MHDT Lab Atlantis DAC İncelemesi

'Amfi, DAC ve Ekipman ݝncelemeleri' bölümünde Sechtdamon tarafından 26 Eylül 2016 tarihinde başlatılan konu.

  1. Sechtdamon
    Çevrimdışı

    Sechtdamon FLAC

    Katılım:
    4 Haziran 2014
    Mesajlar:
    547
    Beğenileri:
    1.041
    Selamlar Arkadaşlar, Bugün sizlere bir süredir elimde olan, gerek ataletten, gerek yardımcı cihazlar konusunda çıkan problemlerden, gerek zamansızlıktan, gerek de tüplerin hepsini pişirmek istememden dolayı ertelediğim MHDT Lab Atlantis Ladder NOS dac’ı ses konusunda tanıtmaya çalışacağım.

    DSCN3508.JPG MHDT Lab Atlantis​

    Biraz uzun bir yazı oldu, kolay gelsin :)

    Kutu Açılımı/Ön İnceleme İçin:

    http://www.techno-fi.net/forum/konu/mhdt-lab-atlantis-r2r-nos-dac-kutu-açılımı-ve-Ön-İncelemesi.10558/

    Ön incelemenin sonunda, sesten bahsettiğim bölümü okursanız “Balayı Efekti” (honeymoon effect)in çok başarılı bir örneğini görebilirsiniz.


    İncelemede Kullanılan Ekipmanlar

    Dijital Katman:

    Windows 10 PC + Foobar2k + Xmos Asio Sürücüler (Buffer Büyüklüğü: 256-512 Örnekleme)
    Schiit WYRD USB Decrapifier
    Gustard U12 DDC
    Dyson Audio Data Influx 2.0 USB kablo
    Oyaide D+ USB Class A Kablo
    Bocur Audio Furutech Hibrit (saf bakır + gümüş kaplı saf bakır koaksiyonel RCA’dan BNC’ye kablo)
    Mhdt Lab Atlantis (Zu Audio Birth Güç Kablosu)

    DSCN3458.JPG
    Dijital Katman ve Dandik Rack :)

    Analog Katman:

    Bocur Audio 7n Bakır Rca Set
    Stax Srm-252s
    Stax Sr-207 (Ep-507)

    Analog Katman.JPG
    Analog Katman: Stax SRS-2170​

    Tüpler

    Jan 5670W (80 saat) İncelemede Kullanılan, DAC ile birlikte gelen stok tüp
    Russian 6H3N-E (100 saat)
    Tungsol 2C51 (40 saat)
    Bendix 2C51 (70 saat)
    Western Electric 396A (50 saat)
    General Electric 5670 (60 saat)

    DSCN3516.JPG
    Tüp Çantam ve Kullanımda Olmayan Tüpler​

    İncelemede Referans Alınan Parçalar

    Not: Bu parçalar belirli frekanslardaki enstrümanları ve vokal aralıklarını vermelerinin yanında büyük oranda kulak aşinalığı üzerinden değerlendirilerek seçilmiştir ve değerlendirmeler salt bu parçalar üzerinden yapılmamıştır.

    Blind Guardian – Bard’s Song (In The Forest)
    Blind Guardian – And Then There Was Silence
    Judas Priest – The Sentinel
    Judas Priest – Painkiller
    Epica – Sensorium
    Nightwish – She Is My Sin
    Necrophagist – Extreme Unction
    Lynyrd Skynyrd – Simple Man
    Rush – Malignant Narcisism
    Rush – Free Will
    Eric Clapton – Tears In Heaven (Canlı - Akustik)
    Eric Clapton – Layla (Canlı - Akustik)
    The Civil Wars – Dance Me To The End Of Love (Canlı)
    Hans Zimmer – Gotham’s Reckoning
    Carl Orff – O Fortuna (Londra Filarmoni Orkestrası)
    Samuel Barber – Adagio For Strings (Londra Filarmoni Orkestrası)
    Richard Wagner – Ride Of The Valkyries (Londra Filarmoni Orkestrası)
    Johannes Brahms – Hungarian Dance No:5 (Londra Filarmoni Orkestrası)


    Ses Meselesi

    Dipses – Gürültü – Güç ve Veri Girişine Bağlı Gürültü

    Burası gerçekten mühim. Atlantis’in hem USB girişi hem de Güç girişi çok hassas. Eğer evin topraklamasında sıkıntı varsa hemen hum kapıyor. Galiba dışarıdan da gürültü almaya açık (Bunu test etmek için dışarıdan alınan gürültü konusunda bilgili bir arkadaş gerek). Bu daha önceki hiçbir cihazda başıma gelmemişti. Ben de artık sonunda dayanamayıp, ankastreye bir şartel daha ekletip, direkt çıkış aldım. Ses cihazlarına da bu çıkıştan veriyorum elektriği. Aldığı hum önemli ölçüde azaldı. Benim dinleme seviyelerimde pek duyulabilir değil. Zaten sinyal işlenmeye başladığında duyulmuyor.

    Bu dipses durumunun haricinde, öyle nos ladder dacların dip sesi, bozulmalar (THD) oluyor, felan ve de fişmekan gibi söylentilere itibar etmeyiniz. Bunlar her cihaz için illa geçerli olacak durumlar değil. Atlantis’te bu hum harici hiçbir dip ses yok. Bu dip ses de zaten evin ve de apartmanın elektrik hattının halt etmesi.


    Atlantis’ın sesi

    İlk uyarımı da yapayım. 2 kez Istanbul’da bir kez de Ankara’da klasik müzik etkinliğinde bulundum. Bu etkinliklerin en yakın zamanda olanı ise 5 sene önceydi. Enstrümanların seslerini az çok bilsem de, duyunca görüntüleri gözümün önünde canlansa da çoğunu ismen bilmiyorum. Dolayısıyla Klasik müzik hakkındaki yorumlarım ne kadar detaylandırsam da üstün körü kalacaktır. Bilginize.

    Atlantis’in sesinden kısaca bahsedecek olursam, orta frekans odaklı, orta halli, derli toplu fakat kararında atağa sahip alt frekanslara sahip, tizlerdeki detayları kulağınızın içine sokmayan bir renkte sesi var. Alt frekanslar ve üst frekansların orta frekanslara kanaması gibi bir durum yok. Detaylı değerlendirmeye geçecek olursak:

    DSCN3513.JPG
    Sisteme Bir Bakış​


    Alt Frekanslar

    Atlantis şu anki sistemde gövdeden yoksun olmasa da şişman şişman çalmıyor. Benim zevkime göre yeterli; kendimi bir baskafa olarak görmüyorum. Çok belirgin bir gövdeden ziyade, varlık ve hız benim için daha önemli.

    Öncelikle kulak aşinalığımın en fazla olduğu metal/rock müzik ve türevleri için konuşacak olursam; “kick” diye tabir edilen pedallı davul yeteri kadar gövdeye sahip, fakat hızdan taviz vermiyor, sesi hızlı pasajlarda bulanmıyor. “ floor tom” diye tabir edilen derin ve çapı küçük trampetlerin sesi “kick”ler ile karışmıyor, keza “tom” ların sesi ile “snare”lerin de. Üç enstrümanın saldırı sesini de gövdesini de dalgalanmasını da sönümünü de birbirlerinden ayırt edebiliyorsunuz. Hani şuraya gelmek gerekirse, enstrümanların seslerini bütün anlarında tam olarak vermeye çalışıyor bas frekanslarda. Bas tonlardan, orta tonlara geçerken denge sarsılıp, gövdeyi ve dalgalanmayı tutturup, atakta ve sönümlemede batırmıyor işi. Naturallik ve nötrlük olabildiğince sağlanmaya çalışılmış.

    Bas gitarda ise durum biraz daha farklı, Alt perdelerden ve üst tellerden aşağılara inildikçe ses biraz daha yakınlaşıyor kulağa. Keza atakta da bir yakınlık var. Ama bu durum bana çok da olumsuz bir durummuş gibi gelmedi. Bas gitarın ses süreci de bulanmadan uzak, ön planda olduğu kayıtlarda bile, çok hızlı çalındığında tellerin atak ve sönümleri birbine girmiyor. Bas gitarın sesini bütün elementleriyle duymak isterseniz, Rush - Malignant Narcisism çok iyi bir örnek. Grubun diğer elementleri geri plana itildiği için bas gitarın bütün zaman döngüsünü (vuruş, titreme, sönüm) tahlil edebiliyorsunuz.

    Fakat bu atak, gövdelenme, vs. diye giden sürecin sesinin dengesinin kayıttan kayıda, daha doğrusu türde vurgulanmak istenen enstrüman/vokale göre gövde kaybı yaşaması, atağın çok önde olması gibi durumlar da farkediliyor. Epica ve Nightwish’in listede adını verdiğim şarkılarında bahsettiğim vurmalı çalgılar gövde kaybederken, guttral/erkek vokal/ basgitarın arkada erimediği kayıtlarda (Necrophagist örnek verilebilir) gövdeden kayıp yok.

    Klasik müzikte de alt frekansları yeterli ve gerçekçi bulduğumu söyleyebilirim. Gotham’s Reckoning’deki büyük tokmakla çalınan davullar (galiba timpani) insanın içini titretiyor, Yükseldikçe de insanı geriyor. Bundan önce ortamı hazırlayan küçük vurmalı çalgılar da gayet gövdeli ve vurgulular. Perküsyonlara eşlik eden bas sesi de (bu frekansta bu denli sürekliliği olan ve arka planı yekpare dolduran bir ses vermesi için bayağı uzun ve nefesin çıkış noktasının çok büyük olması lazım diye düşündüm ama, klasik müzikten anlayan biri aydınlatırsa düzeltmek isterim, tuba bu denli sürekli ses verebilir mi bilmiyorum.) oldukça gövdeli, parantez içinde belirttiğim gibi arka planı yekpare biçimde dolduruyor. Bu O Fortuna’daki vokallerin arasında vurulan timpani’nin (ya da hangi enstrümansa) de büyüklüğünü merak ettim, bu kadar vurgulu, tok bir giriş yapıp da neredeyse üst frekansların ortasında sönümlenen bir alet…


    Orta Frekanslar

    Orta frekanslar alt ortalardan üst ortalara kadar biraz samimi; yani dinleyiciye yakın, fakat bağırltılı/çığırtılı/azarlamalı bir yakınlık değil bu. Biraz sıcak bir samimiyet var, diğer frekanslara göre hafif ön planda.

    Fakat bu samimiyet üst ortalarda kayda bağlı olarak biraz sivrilik oluşmasına neden oluyor. Bu durum da kadın vokallerin vurgulanmaya çalışıldığı kayıtlardan olsa gerek diye düşünüyorum. Yoksa aynı durum Hansi Kürsh, Rob Halford ya da Geddy Lee yükseldiğinde oluşmuyor. Benim bu durumdan anladığım kadarıyla kayda, masteringe sadık kalmaya çalışıyor Atlantis. The Civil Wars’ın canlı kayıdında ve Eric Clapton – Layla canlı kaydında kadın vokalistin sesinde daha önce bahsedilen gibi bir sivrilme ve orta altların/altların gövdesizleşmesi gibi bir durum yok mesela.

    Atlantis erkek vokallerin sunumunda da çok başarılı, yuvarlak hatlı, duyguları alabileceğiniz şekilde iletiyor sesi. Daha sakin Blues Rock, Rock gibi kayıtlarda duygusallık artarken canlı kayıtlarda bu durum zirveye çıkıyor.

    Lynyrd Skynyrd – Simple Man ile “yahu rahat bırakın” yakarışını, Rush – Freewill ile pozitif, umutlu bir isyanı, Tears In Heaven ile kaybın üzüntüsünü, Layla ile aşkı, aşkın acısını, umudu duyabiliyorsunuz. Çünkü nefes hareketleri, kelimelerin vurgulanışı; kelimelerin başında alınan nefesler, sonunda verilen nefesler, üstüne basılan harfler kulağınıza net olarak geliyor.

    Canlı kayıtlardaki gitar/akustik gitar hareketleri net olarak seçiliyor, tele vuruluş, telin salınışı, titreyişi, telin tutuluşu… Akustik canlı kayıtların enerjisi, bilmem kullanılan enstrümanlardan, bilmem asıl sahnenin genişliğinden, daha yüksek ve ses daha gövdesiz, daha açık geliyor kulağa.

    Klasik müzikte de doğallığı koruyor Atlantis’in orta frekansları, O Fortuna’da ki koro üyelerinin seslerini ayrı ayrı çok doğal veriyor. Kadın vokallerde ne kadar yükselirlerse yükselsinler sibilansa düşmüyorlar.

    Yaylıların sesleri de vokaller gibi, sivrilmeden uzak, köşesiz. Adagio For Strings’de bütün yaylılar parçalılıktan bir bütünlüğe gelim (tümevarım desem olur mu?) şeklinde kulağa geliyor. İnce telden yükselen keman sesleri sivri bir biçimde diğer yaylıları gölgelemiyor. Keza viyolonsellerin sesleri de öne çıktıkları pasajlarda diğer yaylıları bastırmıyorlar. Yani alt midlerden üst midlere kadar bir denge hakim ve üst midlerde, ne kadar yükselirse yükselsin bir sivrilik yok. Atlantis’ten önce uzun süre yaylı, özellikle keman dinlediğimde yoruluyordum ve bıkıyordum, şimdi yorulmuyorum da bıkmıyorum da.


    Üst Frekanslar

    Hobiye başladığımda ne kadar parlak o kadar iyi diyordum ama, işin rengi öyle değilmiş gibi gelmeye başladı bana. Atlantis detay vereceğim diye kendini yırtmıyor; elinden geldiğince yeterli miktarda sağlamaya çalışıyor herşeyi.

    Akustik gitarın üst perdelerinden, ince tellerinden başlayacak olursak, tellere vuruş sesi ve telin titreşiminin sesi sibilanstan uzak, çok az sivri. Gitar, akustik gitar gibi mikrofonla kayıt yapılan enstrümanlarda, pena ya da tırnak değimindeki ses gerçek hayattaki kadar sivri. Fakat bu sivrilik, akustik canlı, performanslarda sese canlılık katacak miktarda.

    Bas ve elektro gitarın dalgalanmalarında da bütünlük olduğundan bahsetmiştim, bu enstrümanların üst frekanslarına erişen dalgalanmaları da kulağınıza geliyor. Fakat bazen elektro gitarın alt tellerinde, üst perdelerinden çıkan sesler bazı kayıtlarda biraz öne çıkabiliyor. Bu da galiba kayıtsal bir durum, fakat cihazın bu kusurları engellemediğine işaret etmek için belirtmek istedim.

    Zillere gelecek olursak, zilleri takip edilmesi çok kolay bir biçimde veriyor Atlantis, fakat kulağa soka soka değil, olması gereken yerden veriyor. Zil boyutlarından ve boyutların sese etkisini ve zillerin neresine vurulduğunu az çok çıkarabiliyorsunuz. Özellikle zillerin dalgalanması; “şşşşhhh” sesleri çok doğal geldi bana. Parça ne kadar hızlı olursa olsun, kayıt iyiyse, ziller tekrar vurulana ya da tutarak durdurulana kadar dalgalanmaları geliyor kulağa.

    Klasik müzikte de değişmiyor bu göze sokmama tutumu, Aslında üst frekanslarda seyreden üflemeli ve vurmalı çalgılara pek hakim olmadığım için, şöyle söylemem sanki konuyu özetleyecek: Ride Of The Valkyries’i dinlerken kulaklarım yorulmuyor, üst frekanslarda yükselen enstrümanlardan da rahatsızlık duymuyorum.

    DSCN3518.JPG
    Atlantis'in İçi​


    Hız Ve Detay – Sahne Ve Enstrüman Ayrımı

    Atlantis hız ve detay konusunda başarılı diyebilirim. Uç metal müzik türlerinde sesleri bulandırmadan, enstrümanları birbirine sokmadan gereken hızı yakalayabiliyor, fakat mikro detaylardan biraz kısarak yapıyor bu işi. Blues/Rock gibi daha az agresif parçalarda, Daha melodik; Blind Guardian’ın A Night At The Opera albümü gibi çalışmalarda, özellikle canlı ve canlı/akustik performanslarda mikro detayları da hakkıyla getiriyor kulağınıza.

    Metal müzik için bahsettiğim hızla ve agresiflikle ket vurulan detay kaybı ile klasik müzikte karşılaşılmıyor. O Fortuna’da vokaller birbirine karışmıyor, insanların dizilimini, nefes alış verişlerini, dudak hareketlerini duyabiliyorsunuz. Ride Of The Valkyries’de de enstrümanların hızlarını da yakalıyor Atlantis, mikro detayları da. Birbirine yakın seste yaylıların da üflemelilerin de seslerini ayırt edebiliyor benim gibi klasik müzik dinlemeye yenice başlamış sayılacak biri bile. Gotham’s reckoning’de bütün enstrümanların yükseldiği pasajda da yine enstrüman ayrımını hızı da yakalayarak verebiliyor.

    Atlantis’in sahne sınırı, genişlik olarak oldukça başarılı, dolayısıyla enstrümanların arasındaki mesafe yatay eksende gayet geniş. Enstrümanların ve çoklu vokallerde vokalistlerin konumunu yakalayabiliyorsunuz. Özellikle canlı performanslarda ve klasik müzikte bu genişlik sınırının mesafesinin yüksekliğini çok daha rahat fark ediyorsunuz.

    Dinleyicinin sahneye uzaklığını derinliğin ilk ögesi olarak alacak olursak Atlantis’in derinlik oluşturması, genişlik kadar başarılı değil. Sahne burnunuzun dibinde kurulmasa da sanki canlı bir performansta, duruma göre ilk 3 sırada oturuyorsunuz gibi. Yani en fazla 5-6 adım mesafe oluyor aranızda sahne ile. Dinlediğim giriş seviyesi dacların hafızada kalan performansları üzerinden konuşacak olursam, gayet başarılı. Fakat sahne içine inildiğinde, sahne içindeki enstrümanların ve seslerin derinlemesine konumlandırılmasında Atlantis iyi iş çıkarıyor. Gotham’s Reckoning’de arkadan gelen vokallerin enstrümanlara uzaklığı gayet tatmin edici. Keza Londra Filarmoni Orkestrası’nın performanslarında da enstrüman gruplarının arasındaki derinlemesine boşluk tatmin edici miktarda. Yine de ben derinlik oluşturma yetisinin genişlikten daha zayıf olduğunu düşündüm. Bunun da sebebinin genelde dinlediğim türlerin dar alan kayıtlarından olduğunu düşünebilirsiniz, haklısınız.

    Enstrüman ayrımını nispeten daha dar sahneli Metal/rock müzik kayıtları üzerinden değerlendirecek olursak, kaydın kalitesine bağlı olarak enstrüman ayrımını beni tatmin edici derecede sağlıyor. Zaten sesi frekanslara göre değerlendirirken enstrüman ayrımından da bahsettiğim için lafı iyice uzatmak istemiyorum ve tüp meselesine geçmek istiyorum.


    Firmanın Müşteri Hizmetleri

    Yok böyle bir müşteri hizmeti. Olan bitenden daha önce bahsetmiştim. Adamların müşteriyi mağdur etmeme anlayışı hakikaten gerçek dışı. “Gerçek dışı” tabirini abartı olarak kullanmıyorum. Bırakın bizim ülkeyi, Avrupa ve Amerika için bile hakikaten ütopik bir anlayışta adamlar.


    Son Sözler

    Bu ürünün fiyat aralığında pek DAC dinlemedim ama, giriş seviyesi daclardan sonra cidden çok fark ettiğini düşünüyorum. En azından Stax Srs-2170 sistem ile.

    Bence; öznel yargıyla, parasını ziyadesiyle hak ediyor Atlantis, çünkü başarımlarının yanında tüp değişimiyle nüanstan biraz daha fazla fark eden ses rengi farklılıkları yakalayabiliyorsunuz.

    Atlantis’in fiyatı 816 dolar + kargo, bu da 860 dolara tekabül ediyor. Bayağı büyük bir kutuyla geliyor. Kutu açılımı konusunda görebilirsiniz. Gümrük meselesinin de göz önünde bulundurulması gerek.

    Üretici Web Sitesi:

    http://dhost.info/mhdtlab/

    Yazı biraz uzun oldu, kusura bakmayın, ama daha önce aldığım eleştiriler genelde tek bir müzik kolu üzerinden inceleme yazmamdı. Bir de bana göre bu kadar para verilecekse cihaza, mümkün olduğunca detaylı tanıtmak gerek diye düşündüm. Zira pek bilinen/incelemesi olan bir cihaz da değil.


    Bu arada incelemeden tatmin olmayan/ incelemeyi okuduktan sonra merak eden herkese kapım açık.

    Hata yaptıysam affedin ve düzeltmem için uyarın lütfen.

    Herkese okuduğu, değerlendirdiği için teşekkür ederim. İyi ve keyifli dinlemeler.

    İleri Okumalar:

    http://www.head-fi.org/products/mhdt-labs-atlantis-r2r-nos-dac/reviews/15472

    http://www.superbestaudiofriends.org/index.php?threads/mhdt-labs-r-2r-nos-tube-dacs.1336/

    http://www.head-fi.org/t/798259/mhdt-labs-r-2r-nos-tube-dacs
     

    Ekli Dosyalar:

    #1
    Son düzenleme: 12 Ekim 2016
    zekai, pea, stakanar ve diğer 9 kişi bunu beğendi.
  2. karanehir35
    Çevrimdışı

    karanehir35 DSD

    Katılım:
    15 Haziran 2013
    Mesajlar:
    2.158
    Beğenileri:
    6.713
    İnceleme için teşekkürler Özgür hocam. Eline saglık. Gayet detayli, akici ve anlasilir bir inceleme olmus.
    Hifi anlaminda hem dengeli hem de muzikal bir sesi yakalamasi benim de ilgimi cekti. Hakkinda az bilgi olmasindan dolayi da bu inceleme daha degerli oldu gozumde.

    Musaadenle Tuba ve Timpani hakkinda bir iki bilgi vermek isterim:

    Aynen Özgür hocam, Tuba genelde oturarak calinan, boru kismi oldukca genis bir alettir. Tek nefesle en fazla 15 saniye kesintisiz calinabilen zorlu bir alet Tuba.Resimdeki Viyana Senfoni orkestrasinin kullandigi Tuba.
    Contrabass_tuba1_260x390.jpg
    Amerikadaki orkestralar bundan da buyuk tubalar kullanirlar. Wagner tubasi daha ince ve ayaktada calinabilen yapisiyla bu tubalardan ayrilir.
    Tuba, kontrbassin yayli calgilarda yaptigi bassa benzer cekilde, uflemeli calgilara bass sesi verir. Tuba, sesi en kalin ve bassli uflemeli calgidir. Tuba,Richard Wagner'e gelene kadar, ince sesli bir calgi olup orkestralarda henuz kullanimi yayginlasmamisti. Wagner tubayi gelistirerek orkestralarda kullanmaya basladi. Wagner tubasi diye de gecer.

    Timpani (italyancada davullar) 3,5 oktav sese sahiptir. Klasik muzik davulu diye de bilinir. Her davuldan 1 oktavlik ses cikarilir. Orkestranin seyrine gore 3 davulun ortasina hizli ve sertce tokmaklarla vuruldugunda, sesi tiz frekanslarinin icine kadar uzayabiliyor.

    Klasik Muzikde Senfoni enstruman yerlesimini merak edenler icin bu gorseli de paylasayim. Burada dursun. orkestra.jpg
    Korangle, Ingiliz kornosu olarak bilinen, Obua'dan daha kalin sesli bir calgidir.
    Uflemelilerden Kornoya sevgim baskadir. Hem ince ve yumusak hem de ürkütücü, kasvetli bir sese bürünebilmesi, jazzda saksafonla yanyana gelince senfonilerdeki kullanimini muzikal olarak aşmasıyla her daim dikkatimi ceken bir calgidir.
     
    #2
    Son düzenleme: 26 Eylül 2016
    pea, refuserQ, DrWhite ve diğer 2 kişi bunu beğendi.
  3. Sechtdamon
    Çevrimdışı

    Sechtdamon FLAC

    Katılım:
    4 Haziran 2014
    Mesajlar:
    547
    Beğenileri:
    1.041
    Eyvallah Ahmet hocam, sağolasın. Bu bilgiler de faydalı tabii ama, benim biraz canlı performanslara katılım göstermem gerek tam olarak öğrenebilmem/hatırlayabilmem için. Yine de elimden geleni yaptım, umarım faydalı olur.
     
    #3
    refuserQ, Mikrobiyolog ve karanehir35 bunu beğendi.
  4. karanehir35
    Çevrimdışı

    karanehir35 DSD

    Katılım:
    15 Haziran 2013
    Mesajlar:
    2.158
    Beğenileri:
    6.713
    Bence faydali olacaktir Ozgur hocam bu inceleme, kaliteli bir dac almayi dusunenler icin.
    Kendimden ornek vereyim, senin Stax incelemene kadar dikkatimi cekmeyen elektrostatik ve stax dunyasi, bu incelemeden sonra hem Tavsanli'da senin Stax sistemi dinlememe
    hem de Stax sr-002 elektrostatik iem almama vesile oldu.:) Inceleme konusunda ben Nietzsche gibi dusunur, bunlari gelecege yazarim. Gelecekten gelecek birilerinin, işine yarayacak bilgileri, bugunden yazmak insana bir yerde keyif veriyor.
    Ben hala @witness, @cique, @baran88'in incelemelerini bu anlamda okurum. Ozellikle dac deyince aklima Baran hoca gelir. Daclarin önemini de yine onun incelemelerinden ogrendim diyebilirim.
    Yoksa amfi almakla işin bitecegini dusunurdum ben genelde. Daclarin önemini cok sonra, benim de bir dacim oldugunda anladim.:D
    Firsat bulur da Atlantisi Akglerde denersek, Akglere katacagi ögeleri simdiden merak ediyorum.
     
    #4
    Son düzenleme: 26 Eylül 2016
    refuserQ, baran88 ve Sechtdamon bunu beğendi.
  5. Sechtdamon
    Çevrimdışı

    Sechtdamon FLAC

    Katılım:
    4 Haziran 2014
    Mesajlar:
    547
    Beğenileri:
    1.041
    O zaman özellikle Baran Hocayı Atlantis'i dinlemeye, Havalar güzel olursa mangala, kötü olursa benim usulümle içi hazırlanan kuşbaşılı pide ya da yöresel güveç yemeye Tavşanlı'ya davet edelim. Ben de tekrar Violectric V800'ü dinlerim. :)
     
    #5
    refuserQ, baran88 ve karanehir35 bunu beğendi.
  6. karanehir35
    Çevrimdışı

    karanehir35 DSD

    Katılım:
    15 Haziran 2013
    Mesajlar:
    2.158
    Beğenileri:
    6.713
    Cok da keyifli bir bulusma olacagindan simdiden eminim ben. Bir Ankara-Ege bulusmasi fena da olmaz hani.:)
    Izmir'e oranla Tavsanli'da sogudu mu iyi soguyor ama.:D
     
    #6
    refuserQ ve baran88 bunu beğendi.
  7. baran88
    Çevrimiçi

    baran88 Yönetici

    Katılım:
    29 Haziran 2011
    Mesajlar:
    1.723
    Beğenileri:
    1.993
    Eline saglik Özgür guzel bir inceleme olmus.

    Nazik teklifin icin tesekkur ederim. Bu aralar biraz fazla yogunum o yuzden cok imkan olmuyor ama bir bulusma duzenlemeyeli uzun zaman oldu genel olarak. Belki Ankaraya sen gelip v800 dinlersin:)

    @karanehir35 tesekkur ederim. Bulusmaya yaparsak sizi de bekleriz
     
    #7
    refuserQ, karanehir35 ve Sechtdamon bunu beğendi.
  8. Sechtdamon
    Çevrimdışı

    Sechtdamon FLAC

    Katılım:
    4 Haziran 2014
    Mesajlar:
    547
    Beğenileri:
    1.041
    Olabilir Baran hocam, işleri yoluna koyup, bi Ankara'ya gelicem arkadaşı ziyarete, buluşmaya denk getiririm çok hoş olur.
    --- Arka arkaya atılan mesajlar 26 Eylül 2016 otomatik olarak birleştirildi, Asıl Gönderim Zamanı: 26 Eylül 2016 ---
    Resimler ve alternatif okumalar için linkler eklendi.
     
    #8
    refuserQ, baran88 ve karanehir35 bunu beğendi.
  9. wadi
    Çevrimdışı

    wadi FLAC

    Katılım:
    30 Temmuz 2015
    Mesajlar:
    202
    Beğenileri:
    329
    Ellerine sağlık Özgür Hocam.

    Bir dönem benim de DAC seçeneklerim arasındaydı MHDT ürünleri. Head-fi ve SBAF'deki yorumların hep birkaç kullanıcı tarafından bana abartılı gelen şekilde yapılması ve MHDT'nin ürün speclerini listelemedeki cimriliğinden ötürü hep temkinli yaklaştım.

    Beğendiğin bir DAC olduğu aşikar. Kısmet olursa bir gün dinlemek isterim :ok
     
    #9
    refuserQ ve Sechtdamon bunu beğendi.
  10. Sechtdamon
    Çevrimdışı

    Sechtdamon FLAC

    Katılım:
    4 Haziran 2014
    Mesajlar:
    547
    Beğenileri:
    1.041
    Eyvallah Ali Hocam, Sağolasın.

    Adamların bu spec listelemedeki isteksizliği senin de benim de savunduğum bir görüşten: kullanıcının gözünü boyama üzerine kurulu satış politikası... Yoksa adamlar, benim anladığım kadarıyla, inanılmaz derece ahlaklı insanlar ve sorulan hiç bir soruyu cevapsız bırakmıyorlar.

    Beğenme konusu da, evet ben bayağı beğendim ama bunun üzerinde ya da aynı siklette yer alan sadece V800'ü dinledim, iki dinleti arasında oldukça fazla bir süre var. Bir de beğenilerimi olabildiğince yorumlanabilir ve öznel biçimde yazmaya çalıştım, yani değerlendirenler, benim beğendiğim yönleri beğenmeyebilirler ve bu ihtimali göz önünde bulundurularak, neyi niye beğendiğimi belirterek yazmaya çalıştım.
     
    #10
    Son düzenleme: 27 Eylül 2016
    refuserQ bunu beğendi.
  11. stakanar
    Çevrimdışı

    stakanar MP3

    Katılım:
    16 Nisan 2015
    Mesajlar:
    72
    Beğenileri:
    86
    Çok samimi bir inceleme olmuş gerçekten çok beğendim başkaları elindeki cihazları yere göğe sığdıramazken siz dosdoğru yazmışsınız tebrikler. Özellikle 6n3lerin yerine bolca tavsiye edilen we396a yerine 6H3N-E yi beğenmeniz dikkatimi çekti daha önce incelediğim yada dinlediğim bir lamba değil ama atlantise özel bir durummu diye düşünmeden edemiyorum. Öyle olsa bile sanırım benim jan 5670lerin yerine iyi bir seçim olabilir.
     
    #11
    refuserQ, Sechtdamon ve karanehir35 bunu beğendi.
  12. Sechtdamon
    Çevrimdışı

    Sechtdamon FLAC

    Katılım:
    4 Haziran 2014
    Mesajlar:
    547
    Beğenileri:
    1.041
    Teşekkür ederim hocam. Aslında ben de beğendiğim yönlerini anlattım ama, işte beğenirken "niye beğenildiğinin" belirtilmesi ya da "niye beğenilmediğinin" belirtilmesi, okuyucunun yorum yapmasına müsade ediyor. Şöyle de bir durum var, ben eskiden incelediğim dacları şimdi tekrar dinlesem, çok yüksek ihtimalle aynı şeyleri yazmam. Bu durum Atlantis için de geçerli olacak muhtemelen.

    Tüp meselesinde ise, elimdeki en ucuz tüp jan 5670w, fakat performansı çok hafif perde dışında sıcak ses sevenler için ideal ve açıkçası ben Tungsol 2c51'e yeğlerim sesini. We396A Rus tüpünden teoride ve ve renksiz ses verme konusunda daha başarılı olabilir, fakat tercih meselesi işte. Şu an WE396A takılı mesela :)
     
    #12
    stakanar ve refuserQ bunu beğendi.
  13. stakanar
    Çevrimdışı

    stakanar MP3

    Katılım:
    16 Nisan 2015
    Mesajlar:
    72
    Beğenileri:
    86
    Evet muhtemelen aynı yorumları yapmayız çıta yükseldikçe işler değişiyor. Bileşenleri gerçekten doğru kullanmak incelemek ve fikir sahibi olmak çok zor. Tüm bileşenler birbirini fazlaca etkileyebiliyor. Kayıt kaliteleri de cabası neyse kısaca inceleme yazan arkadaşların işi gerçekten çok zor dikkat etmeleri gereken okadar çok ayrıntı var ki bazen bakıyorum arkadaş kulaklık denemiş test etmiş elleri dert görmesin ama kullandığı amfi dac dap giriş seviyesi veya bir tık ötesi...
     
    #13
    Sechtdamon bunu beğendi.
  14. Sechtdamon
    Çevrimdışı

    Sechtdamon FLAC

    Katılım:
    4 Haziran 2014
    Mesajlar:
    547
    Beğenileri:
    1.041
    Haklı olduğunuz taraflar var:

    Ben pek sık inceleme yazamıyorum, hem ataletten hem de bazı diğer durumlardan, dolayısıyla aylarca dinliyorum ürünü, direkt incelemeye dökemesem de sürekli notlar alıyorum. Bu birkaç ay böyle gidiyor. Elime fazlaca ürün de geçmiyor, geçse de hepsini inceleyemem zaten herhalde, bu hızda yıllar alır. :)

    Diğer konu ise, ekipmanın ulaşılabilirliği arttıkça, yani giriş seviyelerinde bence daha da bir dikkat edilmesi gerek, zira ürün fazlalığından/çeşitliliğinden dolayı da insanların elinden geleni yazması gerek.

    Rockitsounds R-50 kulaklığım tamirde, hem soket takılacak, hem de kablo yükseltilecek, Xduoo X3'te geliyor. Bunların da incelemesini yazmayı düşünüyorum.

    Eğer şöyle bir şey söz konusuysa bile: Kulaklık çok iyi, ampli bir-birkaç sınıf altta ya da tam tersi. Bunun bile incelemesinin yazılması gerek ki insanların kafasında eşleştirmeler ile ilgili sağlıklı bir yargı oluşsun.

    Tabii bunlar benim kişisel görüşlerim. :)
     
    #14
    stakanar bunu beğendi.
  15. stakanar
    Çevrimdışı

    stakanar MP3

    Katılım:
    16 Nisan 2015
    Mesajlar:
    72
    Beğenileri:
    86
    Fazla inceleme yapmıyor ama çok hızlı düzgün yazıyorsunuz. Yazım diline gerçekten hakimsiniz ben hiç beceremem. Bu aslında bizim gibi okuyucular için tehlikeli bize çok cihaz aldırabilirsiniz (rus lambayı alıcam). Bunun olumsuz yanınıda gördüm ismi lazım değil bir forumda arkadaşın biri olmadık cihazları efsane yapmıştı :)
    Giriş seviyesi yada f/p ürünler butçesi uygun olmayan arkadaşlarım için önemli ve daha profesyonelce incelenmesinde hiçbir sakınca yok :)

    Kulaklığınız iyi bir kablo ile bir tık ileri gidebilir gerileyeceğini sanmıyorum benimde huyum aldığım herşeyi restore eder veya ettiririm şuan lenco l90 restore için sırasını bekliyor.

    Daha fazla yazıp konuyu dağıtmayayım daha sık incelemelerinizi bekliyoruz :)
     
    #15
    Sechtdamon bunu beğendi.
  16. Sechtdamon
    Çevrimdışı

    Sechtdamon FLAC

    Katılım:
    4 Haziran 2014
    Mesajlar:
    547
    Beğenileri:
    1.041
    Eyvallah hocam, tesekkur ederim. Uğraşmak güzeldir. :)
     
    #16
    Son düzenleme: 28 Eylül 2016
    karanehir35 bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş