm jack’a sahip değil, haliyle de bu ürünü sadece bluetooth teknolojisi ile kullanılabilmekte.

    Kablosuna baktığımızda ise yeni moda yassı yapıda ve oldukça sağlam görünmekte. Garip ve benzersiz şarj mekanizması ise pek hatta hiç kullanışlı değil. Micro usb kablo ile şarj olmaması da çok büyük eksi bence. Ürünü çok uzun süreler kullanmasam da pilinden şikâyetçi değildim açıkçası. Çok yüksek sesli müzik dinlemiyorsanız sürekli kullanımda 5 saat gibi bir süreye yaklaşacaktır sanırım. Bağlantı Bluetooth 4 protokolünü kullandığı için telefon veya tabletinizin de şarjını bitirir diye korkmayın. Kablolu kulaklıkla dinlemekten pek de farklı bir güç tüketimi mevcut değil ürünün. Bağlantı kalitesi ise sorunsuz diyebilirim yalnız manyetik alanlarda bağlantı kalitesi oldukça düşüyor. Örneğin alışveriş merkezinde yürürken telefon cebimdeyken birkaç kere bağlantı kesintiye uğradı. Sonra fark ettim ki hep aynı yerlerde kesiliyor, dediğim gibi bağlantı kalitesi dış etkenlerden fazla etkilenebiliyor.

    Konfor: Kasa büyük, ağır ve kulağın oldukça dışına taşmakta ve çok rahat kullanım sunduğunu söyleyemem. Ancak rahat olmamasının belki de en büyük nedeni büyük nozzle ve kısa kablo bence. Daha açıklayıcı olarak örnek vermem gerekirse Ultimate Ears Triple Fi 10’dan daha rahat bir kulaklık olmadığını söyleyebilirim. Benim kablodan en büyük şikâyetim kısa olması ve sabitlenememesidir. Kısa derken devamlı sağa sola kayan bir kablo can sıkıcı olmakta haliyle. En büyük rakibi Jabra Rox’un mıknatıslı çözümü göze güzel gelmekte ancak kullanıma etkisi ne oranda bilmiyorum açıkçası.

    Yalıtım: Büyük noozle’ın kulağa uyguladığı baskıya rağmen çok üst düzey bir dış ses yalıtımından bahsedemiyorum. Cx300 ve Vsonic Vsd, Westone Wx ve Earsonics Sm xx serisinden az, Pfe 122 veya Klipsch S4ii 2’den iyi diyebilirim dış ses yalıtımı başarısına.

    Bas: Bas miktar olarak bir tık fazla ve oldukça geniş alana sahip. Derine inmede problemi olmasa da çoğu kulaklık gibi midbas bölgesinde yoğunlaşmakta. Çözünürlük olarak oldukça iyi iş çıkaran alt frekansların tonlamanın metalik olması haricinde pek de şikâyet edilecek bir tarafı yok açıkçası. Mid’lere yaklaştıkça enerjilerini kaybetseler de çözünürlüğün iyi oranda kalması başarılı bence. Vsd3s / Vsd5 kalitesinde bir orandan bahsedebilecekken onlardan daha yüksek çözünürlüklü miktar olarak da bir tık daha az diyebilirim. Tonlama olarak da Vsd serisini daha başarılı bulmaktayım.

    Mid: Diğer frekanslara oranla daha geride kalmaktalar ve diğer frekanslar tarafından kayıttaki duruma göre taciz edilmekteler. Tonlamada ki metalik / dijitallik midlerde de devam etmekte maalesef. Fiyat bandında detaylı midlere sahip olduğunu söyleyebilirim. Ses rengi avantaj olsa da nispeten uzak kalan midler detayı çok daha az duyurabilirdi. Üstlere doğru enerji ve canlılık artmakta. Ses rengi de daha çok açılınca sbilance ve parlama kötü kayıtlarda kendini rahat gösterebiliyor. Bu nokta kulaklığın en baskın olduğu yer olduğundan kulaklığın genel karakterini oldukça açmakta. Kısaca mid bölümü 100$ altı kulaklıkların çoğundan daha detaylıyken doğallık olarakda çok da kötü yerde değiller. Vsonic Vsd1, Brainwavz m3 gibi kulaklıklardan sonra oldukça dijital kalmaktayken Ostry kc06 veya Vsonic VSD5'den sonra pek de sırıtmayacak bir tonlamada midler.

    Tiz: Üst midlerden başlayan yükselme tizlerde de devam etmekte. Oldukça parlak renkte ve yine metalikler. Midleri fazlasıyla taciz edebilecek kadar oldukça geniş alana yayılabiliyorlar. İyi uzayan tizler aynı zamanda da hızlı bölümlerde kontrolsüzde kalabiliyorlar.
    Hoparlörler de dahil olmak üzere bir çok bluetooth özellikli ürün kullandım veya denedim. Bluetooth özellikli cihazlarımın çoğunda üst mid / tiz bandında ciddi çözünürlük düşüklüğü ve kabul edilebilir sınırın çok üstünde distorsiyon duydum. Bu cihazda ilk dikkat ettiğim nokta buydu ve inanılmaz oranda başarılı bulduğumu rahatlıkla söyleyebilirim o konularda. Hatta bu yüzden kablosuz teknolojilere ilgim de arttı açıkçası. Bir Ostry Kc06 veya Pfe112'nin başarısına yaklaşamasada fiyat bandında çözünürlüğü ile başarılı üst frekanslara sahip olduğunu düşünmekteyim. En büyük sorun yine tonlaması ve bir çok kişiye miktar olarak fazla gelebilecek oranda olmasıdır.

    Sahne : Sahne enlemesine yayılmış bir yapıda enstrüman araları çok boş olmasa da fiyat bandında sıkıntısı yok. Çözünürlüğü iyi sahnesi ise oldukça ferah bir yapıda j46bt. Bluetooth’ dan mıdır nedir bilmiyorum ama kulaklığın metalik ses rengi haricindeki en çok sevmediğim yeri de arka planı oldu. Arka plan yeterince karanlık /sessiz değil. Bu aynı zamanda enstrüman ayrımını azaltan en büyük etkenlerdendir. Arka planın ne demek olduğunu soran olursa çok çok kabaca şöyle örnek vereyim. Sessiz bir ortamda müzik dinlemek mi gürültülü bir ortamda müzik dinlemek mi? Kısaca arka planın karanlık olması kalitedir :)

    Genel:
    Genel karaktere bakarsak üstlerin belirginliği ile parlak ve soğuk tabirleri yanlış olmayacaktır. Tabi ses kalitesi yönünden bir 70$’lık Ostry Kc06 veya 50$’lık Vsonic Vsd1’e değişmem ancak 100$ altı o kadar kötü kulaklık varken ve şu an 50$ gibi bir fiyata bulunabilirken Jbl J46bt benim gözümde f/p’si yüksek bir ürün olmakta. Ancak karakteri itibari ile yorucu ve rahat bir kullanım sunmadığı da unutulmamalı.



    Brainwavz R1
    ( 50$ )

    [​IMG]


    Yapı: Plastik kasa sınıfına göre hafif ve sağlam bir yapıda. Elimdeki üründe çoğu Brainwavz gibi kablo oldukça sertleşmiş durumda. Kablo için ince veya kalın diyemiyorum normal kalınlıkta. Çift çentikli L tipi jak da oldukça sağlam görünmekte. Y ayrımı doğru noktada ve boğaz da birazcık uzun yapıda. Kısaca kablosunun sertliği haricinde yapı olarak herhangi bir sorunu yok diyorum.

    Konfor: Sertleşmiş kablosunun haricinde bir şikâyetim olmadı açıkçası. Hatta kasa yapısının ve uzun boğazın da desteğiyle sınıfındaki çoğu kulaklıktan rahat bir kullanım sunduğunu söyleyebilirim. Bence kablo da bir de hafızalı bölüm olmalıydı.

    İzolasyon: Kötü bir izolasyona sahip diyemem ancak dinamik sürücünün ihtiyacı olan delikle birlikte dış ses izolasyonundan çok da üst düzey bir beklentiniz olmasın. Sıralamada ortalarda diyebilirken, Panasonic hje120’ den çok iyi, Phonak Pfe132’den bir tık daha iyi diyebilirim.

    Bas: Gövdeli ve yumuşak. Oldukça geniş alana yayılırken fazlasıyla uzayıp karışabiliyor. Genel karakterde en belirgin bölge net olarak bas bölgesi ve baslı kayıtlarda genel karakteri gövdelendiriyor. Bas sunumu oldukça yakınken hızlı kayıtlarda çuvallayabiliyor. Tatlı subwofer havasındaki bas sunumu ile tercih sebebi olabilir.

    Mid: Biraz fazla dijital kalmakta. Vokal ayrımı az ancak sınıfına göre belirginliği ve durduğu yer kötü değil. Bir ton açık vokalden bahsedebiliriz, özellikle bayan vokaller biraz fazla parlayabilir. Midlerden yukarı doğru çıktıkça gövde fazlasıyla azalıp ton da açılmakta. Mid basların altında ezilse de geri demek istemiyorum ancak uzaklık ve sıkışıklık mevcut. Midlerin alt frekanslardan çok etkilenmesi karakterini değiştirebilmekte kayıta göre.

    Tiz: Biraz fazla sert ve dar alanda çalıyor. Çözünürlük düşük. En yüksekler en iyi ama genel tiz için kötü demek gerekir. Tonlama biraz daha koyu kalabilseydi çok daha iyi olurdu. Elektronik alt yapılı müziklerde sorun çıkarmadığını da ekleyeyim.

    Diğer: Sahne yoğun alt frekanslara rağmen geniş ve ferah ancak özellikle bastan dolayı enstrüman ayrımı oldukça zor gerçekleşiyor. Yine de sınıfına ve karakterine bakarak kötü iş çıkarmadığını düşünüyorum bu konularda. Çok önemli bir konu da sbilance sorunu ki bu konuda oldukça başarılı bence. Kayıttaki sbilance’ı verse de sbilance sorunu olmadığını düşünmekteyim.

    Genel: R1 için çok söylenecek bir şey yok. Giriş seviyesi bir kulaklık arayan bas sever arkadaşlar için uygun fiyatlı bir çözüm olabilir. Rahat kullanımı da oldukça büyük bir artısı.Klasik,rock/metal türlerinden ziyade elektronik alt yapılı müzikler dinleyen arkadaşlara tavsiye edebilirim R1’i.



    Klipsch Image S4i II
    ( 99$ )

    [​IMG]


    Yapı: Tek dinamik sürücüye sahip kasa oldukça hafif bir yapıda. Noozle kulak içi yönünde eğimli, filtre ise oldukça geriye konumlandırılmış nedense. Ürün hafif olduğu kadar da narinmiş izlenimi de bıraktı bende. 3 çentikli altın kaplamalı jack I şeklinde ve fazlasıyla sağlam görünmekte. Kontrol mekanizması oldukça şık ama biraz büyük o kadar büyük olmasının bir anlamı yoktu bence. Kablo yassı yapıda karışma sıkıntısı yok ve oldukça hafif. Kasadan çıkan gerinim önleyiciler biraz fazla nazik durmakta ama sağlamlık yönünden nasıldır birşey diyemiyorum çünkü elimdeki ürünü inceleme için açtım ve geri gönderiyorum. Sağlamlık yönünden ürünü yorumlamak için biraz daha uzun süreler kullanmak lazım.

    Konfor: Kasa kulağın oldukça dışına taşmakta, neredeyse noozle hariç bütün kasa kulağın dışında ki bence bu hem rahatlık yönünden hem de rüzgar sesi yönünden eksi puan. Ancak onun haricinde konforu etkileyen kötü bir yanı da yok. Kablonun yapısı ve ürünün hafifliği de S4i II'nin artısı. Bir Pfe serisi rahatlığı beklenmese de jvc fx serisinden daha rahat ettiğimi söyleyebilirim. Aklımdayken kutu içeriğindeki en büyük ucun bile benim kulağıma küçük geldiğini ekleyeyim.

    Yalıtım: Dış ses yalıtımı vasat ürünün. Tabi bu ürün Apple ürünleri için dizayn edilip mikrofonlu olduğundan konuşma yapanları da düşünmüş olabilirler yüksek dış ses izolasyonuna sahip ürünlerle telefon görüşmesi yapmak anlamsız ve rahatsız edici olacaktır. Tabi bizim için önemli olan müzik ise dış ses yalıtımı sizin için önemliyse uzak durabilirsiniz. Hifiman re serisi ve Vsonic Vsd serisinden geride Jvc Fx serisi kadar bir dış ses yalıtımıdan bahsedebiliriz. Yalnız bir earpod kadar da kötü değil yanlış anlaşılmasın. Kabloyu sabitlemezseniz de mikrofonik etki rahatsız edici boyutlara ulaşabilir.

    Bas: Bas bölgesi frekans yoğunluğu olarak en baskın bölge. Derine inme konusunda oldukça cimri olsa da midbas bölgesi oldukça belirgin. Ancak kulaklığın baskafa diye tabir edilen kitleye de hitap etmeyeceği unutulmamalı yani çok yoğun bir bas üretimi yok kulaklığın. Çok sıcak olmasa da oldukça koyu renkte ve vasat çözünürlüklü alt frekanslar aynı zamanda da oldukça sert yapıdalar. Bu sertliğin kontrole katkısı olsa da çoğu dinamik sürücülü kulaklık gibi tepkilerde gecikebiliyorlar. Tonlamanın fiyat bandında bile biraz dijital kalması ise eksi puan benim gözümde.

    Mid: Orta frekansların benim gözümdeki artısı çok geride olmamalarıdır. Ancak fiyat bandında düşük çözünürlük ve metalik tonlamada eksi puan haliyle. Enstrümanlar birbirine oldukça yakın ve yoğun enstrümanlı bölümlerde midler alt frekanslar tarafından ezilebiliyorlar. Vokaller uzak değiler ancak enstrümanlardan da yeterince ayrılamayabiliyorlar. Üstlere doğru parlaklık artmakta. Bu açılma sbilance'a yatkınlığı arttırsa da genel sunumun koyu olması ve buradaki perdelenme sbilance sorunu yok dedirtebilir.

    Tiz: Tizler parlatılmış bir renkte ancak miktar olarak çok değiller. Parlak üst frekanslar kulaklığı boğuk sunumdan kurtarsa da çözünürlük düşüklüğü fazlasıyla dikkat çekmekte. Yavaş, metalik ve perdeli sunumdan da bahsedilebilir. Ayrıca bu frekans grubunda ayrım neredeyse yok ki bu da oldukça eksi puan benim gözümde. Fiyat bandında daha iyi iş çıkarabilirdi.

    Sahne: Sahne enine bir miktar geniş olsa da enstrümanlar birbirine oldukça yakın çalıyorlar. Özellikle sert ve dolgun olmayan baslar sahneyi ferahlatmakta. Kayıttaki herşeyin ortada toplanması da karışıklığa yol açabiliyor. Ayrıca bir dinleyici sahnesine ferah diğeri basık/boğuk diyebilir bunun nedeni kayıttaki yoğunluktan kaynaklanmasıdır. Yani 1-2 enstrüman monitörlerken ferah çalan kulaklık 4-5 enstrüman + vokalle birlikte sunumu strese sokabiliyor. Derinlemesine sahne ise neredeyse yok ve bu bazı kullanıcılar için ciddi sıkıntı doğurabilir. Ecnebilerin imaging dediği şeyi arayanlara çok uygun bir kulaklık olmadığını söyleyebilirim.
    Kulaklığı daha iyi kafanızda canlandırabilmeniz için birkaç karşılaştırma yaparsam ;

    Vsonic Vsd3s
    S4i II'den sonra daha renkli bir kulaklık hissiyatı yaratmakta. Bas miktarı oldukça yüksek ve altları çok daha dolu dolu çalmakta. Çözünürlük olarak daha iyiyken basları da oldukça yumuşak yansıtmakta. Klipsch'in en büyük artısı da daha kontrollü ve diğer frekansları daha az taciz eden bas yapısıdır.
    Midler hemen hemen aynı oranda olsalarda Vsd3s'in çözünürlük ve daha geniş alanı kullanmasının artıları var. Üst frekanslarda ise vsd3s'in miktar olarak fazlalığı göze çarpmakta. Ayrıca yine daha fazla alana yayılıyorlar ve daha parlak yapıdalar. Bazı kullanıcılar daha sakin çalan Klipsch'e yönelebilir.

    Sony Ex-50lp
    Sony ile aralarında ciddi fiyat farkı olsa da, kısaca farkları belirtmek yararlı olacaktır kanımca. Öncelikli fark ses renginde Sony tizlerinin bolluğu ile oldukça açık karakterde kalmakta, tonlamada da dijitalliği çok daha fazla belli etmekte. Tonunun açıklığı, daha kontrolsüz çalması üstlerin fazla agresifliği ile kabaca karşılaştırılacak pek bir tarafı yok bu iki ürünün. Hemen hemen her konuda Klipsch üstün kalmakta.

    Havi b3proI
    Havi tizlerinin desteğiyle daha açık karakterde ve oldukça agresif kalmakta Klipsch'i yanında. Çözünürlük ve enstrüman ayrımında da Havi bir hayli önde. Çok daha kolay sürülebilmesi ve daha dingin karaktere sahip olması da Klipsch'in artıları. Havi'nin midlerdeki metalikliği eksi iken Klipsch'inde genel çözünürlük düşüklüğü eksisi. Hedef kitleleri tamamen zıt ürünler olduklarından daha fazla uzatmama gerek yok sanırım.

    Genel: Öncelikle bu ürün Klipsch gibi bir dünya devinin giriş seviyesi kulaklığı. Odyofillere hitap etmesinden ziyade bir iPhone/iPad aksesuarı gözüyle bakmak daha doğru olacaktır. Kaliteli telefon görüşmeleri yapabileceğiniz herkese hitap eden bir ses karakterine sahip ürün S4i II. ( Herkese hitap etmekten kastım, bası az değil tizi çok değil vb. ) Genelde uzakdoğunun F/p ürünlerine meraklı kitleden ziyade Klipsch'in hitap etmek istediği kullanıcı kitlesinin memnun kalacağını düşündüğüm bir ürün çıkmış ortaya. Kız arkadaşınıza güzel bir hediye olabilir..



    T-Peos H-100ii
    ( 65$ )

    [​IMG]


    Yapı: 1 dinamik 1 dengeli armatür sürücü barındıran metal alaşımlı kasa, fiyat bandındaki çoğu ürüne göre oldukça sağlam. Kablo ve jack kalitesini de oldukça beğendiğimi ekleyeyim.

    Konfor:
    Oldukça rahat, kablosunun da negatif bir eksisi yok. Rahatlık bakımından beğendim açıkçası.

    Yalıtım:
    Tıpa görevi görse de çok üst düzey bir yalıtımdan bahsedemem ama bir cx300'den aşağı da olmadığını söyleyebilirim.

    Bas:
    Genele bakarsak baslar az gibi ancak kayıt baslı ise coşuyor gerçekten. Ben baslarını az bulmamakla beraber oldukça derine inebilen ve uzayan bas yapısından dolayı beğendim açıkçası. Ancak sert bas arayanlar sevmeyebilir tabi.

    Mid:
    Midlerde ilk dikkatinizi çekecek nokta gövdesizlikleri olacaktır. Oldukça parlak ve cılız bir mid sunumu var, vokallerin durduğu yer iyi olsa da tonlaması fazla parlak ve sivirilmeler mevcut maalesef.

    Tiz:
    Tiz bandı da midler gibi parlak yapıda. Oldukça belirgin ve agresif yapıdalar. Fiyat bandında çözünürlük kötü olmasa da daha iyi olabilirdi. Ya da en azından bu kadar belirgin olmasına gerek yoktu diyeyim.

    Sahne:
    Sahneyi enlemesine oldukça yayılmakta, bu karakterde ve bu çözünürlükte başka da birşey beklenmezdi zaten.

    Genel:
    Herkese hitap etmeyen agresif ve parlak bir sunuma sahip. Hibrit tasarımından kaynaklanan bas sunumu ise oldukça marjinal. Bu kulaklığı kısaca Cowon Eh-2'nin kırpılmışı olarak tanımlarsam oldukça doğru bir yorum olur sanırım. Kulaklığın en büyük eksisinin tonlaması olduğunu düşünmekteyim.



    Sony Ex-82
    ( 15$ )

    [​IMG]



    Yapı: Benim için şekilsiz bir kasa ama oldukça dayanıklı bir ürün. Yaklaşık 6-7 yıldır ortalarda gezer hala taş gibi. Kablosu ince ama biraz sert bir yapıda ve dediğim gibi oldukça sağlam duruyor.

    Konfor:
    Bu kasalarda ( bazı Ath'ler de kullanıyor ) ben rahat edemiyorum açıkçası bu tip kasalardansa cx300 tarzını tercih ederim. Asıl tercihim Westone 3-4 vb. kasa tipidir bu arada. Kablonun az da olsa mikrofonik etki haricinde negatif bir yanı yok.

    Yalıtım:
    Yalıtım olabilecek en alt seviyede bir earpods olmasa da Hje-120 gibi diyebilirim.

    Bas:
    Basların yoğunluğu daha çok midbas tarafında. Pek derine indikleri sub basları öne çıkardıkları söylenemez. Ancak kontrol olarak başarılı ve tonlamasını oldukça beğeniyorum.

    Mid:
    Midler baskın olmasa da vokallerin öne çıkıp ayrılması gerçekten kulaklığa çok ayrı bir hava katıyor. Çözünürlük olarak sıkıntısı olmasa da midleri bir miktar geride ve perdeli Ex-82'nin. Üstlere doğru da çatlayıp sbilance' a yol açmaması ayrı bir başarı bence.

    Tiz:
    Tizler biraz sert biraz dar alandan geliyorlar. Ayrıca uzama sıkıntısı ile birlikte biraz da yavaşlar. Yine de gereksiz öne gelmemesi, parlamaması yeterli çözünürlükte olmaları bu fiyat bandında bulunmaz nimet gerçekten.

    Sahne:
    Sahne olarak çok bir şey vaat etmesede enstrüman ayrımı iyi bir noktada. Enstrümanlar üst üste binme sorunu yok denebilir. Yine de üst düzeydeki kulaklıklarla karıştırılmamalı tabi.

    Genel:
    Belirgin baslara sahip oldukça dengeli bir kulaklık olduğunu düşünüyorum ve orjinalini bulursanız kesinlikle tavsiye edeceğim ürünlerdendir Ex-82.



    Sony Ex-300
    ( 20$ )

    [​IMG]

    Bu fotoğraf alıntıdır.


    Yapı: Basit ve alışılagelmiş tasarımın dışına çıkmış bir kasa. Kablo ince ve çok dayanıklıymış hissiyatı yaratmadı bende.

    Konfor:
    Küçük hafif ve kulağa temas etmeyen kasa aslında rahat bir kullanım sunsa da çok rahat bir ürün denemez. Kasanın kulağın çok dışında kalması eksi puan. Kablosunun da herhangi bir eksisi yok rahatlığa. Rüzgar sesinden müzik dinleyemeyebilirsiniz.

    Yalıtım:
    Yalıtım oldukça alt seviyelerde, hje120 kadar diyebilirim, cx300'den kötü.

    Bas:
    Bas miktar olarak fazla dolgun ve gövdeli bir sunumdan bahsedebiliriz. Çözünürlük düşük olsa da tonlaması güzel. Biraz daha temiz basa sahip olsa daha iyi olurdu.

    Mid:
    Mid merkezli bir kulaklık değil ancak koyuluğu çok da geride eziliyor hissiyatı yaratmamakta. Ex82'den çok da farklı bir ürün değil zaten.

    Tiz:
    Tizler bir miktar yavaş ve çözünürlüğü düşük olsa da rahatsız etmeden fazla parlamadan çaldıklarından fiyat bandında başarılı buldum ben.

    Sahne:
    Sahnesi dar enstrüman ayrımı vasat. Bu fiyat kategorisinde ve karakterdeki ürünlerden çok birşey beklenmemeli zaten.

    Genel:
    Eğlenceli bir kulaklık bazı walkman'lerin yanında da çıkabiliyor. Fiyat bandında başarılı bulduğum ürünlerden karakteri size ters değilse ve kasa rahatsız etmeyecekse gözü kapalı alınabilecek bir ürün ex300.



    Monster UrBeats By Dr.Dre
    ( 129$ )

    [​IMG]
    Bu fotoğraf alıntıdır.

    Yapı: Kasa metal alaşımlı ve tank gibi diyebilirim. Kablonun çok sağlam olmadığını düşünsemde sorun çıkarır da diyemiyorum. Yapı olarak tek eksisi bence kasanın ağırlığıdır.

    Konfor: Ağır kasa çok rahat bir kullanım sağlamasa da kulağınıza oturuyorsa tıpa görevi görebiliyor :) Kablo ile oldukça konforlu olsa da biraz mikrofonik etki mevcut. Nozzle biraz kalın olduğundan kulak içiniz küçükse sıkıntı yaşayabilirsiniz.

    Yalıtım: Tıpa görevi gördüğünden oldukça iyi bir ses yalıtımı sağlanıyor. Cx300 - Ep-630'dan bir tık daha iyi.

    Bas: Baslar koyu tonda ağırlığı ortalarda olsa da derine de inebilen midbasları da yeterince veren yapıdalar. Çözünürlük düşük ve kontrol orta seviyede olsa da baslar daha bir serte kaçan yapıdalar.

    Mid: Olması gerekenden koyu tonda ve detay oldukça alt seviyede. Kulaklığın çözünürlüğünün düşüklüğü burada kendini çok belli ediyor. Üstlere doğru çatlama olsa da koyu sunum bunu gözünüze sokmuyor.

    Tiz: Üst frekansların rahatsız etmemesi dışında hiç bir özel yanı yok. Hemen hemen herşeyi vasat yapıyorlar. Bazıları için artı ise rahatsızlık vermemesidir diyebilirim.

    Sahne: Kulaklığın sahnesi dar ancak derinliği kötü değil. Enstrümanlar arasındaki hava az olduğundan üst üste binme karışma yaşanabilir.

    Genel: Özellikle elektronik alt yapılı müzik dinleyenler için kulaklığın koyu karakteri kendini sevdirebilir. Ancak bu koyuluk başarısızlığı örttüğü gibi iyi yapması gerektiği şeyleride örtmekte. Zaten koyu olup yüksek çözünürlüklü olsaydı en az 5 katı fiyat isterlerdi bu kulaklık için. Detay eksikliği ve tonlamanın metaliğimsi olması eksisi iken genel ses rengi de artı puan almakta.



    Panasonic Hje-120
    ( 9$ )

    [​IMG]


    Yapı:
    Bu fiyattaki bir kulaklığın ne yapısı diyebilirsiniz ama başlık var bir şeyler yazmak lazım. Kasa oldukça küçük ama bence şekilsiz ve çok sağlam bir izlenim bırakmıyor. Kablo da aynı şekilde çok dayanıklı görünmüyor ve mikrofonik etki mevcut maalesef.

    Konfor:
    Küçük kasanın etkisiyle varlığı yokluğu belli değil ancak kulağınıza iyi oturtmak için oldukça fazla uç denemesi yapabilirsiniz. Ya da en azından ben öyle yaptım diyeyim. Kablonun sert olsada kullanıma negatif etkisi pek yok.

    Yalıtım:
    Büyük uçlarla nispeten idare eder bir dış ses yalıtımı sağlasa da genel itibari ile vasat hatta kötü bir yalıtıma sahip diyebilirim. Bir pfe 122 ve cx300'den kötü bir yalıtıma sahip.

    Bas:
    Bas oranı ciddi anlamda yüksek. Doğru uçlarla, burada bahsedilen bütün kulaklıkların içinde en fazla basa sahip 3 kulaklıktan biridir diyebilirim. Derine iyi inebilen yumuşak, gövdeli ve gereğinden fazla uzayan bas yanlış bir tanımlama olmaz sanırım. Bu bas yapısı haliyle kulaklığın karakterini ciddi oranda belirleyen etken. Fazla uzadığı için boğulma, üst üste binme diğer frekans gruplarını taciz ne ararsanız var mübarekte. Midbas tarafında da güç kaybı yaşanmakta ve çözünürlük düşmekte.

    Mid:
    Midler basların gerisinde kalıyor ve baslar tarafından ezilebiliyorlar. Vokallerin ayrılabilmesi enstrümanların geride kalması fiyat bandında oldukça başarılı. Doğal bir mid sunumu olmasa da tonlama olarak fiyatının çok çok üstündeki kulaklıklarda duyduğumuz metaliklik kabul edilebilir seviyede. Bence kulaklığı özel yapan yumuşak baslarının yanında tonlamasıdır bence.

    Tiz:
    Tizlerin belki de en önemli noktası rahatsız etmemesidir. Altlar sert üstleri yumuşak gibi değişik bir tanımlama da eklemek isterim. Dediğim gibi tizlerin özel bir yanı olmasa da rahatsız etmemesi yeterli bence. Yine fiyatının kat ve kat üzerindeki çoğu kulaklıktan daha başarılı iş çıkarması takdire şayan.

    Genel: Basların bütün frekansları taciz ettiği doğru çalmasa da oldukça eğlenceli bir kulaklık olmuş. Enstrüman ayrımı yok denebilir heryer bas dolu ama nedense güzel çalıyor alet :) Benim girişin girişi seviyesinde favorimdir kendisi.



    Ultimate Ears 100 ( 15$ )

    [​IMG]



    Yapı: Plastik kasaya sahip ürün çok dayanıklı izlenimi bırakmıyor biraz kalın ancak yumuşak kablo ve jack içinde dayanıklı diyemem maalesef. Zaten aldığımda da sol kasa da temazsızlık sorunu mevcuttu. Bu fiyatlara çok bir şey de beklememek lazım tabi.

    Konfor:
    Kulağa oturması iyi ancak kablo biraz rahatsızlık verebilir. Mikrofonik etki de aynı şekilde rahatsız edebilir.

    Yalıtım:
    Dış ses yalıtım orta karar ne çok iyi ne de kötü demek istemiyorum. Çok bilinen kulaklıklardan Cx300 kadar ya var ya yok.

    Bas:
    Derine inebilen baslara sahip olsada yoğunluğu orta baslarda yansıtmakta. Çok yumuşak baslara sahip değil ve bazen kontrolü kaybedebilen yapıdalar. Mid basları daha koyu, daha iyi ve daha doğru sunan Ue100 biraz hızdan kaybediyor.

    Mid:
    Midler çok geride olmasalarda zaman zaman basların altında kalabiliyor ve ciddi oranda perdeleniyorlar. Tonlaması bir Ep-630 veya Cx300 kadar kötü değil hatta fiyatına göre oldukça doğru bile denebilir. Çözünürlük ve yavaşlık sıkıntısı üst midlerde de kendini göstermekte. Sbilance ve parlama az da olsa mevcut.

    Tiz:
    Tizler fiyatına göre oldukça iyi iş çıkarmaktalar. Bu fiyat bandında bu tiz sunumunu kötülemek insafsızlık olsa da biraz daha kontrollü olmaları hiç fena olmazdı.

    Sahne:
    Sahne enlemesine dar ancak boyuna oldukça iyi. Bu durum da enstrümanların üst üste binmesine-karışmasına yol açabiliyor.

    Genel:
    İlk başlarda üst frekansların midleri taciziyle ferah bir kulaklık izlenimi bıraksa da sahnenin darlığı enstrümanların biririne yakınlığı sunumu darboğaza sokuyor. Eksiklerine ağırlık versemde fiyatı ve genel sunumu ile alınabilirliği oldukça yüksek bir ürün olmuş ue100.

    Geniş kapsamlı inceleme için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.
    http://www.techno-fi.net/forum/konu/logitech-ultimate-ears-ue100-İncelemesi.7927/



    Sennheiser Cx300 ( 30$ )

    [​IMG]

    Bu fotoğraf alıntıdır.


    Yapı:
    Tek dinamik sürücüye sahip kasa oldukça ufak boyutlarda ama dayanıklılıkla ilgili sıkıntı çıkarabilir. En azından ikiye bölünmüş 2-3 ürün gördüm zamanında. Kablo hem biraz sert hem de çok sağlam değil maalesef. Genelde Sennheiser' lar da görülen filtre tıkanması da yaşatabilir dikkatli kullanmalı.

    Konfor:
    Küçük boyutları ve doğru uçlarla oldukça rahat bir kulaklık, kendisini çok rahat unutturabilir kulağınızda. Kablonunda pek bir eksisi hissedilmiyor açıkçası.

    Yalıtım:
    Doğru uçlarla çok üst düzey bir yalıtım sağlamasa da yeterli seviyede dış ses yalıtımına sahip diyebilirim.

    Bas:
    Kulaklığın basları miktar olarak fazla olmakla beraber pek kaliteli baslara sahip denemez. Bas sevenler için belki de tek olumlu yönü miktarıdır herhalde.

    Mid:
    Midler diğer frekanslara göre çekinik ve metalik. Tonlamadaki parlaklık birçok kişi için kulaklığı kötü sınıfına sokuyor. Üstlere doğru çözünürlük düşüklüğü kendini daha çok belli edip yapışma ve sbilance'ı gözümüze sokabiliyor zaman zaman.

    Tiz:
    Tizlerin çözünürlüğü düşük miktar olarak bir tık fazla ayrıca yavaş ve sertler. Bir Creative ep-630 kadar olmasa da metalik dediğimiz parlama tını bozukluğu çok rahat fark ediliyor.

    Sahne:
    Fiyat bandında sahnesi dar denemez ancak enstrümanlar biraz sıkışık kalmakta. Bence bu kulaklığın ana sıkıntısı çözünürlük ve hız, biraz bunlardan destek alsa çok daha iyi bir kulaklık olabilirdi.

    Genel:
    Kulaklığı kısaca ifade etmek gerekirse basların belirgin olduğu tizlerinde geride kalmadığı perdeli bir sunumdan bahsedebilirim. Beni rahatsız eden önemli iki noktası da tonlaması ve üst frekanslarıdır. Ancak yıllarca taptığımız kulaklık olduğu da unutulmamalı orası ayrı bir tartışma konusu tabi.



    Sennheiser Mm50 ip
    ( 50$ )


    [​IMG]
    Bu fotoğraf alıntıdır.


    Bu kulaklıkta uzatmaya gerek olmadığından kısaca şöyle geçebilirim. Aslında cx300'ün iPhone versiyonu denebilir. Cx300 ile farklarından bahsetsem yeterli olacaktır sanırım.
    Cx300'den yapı olarak tek farkı mikrofon ve uzaktan kontrol tuşuna sahip kablosu. Kablosu daha dayanıksız gibi geldi bana, 2.5 ay gibi bir sürede çöp etmiştim kulaklığı :))

    Ses olarak da eğer yanlış hatırlamıyorsam çok çok az fark var. Yine az farkla daha fazla güç istediğini ve metalikliğin az da olsa daha az olduğunu hatırlıyorum. Ayrıca tizleri daha koyu olduğundan daha az rahatsız ediyordu. Yine uydurmuyorsam bas miktarı milimetrik olarak biraz fazla olabilir. Tahminimce bu ufak farklar kablodan kaynaklanıyor. Dediğim gibi cx300'ün iPhone versiyonu olduğundan daha fazlasına gerek yok sanırım.



    Sennheiser Mm30i
    ( 30$ )


    [​IMG]
    Bu fotoğraf alıntıdır.


    Yine mm50 gibi bu kulaklıkta da ayrıntıya girmiyorum. Cx300'ün her açıdan değişik versiyonları sonuçta.
    Yapıda farklılık fotoğrafta gördüğünüz üzere kontrol mekanizmasında. Mm50'ye göre daha kolay sürülebilmesi haricinde seste de sanki kırpılmışı hissiyatı var. Bu kulaklığın direk dikkatimi çeken üst frekansları olmuştu. Daha çok sbilance'a giriyor, tizleri daha sert ve daha rahatsız edici olmasını öne çıkarabilirim. Çözünürlüğü de daha düşük gelmişti diğer kulaklıklara göre. Denemeden almayın aldırmayın dediğim nadir ürünlerdendir kendisi.



    Creative Ep-830
    ( 50$ )


    [​IMG]
    Bu fotoğraf alıntıdır.


    Yapı: Ep630' a göre çok daha hacimli ve gösterişli kasaya sahip olsa da onun kadar dayanıklı bir ürün olmadığı açık. Kablo kalitesi ise ep-630' göre daha üst seviyede.

    Konfor: Yine kasa yapısından dolayı ep-630 kadar rahat bir kullanım sunmayabilir. Ayrıca rüzgar sesi yaptığı da unutulmamalı. Kablonun konfora herhangi bir etkisi yok.

    Yalıtım: Kulaklık dış ses yalıtımını vasat bir şekilde sağlıyor. Kötü diyemem ama selefi ep-630 kadar başarılı değil. Ayrıca mikrofonik etki de mevcut.

    Bas: Kulaklık bas oranı bir tık fazla olsa da boğucu değil. Derine inmede pek sıkıntı olmasa da midbaslara doğru gövde kaybı yaşanmakta. Tepkileri çok hızlı olmasa da karışma üst üste binme sezmedim. Bence tek eksisi tonlamasının biraz parlak kalması.

    Mid: Orta frekanslar gövdesi ancak ep-630'a göre daha yüksek çözünürlüklü. Geriye yaslı midlerin sorunu yine tonlamada. Özellikle vokaller parlayan yapıda ve doğallıktan uzak bir sunumdan bahsedebilirim. Üstlere doğru parlama artmakta ve yavaşta kaldıklarından sbilance sorunu belirgin oranda mevcut.

    Tiz: Üst frekanslar parlak ve agresif. Yüksek çözünürlüklü ve hızlı olmadıklarından yapışma karışma sorunu mevcut. Diğer frekansları da taciz edecek oranda mevcut olması eksi puan.

    Sahne: Sahnesi ferah ve enlemesine geniş sayılır. Enstrüman aralarında yeterli hava olsa da üst düzey bir enstrüman ayrımından bahsedilemez.

    Genel: Baslı olsa da ferah sunum bir artı iken yapay tonlaması da eksi haliyle. Tizlerin parlaklığı ve baskınlığı bir çok kullanıcıyı rahatsız edebilir.



    Creative Zen Aurvana
    ( 99$ )

    [​IMG]



    Yapı:
    Tek dengeli armatür sürücüye sahip kasa sert plastik ama oldukça sağlam. Kablo ince, orta sertlikte orta kalite bir sağlamlıkta. Değiştirilmemesi ile birlikte kulaklığın tam kıç tarafından çıkması çok büyük eksi bence.

    Konfor: Kasanın %90'ı kulağın dışında olduğundan rahat bir kulaklık değil. Ayrıca neredeyse bir custom kadar basınç yapmakta.

    Yalıtım: Tıpa şeklinde kulağınıza girmesinden dolayı oldukça üst düzeyde dış ses yalıtımı sağlamakta. En az Westone 4 kadar diyebilirim.

    Bas: Klasik armatür baslarına sahip demek kolayca açıklar sanırım. Tepkileri iyi, miktar olarak bir tık az ve tenekemsi denilen tonlamada. Normalden de fazla sert olduklarını düşünüyorum açıkçası.

    Mid: Midler kulaklığın baskın olduğu bölge önde denemez ama diğer frekans gruplarından çok daha belirginler. Perdeli cılız ve detaylı olmalarının yanında bir miktar parlaklıkta mevcut. Vokaller fazla robotik maalesef. Üstlere doğru perdelenme artsada üst midlerin rahatsız edici olmaması da artısı.

    Tiz: Miktar olarak bir tık azlar ama önemli olan tarafı hızlı olmaları. Hızlı olduğu kadar da perdeli ve çözünürlük çok düşük maalesef. Geniş alanda hakimiyet kurmaları belki tek artısı.

    Sahne: Sahnesi enlemesine geniş hissettirse de geniş abartı bir tabir olabilir. Genel karakterden karakterden dolayı sıkışıklık hissi olmasa da enstrümanlar birbirine yakın ve detay üst seviyede değil.

    Genel: Ters v karakterden bahsedebilirim ancak midler olması gereken yerdeyken bas ve tiz az şeklinde. Ayrıca gücü seven bir kulaklık hem gücü alınca daha doğru çalıyor hem de sürülmediğinde ses seviyesi oldukça düşük kalıyor. Üretimide sonlandı yanlış bilmiyorsam ama bir yerden bulup almaya kalacaksanız denemeden almayın derim. Ben yanlış hatırlamıyorsam hepsiburada'dan 125 TL' ye almıştım 8-9 yıl önce tabi.



    Sony Ex-50Lp ( 15$ )

    [​IMG]


    Yapı: Kasa küçük ve fotoğrafta görüldüğü gibi biraz şekilsiz gibi görünse de çirkin bir kulaklık değil bence. Sağlamlık olarak tutulacak bir tarafı yok açıkçası. Görevi evde yatmak olduğundan ve çok nadir kullandığımdan yine de siz bana çok güvenmeyin. Kablosu yumuşak az da olsa mikrofonik etki mevcut. Jack kısmı da pek sağlammış gibi durmuyor açıkçası.

    Konfor:
    Küçük kasa kendini kulakta unutturabilir ancak ben küçük kulaklıkları pek sevmediğimden çok da rahat ettiğimi söyleyemem.

    Yalıtım:
    Dinamik sürücünün ihtiyacı olan hava deliğinin büyüklüğü ve küçük kasadan dolayı dış ses yalıtımı oldukça düşük seviyede. Panasonic hje-120 ile eşit seviyede diyebilirim.

    Bas:
    Bas miktar olarak fazla ve biraz kontrolsüzler. Hje-120 kadar bas olmadığını da ekleyeyim. Derin basları vermede başarılı olsalarda çözünürlük ve tonlama olarak çok bir şey vaat etmiyorlar. Fiyat bandında yine de başarısız bulmadığımı da ekleyeyim.

    Mid:
    Orta frekanslar baslardan etkileniyor ve tonlaması biraz fazla parlak. Benim takıntılı olduğum metaliklik hje-120'ye göre daha fazla. Baslar ve tizlerin arasında sıkışık kalmış gibiler sanki. ( Sahnenin darlığından kaynaklanmakta )

    Tiz:
    Tizler biraz sert kalsalarda fiyatına bakarak abartı bir durum yok bence. Asıl sıkıntı oldukça yavaş ve çözünürlüğü düşük olması. Miktar olarak az olmadıkları için de bazı arkadaşlar tizlerden rahatsız olabilir.

    Sahne:
    Çoğu Sony gibi bu kulaklığında sahnesi oldukça dar. Enstrüman ayrımı yerlerde sürünüyor desem abartı olmaz sanırım. İlk dinlemelerde tizlerin fazlalığı geniş sahne hissi yaratabilir ama benim görüşlerim yukarıdaki gibi.

    Genel:
    Genel itibari ile klasik Sony karakterinden bahsedilebilir. Bas ve tizlerin belirginliği midlerin geride kalması tonlamanın parlak olması hatta sahnenin darlığı bu fiyat bandındaki çoğu Sony'de mevcut. Benim gibi 15 TL' ye bulursanız oldukça alınabilir bir ürün ama 50 TL'nin üstüne de çıkmanızı pek önermem açıkçası.

    Geniş kapsamlı inceleme için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.
    http://www.techno-fi.net/forum/konu/sony-mdr-ex50lp-İncelemesi.3272/



    Creative Ep-630
    ( 15$ )

    [​IMG]

    Bu fotoğraf alıntıdır.


    Yapı: Küçük ve hafif kasa oldukça dayanıklı. Kablosu çok kaliteli görünmese de 7-8 yıldır bozulmayan bir ürün evde duruyor. Filtre tıkanma sorunu yaşanabilir bu üründe, dikkatli kullanılmalı.

    Konfor:
    Kasa oldukça rahat hafifliği de cabası. Doğru uçlarla pek sıkıntı yaşanacağını sanmıyorum.

    Yalıtım:
    Dış ses yalıtımı orta seviyede. Kasasından da anlaşılacağı üzere cx300 vb. ürünler ile aynı oranda dış ses yalıtımına sahip.

    Bas:
    Bir hayli yoğun bas miktarı var bu bas yeni kullanıcıların çoğunu memnun etse de çözünürlüğü düşük, perdeli ve tonlaması yanlış bence.

    Mid:
    Midler basların altında ezilen yapıdalar gerideliğin yanında tonlaması da yanlış maalesef. Üstlere doğru çözünürlük düşüklüğü ve yavaşlık iyice kendini belli ediyor. Sivrilme ve sbilance sorunu mevcut.

    Tiz:
    Üst frekansları gerçekten sorunlu ep630'un. Ciddi oranda çözünürlük düşük, yavaş ve en önemlisi çok fazla oranda metaliklik mevcut tiz konusunda oldukça başarısız ürünlerden biri bence.

    Genel:
    Kulaklığın çözünürlüğü düşük olabilir fazla baslı olabilir ama tonlama çok önemli bence. Bu işi ortalama yapan ürünler iyi kötü idare ettirecektir kullanıcıyı ama ep-630 tını bozukluğunu biraz abartmış bence.
    İlk defa kulaklığa para verecek olan arkadaşların ilk aklına gelen üründür ep-630. Aslında o fiyatları da hak etmese de dayanıklılığı, rahatlığı ve bas miktarı ile seveni de çok.

    Geniş kapsamlı incelemeleri için aşağıdaki linklere tıklayabilirsiniz.
    http://www.techno-fi.net/forum/konu/creative-ep630-kulakiçi-kulaklık-mini-İnceleme.1/

    http://www.techno-fi.net/forum/konu/creative-ep630-kulakiçi-kulaklık-mini-İnceleme-2.491/



    Pioneer Se-Cl 24
    ( 10$ )


    [​IMG]
    Bu fotoğraf alıntıdır.


    Yapı: Deri görünümü verilmiş plastik kasa şekil itibari ile biraz marjinal. Kablosu ince olsa da kasa ve kablo kalitesi sağlam bir ürün. Yapı olarak çok bahsebilecek bir tarafı yok tahmin ettiğiniz gibi tek dinamik sürücüye sahip giriş seviyesinin üstünde de bir kalite sunamıyor. Yalnız kablonun tekstil (muhtemelen akrilik) kaplaması hissiyat olarak oldukça sevinmsiz geldi bana.

    Konfor: Kasa şekli itibari ile çok rahat edemediğim ürünlerdendir kendisi. Kulakta sabit tutmak özen istiyor ve devamlı düzeltme ihtiyacı hissedebiliyorsunuz. Tabi bu bölümün en göreceli yer olduğu unutulmamalı. Ayrıca mikrofonik etki de ciddi oranda mevcut ki kabloyu kıskaç ile sabitlemeden yola çıkmamanızı öneririm.

    Yalıtım: Kulakta durmasında sıkıntı yaşattığı için yalıtım da vasat haliyle. Cx300-ep630'dan kötü Hje-120 seviyesinde hatta bir tık daha bile kötü denebilir. En alt seviyede dış ses yalıtımına sahip ürün.

    Bas: Baslar genelde ortalarda yoğunlaşmış ve çok kısıtlı bir alanı vurguluyorlar. Bir başka deyişle derine inmeyen midbas tarafında da güç kaybeden yapıdalar. Kontrollü ve biraz sert sunum ise fiyat bandında oldukça büyük artı bence.

    Mid: Orta frekanslar baslardan geriye konumlandırılmış. Vokalin uzaktan sunumu ise bence ciddi eksi puan. Bu fiyat seviyelerinde genellikle görülen dijital ses rengi ise kulaklığı doğallıktan uzaklaştırmakta. Üst midler başarılı olmasa da rahatsız edici parlaklığı olmamasını beğendim.

    Tiz: Üst frekanslarının övülecek bir tarafını bulamadım. Düşük çözünürlüklü, gereğinden fazla önde ve yavaşlar. Tiz bandını geride tutsa çok daha uzun süreler dinlenilebilir bir ürün çıkabilirdi ortaya.

    Sahne: Tizlerin bolluğu ile midlerinde geride olması sahneyi ferahlatıyor. Ancak geniş veya derin bir sahneden de bahsedemem. Enstrüman ayrımı da düşük çözünürlükten nasibini alarak vasat seviyesinde.

    Genel: Genel itibari ile bir f/p ürününden ziyade fiyatının hakkını veren ürünlerden. Baslı ve boğuk karakterli olmaması bu fiyat seviyesinde pek karşılaştığımız karakter değil o yüzden tercih edilebilir.

    Geniş kapsamlı incelemesi için aşağıdaki linki tıklayabilirsiniz.
    http://www.techno-fi.net/forum/konu/pioneer-se-cl-24-İzlenimlerim.4096/
     
    #1
    Son düzenleme: 31 Mayıs 2016
    doğan özen, Black, DrWhite ve diğer 56 kişi bunu beğendi.
  2. compicat
    Çevrimdışı

    compicat DSD Sponsor AudioMinor

    Katılım:
    14 Aralık 2008
    Mesajlar:
    1.286
    Beğenileri:
    1.075
    Çok acayip :) Ellerine sağlık abi.
     
    #2
    UmutecH bunu beğendi.
  3. Hanamichi
    Çevrimdışı

    Hanamichi DSD

    Katılım:
    6 Kasım 2012
    Mesajlar:
    1.266
    Beğenileri:
    1.586
    Şimdi Joker düşünsün , alın size yerli kaynak . Eline sağlık @UmutecH
     
    #3
    Sechtdamon, brsdrgn, refuserQ ve diğer 2 kişi bunu beğendi.
  4. MikePortnoy
    Çevrimdışı

    MikePortnoy Analog

    Katılım:
    7 Eylül 2012
    Mesajlar:
    3.600
    Beğenileri:
    2.075
    Okudum. Valla okudum. :laugh:

    Eline sağlık Umutcum.
     
    #4
    UmutecH bunu beğendi.
  5. Solanahtarı
    Çevrimdışı

    Solanahtarı WAV

    Katılım:
    9 Kasım 2013
    Mesajlar:
    1.134
    Beğenileri:
    858
    Fırtına öncesi sessizlik, vurdu gol oldu, abi ne yaptın sen, benzemez kimse sana. Yaktım devreleri :worship
     
    #5
    brsdrgn, one_m7, refuserQ ve diğer 1 kişi bunu beğendiniz.
  6. Carlito
    Çevrimdışı

    Carlito MP3

    Katılım:
    11 Eylül 2012
    Mesajlar:
    206
    Beğenileri:
    70
    çok iyi ve bir çok kulaklığı bir arada değerlendiren nadir inceleme çok çok faydalı olmuş tebrik ederim:)
     
    #6
    refuserQ ve UmutecH bunu beğendi.
  7. jamesdean0701
    Çevrimdışı

    jamesdean0701 MP3

    Katılım:
    28 Şubat 2013
    Mesajlar:
    74
    Beğenileri:
    69
    Mükemel inceleme,ellerinize sağlık
     
    #7
    refuserQ ve UmutecH bunu beğendi.
  8. tsn141
    Çevrimdışı

    tsn141 DSD

    Katılım:
    28 Şubat 2010
    Mesajlar:
    1.498
    Beğenileri:
    1.463
    Racon kesmedi, kulaklık inceledi.
     
    #8
    Sechtdamon, fosther, VirtuFortuna ve diğer 8 kişi bunu beğendi.
  9. ardacumhur
    Çevrimdışı

    ardacumhur WAV

    Katılım:
    24 Temmuz 2014
    Mesajlar:
    1.008
    Beğenileri:
    777
    of of of of :)

    2015'in en iyi karşılaştırması olacak sanırım :)

    Harika, çıktı alıp saklarım, kaynak gösteririm ben bunu :-D

    Ellerinize, kulaklarınıza, emeğinize sağlık.
     
    #9
    brsdrgn, refuserQ ve UmutecH bunu beğendi.
  10. Solanahtarı
    Çevrimdışı

    Solanahtarı WAV

    Katılım:
    9 Kasım 2013
    Mesajlar:
    1.134
    Beğenileri:
    858
    Tahsin bunu kıskandı.
     
    #10
    refuserQ bunu beğendi.
  11. djalimarmaris
    Çevrimdışı

    djalimarmaris FLAC

    Katılım:
    30 Nisan 2014
    Mesajlar:
    375
    Beğenileri:
    340
    Arşivlik inceleme olmus. :yourock
     
    #11
    brsdrgn, refuserQ ve UmutecH bunu beğendi.
  12. chemist
    Çevrimdışı

    chemist FLAC

    Katılım:
    5 Nisan 2011
    Mesajlar:
    460
    Beğenileri:
    119
    Elinize sağlık
     
    #12
    UmutecH bunu beğendi.
  13. tsn141
    Çevrimdışı

    tsn141 DSD

    Katılım:
    28 Şubat 2010
    Mesajlar:
    1.498
    Beğenileri:
    1.463
    Benim öyle dertlerim olmaz, genel olarak, yüzyüze tanısan anlarsın. :)
     
    #13
    Carlito, refuserQ ve kepçe kulak bunu beğendi.
  14. fosther
    Çevrimdışı

    fosther Analog Moderatör

    Katılım:
    12 Ağustos 2010
    Mesajlar:
    3.178
    Beğenileri:
    1.712
    Vay be :) Efsane olmuş.Eline sağlık abi.
     
    #14
    refuserQ ve UmutecH bunu beğendi.
  15. synweap
    Çevrimdışı

    synweap FLAC

    Katılım:
    11 Temmuz 2012
    Mesajlar:
    257
    Beğenileri:
    61
    Umut abi bu işleri bıraktı zannederken bomba gibi döndü vallaha
     
    #15
    UmutecH ve refuserQ bunu beğendi.
  16. fastfalcon
    Çevrimdışı

    fastfalcon MP3

    Katılım:
    7 Temmuz 2012
    Mesajlar:
    85
    Beğenileri:
    121
    Umut bey nasıl birşeydir bu:cheesy:
    Bülent ablanın deyişi ile "Fevkaledenin fevkinde" olmuş.
     
    #16
    brsdrgn, Yabguz, UmutecH ve diğer 1 kişi bunu beğendiniz.
  17. zxc
    Çevrimdışı

    zxc DSD

    Katılım:
    4 Aralık 2013
    Mesajlar:
    1.749
    Beğenileri:
    2.554
    Elinize, kaleminize sağlık.

    Bundan sonra IEM sorusu olanı direk size yönlendiriyorum. :D

    Merak etmeyin, sorudan bağımsız "orda yazıyo" dersiniz, soruların %95'i kesilir. :D Ki muhtemelen de yazıyordur zaten. :D
     
    #17
    UmutecH ve refuserQ bunu beğendi.
  18. refuserQ
    Çevrimdışı

    refuserQ WAV

    Katılım:
    13 Ekim 2013
    Mesajlar:
    635
    Beğenileri:
    1.004
    Valla muhteşem olmuş Umut abi ellerine kollarına sağlık Hasan abinin de vardı diye hatırlıyorum böyle inceleme onun güncellenmiş versiyonu gibi olmuş sağlam olmuş açıkçası :)
     
    #18
    UmutecH bunu beğendi.
  19. moonstar
    Çevrimdışı

    moonstar DSD

    Katılım:
    30 Ocak 2014
    Mesajlar:
    1.722
    Beğenileri:
    2.884
    Keyifle okuduğum, harika ve büyük emek harcanmış bir rehber. Emeğinize büyük saygı duydum. Teşekkürler!
    Not: Se846 nın kablosu "bence" ie800 den daha rahatsız edici :)
     
    #19
    refuserQ, Synthyss ve UmutecH bunu beğendi.
  20. UmutecH
    Çevrimdışı

    UmutecH Analog

    Katılım:
    24 Aralık 2011
    Mesajlar:
    3.607
    Beğenileri:
    1.420
    Arkadaşlar herkesi ayrı ayrı etiketleyip rahatsız etmek istemedim. Herkese çok çok teşekkürlerimi sunuyorum. Çok sağolun :))

    @moonstar Doğrudur :) bende Shure’un stok kablosunu çok daha rahat bulmuştum. Ancak ie800'ün kablosundaki asıl sorun kısa olması. Bir de bu aralar havalar soğuk kablolar soğuktan etkilenir ki Shure’un kablosu soğuğu yiyince hemen sertleşiyor.
     
    #20

Sayfayı Paylaş