Sitemizde kullandığımız ekipmanlarla ilgili terimler sözlüğü

'Rehber Konular' bölümünde MuttFTS tarafından 13 Ocak 2012 tarihinde başlatılan konu.

  1. MuttFTS
    Çevrimdışı

    MuttFTS Yönetici

    Katılım:
    25 Mart 2009
    Mesajlar:
    6.302
    Beğenileri:
    595
    [size=16pt]KULAKLIKLAR[/size]

    [size=14pt]TAKMA BİÇİMLERİNE GÖRE KULAKLIKLAR[/size]

    [size=12pt]IEM (In Ear Monitor) / Kulakiçi / Kanaliçi kulaklık[/size]
    Kulak kanalına yerleştirilerek kullanılan kulaklıktır. Asıl amacı dışarıdan gelen sesleri keserek, düşük sesle müzik dinlenebilmesini sağlamaktır. Kulaklığın yapısına göre kulak kanalının girişine veya derinine yerleştirilebilir. Genelde birkaç çeşit büyüklü/küçüklü uçları vardır. Kulaklık ilk alındığında bu uçların tümü sırayla denenmeli ve tam olarak oturan/rahatsızlık vermeyen uç kullanılmalıdır. Kulakiçi kulaklıklar oturmadığı takdirde, ses çok uzaktan, bassız, renksiz ve anlamsız gelmektedir. Kulaklık oturdukça bu söylediklerim de yerine gelecektir.

    Şekil açısından en genel örnekler olarak olarak; Sennheiser CX serisi, Westone serileri, Etymotic ER4 gösterilebilir.

    IEM'lerin içinde ayrı bir tip olarak custom (özel üretim) kulaklıklardan bahsedilebilir. Bu tip kulaklıklar izolasyonları çok yüksek olduğundan asıl olarak sanatçıların sahnede kullanması için üretilmiştir. Bu tip kulaklıklar kişiye özel kulak kalıbı ile yapılıp, sadece o kişinin kulağına uyacak şekilde o kişi için üretilir. Renk, desen, kablo gibi tüm parçaları özelleştirilebilirdir. Böylece dünya üzerinde sadece bir tane olacak bir kulaklığınız olur.

    Örnek olarak Westone ES5, UM Miracle ve JH Audio JH16 verilebilir.

    [size=12pt]Earbud kulaklık[/size]
    Aslında bu kulaklığa da kulakiçi denilebilir fakat IEM'lerle karşılaştırılmaması açısından Earbud diyeceğim. Bu tip kulaklıklar genelde çok rahat olmaları, kolayca taşınabilmeleri, kulağa sokulmadığı için nispeten daha hijyenik olmaları ve ucuz olmaları sebebiyle tercih edilmektedir. Earbud kulaklıklar kulak kepçemize oturarak iddiası olmaksızın, kullanılmaktadır. İzolasyon iddiaları yoktur. Genelde süngerli tercih edilse de, süngersiz veya süngerin ortasında 2-3 mm çaplı bir delik ile de kullanılabilir. Ses kaliteleri genelde vasat olsa da, iyi kalitede üretilmişlerinin sesi IEMlerle yarışacak kadar detaylı ve açıktır, fakat basları azdır.

    Earbud'ların çeşitli aparatlarla kanal içine gireni (Yuin OK serisi), kulağın etrafından çengel şeklinde klipsleri olan modelleri de vardır. (Sennheiser OMX serisi örnek verilebilir)

    Şekil açısından en genel örnekler olarak; Sennheiser MX serisi, Yuin PK serisi gösterilebilir.

    [size=12pt]Taşınabilir Kafaüstü Kulaklık[/size]
    Kulak kepçesinin üstüne yerleştirilen kulaklıklardır. "Taşınabilir" sıfatını alma sebepleri birçoğunun boyutunun dışarıda gezilebilecek, katlanıp/eğilip cebe koyulabilecek şekilde olması, aynı zamanda herhangi bir amfiye ihtiyaç duymadan bir müzik çalar vasıtası ile yeterli ses verebilmesidir. Arkası kapalı veya açık olan modelleri vardır. Arkası kapalı olanların izolasyonu yüksekken, açık olanların izolasyonları düşüktür. Kulağının içinde bir kulaklıktan hoşlanmayanlar için dışarıda kullanmak için iyi hatta tek alternatiftir.

    Şekil olarak birkaç tipi vardır. Kafaüstünden gelen modeller (örnek Sennheiser PX100, üst model bir örnek olarak Audio Technica ESW9), enseden gelen modeller (örnek olarak PMX100), clip-on denilen kulak kepçesini kanca ile tutan modeller (Koss KSC75) olarak ayrılabilir.

    En genel örnek olarak; Sennheiser PX100, Koss PortaPro, Audio Technica ESW9 verilebilir.

    [size=12pt]Kafaüstü kulaklık[/size]
    Bu kulaklıklar da kulak kepçesinin üstüne yerleştirilen kulaklıklardır. Taşınabilir sıfatını almama sebepleri, büyükleri sebebiyle dışarıda kullanmaya pek uygun olmamaları, müzik çalar vasıtasıyla pek verim alınamamasıdır. Genelde masaüstü bir DAC ve amfi ile kullanılır. Kullanım amaçları; yüksek kalitede ses vermeleri, diğer kulaklıklara göre farklı bir deneyim yaşatmaları ve rahatlıklarıdır. Daha çok evde/ofiste müzik dinleyenler için kullanışlıdır.

    Yapı olarak çeşitli tipleri vardır. Kasa yapısına bağlı olarak; Açık, yarı açık ve kapalı kulaklıklar. Açık kulaklıkların arka kısmı tamamen ızgaradan oluşur ve açıktır. Genelde izolasyonları az olur. (örnek olarak Sennheiser HD650, Audio Technica AD2000 verilebilir) Yarı açık kulaklıkların arkasının bir kısmı ızgara ile açık veya tamamı ile ızgara ise bir kısmı keçe/sünger ile kapatılmış olabilir. Tonlama için bu şekilde bir ayarlama yapılmıştır. (örnek olarak Beyerdynamic DT880 verilebilir.) Kapalı kulaklıkların arka kısmı tamamen kapalıdır. Tercihe göre plastik, metal veya ahşap ile kapatılmış olabilir. Kapalı kulaklıkların asıl amacı evde/ofiste de olsa izolasyon sağlamaktadır. (IEMler kadar olmasa da) (örnek olarak Beyerdynamic DT770, Denon D7000, Grado SR serisi verilebilir)


    [size=14pt]KULAKLIK PARÇALARI ve APARATLARI[/size]

    [size=12pt]Sürücü Tipleri[/size]

    Dinamik Sürücü: En yaygın kullanılan sürücü tipidir. Genelde doğal ses verirler. Tüm kulaklık tiplerinde kullanılırlar. Dinamik sürücü kullanan kulaklıklara örnek olarak Sennheiser HD650, CX serisi ve daha bir çok örnek verilebilir.

    Elektrostatik/Planar Sürücü: Pek yaygın olmayan ve pahalı olan sürücülerdir. İkisinin çalışma prensibi benzer olduğundan bir araya topladım. Bu tip sürücüler genel olarak açıklık ve hızları ile bilinirler. Elektrostatik kulaklıklar kendi özel amfilerine ihtiyaç duyarlar. Planarlar ise herhangi bir kulaklık amfisi ile çalışabilirler fakat fazla güç istediklerinden güçlü amfiler tercih sebebi olmalıdır. Elektrostatiklere örnek olarak Stax markasının herhangi bir kulaklığını, Planarlara örnek olarak da Fostex T50rp veya Hifiman HE-6 verilebilir.

    Armatür Sürücü:
    Öncelikle işitme cihazlarında kullanılmaya başlamış olup, sonrasında kulaklık sektöründe de kullanılmaya başlanmıştır. Sadece kulakiçi kulaklıklarda kullanılmaktadır. Tercih edilme sebebi hızlı olması ve boyut olarak küçüklüğüdür. Küçük olması sayesinde bir kulaklığa bir çok armatür yerleştirilebilmektedir. (örneğin JH16 isimli custom kulaklıkta bir tarafta 8 armatür sürücü bulunmaktadır) Armatür sürücü kullanan kulaklıklara örnek olarak Westone serileri, Etymotic ER4, Earsonic serileri ve tüm custom kulaklıklar verilebilir.

    [size=12pt]Bir kulaklığın parçaları[/size]

    Jack, Jak: Kulaklık kablosunun ucundaki altın/gümüş rengi, müzik çalar veya amfiye takılan parçadır. Düz veya L şeklinde olabilir. (Sennheiser son dönemde hem L hem de düz olabilen jacklar da üretti) Genel olarak kulaklıklarda iki tipi bulunur. Genelde kafaüstülerde bulunan 6.3mm (1/4") büyüklüğünde ve genelde diğer kulaklıklarda bulunan 3.5mm (1/8") büyüklüğünde olanlardır. Genellikle güç isteyen kulaklıklarda 6.3mm bulunurken, nispeten müzik çalar ile beslenebileceklerde 3.5mm bulunur diyebiliriz.

    Gerinim önleyici / Strain Relief: Jack'ın metal kısmının veya kablonun kulaklık kısımlarına girdiği kısımlarda bulunan, gerilmeyi önleyici plastik parçalar.

    Kablo: Jack ile kulaklık sürücüleri arasındaki iletişimi sağlar. Gümüş, bakır veya gümüş/bakır olabilir. Genelde gümüş'ün sesi biraz daha açıkken, bakır'ın sesi biraz daha sıcak ve baslıdır. Gümüş/bakır ise ikisinin arasındadır denilebilir. Bakır biraz daha yumuşakken, gümüş pek ehli değildir. Bazı kulaklıklarda değiştirilebilir olarak da gelebilir.

    Y-Split / Y-Ayrımı: Kulaklık kablosunun yaklaşık orta kısmındaki, kulaklığın sağ ve sol taraflara gitmesi için ayrıldığı parçadır.

    Slider / Sabitleyici: Genelde IEM'lerde bulunan, Y-Ayrımı ile kulaklıklar arasında bulunan, kulaklığı ense veya çene altından sabitleyen parça.

    Earpiece / Kulaklık kısımları: Firmaların tasarımına bağlı olarak çeşitli şekillerde olabilir, herhangi bir standartı yoktur.

    Nozzle / Boğaz (Boru): Custom'larda tip (uç) de denir. Kulaklık parçasındaki kulaklık silikonun takıldığı boru şeklindeki yapıdır. Çeşitli boyutlarda olabilir. (örnek olarak CX300'ünkü 4mm iken Shure SE530'unki 1mm'dir)

    Uç / Tip: Silikon diyenler de vardır. Silikon, sünger, lastik ve bir çok malzemeden olanları vardır. Süngerlerin kullanımı en rahat olsa da sesin ayrıntısında kötü etki yaratabilir. Bastırdıktan sonra kulağa sokulur ve orada genleşmesi beklenir. Süngerlere örnek olarak Comply serisi, Shure Yellow Foam verilebilir. Lastik şeklinde olanlar süngerlerin biraz daha sertleridir. Sesi daha az etkilerler fakat soğukta sertleşme problemleri vardır. Örnek olarak Shure Black Olive verilebilir. Silikonlar ise en genel olarak bilinendir. Silikon veya plastikten üretilmiştir. Genel olarak tek katlı, iki katlı (double flange, bi-flange/biflange), üç katlı (triple flange, tri-flange/triflange), mantar (mushroom) bulunmaktadır. Farklı çeşitleri de vardır.

    Kulaklık temizleme aparatı: Bir ucunda bir tel ve diğer ucunda da genelde fırça olan kürdana benzer bir aparattır. Kulaklık borusunun içerisine kaçan pislikleri temizlemek için kullanılabilir.

    Kulaklık çantası / Earphone/Headphone case: Kulaklığın boyutuna göre üretilmiş sert ve darbe engelleyici çantadır.

    Kulaklık Padi / Pedi / Yastığı / Yastık: Tüm taşınabilir kulaklıklarda süngerden, kadifeden veya deriden üretilmiş yumuşak parçadır. Kulaklık çevresinden saran (circumaural) çeşitleri (örnek Beyerdynamic DT770, Sennheiser HD650) ve kulak kepçesine bastıran modelleri vardır. (örnek Grado SR125, Koss PortaPro) Bunun dışında firma veya kullanıcıların farklı sesler için üretilen/modifiye edilen çeşitli şekilleri de vardır. (örnek Grado Bowl Pad, Sennheiser HD414 Grado Mod)

    Kafabandı / Taç: Kulaklığın kafamızın üstünde kalan tepe kısmıdır.

    Menteşe: Kafabandı ile kasa tutucuyu bağlayan kısımdır.

    Kasa / Cup: Genel olarak sürücüleri içinde bulunduran kısım için söylenir.

    Kasa tutucu / Cup Holder: Kulaklık kasası ile menteşeyi bağlayan genelde C şeklinde olan yapıdır.

    Jack / Jak çevirici: Genelde 3.5mm'yi 6.3mm'ye çevirmekle birlikte, piyasada tam tersi de bulunmaktadır.
     
    #1
  2. MuttFTS
    Çevrimdışı

    MuttFTS Yönetici

    Katılım:
    25 Mart 2009
    Mesajlar:
    6.302
    Beğenileri:
    595
    [size=16pt]TAŞINABİLİR SİSTEMLER ve PARÇALARI[/size]

    Taşınabilir sistemler en baz olarak kulaklık ve kaynak olarak iki parçadan oluşabilmektedir. Bunun yanında çeşitli aksesuarlar ve cihazlar son dönemde çıktığı için, çok farklı tipte taşınabilir sistemler de ortaya çıkmıştır. Örnekleyerek açıklamaya çalışacağım.

    Müzikçalar

    Mp3 player veya DAP (Digital Audio Player) diye de geçebilir. İçine çeşitli formatlarda müzik atılan ve içine atılan bu dosyaları çeşitli arayüz veya butonlarla kulaklık veya diğer cihazlara aktaran ekipmandır. Ekranlı/Ekransız, büyük/küçük, hafızası boyutu çok/az bir çok seçeneği vardır. Kayıpsız dosya formatlarından birini (FLAC, ALAC, WAV) çalması bizim hobimiz için zorunluluktur denebilir.. (Genellikle de FLAC)

    Müzikçalarlara örnek olarak iPod'lar, Sansa Clip, Sansa Fuze, Hifiman HM601/602/801 ve daha birçoğu verilebilir.

    Sonrası için gereken Genel Bilgi

    Öncelikle konuyu daha ilerletmeden önce bahsetmem gereken bir kaç teknik bilgi var. Daha sonrasında neden bahsettiğim daha iyi anlaşılacaktır diye umuyorum.

    Bir müzikçalar tek parça bir ekipman gibi görünse de, aslında teknik olarak 3 parçadan oluşmaktadır. Bu parçalara arayüz, DAC kısmı ve amfi kısmı denilebilir.

    Arayüz kısmı; bizim cihazın içindeki şarkıları gördüğümüz, değiştirdiğimiz, sesi arttırmak/azaltmak için komut verdiğimiz kısımdır. iPod Touch için bu dokunmatikken, Classic için ekran+butonludur.

    İkinci kısım, masaüstü ekipmanlarımızın arasında da olan DAC kısmıdır. Bu kısmın görevi sayısal verileri analog verilere çevirmektir. Yani bu kısım müzikçalarımızın içindeki 0 ve 1 'lerden oluşan, bilgisayar dili için kodlanmış sayısal veriyi (Örneğin FLAC'i), analog sinyal dalgalarına yani sese çevirmektir.

    Üçüncü kısım, amfi kısmı. Bu kısım DAC'tan gelen analog sinyalleri, dinlenebilecek seviyeye getiriyor ve güçlendiriyor.

    Şimdi parça parça ele almaya devam edebiliriz.

    Bir müzikçaların kulaklık çıkışı, müzikçaların arayüz, DAC ve amfi kısmını kullanarak ürettiği sinyalin çıkışıdır. Bu çıkış genel olarak kulakiçi kulaklıklara yeterli gelse de, kafaüstü kulaklıkların birçoğuna malesef yetersiz gelmektedir. Müzikçalarların DAC kaliteleri fena olmasa da, amfi kaliteleri genel olarak vasat/genelgeçerdir.

    Müzikçalarlarla ilgili bahsetmem gereken şey ise, Line out (LO) çıkışıdır. Bu çıkışa bazı cihazlarda dock şeklinde olduğu için LOD (line out dock) da denir.

    Bir cihazın LO çıkışı genel olarak cihazın kulaklık çıkışından daha iyi denmektedir. Bunun sebebi LO çıkışından alınan sinyalin, müzikçaların vasat olan dahili amfisinden geçmiyor olmasıdır. Yani LO'dan aldığımız sinyal, müzikçaların sadece arayüz ve DAC kısımlarını kullanılıp ve DAC'tan çıkan sinyaldir denebilir.

    Bu çıkışın kullanılma sebebi, müzikçaların vasat olan dahili amfisinin kullanılmayıp, bu çıkışa dahili amfiden daha iyi bir amfi takıp, sesi iyileştirmektir. Yalnız bu konuda şunu unutmamak gerek, LO kullanılarak dışarıdan takılan amfi, dahili amfiden kötüyse, ses kötüye gidecektir.

    Line out için kullanılan kablolar

    Genelde müzikçalardan müzikçalara bu değişiyor. iPod'lar, Fuze, Sony için alt kısımdaki dock çıkışından, S:Flo2, Hifiman gibi cihazlardan 3.5" Jack ile line out sinyali alınabiliyor.

    Bu kabloların diğer uçları ise amfinizin girişine göre değişebiliyor. Taşınabilir amfiler için genellikle 3.5" jack, masaüstü amfiler için ise RCA bağlantı kullanılıyor.

    Line out kablolara örnekler AudioMinor veya Fiio gibi markalar örnek verilebilir.

    Taşınabilir amfiler

    Bir amfiyi, taşınabilir amfiler sınıfına sokabilmemiz için baz olarak iki şart konulabilir. Birincisi taşınabilir olmalı, yani küçük boyutta olmalı. İkincisi ise güç şebekesinden bağımsız olmalıdır. (Dahili bataryalı veya gücünü müzikçalardan alarak)

    Bu tip amfilerin kullanım amacı;
    - Müzikçalarların gücü yetmediği kulaklıkları beslemek,
    - Güç ile daha iyi seviyelere gelen kulaklıkları daha iyi bir hale sokmak,
    - Line out çıkışını kullanarak, genel ses kalitesini arttırmak gibi sebepler olabilir.

    Line out olmayan cihazlarda amfi kullanmanın amacı sadece beslenmeyen bir kulaklık varsa beslemek olmalıdır.

    Yeri gelmişken yanlış bilinen bir konuda da bilgilendirme olsun. Amfi sesi yukarıdaki durumlar haricinde iyileştirmez. Bir IEM'i kulaklık çıkışına amfi takarak beslemek, kötü sesi sadece daha fazla yükselterek dinlemekten başka birşey değildir. Yukarıdaki durumlar haricinde, amfi kullanmanızı tavsiye etmiyorum, paranın boşa harcanması olur.

    Taşınabilir amfilere örnek olarak, Meier Corda Stepdance, Headstage Arrow 3G, Fiio E11 veya E6 örnek gösterilebilir.

    Kulaklık Kablosu

    Taşınabilir sistemlerde yapılabilecek bir yükseltmedir. Genellikle çıkarılabilir kablolu kulaklıkların kablosu değiştirilerek daha iyi bir ses çözünürlüğü/rengi elde edilebiliyor. Kulaklığa bağlı olarak değişir ama attığınız taş, ürküttüğünüz kurbağaya değer mi tartışılır. (Custom kulaklıklar hariç)

    Son dönemde çıkan yeni cihazlar

    Son dönemde gelişen teknolojilerle ortaya yeni tip cihazlar çıkmaya başladı.

    Bu yeni teknolojilerden bir tanesi iPod'u arayüz olarak kullanmak. Yani en üstte yazdığım üzere bir müzikçalar Arayüz > DAC > Amfi şeklinde çalışırken, bu tip cihazlarda Arayüz > Cihaz > Amfi şeklinde çalışıyor. Yani DAC olarak kullanılan bir cihaz bu.

    Bağlantı şekli olarak iPod'u bilgisayara taktığınız kablo gibi bir kabloyla (Bir ucu dock, diğer ucu USB) iPod'unuzu bu cihaza bağlıyorsunuz. Bu cihaz sesi çözüp, amfiye gönderiyor.

    Bu cihaza örnek olarak Cypher Labs Algorithm Solo gösterilebilir. Gene hem DAC hem de amfi olarak kullanılan (Yani iPod'u arayüz olarak kullanan) Fostex HP-P1 de gösterilebilir.

    Bu teknolojilerden diğeri de bazı müzikçalarlardan optik veya coax çıkış alıp gene DAC olarak kullanılmak. Örneğin iRiver H120 gibi bir müzikçaları arayüz olarak kullanıp, H120'nin optik çıkışından iBasso Boomslang DB1 gibi bir cihaz ile amfiye bağlamak. Burda iBasso DB1 gene DAC olarak görev yapıyor ve DB1'in çıkışından bir amfiye bağlıyorsunuz.

    Taşınabilir sistemler ve parçalarından da aklıma gelenler bunlar.
     
    #2
  3. MuttFTS
    Çevrimdışı

    MuttFTS Yönetici

    Katılım:
    25 Mart 2009
    Mesajlar:
    6.302
    Beğenileri:
    595
    [size=16pt]MASAÜSTÜ SİSTEMLER ve PARÇALARI[/size]

    Masaüstü sistemler genel olarak 3 parçadan oluşuyorlar denebilir. Kaynak, Amfi ve Kulaklık.

    Kaynak

    Amfiye analog sinyal göndermekle yükümlü olan masaüstü sistem parçalarına kaynak denebilir. Kaynak DAC, CD Çalar, Kaset Çalar, Pikap, Radyo ve Transport cihazları gibi cihazlar olabilir.

    Kaynak cihazları genel olarak sistemin en dikkat edilmesi gereken parçası olabilir. Çünkü kaynaktan çıkan küçük bir pürüz, amfide yükseltildiğinden, dinlenirken fark yaratabilir.

    Kaynak cihazlardan sırası ile kısaca bahsedelim.

    DAC, herhalde forumumuzda yeni gelenler arasında "Bu ne? Ne işe yarar?" denilen cihazdır. DAC (Digital to Analog Converter) bilgisayar dili için kodlanmış dijital veriyi (örneğin bir FLAC veya MP3 dosyasını), analog sinyallere yani sese çevirmektir. Yeryüzünde dijital müzik çalan her cihazın, yani bir müzikçaların, bir CD çaların veya ses kartının içinde DAC devresi bulunmaktadır.

    Peki biz DAC derken neden bahsediyoruz? Biz de DAC derken, bilgisayara veya başka cihazlara, USB, optik veya eşeksenli (Coax/Koaksiyel) kabloyla bağlanabilen ve dijital veriyi, analog sinyale dönüştürebilen cihazlardan bahsediyoruz. Bizim hobimiz için genel olarak harici olarak bulunuyor.

    DAC cihazlara örnek olarak Stello DA100, Cambridge Audio DACMagic, Musical Fidelity V-DAC gibi cihazlar verilebilir.

    Musiland 01, NuForce uDAC, Benchmark DAC1 gibi cihazlar ise DAC/Amp veya hulki arkadaşımızın HeBA dediği içerisinde hem DAC hem de amfi bulunduran cihazlardır. İleride daha ayrıntılı bahsedilecektir.

    CD Çalar ise adından malum olarak CD okuyan cihazlardır. Amfi türündeki cihazlara bağlamak için analog, DAC gibi cihazlara bağlamak için dijital çıkışlara (Optik/Koaksiyel) sahip olabilirler. CD çalarlarda dijital çıkış olmasının sebebi, eğer elimizde CD Çaların dahili DAC'ından daha iyi bir DAC varsa, CD çaların dahili DAC'ı yerine elimizdeki harici DAC'ı kullanmaktır.

    Gene kaynak kısmında kullanılan Transport denilen cihazlar var. Bu cihazlar hafızalarındaki veya takılı bulunan hafıza kartlarındaki veriyi, kendi arayüzlerini kullanarak, bir DAC'a aktarırlar. Yani basit olarak anlatmak gerekirse, bir CD çaların CD yerine hafıza kartı okuyanlarıdır. DAC'a optik, koaksiyel veya son dönemde iPod ile birlikte USB ile bağlanabilirler.

    Kasetçalar, pikap ve radyo ise kaynak cihazların analog kısmını oluşturur. Bu cihazlar içerisinde herhangi bir dönüştürme (DAC) yoktur. Analog sinyal üretir/temin eder ve bunu amfiye gönderirler. Eğer ki kayıt ve analog cihazınız mükemmel ise, neredeyse hiçbir dijital cihazın ulaşamayacağı ses kalitesine ulaşabilirsiniz. Fakat mükemmel bir analog kayıt ve mükemmel bir sistem çok az ve zor olduğundan malesef biraz geri planda kalmaktadırlar. Bu konuya ek bilgi olarak Pikap'ların çıkış olarak verdikleri analog sinyalleri çok düşük olduklarından, PreAmp (ön amfi) kullanmak, yani ekstra bir amfi kullanmak zorunludur denebilir.

    Amfi

    Amfi, kaynaktan gelen sesleri dinlenebilecek düzeye getiren ve güçlendiren cihazlardır. İyi bir amfinin asıl amacı ise, kaynaktan gelen sinyali olabildiğince kirletmeden kulaklığa veya hoparlöre iletebilmektir.

    Genel olarak ikiye ayrılabilirler. Transistörlü (Solid State) ve lambalı amfiler. Transistörlü amfiler genel olarak daha güçlü, sesi daha açık, daha hızlı ve daha detaylı olabiliyorlar. Lambalı amfiler ise dezavantajlarının yanında daha doğal ses, daha doğru ve mest eden mid seslere sahip olduğundan tercih edilebiliyor.

    Lambalı amfilerin ayrıca lambalarının değiştirilerek ayrıntı, sahne ve ses rengi olarak değiştirilebilirlikleri vardır. Transistörlülerde ise bu durum sadece kısıtlı sayıda amfi için OPAMP değiştirilerek yapılabilir.

    DAC/Amp Cihazlar

    Bu cihazlar içerisinde hem DAC, hem de amfi içeren cihazlardır. Hulki arkadaşımızın önerisiyle son dönemde aramızda HeBA (Hepsi birarada) cihazlar olarak da anılmaktadır.

    Bu cihazlar komple çözüm olmak açısından bir alternatiflerdir. Birbiriyle uyumlu olduğu kesin olan dahili bir DAC ve dahili bir amfi içermektedirler. Gene ara kablo olmaması bu cihazlar için bir avantaj olabilir.

    Dezavantajları ise, sınırlı sayıda ve ses renginde olmaları, eğer ses rengi beğenilmezse kablo veya bir ekipman değiştirilerek istenen ses rengine yaklaşılamaması, yükseltme yaparken tamamen yapılma zorunluluğu gibi durumlardır.

    Bu tip cihazlara Benchmark DAC1, Yulong D100, Musiland 01 veya NuForce uDAC gibi cihazlar verilebilir.

    Aynı zamanda Creative X-Fi gibi bilgisayar ses kartlarımız da DAC/Amp'lara en büyük ve baz örnektir.

    Kablolar

    Dijital kablolar: Bilgisayardan DAC'a veya dijital bir kaynaktan DAC'a aktarma kablosudur. USB, optik veya eşeksenli (Coax) kablo bunlara örnek olabilir.

    Interconnect kablolar: Amfi ve DAC'ı birbirine bağlayan kablolardır. Adına ara, ara bağlantı, RCA kablo da diyenler bulunmaktadır.

    Güç kabloları: DAC, amfi, cd çalar veya bilimum ekipman için gereken güç ara kablosu. Cihazlar ile duvar elektrik prizi arasındaki kablolardır.

    Kabloların sesi değiştirme konusu halen - forumumuz da dahil olmak üzere - birçok kişi tarafından tartışılmaktadır. Interconnect kablo için büyük ölçüde herkes inanmaktadır. Güç ve USB kablosu konusunda ise bu durum halen bir sonuca ulaşamamıştır. Bunu yazan kişi olarak benim fikrim her kablonun sesi değiştirdiğidir.

    Ama tabi 100$lık amfi veya DAC'a gidip 50-100$a USB veya güç kablosu almanın bir mantığı olduğunu düşünmüyorum. Interconnect kablo için ise giriş seviyesinden itibaren yorumlara bakılarak bütçe elverdiğince iyi bir kablo alınmalı. (bence)
     
    #3
    rifat38 ve MusicMakesItBetter bunu beğendi.
  4. MuttFTS
    Çevrimdışı

    MuttFTS Yönetici

    Katılım:
    25 Mart 2009
    Mesajlar:
    6.302
    Beğenileri:
    595
    Hi-Fi terimler sözlüğü

    AAD
    CD’ler üzerinde bulunan bu tanım kaydın ve master’ının analog formda olduğunu fakat digital olarak saklandığını belirtir. Analog>Analog>Dijital.

    AC-3
    Daha çok Dolby Digital olarak bilinir.

    ADD
    Analog olarak kaydedilmiş fakat master ve saklama işlemlerinin dijital olarak yapıldığını anlatan terimdir. Analog>Dijital>Dijital.

    Alignment
    Genelde pikapların iğnelerinin pikap izlerine ve kol yapısına göre ayarlanma sürecine verilen İngilizce tanımlama. İyi hizalanmamış bir iğne, ses kalitesine kötü etki edebileceği gibi ayrıca plağa da zarar verebilir. Bunun haricinde kaset dekleri içinde hizalama önemlidir. Her ne kadar yeni cihazlarda bu özellik olmasa bile, geçmiş dönemlerde bu cihazlarında okuma ve yazma kafaları manuel olarak ayarlanabilmekteydi.

    Amplifikatör
    Müzik sistemlerinde ampli, (fransızca amplificateur) yükseltici anlamında kullanılır. Kaynak cihazlardan (CD çalar, pikap gibi) çıkan ses sinyalleri güçlendirerek hoparlörlere gönderme görevini üstlenir. Çeşitli mimariler ve bu mimari özelliklere dayanan sınıflandırmalar mevcuttur. Asıl sınıflandırma transistörlü yapıda olanlar ve vakum tuplu yani eskiden beri Türkçe'ye yerleştiği şekli ile lambalı yapıda onlar. Bunlarla birlikte son yıllarda yaygınlaşan (melez) tasarımlar da vardır. Yine bunlara ek olarak entegre yapıdakiler, giriş/güç katı ayrı kasalar halinde üretilenler ve monoblok (güç amplileri için) şeklinde ana yapıdan bağımsız alt sınıflandırmalar da mevcuttur.

    Analog
    Dijital olmayan tüm platformlar için kullanılan tanımlamadır. Örnek olarak plak, kaset ve manyetik bant verilebilir.

    Anti-skating
    Fizik kuralları gereği plak tonearm’ı merkeze doğru iter, bunu önleyebilmek adına kullanılan parçaya ve teknolojiye anti skating denir. Bu karşıt kuvvet uygulayan bir yay sistemi olabileceği gibi özel tasarlanmış ağırlık sistemi de olabilir.

    Balanced Connections
    Üç pinli XLR konnektörünü kullanan bağlantı şeklidir. Aynı şekilde dijital bir format olan AES/EBU bağlantısı içinde kullanılır. Bu bağlantı da negatif ve pozitif topraklama ayrı ekranlanmıştır. Teorik ses kalitesi standart bağlantıya göre daha yüksektir.

    Banana Plug
    Hoparlör bağlantısında kullanılan özel bir konnektördür.

    Binding post
    Hoparlör bağlantı terminallerine verilen isimdir. Kabloları kabul edebildiği gibi, banana plug ve bunlar gibi diğer bağlantı yöntemleri içinde özel olarak üretilmiş şekillerde olanları bulunmaktadır.

    Bit
    En küçük dijital veri depolama birimidir. DAC’lar tarafından ses sinyaline dönüştürülür.

    Bas
    Alt frekanslar.

    Bas reflex
    Bas yani alt frekans seslerin daha inandırıcı olmasına yönelik tasarlanmış bir hoparlör tasarım şeklidir. Hoparlör kabinin yapısı kullanılarak özel tasarlanmış delikler ile (arkada veya önde olabilir) sürücülerin hava ile etkileşimi sonuncunda oluşan basınç kullanılır. Günümüzde bu tasarım çok sıklıkla kullanılmaktadır.

    Biamping
    Bir hoparlorün beslenmesi için eğer bu tarz kullanım uygun ise, crossover’ın her bir girşinin ayrı amplifikatör ile beslenmesi anlamına gelir. Dolayısıyla hoparlorümüzün arkasında eğer 2 set giriş var ise, her girişe ayrı bir amplifikatör kullanarak sinyal verir isek, toplamda 2 adet stereo power amplifikatör kullanmamız gerekir, eğer ki, monoblok power amplifikatör ile sürmeyi planlıyorsak kullanmamız gereken ampli adedi dört olacaktır.

    Biwiring
    Biamping ile aynı mantığa sahip olsa da, genelde tek bir amplifikatör kullanılarak uygulanmaktadır. Bir set yerine iki set kablo kullanılarak yapılır.

    Blu-Ray
    Dokuz büyük elektronik firmasının oluşturduğu konsorsiyumun yeni dijital depolama platformudur. 12cm Blu-Ray diskine, yaklaşık 27GB veri, 13 saat ses ve 2 saat civarında da High Definition görüntü kaydedilebilir.

    Bridging (Köprüleme)
    Güç artırımı için sisteme bridge (köprü) modunda amplifikatör eklenmesidir. Kullanılacak amplifikatörlerin mutlaka bu tasarıma sahip olması gerekmektedir.

    Cartridge (Kartuş)
    Dilimizde bir çok farklı tanımlamaya sahip bir kavramdır. Kartuş yada iğne genel olarak en çok kullanılanlardır. Plak üzerindeki izleri okuyan parçadır. MM ve MC olmak üzere iki varyasyonu vardır.

    CD Player
    CD üzerine kaydedilmiş müzik verilerini okuyarak bunları analoğa çeviren ve amplifikatöre aktaran cihazın ismidir. Bir müzik setinin parçası olabileceği gibi sadece bu görevi üstlenmiş tek cihaz (ki bunlara deck denmektedir) olarak da üretilmektedir. Bileşenleri ise, Kasa, dışarıdan elektriksel etkiyi almaması için özel maddeler ile kaplanmış, alt kısmında titreşim önleyici ayaklar bulunan parçadır. Üst düzey cihazlarda özellikle ayaklar hem cihazın içindeki titreşim azaltılması hemde dışardan gelebilecek titreşimin cihaz içerisinde sese olumsuz etki yapmamasına yönelik farklı maddeler kullanılarak üretilirler. Kauçuk ve plastik bazlı özel maddeler olabileceği gibi, özel metal sivri ayaklarda kullanılmaktadır. Çekmece, CD'yi cihazın içerisine alan özel çekmecelerdir. Basit CD çalarlarda plastik kullanılırken, özel cihazlarda alüminyum gibi farklı metallerden özel mekanizmalar geliştirilmiştir. Ayrıca bazı üreticiler üstten yüklemeli mekanizmalarında ayrıca bir kilitleme sistemi kullanarak istenmeyen titreşimleri yoketmeye uğraşmaktadırlar. Geliştirilmiş en önemli çekmece mekanizması TEAC firmasının geliştirdiği VRDS sistemidir. Motor ve göz sistemi. CD üzerindeki veriler özel bir lazer ışını demeti ile okunurlar. Bu mekanizmanın hareketini sağlayan özel bir mekanizma vardır. Ayrıca CD'nin bağlı olduğu milin çevrilmesi de ayrıca başka bir motor mekanizması tarafından gerçekleştirilir. Tüm bu mekanizmalara elektrik, transformatörler vasıtası ile sağlanmaktadır. Üst düzey cihazlarda bu elektriksel yapı ayrıca izole edilir, mekanizmalara da titreşim önleyici eklemeler uygulanır. Dijital analog çevirim katı. Bir CD çaların en önemli parçalarından bir tanesidir. CD üzerindeki veri amplifikatöre aktarılmadan önce mutlaka analoga çevirilmelidir. Bu kat bu işlemi gerçekleştirmektedir. Şu an 24 bitlik özel çeviriciler kullanılarak ses kalitesinde önemli artışlar sağlanmıştır. Burada analoga çevrilen veriler, farklı kablolama teknikleri ile amplifikatöre aktarılırlar. Bugün için yoğunlukla kullanılan çıkış tipleri: RCA, Toslink ve optik çıkışlardır.

    CD
    Sony ve Philips tarafından geliştirilmiş ve çok yoğunlukla kullanılan bir dijital veri saklama medyasıdır. Gelişen ihtiyaçlar ile, kapasitenin yetersiz kalması sonucunda yeni dijital platformlar geliştirilmeye devam edilse de, uzun bir süre daha kullanılacak gibi görülmektedir.

    CD-text
    CD üzerinde kısıtlı bir alan üzerinde albüm ismi, şarkı ismi gibi ayrıntıların kaydedilerek, kaynak tarafından ekranda gösterilebildiği bir teknolojidir. CD’nin veri depolama kapasitesinin azlığından dolayı çok yaygın olarak kullanılamasa da, yeni gelecek dijital kayıt medyalarında benzer bir versiyonunun çok sıklıkla kullanılacağı düşünülmektedir.

    CD-transport
    CD Transport, günümüzde yaygın şekilde kullanılan standart CD çalarların ilk dönemlerinden beri varolan sorunlarını çözmek amaçlanılarak üretilmiş çok özel ve profesyonel bir cihazdır. Özellikle elektronik devre, transformatör gibi bir çok farklı bileşeni içerinde barındıran tek kasada toplanmış bir CD çaların, tüm bu bileşenlerin birbirleri ile oluşan etkileşimle genel ses kalitesinde bir bozulma yaratacağı teorisinden hareketle, özel hi-fi üreticilerinin bunları birbirinden ayırmaları ile ortaya çıkmıştır.Bilindiği gibi bir CD çaların içerisinde mekanik ve elektronik olmak üzere 2 ana bölüme ayrılabilecek bileşenler bulunmaktadır. Mekanik her bileşenin belli bir titreşim yaydığının prensibinden hareketle özellikle dijitalden analoga çevirim katında oluşabilecek olumsuzlukların önlemesi amacı ile bu mekanik kısmın ayrıştırılması ile üretilir. İçerisinde çekmece denilen yani CD'nin konduğu mekanizma, CD'nin üzerindeki verileri okuyan göz ve lazer ışını üreten elektronik devreler ve bunların hareketini sağlayan mekanizma ve tüm bu bileşenlerin gereksinim duyduğu elektriği sağlayan kablo ve transformatörler tek bir cihaz içine toplanır. Bu cihaz sadece CD'nin üzerine kaydedilmiş veriyi okur fakat hiçbir işlem yapmadan direkt olarak ayrı bir cihaz olarak tasarlanmış D.A.C. yani dijital analog çeviriciye aktarır. Bu bağlantı standart RCA kablolarla yapılabildiği gibi, optik kablolarla da yapılabilmektedir ki, ses kalitesinde belirli bir artışı sağlar. Bu tarz bir sistem minimum iki parçadan oluşur, CD Transport ve D.A.C. katı. Bu çözüm dijital sinyallerin analoğa çevirimi için devrimsel bir çözüm olarak kabul edilse de, çok pahalı ve sadece özel ses sistemi üreticileri tarafından üretilmiş ve yaygınlıkla kullanılmayan özel bir çözümdür. DVD'nin yaygınlaşması ile farklı üreticiler bu medya içinde benzer çözümler üretmeye başlamışlardır.

    Class A
    Amplifikatör sınıflaması için kullanılır. Çıkıs katında devamlı akım bulunur. Bunun getirisi olarak elektrik sarfiyatı çok yüksektir. Buna karşılık en saf sese sahip oldukları düşünülür. Sesteki bozulma teorik olarak en alt seviyededir

    Class B
    Çıkış elemanları işlemleri sıra ile yapar. Once eksi, akabinde artı yuklu sinyalleri işlenir. Bu işlem günümüz teknolojisi ile yeterince hızlı yapılamadığından pek kullanılmamaktadır

    Class A-B
    Çıkış elemanları sinyallerin sadece yarıdan fazlasını işler. Çıkış elemanları Sınıf A'daki gibi tamamen akımla kaplı değildir. Bu sayede Sınıf A'nın dezavantajları ortadan kaldırılmış olur. En çok kullanılan sınıftır.

    Coloration
    Müzikte özellikle cihazlardan kaynaklanan bozulmalar ve renklendirmeler için kullanılan terimdir. İstenilen bir durum değildir.

    Component Video
    Her üç video sinyalinin ayrı ayrı taşınması mantığına sahip bir kablolama sistemidir. Özellikle DVD ve görüntü birimleri arasındaki bağlantı için kullanılır.

    Composite Video
    Tek bir konnektör vasıtası ile video sinyallerinin aktarımını sağlayan kablo türüdür. Genelde sarı renkli bir RCA şeklinde tasarlanır.

    Compression (Kompresyon)
    Radyo kanalları tarafından kullanılan müzik sinyallerinin özellikle uç frekanslardaki farklılıkları dengeleyen teknolojidir.

    Crossover
    Aslında bir elektronik devre olup, özellikle hoparlörlerin içerisinde sürücülere gönderilecek frekansların ayrılmasına yarar.

    DAB
    Digital Audio Broadcasting Özellikle FM ve AM bantlarının doğasından kaynaklanan sorunları yoketmeye ve ses kalitesini arttırmaya yönelik radyo yayın standartıdır. Daha az sinyal istasyonu ile daha kaliteli ve daha fazla veri içeren bir yayın yapılabilir. Ülkemizde de deneme yayınları sürmektedir.

    DAC
    DAC (Digital to Analog Converter) dilimize dijitalden analoga dönüştürücü olarak çevirilebilecek özel bir tanımlamadır. Özellikle CD'nin ortaya çıkmasından itibaren, bu medyalara kaydedilen verinin dijital olması sebebi ile, verinin analoga çevrilmesi amacı ile kullanılmaya başlanmıştır. Bir CD çaların kasasına monte edilmiş halde olabileceği gibi ayrı bir cihaz olarak da kullanılabilir. Özellikle ayrı kullanım profesyonel cihazlarda karşımıza çıkar. Buradaki amaç CD okuma mekanizmasının mekanik titreşimlerinin ve cihaz içerisindeki diğer elektronik bileşenlerin dijitalden analoga çevirim sırasında etkileşimini minimuma indirmektir. Farklı teknolojilere sahip olsa da, CD, SACD, DVD gibi tüm dijital kayıt platformlarında mutlaka kullanılır. Pulse D.A.C. En yaygın kullanılan, üretimi en basit dijitalden analoga dönüştürücü teknolojisidir. Özel analog filtre devreleri kullanılarak kaynaktan gelen dijital sinyaller analoga çevrilir. Genelde maksimum 16 bitlik çeviricilerdir. Özellikle son yıllarda özellikle zamanlama konusunda çeşitli sorunları bulunduğundan, kullanımı yavaş yavaş sona ermektedir. Oversampling DAC. Geçmiş yıllarda özellikle CD okuyucularda kullanılan 16 bitlik dijitalden analoga dönüştürücü teknolojisinin 24 bit olarak yenilenmiş versiyonudur. Bu sayede çok daha yüksek bir frekans aralığında çevirim yapabilmektedirler. Bu sayede standart bir müzik CD'si bile çok daha detaylı şekilde çalınabilmekte ve frekans zenginliği sayesinde analoga bir adım daha yaklaşılmıştır. Dijitali analoga çevirme teknolojisinin varoluşundan beri bulunan sorunlar hem bu tarz DAC'ların kullanımı hemde farklı yeni teknolojiler ile (özel dış saat üniteleri gibi) büyük ölçüde çözümlenmiştir. Hibrid DAC Farklı dijital-analog çevrim teknolojilerinin bir arada kullanılarak olumlu yanlarından faydalanmayı hedefler. Teoriden öteye gitmemiştir.

    DAT
    Digital Audio Tape şu an genel olarak sadece profesyonel kullanıcılar tarafından kabul gören bir medyadır. Manyetik bant teknolojisinin sayısallaştırılmış bir gelişmiş versiyonu olarak tanımlanabilir.

    DCC
    Digital Compact Cassette, Philips tarafından ortaya çıkartılan ve standart kasetlere alternatif olarak sunulan bir dijital kayıt platformudur. Her ne kadar piyasaya lanse edildiği dönemdeki rakiplerinden daha yüksek standartlara ve kaliteye sahip olsa da, hiçbir zaman yaygın hale gelememiştir.

    DDD
    Dijital > dijital > dijital yani kaydın, mastering ve saklama işleminin tamamen dijital olarak yapılmış olması anlamına gelir. CD kapaklarında tanımlama amacı ile kullanılmaktadır.

    Desibel (dB)
    Ses basıncında oluşan farklılığın ölçülebilmesi için kullanılan birimdir. Logaritmik bir değer olduğu için daima iki değer arasındaki karşılaştırmadır. Bunun sonucu olarak da, çoğu kez ölçülen güç değeri değişik olmasına rağmen desibel sayısı aynıdır. Müzik sistemlerinde sürücülere 1 metre uzaklıkta ölçülen basınç olarak kullanılır.

    Digital output
    Dijital sinyallerin harici bir DAC tarafından işlenmesi amacı ile aktarımında kullanılan ve elektriksel karakterli ve optik olarak iki farklı yöntemi olan bağlantı yöntemi.

    Distortion (distorsiyon)
    Ses sinyallerinde, cihazlar veya diğer çevresel faktörlerden dolayı istenmeyen bozulmalar için kullanılan terimdir.

    DLP
    Digital Light Processing , özel mikroçipler vasıtası ile görüntü sinyalleri üzerinde yapılan düzeltmeler ve düzenlemelerdir. Oldukça karmaşık bir yapıya sahiptir.

    Dolby 3 Stereo
    Ev sinema sistemlerinde sağ ve sol kanala ek olarak centre hoparlörü de devreye sokan standarttır. Günümüzde neredeyse hiç kullanılmamaktadır.

    Dolby B, C ve S
    Dolby tarafından geliştirilen okuma ve kayıt anında oluşan istenmeyen gürültüleri önleme teknolojileridir. Son geliştirilen versiyonu Dolby S’tir.

    Dolby Digital
    AC-3 olarak da bilinen ev sineması standardıdır. 5 ayrı dijital ses kanalı ve alt frekanslar için ayrı bir kanal kullanılarak efektler yaratılır.

    Dolby Digital Surround EX
    Dolby Digital 5.1 olarak bilinen formatın geliştirilmiş halidir. Bu standardın öncekisinden farkı daha gelişmiş bir decorder’in, farklı bir amplifikasyon standartının ve arka merkez kanala bir yada iki adet ek hoparlör eklenmesidir.

    Dolby HX Pro
    Dolby tarafından geliştirilmiş, kayıt ısırasında daha geniş bir frekans yapınsın daha az gürültü ile kaydedeilmesi prensibine dayanan standart.

    Dolby Labs
    Özellikle sinema seslendirme ve gürültü azaltma teknolojileri ile tanınan firma.

    Dolby Pro-Logic
    Dolby surround standartlarına bir ön merkez hoparlörün eklenmesi oluşturulmuş bir standarttır. Bugün için neredeyse hiç kullanılmamaktadır.

    Dolby Pro-Logic II
    Dolby Pro-Logic’in oldukça geliştirilmiş yeni ve en son varyasyonudur. Özellikle iki kanallı kaynak ve medyalardan gelen sesin çok kanala dağıtılması amacı ile kullanılmaktadır.

    Dolby Surround
    Ön kanallara ek olarak kullanılan arka hoparlörler ile kullanılmaktadır. Ev sineması formatları içerisinde en ilkelidir. Günümüzde kullanılmamaktadır.

    Dijital
    Tamamen sayısal veri saklama biçimidir. CD, DVD vesaire gibi medyalar, dijital platformlardır.

    Div-X
    DivX, üstün sıkıştırma yöntemi ve kalite kaybını en aza indiren tekniğiyle son yıllarda kullanıcılar arasında olağanüstü rağbet görmüş bir dijital sıkıştırma formatıdır. İnternetin hızlanması ile kullanımı çok yaygınlaşmış ve özel okuyucu cihazlar piyasaya sürülmeye başlanmıştır.

    Dual mono
    Entegre amplifikatörlerin içerisinde sanki monoblok gibi birbirinden bağımsız olarak tasarlanmış olanlarına verilen isimdir.

    DTS
    Ev sinema sistemleri standartı geliştiricisidir. Dolby Digital standardının tam karşılığıdır.

    DTS ES Discrete 6.1
    Tek gerçek 6.1 sistemdir. Tüm kanallar bağımsız ve arka merkez kanalı eklenmiştir. Özel bir decoder’a ihtiyaç duyar.

    DTS ES Matrix 6.1
    Dolby Digital Surround EX’in birebir aynısıdır.

    DVD
    Digital Versatile Disc – günümüzde çok yaygın kullanılan dijital veri saklama medyasıdır. Yerine geçecek standart için savaş başlamıştır.

    DVD A
    DVD’nin ses kalitesi arttırılmasına yönelik çalışmalar sonrasında ortaya çıkan format.

    Dynamic range
    En alt ve en üst frekanslar anlamında bir sistemin veya komponentin verebileceği veya iletebileceği genişlik olarak tanımlanabilir. Bu genişlik sistemin sınırlarını belirler.

    Electrostatik Hoparlör
    İlk olarak 1956 yılında Quad firmasının sahibi ve tasarımcısı Peter James Walker tarafından üretilmiş, daha sonra bir çok firma tarafından teknolojik anlamda geliştirilmiş, çok özel bir hoparlör türüdür. Genel anlamda bir elektrostatik hoparlörde 3 ana parça bulunur. En önemli parça, diyaframdır. Bu özel plastik bir madde olabileceği gibi farklı maddelerin karışımdan kompozit yapılarda kullanılabilir. Özellikle 2000'li yıllarda farklı kompozit maddelerin bulunması ile bu tarz hoparlörlerde diyaframda oldukça yenilikçi tasarımlar yapılmıştır. Diğer önemli parça ise statörlerdir. Statör, diyaframın iki yanına yerleştirilir. Statörlerde genelde özel çelik levhalar kullanılabileceği gibi, gene farklı metaller de kullanılmaktadır. Özel voltaj yükleyiciler kullanılarak diyafram pozitif şarj edilir. Statörlerde gelen sinyallere göre negatif şarj edilerek farklı kutupların birbirlerini itme prensibine göre diyafram hareket eder. Karşıt güçler çeker, benzer güçler iter. Diyafram sürekli ve pozitif şarjlıdır. Karşıt kutuplarda şarjlı olan statörlerin kutupları sürekli değişerek diyaframı hareket ettirirler.Statörler, amplifikatörden gelen sinyalin, özel trafolarda ters kutuplarda sarj edilmesi ile, belirli bir voltajda elektrik ile yüklenir. Bu yüklemeler ile, gelen sinyal diyaframda itme ve çekme hareketini oluşturur. İşte bu sayede diyaframlar vasıtası ile ses oluşur. Teorik olarak klasik hoparlörlerden çok daha etkili bir tasarım olmasına rağmen üretiminin zorluğu, karmaşık teknolojik yapısı ve üretim maliyetinin yüksekliği yüzünden asla çok yaygınlaşmamış ama özel örneklerinin mükemmel ses kalitesi onları hi-fi tarihinde çok özel cihazlar haline getirmiştir. Şu an özellikle Quad, Martin Logan, Akustat gibi firmalar tarafından üretimlerine devam edilmektedir.

    Flutter
    Genelde pikaplarda oluşan devir sorunlarına genel olarak verilen isimdir. Devrin çeşitli sebeplerle tutmaması durumudur. Bu soruna çözüm olarak pitch adı verilen potansiyometreler kullanılarak devir tuturulabilir. Aynı sorun kaset deklerinde de yaşanabilmektedir.

    Frequency
    Bir olayın belirli bir birim zaman içinde hangi sıklıkla tekrarlandığının ölçümüdür. Teorik olarak bas sesler düşük frekansa, tiz sesler yüksek frekansa sahiptir. Normal ibir insanın duyma eşiği, yaşa ve kişiye bağlı olmakla beraber 16Hz to 20kHz.

    Front End
    Bir sistemdeki sinyal kaynakları (pikap , CD okuyucu vs) için kullanılan İngilizce terim.

    HDMI
    High-Definition Multimedia Interface. Görüntü, ses, data ve hatta kontrol sinyallerini taşımaya yarayan arayüzdür. Özelikle ses ve görüntü cihazları arasındaki bağlantıyı sağlamak üzere geliştirilmiş yeni jenerasyon bir bağlantıdır.

    HDCD
    High Definition Compatible Digital – CD’de daha iyi ses standart için geliştirilmiş bir ses standartıdır. Uygun bir kaynak ile kullanılmak zorundadır.

    Hertz (Hz)
    Frekans ölçü birimidir. Bir Hz bir sinyalin saniyedeki döngüsüdür.

    Horn Speaker
    Horn tipi hoparlörler, hoparlörler arasında en değişik ve özel tasarımlardan bir tanesi hatta belki de en egzotik olanıdır. Türkçe'ye boru hoparlör olarak çevirilebilir. Makelenin bundan sonrasında horn yerine boru kullanılacatır. Ortaya çıkışları ilk amplifikatörlerin bulunmasına kadar uzanır. 1923 yılında ilk triyod lambaların bulunmasının akabinde bu yükseltilmiş sinyallerin ses dönüştürülmesi amaçlanan bir teknoloji aranmaktaydı. Bulunan ilk çözümlerden bir tanesi boru şekline getirilmiş metal diyaframların, titreşimler üreterek ses vermelerine dayanıyordu. Bu ilk tip borular özellikle eski gramofonlarda kullanılmaktaydı. Bell Laboratuarlarından iki mühendis 1927 yılında daha yenilikçi bir çözüm geliştirmeyi başardılar. Farklı şekilde yüklenmiş elektrik sayesinde anlık oluşan manyetikleşmeler ile ses üretebileceklerini buldular. Hoparlörlerin dönüm noktası budur. İlk dönemlerden bu yana bir çok firma boru tipi hoparlörler üretmiştir. Hatta bir kısmı üretimlerine devam etmekte, bir kısmıda bu teknolojiyi sadece belirli frekansları kapsayan sürücülerde kullanmaktadırlar. Boru tipi hoparlörleri üreten en önemli firmalar, JBL, Altec Lansing, Klipsch, Lowther gibi firmalardır. Bugün bunlara sadece bu konuda üretim yapan özel firmalarda katılmıştır ki, en önemlisi Avantgarde Audio'dur. O yıllardan bugüne teknolojik olarak devamlı gelişerek üretilmiş, en eski hoparlör tipi boru tipi hoparlörlerdir.En basit hali ile oldukça hızlı bir sürücü hoparlörlerden gelen titreşimlerin konik bir boru içerisinde daha fazla basınç oluşturarak büyültülmesi esasına göre çalışır. Konik yapılı şekil ilk ortaya çıktığından bugüne kadar çeşitli değişikliklere uğrasa da, ana şekli çok bozulmamıştır. Bu şekil teorik olarak akustik sinyallerin değişimini sağlamaktadır. Zaten boru tipi hoparlörlerin çalışma şekillerinin esası da budur. En önemli parça sürücü hoparlördür. Genelde bütün frekans değerlerini iletebilen tek bir sürücü özel hoparlör kullanılır. Bu da farklı ünitelerin kullanılmasından genelde daha etkin bir çözüm üretir. Tüm zamanlama hataları ortadan kalkar. Bu sürücünün oluşturduğu ses sinyalleri yani titreşimler borunu içerisinde büyüyerek hoparlörden dışarıya çıkar. Alışılagelmiş bir hoparlör tasarımında da en büyük farkı budur. Standart bir hoparlör üzerindeki sürücüler bu tarz mekanik bir büyütme yapmazlar. Bu büyütme oranın büyüklüğünden dolayı teorik olarak desibel kazançları yüksektir. Bu nedenle Single Ended Amplifikatörlerle sürülmeleri daha uygundur.Boru tipi hoparlörler genelde ses sinyalleri büyütürken bir değişime uğratırlar. Bunun yanısıra belirli bir orandan daha fazla gürültü oluştururlar. Bu sebeple tasarımları ciddi anlamda mühendislik çalışma gerektirmektedir. Bugün bazı hoparlör üreticileri bu sorunları yenmeyi başarmış ve çok hassas cihazlar üretmeyi başarmışlardır. Fakat ürünlerin fiyatları çok yüksek olduğundan yaygınlaşamamıştır. Yüksek hızlı sürücü tasarımındaki sorunlar. Tüm frekans değerlerini mükemmel olarak yansıtabilen bir tasarım neredeyse imkansızdır. Bu nedenle özellikle alt frekans ses sinyallerinin farklı bir hoparlöre üst ve orta frekansların ise tek bir sürücü hoparlörden aktarılması ile bu sorun çözümlenmiştir. Bazı firmalar her üç grup ses frekansını ayrı hoparlörlerden vererek 3 ayrı boru ünitesi kullanmaktadırlar. Sonuçta 1 hoparlör başına 3 adet boru düşmekte ve cihazın boyutları ve ağırlığı inanılmaz hale gelebilmektedir. Diğer sistem bileşenlerinin maksimum kalitede olması gerekliliği. Bir boru tipi hoparlör sürücüden gelen her sinyali büyütür. Eğer bağlı olduğu sistemde örneğin bir dip gürültü var ise, bu gürültüyü de büyüterek rahatsız edici hale getirebilir. Bunu önlemek için tüm sistem bileşenlerinin, kablolama ve hatta elektrik sisteminin özel olarak tasarlanmış olması gerekliliği, parasal değeri inanılmaz yükseltmektedir.

    Hum
    Özellikle pikap kullanımında oluşan dip gürültüye verilen isim.

    Impedance (Empedans)
    Elektrik özelliği. Düşük empedans kaynaktan daha yüksek akım gereksinimi duyar. Dolayısıyla yüksek empedans‘ta daha az akım gereksinimi oluşur. Buradan hareketle düşük empedanslı bir hoparlörün amplifikatör tarafından daha zor sürüleceği anlamına gelir.

    Line Level
    Kaynaktan gelen sinyal eğer ki büyütülmek istenmiyor ise, kullanılan kaynak seçiciye verilen isimidr.

    Midband veya Midrange
    Orta frekanslara verilen isimdir. Özellikle doğal olması istenilen bir durumdur.

    Minidisc
    Sony’in geliştirdiği 74dakikaya kadar kayıt yapılabilen dijital medyadır. Çok yaygınlıkla kullanılamamaktadır.

    Monobloc (Monoblok)
    Bağımsız yani pre amplifikasyon içermeyen tek kanallı güç amplifikatörüdür. Bir stereo sistem oluşturabilmek için iki tane kullanılması gerekir.

    Moving coil
    pikap iğnesi tipidir. İngilizce Moving Coil kelimelerinin baş harflerinden oluşturulmuştur. Türkçe’ye hareketli bobin olarak çevirilebilir. Özellikle üretiminin maliyetli olması ve beraber kullanıldığı sistemin belli özelliklere sahip olması gerekliliğinden dolayı daha az kullanılan bir iğne türü olsa da, özellikle frekans aralığının genişliği ve yüksek ses kalitesinden dolayı odyofil'ler tarafından tercih edilen bir iğnedir. Bu iğne türünde mıknatıslar sabit durumda olup, iğnenin bağlı olduğu bobinler plak üzerine kaydedilmiş izler sayesinde sabit mıknatıslar içerisinde hareket ederek sinyali üretmektedirler. En düşük ses sinyali üreten iğne tipi budur. Özellikle son yıllarda hareketli bobinlere sahip pikap iğnelerine olan ilgi arttığından dolayı üreticiler, fono katlarında hareketli bobin iğnelere destek vermeyen pre amplifikatörlerle kullanılabilecek yeni bir MC iğne türevini de üretmişlerdir. Bu iğne aynı çalışma mantığına sahip olsa da çıkış hassasiyeti MM iğneler ile aynıdır. Bu sayede kullanımında özellikle 2000'li yıllarda artış olmuştur.

    Moving magnet
    MM iğne, plak üzerinde basılmış ses izlerini okuyan bir iğne türüdür. Okunan izler sinyal haline gelerek, yükseltilmek üzere fono katına gönderilir. MM iğne özellikle düşük fiyatları ve üretiminin göreceli olarak MC iğnelere göre daha basit olması nedeni ile çok yoğun olarak kullanılmaktadır. Fakat gerek frekans aralığı gerekse de hassasiyet, MC iğnelerden biraz daha düşüktür. Özellikle giriş seviyesi pikaplarda yoğun olarak kullanılırlar. MM iğnelerin ana özelliği, hareket halindeki mıknatıslara sahip olmasıdır. İğne bu mıknatıslara bağlıdır ve sinyaller, bu hareket sayesinde üretilirler. Hareket, iğnenin plak üzerindeki izler yani girintiler sayesinde titreşmesi ile oluşmaktadır. İngilizce’de Moving Magnet kelimelerinin baş harflerinden kısaltmadır. Türkçe’ye hareketli mıknatıs olarak çevirilebilir.

    MP3
    Günümüzde çok yaygın olarak kullanılan dijital sıkıştırma standardıdır. MPEG 1, layer 3 tanımlamasının kısaltılmışıdır. Özellikle internetin yaygınlaşarak, hızlanmasından sonra yoğun şekilde kullanılmaya başlanmıştır.

    Nicam
    Near Instantaneous Compressed Audio Modulation – Özellikle VHS video döneminde kullanılan terim. Ses kalitesinde standart stereo kalitesinden daha yüksek bir standarttır.

    Ohm
    Akım direnci için kullanılan ölçü birimidir. Hoparlörlerin empedans değerini belirtir. Teorik olarak omajın düşmesi ile daha güçlü hoparlör tasarımları yapılabilirken, amplifikatörlerinde elektrik tüketimi artar.

    Oversampling
    Dijital analog çeviricilerde kullanılan ve sinyal frekansını yükseltildiği, istenmeyen sinyallerin ise filtrelendiği devre yapılarıdır.

    Passive
    Son yıllarda tekrar yaygınlaşmaya başlayan sinyalin hiçbir şekilde büyültülmesine yönelik parça veya komponent kullanılmayan yapı. Bu sayede teorik olarak seste bozulmanın veya etkinin minimize edildiği düşünülmektedir. Ama pratikte kullanıldığı yapıda kullanılan komponentlerin ile kalitesi ile ilintilidir. Özellikle pre amplifikatörlerde sıklıkla kullanılmaktadır.

    Pikap
    Pikap, plaklar üzerine kaydedilmiş ses sinyallerini okumaya yarayan kaynak cihazdır. Şasi, kol, tabla, motor ve iğne (MM iğne, MC iğne) ana parçalarıdır. Plak üzerine, üretim aşamasında aktarılmış olan göz ile görülemeyecek kadar ufak girinti çıkıntılar, okunarak ses sinyali üretilmektedir. Genel olarak iki tipi bulunmaktadır:pikap tablasının motor tarafından direkt olarak döndürüldüğü tipler (direct drive) , motor torkunun tablaya bir kayış vasıtası ile aktarıldığı modeller (belt drive). Günümüzde en çok kabul gören ikinci tipte üretilen modellerdir. Hatta son yıllarda motor ana şasinin dışına taşınarak, oluşabilecek titreşimlerin azaltılmasına yönelik iyileştirmeler de sağlanmıştır.Çeşitli devirlerde üretilmiş plakları okuyabilen farklı pikaplar üretilebildiği gibi genel olarak tüm formatları destekleyen okuyucularda bulunmaktadır. Günümüzde özellikle 45 ve 33 1/3 turluk plaklar daha yaygın olsa da, 78 devirlik plakları da okuyabilen pikaplar bulunmaktadır.

    Phono stage veya phono pre amplifier
    Her kaynak cihaz (CD çalar, teyp vesaire) bir çıkış sinyali üretir. Bu standart sinyal gücü amplifikatöre giriş yapılarak yukseltilerek hoparlorlere aktarilir. Bu noktada pikapların sinyal gücü tüm diğer kaynaklardan daha azdır. Bu yuzden pikap iğnesinden gelen sinyal önce yukseltilip amplifikatöre o sekilde aktarılmalıdırlar. İşte bu yükseltme işlemi pre amplifikatörler tarafından phono katında yapılmaktadır. Pikaplarda kullanılan MM iğneler ve MC iğneler için farklı yükseltme seviyeleri bulunması gerekir. MC iğnelerin yapılarından kaynaklanan sinyalin daha da az kuvvetli olma ozelligi bu tip iğne ile donatılmış pikapların daha fazla yükseltme ihtiyacına sahip phono katları ile kullanılma durumunu ortaya cikartir

    Plak
    PVC'den yani termoplastik malzemeden üretilen iki tarafına da kayıt yapılabilen bir dairesel yapıdır. Pikaplarda okunarak, üzerine kaydedilmiş ses izleri dinlenebilir. İlk plaklar 1880'lerde ortaya çıkmaya başladı. Bu dönemlerde ebonit denilen oldukça kırılgan ve sıkıştırması zor malzeme kullanılmaktaydı. 1890 ların sonlarına kadar bu malzemeden yapılmış plaklar kullanıldı fakat Berliener tarafından geliştirilen yeni bir plastik maddenin kullanılmasıyla kırılganlığı önlendi. Ayrıca gene bu yıllarda farklı üreticiler tarafından farklı çaplarda üretilen plakların yerine ilk standartlarda kabul edildi. Böylelikle genel olarak 78'lik denilen aslında dakikada 78,26 devirlik plaklar standart hale geldi. Ülkemizde o dönem için yeni bu üretim teknolojisi ile üretilmiş plaklara taş plak adı verilmektedir. Ayrıca bu yıllarda 16 devirlik bir plakta ortaya çıkmış, fakat pek tutulmamıştır. Aradan geçen yıllar boyunca plak kaydı teknolojisinde çok sayıda yenilik ortaya çıkmasına rağmen plakların yapısındaki asıl değişiklikler 20. yy da olmuştur. Özellikle 78 devirlik plaklarda sadece 4 dakika civarında kayıt yapılabilmesi ve kırılgan olmaları çeşitli arayışları ve araştırmaları hızlandırmaktaydı. işte bu nokta da Amerikan Colombia firması tarafından yapılan çalışmalar sonucunda 33'lük tabir edilen plaklar ortaya çıktı. Bu plakların gerçek devirleri 33 1/3 devirdir. Bu plakların üretiminde özel bir plastik reçine kullanılmaktaydı. Bu sayede kolaylıkla kırılmaları önlendi ayrıca gelişen kayıt teknolojisininde yardımıyla gürültü oranları düşürülerek, müzik kalitesi de büyük ölçüde artırıldı. 33 devirlik plakların hemen ardından 1949 yılında Victor şirketi tarafından 45 devirlik plakların ortaya çıkması ile genel anlamda formatın gelişimi tamamlanmış, özellikle üretim ve üretimde kullanılan malzemenin gelişimi bugün bile sürmektedir.Plak üretimde kullanılan teknoloji özel pres yöntemidir. Özel kristal iğneler ile kazıma yapılarak özgün plak hazırlanır. Bu plağın izleri tam tersi şeklinde özel baskı ile üretimde kullanılacak kalıbın üretilmesinin akabinde özel baskı makinelerinde hammaddenin kalıplara dökülüp, hızlıca soğutulmasıyla üretilir. Yaklaşık 170 derecede kalıplara gönderilen polivinilklorür (plak hammaddesi) soğtularak plak elde edilmektedir. Günümüzde farklı ağırlıklarda üretilen plaklar olsa da en yaygınlıkla 33 1/3 ve 45 devirlik plaklar üretilmeye devam edilmektedir.

    PMPO
    Peak Music Power, RMS müzik gücünü açıkcası şişirmek üzere kullanılan bir terimdir. Genelde abartılı rakamlar ile belirtilir.

    Power amplifier
    Kaynaklardan gelen ses sinyalnini preampli vasıtası ile geldiğinde yükseltildiği amplifikatörlerdir. Sadece güç katları bulunur, preamplifikasyon için ayrı bir cihaz kullanılır.

    Power handling
    Hoparlörlerin bağlanılacak amplifikatör ile sürülebileceği minimum ve maksimum değerleri belirtmek için kullanılan değerlerdir. Genelde iki değer şeklinde belirtilir.

    Preamplifier
    Preamplifikatör, kaynaktan (pikap, CD çalar gibi) alınan ses sinyallerinin güç amplifikatörüne aktarılmadan önce kuvvetlendirildiği bir amplifikatör çeşididir. Genel anlamda bir potansiyometre vasıtası ise, ses kontrolünün yapıldığı, güç amplifikatörüne hangi kaynaktan sinyal yollanacağının seçildiği bir mekanizmaya sahiptir. Bunların yanısıra ton kontrolleri (bas ve tiz için), hoparlör balans ayarı gibi çeşitli ek işlevleri de içerebilir. Özellikle 1990'lar ve 2000'li yıllarda ortaya çıkan "sinyal yollarında mümkün olan en basit yapı" felsefesinin getirisi olarak bahsi geçen ek işlevleri içeren tüm düğmeler kaldırılmıştır. Böylelikle sinyal yolunun kısaltılması sağlanmış, mümkün olan en basit hale getirilmiştir.

    Progressive Scan
    Konvansiyonel TV görüntüsü 2 alandaki cizgilerin taranması ile oluşur. PAL sisteminde 625 adet kullanılır. Progressive Scan teknolojisinde uygun komponentler kullanılarak tüm alandaki çizgilerin bir kerede taranmasıyla gözle görünür bir görüntü sinyali artışı sağlanmaktadır. Şu ana özellikle NTSC sinyallerinin taranması konusunda hızlı bir ilerleme sağlanmış olsa da, PAL konusunda da hızlı bir gelişim süreci yaşanmaktadır.

    RDS
    Radio Data System: veri aktarımı sistemidir. FM radyo kanalları tarafından RDS uyumlu ekipmanlar kullanılınca ekranda görüntülenebilen kanal ismi ve çeşitli bilgiler için kullanılan kısaltmadır.

    RGB
    En basit anlamı ile resmi oluşturan Kırmızı, Yeşil ve Mavi renklerin İngilizce baş harfleri kullanılarak oluşturulan kısaltmasıdır.

    Sampling rate
    Bir dijital platformun sinyali örnekleme hızıdır. CD, DCC ve MiniDisc gibi cihazlar saniye de 44.1kHz ile 44,100 arası örnekleme yapar. Örnekleme oranı dijital bir platformun taşıyabileceği en yüksek frekans oranını belirler.

    Scart
    Avrupa standardı olarak ortaya çıkan 21 pine sahip ses ve görüntü sinyallerini iki yönlü olarak taşıyabilen bağlantı standardıdır. En kolay bağlantı şekli olduğundan genelde tercih edilmekte, fakat göreceli olarak diğer bağlantı türlerine göre daha kayıplı olduğu varsayılmaktadır.

    Shielding
    Özellikle ev sineması hoparlörlerinde sık kullanılan bu tanımlama, başta center hoparlörlerin televizyon ekranı üzerinde manyetik ve elektrik etsini önlemeye yönelik bir teknolojidir. Bu forma sahip olmayan hopalör, televizyon yanında kullanılırsa görüntüde bozulmalar oluşur.

    Signal-to-noise ratio
    Desibel birimi ile ölçülen, ses sinyalinin leveli ile istenmeyen gürültü seviyesi arasındaki orandır. Yüksek rakam, gürültünün daha az olacağını simgeler.

    Stylus
    Bir pikap kartuşunda, değişebilir kısım stylus olarak adlandırılır. Bu kısım genelde iğneyi ve kartuşa bağlantıyı sağlayan iletken bir kısmı içerir. Kartuşun sadece iğnesinin değişebilmesi çoğu zaman ekonomik bir çözüm olarak karşımıza çıkar.

    Subwoofer
    Genelde ev sinema sistemlerinde kullanılan ve alt frekans seslerin üretimi için kullanılan hoparlör sistemidir. Genelde aktif yani kendi içinde ses sinyalinin büyütülebildiği bir ampli olan versiyonu kullanılır. Kendi bağımsız amplisine sahip olmayan pasif tipleri de bulunmaktadır.

    Super Audio CD
    Sony ve Philips tarafından geliştirilmiş Direct Stream Digital (DSD) teknolojisini kullanılarak standart CD’nin yerini alması amacıyla üretilmiş dijital medyadır. Standart bir CD okuyucu ile okunamamakta, bu standartta üretilmiş okuyucular kullanılmaktadır.

    S-Video
    Renk bileşenleri ve parlaklığın ayrı kanallar ile aktarıldığı bağlantı türüdür. Scart standartına göre çok daha yüksek bir görüntü kalitesi sunmaktadır.

    Tape Loop
    Özellikle kaset dekleri gibi kayıt yeteneği olan cihazlar için kullanılan devre ve soket sistemidir. Bu sayede herhangi bir kaynaktan, kayıt yeteneği olan cihaza sinyal aktarımı sağlanabilir.

    THX
    LucasFilm tarafından ev sineması standartlaşmasına yönelik bir terimdir. Sadece özel yeterliliğe sahip ürünlere verilen THX logosu diğer standartların yükselmesi ile şu an için çok kullanılmasa da, özellikle firmaların amiral gemisi cihazlarında kullanılmaktadır.

    THX Ultra
    THX laboratuarları tarafından Dolby Digital Surround EX sistemine verilen isimdir. Aynı terim DTS-ES içinde kullanılabilir. En önemli özelliği arka kanalda çift hoparlör kullanılmasıdır.

    Tonearm
    Bir pikabın kalitesini belirleyen en önemli faktörlerden birisidir. Plak izlerinin kullanılabilmesi için iğneyi kontrol eden bölümdür. Türkçe’de kol kullanılır. Bir çok farklı versiyonu kullanılmaktadır.

    Treble
    Yüksek frekanslardır. Tiz olarak frekans olarak Türkçeleştirilmiştir. .

    Triamping
    Bi amplingle aynı mantık olup sadece üç yollu hoparlörlerde bu bağlantıya uygun girişler var ise kullanılabilir. Her sürücü ayrı bir ampli ile beslenmekte olup çok masraflı olmasından dolayı kullanılmamaktadır. Bu bağlantı şeklinde üç adet stereo power ampli veya altı adet monoblok power amplifikatör kullanılması gerekmektedir.

    Tweeter
    Ozellikle tiz veya yüksek frekansları üreten hoparlör sürücüsü tipidir.

    Vacuum Tube
    Hi-Fi terminolojisinde lamba. Aslında İngilizce'den vakumlu tüp olarak çevrilebilecek olan terim zamanla değişerek lamba olarak yerleşmiştir. Müzik sistemlerinde özellikle amplifikatörlerde bir yükseltme ünitesi olarak kullanılmaktadır. Elektrotlar, vakumlanarak havası alınmış cam tüp içerisinde bulunur, filaman yardımıyla ısıtılan elektrotlar elektron yaymaya başlarlar. Anot ve katot arasındaki bu elektron akışı sayesinde sinyaller yükseltilir.Son yıllarda amplifikatörler dışında, CD okuyucular gibi çeşitli kaynak cihazlarda da kullanılmaya başlanmıştır. Uzun yıllar farklı ülkelerde üretildikleri için, hemen her ülkede farklı kod sistemleri kullanılır. En çok bilinenler, Amerikan ve Avrupa kod sitemleridir. Bu kod sistemlerinin birbirine çevrilmesi amacıyla tablolar kullanılmaktadır. Ayrıca bu kodlar lamba hakkındaki ana karakteristikleri ve soket tiplerini de verir.Ortaya çıkmasından itibaren vakumlu tüpler çeşitli elektronik cihazlarda da kullanılmaya başlandı. İlk olarak askeri iletişim araçları (telsizler) ve hastanelerdeki kimi cihazlarda kullanılırken, zamanla kullanım alanı genişledi. Ses sinyalinin yükseltilebileceğinin bulunması ile hifi alanında da kullanılmaya başlanmış ve transistörler keşfedilene kadar kullanımda kalmıştır. Transistörlerin yaygınlaşması ve ucuzlaması sonucunda bile tamamen ortadan kalkmamış, bu yapıya sahip ekipmanların üretimi devam etmiştir. Özellikle Hi-Fi sektöründe sıcak ses verdiği için günümüzde de kullanılmaya devam etmektedir. Bazı modern ekipmanlarda rastlamak olasıdır. Dünya çapında önemli fabrikalar lamba üretimine devam etmektedir. Örnek olarak, Rus savaş uçaklarından Mig-29'un iletişim sistemlerinde hâlâ lamba kullanılmaktadır.Lambalar içlerindeki plakaların sayılarına göre isimlendirilirler. Bu plakalar aslında elektrottur. Örneğin triyodlarda üç elektrot, diyotlarda ise iki elektrot kullanılmaktadır. Bu şekilde latince olarak isimlendirmeleri yapılmıştır. Farklı kullanım amaçları için farklı özelliklere sahip lambalar üretilmiş olup, sinyalleri çeşitli oranlarda büyütebilen farklı çeşitleri olabildiği gibi, elektrik akımını düzenleyenler de bulunmaktadır.

    Watt
    Müzik sistemleri için güç ölçüsü birimidir. Fazla olmasından ziyade, kalitesi önemli olmasına rağmen genelde hep yüksek watt’lı sistemlere talep oluşur.

    Wavelength
    Bir ses dalgasının uzunluk birimidir.50 Hz’deki bir sesin waveleght’i 6,9m civarındadır.

    Widescreen
    14:9 ile 16:9 oranları arasında değişen, gerek medya gerekse de hardware tarafından desteklenen günümüzün populer ekran boyutu. 4:3 konvansiyonel ekran boyutunun yerini hızla almaktadır.

    Woofer
    Özellikle bas veya alt frekansları üreten hoparlör sürücüsü tipidir.


    Sadece bu ileti Hakancez'den alıntıdır; http://hakancez.googlepages.com/sozluk
     
    #4
    Ecm92, doğan özen, rifat38 ve diğer 8 kişi bunu beğendi.
  5. MuttFTS
    Çevrimdışı

    MuttFTS Yönetici

    Katılım:
    25 Mart 2009
    Mesajlar:
    6.302
    Beğenileri:
    595
    Sesle ilgili terimler haricinde ekipmanlarla ilgili açıklamalar yazılmıştır.

    Eksik/fazla ve yanlış gördüğünüz yerleri söylerseniz düzeltebilirim. Eklemeler yapabilirim.

    Ayrıca sesle ilgili terimleri de yazmak isteyen varsa kabul edilir :)
     
    #5
    djalimarmaris bunu beğendi.
  6. Siyah Nur
    Çevrimdışı

    Siyah Nur WAV

    Katılım:
    8 Ocak 2012
    Mesajlar:
    1.185
    Beğenileri:
    39
    Çok faydalı bir konu olmuş :ok, yeni gördüm. elinize sağlık.
     
    #6
    djalimarmaris bunu beğendi.
  7. Azizim
    Çevrimdışı

    Azizim MP3

    Katılım:
    1 Ocak 2012
    Mesajlar:
    152
    Beğenileri:
    1
    Eline sağlık Hasan, mid, tiz gibi terimler de forumda yoksa onlar hakkında da bilgilendirme yapılabilir. :) Bazen bu unsurları tam olarak tanımlayamadığımız durumlar oluyor.
     
    #7
    djalimarmaris bunu beğendi.
  8. witness
    Çevrimdışı

    witness DSD Bilirkişi

    Katılım:
    27 Nisan 2009
    Mesajlar:
    1.259
    Beğenileri:
    52
    Müthiş bir kaynak olmuş Hasan. Ben de bilmediğim bir sürü şey öğrendim okurken :)
     
    #8
    djalimarmaris bunu beğendi.
  9. compicat
    Çevrimdışı

    compicat DSD Sponsor AudioMinor

    Katılım:
    14 Aralık 2008
    Mesajlar:
    1.286
    Beğenileri:
    1.075
    eline sağlık Hasan.
     
    #9
    djalimarmaris bunu beğendi.
  10. MuttFTS
    Çevrimdışı

    MuttFTS Yönetici

    Katılım:
    25 Mart 2009
    Mesajlar:
    6.302
    Beğenileri:
    595
    Gençler şu "SES ile ilgili kullandığımız GENEL TERİMLER" kısmını da birleşip halletsek yada birileri üstüne alsa ne kadar güzel olur :)
     
    #10
    djalimarmaris bunu beğendi.
  11. DefinitioN
    Çevrimdışı

    DefinitioN Analog Yetkili üye

    Katılım:
    9 Mayıs 2012
    Mesajlar:
    2.552
    Beğenileri:
    2.960
    Gördüm,oku(yorum),çok beğendim.

    İşte senin farkın bu diyorum Hasan.Tebrikler..
     
    #11
    djalimarmaris bunu beğendi.
  12. MuttFTS
    Çevrimdışı

    MuttFTS Yönetici

    Katılım:
    25 Mart 2009
    Mesajlar:
    6.302
    Beğenileri:
    595
    Teşekkürler :)
     
    #12
    djalimarmaris bunu beğendi.
  13. adailton
    Çevrimdışı

    adailton MP3

    Katılım:
    10 Şubat 2008
    Mesajlar:
    243
    Beğenileri:
    8
    Çok emek verilmiş, eline koluna sağlık Hasan.
     
    #13
    djalimarmaris bunu beğendi.
  14. gronyar
    Çevrimdışı

    gronyar MP3

    Katılım:
    2 Haziran 2011
    Mesajlar:
    76
    Beğenileri:
    2
    Gayet açıklayıcı olmuş emeğinize sağlık.Güzel kaynak sürekli olarak kullanılabilir.
     
    #14
    djalimarmaris bunu beğendi.
  15. SilverTech
    Çevrimdışı

    SilverTech MP3

    Katılım:
    15 Mayıs 2014
    Mesajlar:
    53
    Beğenileri:
    12
    Öncelikle çok güzel bir yazı hazırlamışsınız.

    Class B ve Class AB hakkında birkaç ek bilgi vermek istiyorum.

    Class B sınıfında transistörlerin yapısı gereği ya pozitif alternans ya da negatif alternans yükseltiliyor. Yani bir sinüs sinyalin tamamlanması için önce bir transistör yükseltiyor, daha sonra akımı kesip diğer transistör diğer alternansı yükseltiyor. İşte bu kesim noktasında bir pik oluşur. Frekans yükseldikçe bu pik artar ve duyulabilir hale gelir. Aslında günümüz teknolojisinde buna izin veren transistörler vardır ve kullanılmaktadır diyerek Class AB ye bağlıyorum işi.

    Class AB amplifikatörler aslında A ve B arasında geçiş yaparlar. Şöyle ki, devrenin tasarımına bağlı olarak, örneğin 50w bir ampli 8w'a kadar Class A modunda daha yukarısında ise Class B moduna geçer. Ancak tam olarak sinyalleri artı ve eksi alternansları 0 noktasından bölmediğinden AB sınıfı denir. Piyasada satılan çoğu AB amplifikatörde nereye kadar A çalışacağı yazmaz. El yapımı amplifikatörlerde dikkat edilir genellikle bu noktaya.

    Bu ayrıntı çok diyebilirsiniz ama açıkladığınız terimlerin çoğunu bilmediğim bir zamanda nedir bu A, B, AB diye kafayı takmıştım ben. Yanlışım varsa düzeltirseniz sevinirim. Eskiden hatırladığım bilgiler bunlar..
     
    #15
    djalimarmaris bunu beğendi.
  16. djalimarmaris
    Çevrimdışı

    djalimarmaris FLAC

    Katılım:
    30 Nisan 2014
    Mesajlar:
    375
    Beğenileri:
    340
    teşekkürler. sonuna kadar okudum.
     
    #16
  17. ax
    Çevrimdışı

    ax FLAC

    Katılım:
    1 Temmuz 2012
    Mesajlar:
    524
    Beğenileri:
    509
    Konu çok güzel yanlız line-out konusu biraz karışık.True line out ile line out farkı nedir tam olarak.Amfiyi pas geçip harici amfiyi kullanmak true line out ile oluyorsa line out sahibi dap'lar ne işe yarıyor...
     
    #17
  18. prostheticwhim
    Çevrimdışı

    prostheticwhim FLAC

    Katılım:
    18 Haziran 2014
    Mesajlar:
    551
    Beğenileri:
    312
    Bildiğim kadarıyla aradan potansiyometreyi çıkarıp sinyali mümkün olduğunca az kesintiyle diğer amfiye iletiyor ama kendi amfi katından da geçiyor yani. Potansiyometre aktarılan sinyal miktarını bozuyor bildiğim kadarıyla, true bit olmuyor alınan ses.
     
    #18
  19. ax
    Çevrimdışı

    ax FLAC

    Katılım:
    1 Temmuz 2012
    Mesajlar:
    524
    Beğenileri:
    509
    @prostheticwhim söylediğiniz line out için geçerli sanırım.Piyasadaki dap'lar da true line out yok sanırım.Bu yüzden takılan amfi sesi yükseltmekten öte geçemiyor tabi amfi dap'ın içindeki amfiden çok daha kaliteli ise etkisi oluyormuş ama amfi katını direk pas geçmiyor...
     
    #19
  20. djalimarmaris
    Çevrimdışı

    djalimarmaris FLAC

    Katılım:
    30 Nisan 2014
    Mesajlar:
    375
    Beğenileri:
    340
    benim yabancı terimlerle ilgili birkaç sorum var. bilen varsa yardımcı olursa sevinirim. ard arda yazıyorum :
    OP+BUF architecture,
    high-slew-rate
    OCL(output capacitor-less)
    THD+N
    PC jitter-free
    Asynchronous Transfer Mode,
    I2S interface
    Built-in a OP+BUF
     
    #20

Sayfayı Paylaş