Balanslı (TRRS) Kablonun Sese Etkisi vb. Sorular

'Kablo' forumunda mfya tarafından 20 Aralık 2017 tarihinde açılan konu

  1. akifb

    akifb
    Expand Collapse
    FLAC

    Katılım:
    30 Ocak 2015
    Mesaj:
    220
    Alınan Beğeniler:
    386
    Chord un Hugo ve Mojo da kullandığı amplifikasyon yöntemi de class-d/s-master mı acaba?
    --- Arka arkaya mesajlar birleştirildi, 27 Mart 2018, İlk mesaj zamanı 27 Mart 2018 ---
    Bu arada münazaranın taraflarını bize seyir zevki vermeyen düzeyli tartışmaları nedeniyle kınıyorum.
     
    5 kişi bunu beğendi.
  2. Pax

    Pax
    Expand Collapse
    Moderator
    Site Yetkilisi

    Katılım:
    4 Ekim 2016
    Mesaj:
    366
    Alınan Beğeniler:
    1,478
    Kişisel olarak kendi açımdan ürünün aynı batarya süresi ve aynı ses kalitesini verdiği sürece class D yada class Z olmasının hiçbir önemi yok.

    Anladığım kadarıyla class D anonim bir anfi mimarisi. Sony bu mimariyi kullanarak S Master ses çipini üretmiş. Class D adlı markadan çipleri alıp ismini değiştirip biz ürettik demiyorlar? Öte yandan class D gibi dezavantajlı bir mimariden bu ses kalitesi alınabiliyorsa bu bence Sony nin başarısıdır.

    Sony "Smaster tamamen bizim mimarimiz" diyorsa o zaman yalan söylüyor demektir. Yalan söylemenin de yenilir yutulur bir tarafi yoktur.

    Bugün wm1a dapta kullandıkları parçalara biraz baktım. Mesela kapasitörler Panasonic üretimi ve bunu belirtmişler. Gerçi günümüzde %100 tüm parçaları kendi tasarlayıp üreten Dap markası yoktur.
     
    Collapse Signature Expand Signature
    5 kişi bunu beğendi.
  3. zxc

    zxc
    Expand Collapse
    Analog

    Katılım:
    4 Aralık 2013
    Mesaj:
    2,521
    Alınan Beğeniler:
    6,047
    Class-D olabilir, ama S-Master Chord'un ne haddine :)

    Şaka şaka. Kesin bilmemekle birlikte zannetmiyorum.

    Açıkçası sorun da orada. Ortada bi "ses çipi" falan yok. Daha önce yazmıştım ama uzun olduğu için ve fazla ayrıntıya girdiği için sildim. Aşağıdaki ifade de o yüzden yanıltıcı:

    "Sony does not use off the shelf DAC chips. Their S-Master HX digital amp is completely designed in house."

    Class-D amfiler ikiye ayrılıyor. Dijital kontrollü olanlarında herhangi bir DAC çipi kullanılmıyor zaten, çünkü gerek kalmıyor.

    Bakın bu en çok neye benziyor biliyor musunuz?

    Bir şirket yeni bir tüp amfi yapıyor, varsayalım ki OTL (output transformerless) tipi olsun. Ve OTL olduğunu söylemek yerine "bu amfi Zort-master teknolojisine sahiptir, sesi bozan transformer'lar kullanmadan tamamen in house üretilmiştir" diyor. İyi de hiç bir OTL amfi transformer içermez ki zaten. Ve her üretilen yeni bir OTL tipi amfi, doğal olarak yeni bir dizayndır. Bilinen bir ürünün Çinli klonu veya türevi dışında her amfi, her DAC, orijinal dizayndır.

    E peki Zort-Master ne o zaman? Bir baska deyisle, Zort-Master teknolojisi olmayan bir OTL amfide ne eksik, veya Zort-Master teknolojisi olan OTL amfide ne fazla? Cevabi yok.

    Mesela Chord şirketi Hugo isminde başarılı bir DAC üretti. Gayet iyi çalışılmış yenilikçi ve orijinal bir dizayn. Ama "biz Hugo'da Zonk-Master teknolojisi kullandık" gibi bir saçmalık içine girmedi. Dizayn zaten iyi ve çalışıyor. Cihazın ismi de var, Hugo. Ne oldugunu açıklayamayacaği bi isim uydurup, o ismi yanıltıcı şekilde pazarlayarak rakiplerinden çok farklı bir şey yaptığı izlenimini vermeye çalışmak, müşterilerinin zekasıyla alay geçen saçma bir yaklaşım olurdu çünkü.
     
    #43 zxc, 27 Mart 2018
    Moderatör tarafından düzenlendi: 27 Mart 2018
    4 kişi bunu beğendi.
  4. Chaturanga

    Chaturanga
    Expand Collapse
    Analog

    Katılım:
    12 Ocak 2017
    Mesaj:
    2,134
    Alınan Beğeniler:
    5,910
    Konu bu kadar konuşulunca bende araştırayım dedim :)

    Aşağıda oldukça detaylı ve aydınlatıcı bir yazı var.

    http://www.analog.com/en/analog-dialogue/articles/class-d-audio-amplifiers.html

    Çıkardığım sonuç şu:

    - Class D Amplifier bir amplifier dizayn teknolojisi (@Pax Vedat hocamın kullandığı mimari kelimesi daha doğru tanımlıyor), bir ürün ya da trademarkı başkasına ait bir dizayn değil,
    - Class D Amplifier dezavantajlı değil tam tersine ses devreleri için baya avantajlı bir dizaynmış.

    Bu avantajlar düşük güç dağılımı sunmasıyla ilgili. Böylece daha az ısı ortaya çıkıyor, devre olarak anakartta daha az yer kaplıyor ve bu sebeplerle taşınabilir sistemlerde pil ömrünü ciddi oranda arttırıyor (Sanırım Sony'nin sansasyonel pil ömrünün sırrı burada)
    - Class D Amplifierların kullanılması harici, bir Class D Amp dizayn ederken daha verimli ve başarılı kullanım sunacak elektronik bileşenlerin seçimi, implementasyonu vs gibi etmenlerle farklı sonuçlarda (başarılı yada başarısız) ses elde etmek mümkün.

    Dolayısıyla,

    Class D olmasını ısrarla vurgulamamasını ve ortaya Class D mimarisiyle koyduğu başarılı dizayna bir isim vermesini bu makaleyi okuyunca anlayışla karşıladığımı belirtmem gerekiyor :D

    Oysa 1 saat öncesine kadar tam zıttını düşünüyordum.
     
    Collapse Signature Expand Signature
  5. zxc

    zxc
    Expand Collapse
    Analog

    Katılım:
    4 Aralık 2013
    Mesaj:
    2,521
    Alınan Beğeniler:
    6,047
    Class D, bir amfi mimarisi tipi, Class A, Class B, Class AB gibi...

    Kullandığınız her solid state amfi, telefonunuzdaki ve televizyonunuzdakiler de dahil, bu amfi tiplerinden birine dahiller...

    Her tipin high-end versiyonları mevcut. On sene önce üretilmiş, $12000'a satılan high-end Class-D amfiler var... $30000'a da var...

    "Class D mimarisiyle koyduğu başarılı dizayna bir isim vermek" ile "Class AB mimarisiyle koyduğu başarılı dizayna bir isim vermek" arasında bir fark göremiyorum...
     
  6. Chaturanga

    Chaturanga
    Expand Collapse
    Analog

    Katılım:
    12 Ocak 2017
    Mesaj:
    2,134
    Alınan Beğeniler:
    5,910
    Evet bir fark yok zaten ancak olay şu her Class D amfi kullanan aynı seviyede sesi, bu şarj süresini, az ısınmayı elde edebiliyorsa şu ana kadar niye yapmamışlar. Bunu ilk akıl eden, DAP seviyesinde ilk uygulayan Sony ise buna S-Master demiş olmasını çok sorun olarak göremiyorum. Neticede burada bir mastering var demektir benim açımdan.

    Neticede Class D amfinin telif hakkı Sony'de ya da başka bir firmada olmadığına göre diğer firmalarda kendilerine göre mimariyi manipüle ederek uygulasınlar hangi isimle anarlarsa ansınlar diye düşünüyorum.
     
    Collapse Signature Expand Signature
  7. zxc

    zxc
    Expand Collapse
    Analog

    Katılım:
    4 Aralık 2013
    Mesaj:
    2,521
    Alınan Beğeniler:
    6,047
    Keske S-Master, Sony'nin digerlerinden once gelistirip piyasaya surdugu, ya da ses kalitesini gelistirip ek bir katki yaptigi bir sey olsa. Ama degil. Cunku bu DAP ile birlikte piyasaya surdugu bir terim degil. 1o kusur sene once "hometheater in a box" tarzi, uygun fiyata hoparlor ve subwoofer ile birlikte sattigi, amfi ve DVD player'i bir arada iceren ucuz ve kalitesiz cihazlarda da kullandigi bir terim:

    [​IMG]

    [​IMG]

    Malesef zamaninda 5+1 sistemler moda oldugunda ben de kullanmistim. Sony'ydi ama benimkinin tepesinde S-Master yazmiyordu, ama 1 bit full digital amfiydi. Ucuzdu (~$250), ama acaip dip ses vardi. Kisa sure sonra da elden cikardiydim.

    Velhasil "S-Master" ibaresi ne bir ilki, ne de ses kalitesini ifade ediyor...
     
    #47 zxc, 27 Mart 2018
    Moderatör tarafından düzenlendi: 27 Mart 2018
    2 kişi bunu beğendi.
  8. Chaturanga

    Chaturanga
    Expand Collapse
    Analog

    Katılım:
    12 Ocak 2017
    Mesaj:
    2,134
    Alınan Beğeniler:
    5,910
    Anladım, ben genel geçer bir elektronik devre mimarisini başarılı bir ses, uzun pil ömrü, az ısınma vs almak için kullanıp son kullanıcıya hitap eden bir ürüne dönüştürdüğü için istediği bir isimlendirmeyi kullanabilir, mazur görülebilir düşüncesiyle yazdım.

    Örneğin Miracast diye bir protokol çıkınca, ilk bu isimle donglelar vs üretildi. İlk bu isimle çıkmıştı diye hatırlıyorum. Sonra bu protokolü kullanan donglelara yada TV lere bağlanmak için Android cihazlarda (bağlantı sağlayacak uygulama olarak) Screen Mirroring, Screen Sharing gibi isimlerle anılmaya başladı.

    Apple tamamen aynı işlevleri yerine getiren benzer teknolojisine Airplay (Miracast karşılığı) dedi, bunu kullanan cihazına (cihazın Roku benzeri ek özellikleri de olmakla birlikte) Air TV dedi. Google ise benzer mantığı Chromecast ürününe çevirdi.

    Yani incelense muhtemelen hepsinin ana gövdesi %90 örtüşüyordur ancak Apple ios diğer cihazlar Android kullandığı için aynı mantığı farklı yöntemlerle uyguluyordur.

    Daha iyi bilen birileri düzeltebilir Miracast konusundaki görüşlerimi.

    Demem o ki o çocuğa nooldu :D
     
    Collapse Signature Expand Signature
    3 kişi bunu beğendi.
  9. Baran

    Baran
    Expand Collapse
    Administrator

    Katılım:
    29 Haziran 2011
    Mesaj:
    1,404
    Alınan Beğeniler:
    3,659
    Elimden geldiğince durumu son kez kendimce açıklayayım:)

    @Pax Abi Class D dediğin aynen bir mimari olarak düşünebilirsin. Class A, Class D, Class AB şeklinde mimariler var. Piyasadaki hangi amfiye bakarsan bak zaten bu mimariler üzerine olacak. Bu tasarımların kendi içlerinde avantajları dezavantajları vardır. Atıyorum biri daha iddialı ses ama yüksek güç tüketimi yaparken bir başkası daha düşük güç tüketimi yapar. Bu mimarilerden hangisini kullanacağı mühendislerin kendi bileceği iştir, kendisine göre başarılı olacağını seçer ve ona göre kendi amfisini üretir.

    Yukarıda OTL amfi tasarımı üzerinden güzel açıklanmış. Adamlar OTL amfi üretip biz X teknolojisi sayesinden şu malzemeleri kullanmadık demiş oluyor ama OTL tasarımda zaten o malzeme yok. Tasarımda olmayan birşeyi önce var gibi konuşup sonra S Master sayesinde yok ettiklerini söylüyorlar. Zaten bunu yaptıktan sonra Class D deme şanslarının çok olduğunu düşünmüyorum:)

    Örneğin Hifiman müzikçalarında dac tarafında R2R kullandı ve bir model üretti ama Hifiman çıkıp bu R2R deyip kendi tasarımını ortaya koydu. R2R kullandığını saklayıp ben S-Hifiman teknolojisi sayesinde bunu ürettim demedi. Hele hele R2R mimarisinde olmayan bir malzemeyi S-Hifiman teknolojisi sayesinde yok ettim de demedi. Sony'e yakışanda çıkıp mimarisini söyleyip sesi de başarılı, üzerine pili de hayvan gibi gidiyor şeklinde reklam yapmasıydı. Yaptığı ürün zaten başarılı ve piyasadaki her firmadan çok daha iyi pil performansı veriyor, üstelik bunu da stabil bir şekilde başarıyor dese hiçbir sorun olmazdı. Sony yan yollara gireceğine kendi yaptığı işi ön plana çıkartsa zaten iyi bir reklam alanı var yaptığı işin başarısından dolayı. Mimariye hiç girmeme hakkı da var tabii ama o zaman S-Master diyerek gerçeğin üzerini de kapatmamalı.

    Konu içinde tartışırken sürekli olarak Sony'nin ses başarısı, malzeme kalitesi vs konuşuluyor. Sony'nin sesine, malzemesine bu tartışmada tek cümle söylenmedi. Sony'nin malzeme kalitesi konusu konuşulursa gelip altına malzeme kalitesini çok iyi bulduğumu ifade ederim. Malzeme kalitesinin çok iyi olduğunu düşünüyorum, üst seri cihazlarının ses kalitesinin başarılı olduğunu düşünüyorum ama bunların hiçbirin konu ile alakası yok.
     
    6 kişi bunu beğendi.
  10. DefinitioN

    DefinitioN
    Expand Collapse
    Analog

    Katılım:
    9 Mayıs 2012
    Mesaj:
    2,757
    Alınan Beğeniler:
    6,318
    Konu başlığı Balanslı Class-D olarak değiştirilmeli. :))
     
    2 kişi bunu beğendi.
  11. zxc

    zxc
    Expand Collapse
    Analog

    Katılım:
    4 Aralık 2013
    Mesaj:
    2,521
    Alınan Beğeniler:
    6,047
    Sony biraz tabu bir konu. Turkiye icinde marka itibari oldukca yuksek. Amerika icinde oyle degil ama. Genel olarak marka itibari ilginc bir durum. Mesela motosiklette de Kawasaki Turkiye'de diger Japonlara gore daha itibarli sanki. Burada al birini vur otekine, Suzuki, Honda, Yamaha, Kawasaki hep ayni. 2008 krizinde bazi otomobil markalari son buldu, Pontiac, Mercury, Saturn gibi. Ama 75 yas ve uzeri kitleye hitap eden Buick son bulmadi... Meger Cin'de marka bilinirligi cok yuksekmis?! Deli gibi yatirim yapti GM Buick'e. Cinliler yuzunden kurtuldu Amerikan markasi. :) Ne ilginc degil mi?

    Belki eskiden Sony Amerika'da da kaliteli olarak bilinen bir markaydi, hic bilmiyorum. Ama oyleyse bile coktan nakite donusturmus buradaki marka bilinirligini. Calar saatten teybe cok fazla Sony urun var piyasada. Dizaynlar fena degil, ama mal kotu olunca cok tutmuyor. Sony VIAO guzel bir ornek. Zamaninda eski admin ozellikle Sony laptop aldirmiyordu, hardware kotu diye. Sadece dizayn ile urun satmiyor demek ki. Steve Jobs, Sony'nin dizayn konusundaki titizligini cok yakindan takip ediyormus. Kadere bak ki VIAO aksine imac ve macbook aldi basini gitti... Hepsinin dizaynlari cok iyi, ve cok iyi satiyorlar.
     
    2 kişi bunu beğendi.
  12. artears

    artears
    Expand Collapse
    WAV

    Katılım:
    26 Ekim 2011
    Mesaj:
    655
    Alınan Beğeniler:
    2,345
    Konudaki yorumları okudum. Öncelikle s-master muhabbeti ile ilgili 1-2 şey diyeyim. Ben bu ismin kullanılmasına takılmıyorum pek. Evet, bunlar PR kokan hareketler, ama bunu belki de yapmak gerekiyordu Sony açısından, bilemiyorum. Class-D bir topoloji, ama her kıytırık cihazda ve herhalde tüm telefonlarlarda olan şey. Şimdi tutup "biz de aynı şeyi kullanıyoruz ama bizimki daha iyi" demek mi daha makul firma açısından, yoksa "ben s-master diye bir şey yaptım, onunla şöyle iyiyim, böyle iyiyim" demek mi? Bunu R2R DAC ile karşılaştırmak makul değil, zira R2R DAC istenen bir özellik iken, Class D her daim karşımıza çıktığından algı olarak daha basit ve kalitesiz olarak düşünülebilir, halbuki onun da düzgününü yapmak büyük problem olabilir, ki Sony bunun düzgün bir implementasyonunu yapmış gibi duruyor. Kalitesiz algısını kırmak için yapılmış PR amaçlı bir yaklaşım yüzünden firmaya bu kadar yüklenmeyi şahsen makul bulmuyorum.

    Sony ile ilgili son yapılan yorumlara gelince: Öncelikle Toshiba, HP, Compaq (birleşmemişlerdi o zamanlar), Sony VAIO, Asus, Monster ve IBM Thinkpad laptoplarım oldu ve hepsini de epey kullandım. Görüldüğü üzere marka fanatikliğim yok, ama bunların arasında tüm paket ve sorunsuzluk açısından birinci sırada IBM Thinkpad, ikinci sırada da Sony VAIO geliyor. Sony VAIO hiç sorun çıkarmadı ama her laptopumu açtım daha önce, IBM Thinkpad kadar user-friendly bir uygulama görmedim, o yüzden Thinkpad benim için birinci sırada. Yani sonuçta VAIO benim tecrübeme göre gömülecek bir laptop değil.

    Ayrıca, Sony'nin marka itibarının yüksek olmasının sebepleri var. Öncelikle adamların Türkiye fiyat politikaları iyi ve isterlerse çok çok iyi ürünler çıkartabiliyorlar, ayrıca korkunç yatırımlarla en başa güreşebiliyorlar. Bunu fotoğraf makinalarında yaptılar. Dijital fotoğraf dünyasında yokken, en kaliteli sensörleri yapan, Nikon'a sensör satan, çok kaliteli lensleri üreten bir firma haline geldiler. Adamlar bir sürü konuda ilkleri yapmışlardı, audio ve video konusunda mesela. Bunların kimisi tuttu, kimisi tutmadı, ama teknoloji geliştiren bir firma oldu Sony. Kulaklık konusuna gelirsek, adamların Qualia 010 ve R10 gibi kulaklıkları çıkardığı zamanlarda Sennheiser'ın HD600'ü vardı sadece. Bunu HD600'e gömmek için yazmadım, ama Sony'nin bu kulaklıklarını dinlediyseniz kategori farkının bariz olduğunu bilirsiniz.

    DAP konusuna geri gelirsek, adamlar birden orta seviyelerde takılırken piyasanın en iyisi ile kafa kafaya gidecek bir ürün çıkartabildiler. Bu ürünün tutması ve bazı algıların da yıkılması için varsın PR kokan hareketler yapsınlar, benim için önemli değil aslında. Algıları kırmak çok zor olabiliyor çünkü.

    Son olarak, evet Sony'nin itibarı benim gözümde yüksektir ve başka yerlerdeki itibarı da beni ilgilendirmiyor. Benim açımdan Sony tabu da değil, isteyen istediğini söyleyebilir, ben de kendi fikirlerimi yazdım, ayrıca aldığım hemen hemen her ürünü deneyerek alırım, o yüzden Sony benim paramı otomatik olarak alacak diye bir şey de yok. Marka fanboy'u değilim, ama Sony'nin de bu ürünü pazarlarken izlediği yaklaşımı yanlış bulmadığımı söylemek isterim.
     
    onurdogan4, returnity, mavi ve 7 kişi daha bunu beğendi.
  13. zxc

    zxc
    Expand Collapse
    Analog

    Katılım:
    4 Aralık 2013
    Mesaj:
    2,521
    Alınan Beğeniler:
    6,047
    S-master, bu DAP ile ortaya çıkmış bir ibare olsaydı haklıydınız. Problem şu ki Sony'nin en az 10 senedir kullandığı "S-master" ibaresi, kalite ifade etmiyor. Yukarıda resimlerini koyduğum, türünün en ucuz ve adi örnekleri de aynı ibareyi taşıyor çünkü.

    Anladığım kadarıyla S-master, ne olduğu açıklanamayan bir fark oluşturmak için uydurulmuş bir kelime. Sony'de var, başkasında yok. Peki nedir o Sony'de olup ta başkasında olmayan şey? Ses kalitesi mi? Değil. Verimlilik mi? E zaten tüm Class-D dizaynlar verimli. Peki isim verilen şey ne o zaman?

    Değil aslında. Sennheiser da yerine göre eleştirdiğim bir marka, ama yiğidi öldür hakkını yeme, Qualia 010 ve R10'tan önce Orpheus vardı... İlk çıktığında $16000'mış, ama şimdi ikinci elleri $30000'dan aşağı inmiyor kolay kolay...
     
    #53 zxc, 31 Mart 2018
    Moderatör tarafından düzenlendi: 31 Mart 2018
  14. artears

    artears
    Expand Collapse
    WAV

    Katılım:
    26 Ekim 2011
    Mesaj:
    655
    Alınan Beğeniler:
    2,345
    10 senedir kullandığını ben bilmiyordum mesela. s-master ibaresini ilk bu ürünle duydum, ayrıca adamların pr konusunda yeterli araştırma yapmadan böyle bir işe soyunacaklarını düşünmüyorum. Demek ki kendi özelimde, adamların bu şekilde davranmaları mantıklı olmuş. Ben sadece class-d ibaresini görseydim, bu benim en başta nötr olarak dinleme yapmamı engelleyecek bir faktör bile olabilirdi açıkçası.

    Orpheus'a gelince (HE90): O elektrostatik bir kulaklık, dinamik kulaklık değil. Kendi minik bir merkep ebadında olan amfisi olmadan kullanma imkanı olmayan bir kulaklık. Ayrıca Sennheiser'ın "ben bu işte varım" demek için çıkardığı, bütçe sınırı olmadan, sadece 300 adet üretilmiş bir kulaklık. Açıkçası ikisini pek karşılaştırılabilir bulmamama rağmen ses kalitesi olarak bası daha iyi olan ikinci seri R10, Orpheus'a rakip olabilecek kadar iyiydi. Baby Orpheus olan HE60 ise çok kayda değer bir alet değil açıkçası. Bu arada bunları hafızadan yazmama rağmen hepsini de dinledim.

    Elektrostatik olarak Stax, Orpheus'lara göre (en yenisini dinlemedim) bence daha iyi bu arada, üstelik bunu çok daha düşük fiyata yapıyor. HD800 çok müthiş bir kulaklık, hala Sennheiser onu nasıl o fiyata çıkardı en başta bilemiyorum, yanlışlıkla oldu herhalde. Yine de şu anki zevkime çok hitap etmiyor, o yüzden sattım onu...

    Sony'ye geri dönersek, R10 o zamana kadar çıkan dinamik kulaklıkların en iyisiydi kanımca, bu da Sony'nin istediği zaman bazı şeyleri yapabildiğini gösteriyor.

    Neticede herkes aynı şekilde düşünmek zorunda değil tabii ki, ben kendi düşüncelerimi yazdım, siz de sizinkileri yazdınız. Bahsettiğiniz nokta (s-master) benim takıldığım bir şey değil ve altındaki dinamikleri yorumladığımda bana bu şekilde sunulmuş olması, piyasa başarısı açısından mantıklı geliyor. %100 etik mi? Hmm, evet, belki değil, ama piyasa biraz böyle yaklaşımlarda bulunmayı gerektiriyor. Buraya çok yorum yazmak istememiştim, zira dediğim gibi, benim için şu isimle, bu isimle lanse edilmiş önemli değil ama Sony için, sadece sanki Türkiye içinde itibarı yüksek ve hakkında laf edilmesi bir tabu olmuş ve malları aslında kötü ve kalitesiz gibi bir yaklaşımla yazınca siz, aslında konudan ayrıldığımızı düşündüğümden yazdım. Bunlar sizin ve eski admin'inizin önyargıları diye düşünüyorum. Kullandığım ve denediğim Sony ürünleri bana daha farklı bir tecrübe yaşattı çünkü.
     
    2 kişi bunu beğendi.
  15. zxc

    zxc
    Expand Collapse
    Analog

    Katılım:
    4 Aralık 2013
    Mesaj:
    2,521
    Alınan Beğeniler:
    6,047
    Veya ben de sizin gibi şahsi izlenimlerim ve tecrübelerimden ötürü şimdiki fikirlerime sahibim, ve fikirlerimizdeki farklılık ta tecrübelerimizdeki farkı yansıtmakta...

    Sony tabii ki boş bir şirket değil. Her şirket gibi o da marka bilinirliğini nakite çevirdi. Ancak bunu biraz erken ve agresif yaptı. Mesela Apple'in sıklıkla eleştirildiği müşteri kilitleme stratejilerini daha önce Sony uyguladı, üstelik Apple kadar başarılı değilken. Ortamda SD Card teknolojisi varken, daha yavaş ve daha pahali olmasına rağmen Memory Stick'i sürdü piyasaya. Ortada belli bir standart varken, PDA'ine, MP3 player'ina, fotoğraf makinesine, bilgisayarina sadece Memory stick koyarak müşterileri kendi ürünlerine kilitlemeye çalıştı. Bunun müşteriye faydası yok, zararı var. Mesela Nikon fotoğraf makineniz var, ama kartı direk Sony laptop'iniza koyamıyorsunuz. İyi çocuk olup Sony makine almadığınız için adaptörle veya kabloyla uğraşmanız lazım. Elinizde Sony ve başka bir marka cihaz varsa, bir kartı diğerinde kullanamıyorsunuz. Tamamen gereksiz ikinci bir standart. Açıkçası bu tip yanlış politikaların o veya bu sebeple mazur görülmemesi lazım. Yanlış. Ama'sı yok.

    Şu an severek kullandığım, başarılı bulduğum, ve buraya yazdığım incelememde oldukça pozitif değerlendirdiğim XBA-Z5'te bile bu açgözlü yaklaşımın izlerini görmek mümkün. Tabii ki iki jaklı balanslı kablodan bahsediyorum. Bakın kulaklığa verdiğim paranın bi kısmı da o ikinci kabloya gitti. Peki n'apacam ben o kabloyu? Bırakın Sony dışında herhangi bir DAP'ı, bizzat Sony'nin kaç tane DAP'ı bu gerizekalı girişi kabul ediyor, ve ya edecek?

    Kullandığınız Sony ürünler iyi olduğu için pozitif bir izlenime sahip olmanız tabii ki doğal. Ancak Türkiye çok küçük bir pazar. Elinden her markanın onlarca örneği geçen büyük bir şirketin admin'ı, laptoplar konusunda ikimizden de daha isabetli fikir sahibi olacaktır. Ki zaten kısa ömürlü bir ürün serisi oldu VIAO'lar. Telefon konusunda da başarılı olamadi, televizyonda da eski başarısını çoktan kaybetti. Hasbelkader olmadı bunlar. Bir yerlerde bir sorun var belli ki.

    Açıkçası Sony'nin başarılı olmasını istiyorum. Çünkü geçmişi sağlam, ARGE'ye yatırım yapan, sağlam ve güzel ürünler üretmiş, ve istediği zaman hâlâ da üretebilen bir şirket. Ancak gittikçe küçülen pazar payına rağmen hâlâ etik yönden sorunlu yaklaşımlarına devam etmesi hiç de sempatimi toplamıyor doğrusu. Keşke bu itici ve açgözlü politikalarından vazgeçse...
     
    #55 zxc, 1 Nisan 2018
    Moderatör tarafından düzenlendi: 1 Nisan 2018
    2 kişi bunu beğendi.
  16. mavi

    mavi
    Expand Collapse
    FLAC

    Katılım:
    6 Temmuz 2013
    Mesaj:
    231
    Alınan Beğeniler:
    1,462
    Ben Sony'nin S-Master ismini kullanmasında herhangi bir sakınca görmüyorum.

    Firmanın bunu anlatış tarzı yanıltıcı mı? - Kesinlikle.

    Firmanın bazı ürün ve özellikleri sunuşunda hyping (hatta yanlış yönlendirme) var mı? - Hem de nasıl.

    (Güncel örnek : Sony'nin (ve sonrasında pek çok diğer firmanın) "Hi-Res" vurgusu - piyasadaki en iyi portatif müzikçalar & kulaklık ikilileriyle dahi hiç de öyle pat diye anlaşılmayan 16 / 24 bit farkı üzerine dev bir pazarlama stratejisi kurgulamak)

    Öte yandan D sınıfı amfilerin ortak bir temel topolojiye sahip olmak kaydıyla kendi içlerinde tasarımsal çeşitlilik gösterdiğini de hesaba katmak lazım.

    Diğer markaların D sınıfı tasarımlarını geçiyorum, Sony'nin 2001'den bu yana deck sistemlerde ve 2009'dan bu yana Walkman'lerde kullandığı S-Master dahi ciddi ölçüde evrim geçirmiş durumda.
    Bu dijital amfinin kullanıldığı ilk Walkman modelleri olan A845 ve X1050'nin S-Master'ı ile WM serisinde kullanılan S-Master arasında net bir evrimsel farklılık bulunmakta.

    Firmanın 2009'dan 2017'ye S-Master, S-Master MX ve sonrasında 3 nesil olarak değişen / güncellenen S-Master HX amfisini "D Sınıfı" diye oldukça tevazu sahibi bir sıfatla sunmasını beklemek pek gerçekçi olmaz. Ha D sınıfı diye <herhangi bir yerde> belirtmekten kaçınmaları da ifade edildiği üzere pazarlama kaygılarıyla alakalı muhtemelen.

    Burada çok üzerinde durulmuş, fakat firmalar için isim mevzusu oldukça basit ve kullanışlı. Ve en önemlisi "firma odaklı" bir tercih değil.

    Yani bunun üzerinden x bir markaya yüklenmek bence pek makul değil. Ya hepsine birden yüklenmeli ya da "pazarlama işte canım" diyip bu kabullenilmeli.
    Zira firmaların etik yaklaşımlarını, firmaların kendisinden ziyade büyüklükleri ve pazar içerisindeki konumları belirliyor. (Ha Sony'nin şahsına münhasır hafif uyuz bir tarafı var, @zxc size kesinlikle katılıyorum)

    İsim konusu için karakteristik bir örnek fotoğraf makinesi objektiflerindeki görüntü sabitleyici teknolojisi.

    Örneğin Sony'nin, Nikon'un, Canon veya Panasonic'in (Lumix) dijital fotoğraf makinelerindeki optik görüntü sabitleyicileri hep aynı mantığa göre çalışır ; fakat bu teknolojinin ismi Sony'de "Cybershot" iken Nikon'da "VR - Vibration reduction", Canon'da "IS - Image Stabilizer" ve Panasonic'te "Power OIS - Power optical image stabilizer" olarak geçer.

    Ama farklı isimlere tescillenirler. S-Master da biraz bu mantığa göre kurgulanan bir "trademark".

    @zxc şu son dileğinizin günümüz koşullarında olmasını ne kadar çok isterdim : )

    Lakin kapitalizm ve güç politikaları açısından bu namümkün biliyorsunuz. Yalnızca Sony için değil, belirli bir büyüklüğün üzerine çıkmış, büyük ölçekte "kurumsallaşmış" herhangi bir firma için bu şekilde.

    Firmalar satış hacimlerini / pazar paylarını arttırdıkları hemen her adımda Thomas Hobbes'un Leviathan'ına evrilmeye başlıyor, "ana aktör" durumuna geldiklerinde ise iyice astığım astık kestiğim kestik moduna giriyorlar.

    Sony de bu "dev"lerden yalnızca birisi. İsimler fazla önemli değil.

    Rekabet bu pazarda (da) her geçen gün kızışıyor ve firmalar satışlarını arttırmak için yalnızca iyi ürün üretmenin ötesine geçip, zaman zaman oldukça otantik ve gerçeklikten gittikçe uzaklaşabilen vaatlerle son tüketicinin gözünü boyamaya çabalıyorlar.
    Bu durumda haliyle pazarlamada "bayağı popülizm" uygulamaları etik değerlerin aleyhine genişliyor.

    Firmaların temel amacının "kar etmek" olduğu ve dolayısıyla insanlara hizmet verme, etik ve çevreye / ekosisteme saygılı davranma gibi ölçütler ikincil (hatta üçüncül) amaç olmaya mahkum edildiği sürece "marketing ahlakı" az ya da çok borusunu öttürecek gibi görünüyor.

    Bu da ifade ettiğim üzere firmalardan ziyade, karı üretimin amacı ve kar hırsını da üretimin mazotu haline getiren sistemin temel ayarlarıyla alakalı. Bu açıdan bahsettiğiniz "açgözlülük" firmaların az ya da çok default ayarlarında tanımlı durumda.

    Sony'e çocukluktan duyduğum bir bağlılığım var, ürünlerinden de hep az ya da çok ölçüde memnun kaldım ; fakat Sony'nin veya başka bir markanın "gereğinden fazla" başarılı olup pazara hakim olmasını hayatta istemem : )
    Şu anki rekabet koşullarında pazar en azından teknolojik gelişim olarak iyi gidiyor ; portatif sistemler de kalite olarak masaüstü sistemlere her gün bir adım daha yaklaşıyor.

    Sevgili dostumuz Chord, tam manasıyla kendisinin geliştirmediği, fakat kendisinin (Rob Watts) "uyarladığı" ve teknik başarım olarak oldukça ileriye taşıdığı Field Programmable Gate Array (FPGA) üzerinden bir dijital/analog dönüşüm ve amfi metodu kullanmakta.

    Bu da S-Master gibi tümleşik bir sistem ve ASIC (Application Specific Integrated Circuit - Uygulamaya Özgü Tümleşik Devre) yerine FPGA devresinden yayarlanmakta.
    ASIC dediğimiz nane, piyasada genel olarak gördüğümüz çoğu müzikçalarlarda kullanılıyor. Örneğin Wolfson, ESS, Burr-Brown veya Asahi Kasei gibi markaların DAC'leri, aslında dijital / analog dönüşümünü gerçekleştirmek üzere özelleşmiş ASIC devreleri.
    Temel bir amaç doğrultusunda tasarlanmış çipler.

    FPGA devreleri ise farklı programlamayla çok amaçlı olarak kullanılabiliyor. Lakin kötü tarafı, tasarım ve özellikle kodlama açısından çok emek gerektiriyor.
    Ömür törpüsü.

    FPGA devre içeren bir müzikçalar daha vardı piyasada isminde M'li bişeyler olan, lakin hatırlayamadım şimdi : )

    Teknolojiyi daha detaylı açıklaması için mikrofonu kendilerine uzatayım, buyursunlar :

     
    #56 mavi, 1 Nisan 2018
    Moderatör tarafından düzenlendi: 1 Nisan 2018
    onurdogan4, florence, Pax ve 7 kişi daha bunu beğendi.
  17. DefinitioN

    DefinitioN
    Expand Collapse
    Analog

    Katılım:
    9 Mayıs 2012
    Mesaj:
    2,757
    Alınan Beğeniler:
    6,318
    Ben bu konuda Sony Trinitron der kaçarım.Bildiğin düz ekran teknolojisi işte.Alışığız bunlara 90'lardan beri.
     
    #57 DefinitioN, 1 Nisan 2018
    Moderatör tarafından düzenlendi: 1 Nisan 2018
  18. zxc

    zxc
    Expand Collapse
    Analog

    Katılım:
    4 Aralık 2013
    Mesaj:
    2,521
    Alınan Beğeniler:
    6,047
    Bu noktada aç gözlülüklerinin boyutlarına göre firmaların sınırları ne kadar zorladıkları önemli bence. Hepsi tıpatıp aynı değil. Bazı şirketlerin hırsı o kadar büyük ki, hırsları anlamlı kararlar vermelerinin önüne bile geçebiliyor.

    Sony'nin memory stick skandalı buna güzel bir örnek. Apple kadar güçlü olsalar yapacaklarını düşünemiyorum bile. Ama bakın sonunda Sony kaybetti. Memory stick yok şu an. Kendi ürünlerinde bile SD card kullanıyorlar.

    Dahası her alana yayılıp her pastadan pay almak istediler, ciddi bir yenilik getirmeden, sadece marka güçleriyle, VIAO örneğinde olduğu gibi. Starbucks'in dilim pizza ve sucuklu tost satmaya başladığını düşünün. Ama eninde sonunda kaybeden yine Sony oldu. O alanları kaybettikleriyle kalmadılar, güçlü oldukları alanları da kaybettiler, TV gibi.

    Tabii ki Sony bu noktada tek değil. Garmin, navigasyon teknolojisini cep telefonu üreticilerine lisanslamak yerine kendi telefon (Nuvi phone) üretmeyi tercih etti. Tabii ki kimse almadı. Nokia dünyanın en büyük cep telefonu üreticisiydi. Israrla Android kullanmadı. Koskoca şirketi önce Microsoft aldı, sonra da yandı bitti kül oldu.

    Apple demişken, kendinize ait şarkıyı telefon çalma sesine dönüştürmek için ek para istemeleri bayağı aç gözlü bir olaydı.

    Samsung'un tipik bluetooth bağlantılı akıllı saatini sadece Samsung telefonlarla uyumlu yapması da ilginç bir aç gözlülüktü. Daha pazarda varlıkları belli değilken müşteri kilitleme çabaları dikkat çekici. Sonra vazgeçtiler. Luxottica iğrenç ötesi bir örnek.

    Aksi örnekler vermek te mümkün. Google uzun süre temiz kalmayı başardı. Şu anda iğrenç olsalar da hâlâ ana sayfalarına reklam almamaları güzel. Apple iyi bir örnek değil, ancak özellikle inanılmaz pazar paylarını göz önüne alacak olursak, belki çok daha kötü de olabilirlerdi. Mesela bir yenilik getirmeyecekleri alanlara sırf pazar payı edinmek için yayılmaya çalışmıyorlar. En azından bi kulaklığa iki jaklı kablo koyacak kadar abuk bir iş yapmayacakları kesin gibi... Aksi halde Steve Jobs zombi olarak karşılarına çıkıp "hanginiz yaptı lan bunu" diyebilir. :)
     
    #58 zxc, 1 Nisan 2018
    Moderatör tarafından düzenlendi: 1 Nisan 2018
    3 kişi bunu beğendi.
  19. artears

    artears
    Expand Collapse
    WAV

    Katılım:
    26 Ekim 2011
    Mesaj:
    655
    Alınan Beğeniler:
    2,345
    Sony'nin memory stick işini eleştirdiğim gibi apple'a da gömerim ama sony 2 jaklı kablo yaptı, apple öyle saçma iş yapmaz demek de biraz abesle iştigal oluyor artık. Apple kulaklık çıkışını tümden değiştirdi telefonlarda, daha ne yapsın? Varsa yoksa alac diyor, eski çıkışlarını değiştiriyor, satilan tüm eski ürünler yeni telefonlarla uyumsuz. Eski ipodumu bir tek kendi şarj aleti ile şarj edebiliyorum, aldığım ipod ve iphone 5e kadar uyumlu müzikçaların üzerine şimdi yeni iphone uymuyor. Laptop yapıyorlar, iphone yapıyorlar hep özel işletim sistemi, özel giriş-çıkışlar, her şey, standarta çeviren donanım olsun, yazılımlar olsun hep ekstra para..

    Özetle özellikle bu son yoruma el insaf diyorum. Sony'ye gömün tamam da, apple'ı da sanki daha iyi gibi göstermeye çalışmayın bari...

    Sent from my fridge using Tapatalk
     
    4 kişi bunu beğendi.
  20. zxc

    zxc
    Expand Collapse
    Analog

    Katılım:
    4 Aralık 2013
    Mesaj:
    2,521
    Alınan Beğeniler:
    6,047
    Ilginc bir anekdot: 15 sene once ilk kalburustu setimi duzmusum: Polk Audio RT55 hoparlorler, Onkyo Stereo Receiver. Ses aman aman degil, ama kotu de degil. Cok muzikle alakasi olmayan bir arkadas gordu, ve aynen su cumleyi kurdu: "Bunlarin Sony'si yok mu?" Marka bilinirligi boyle bir sey demek ki. Halbuki o zaman Sony'nin ne Onkyo ile rekabet edebilecek stereo amfisi, ne de Polk Audio ile rekabet edecek hoparloru vardi. Ben de "Naim'i var" dedim. Arkadasin ismi Naim'di de :) Anlamadi ama.
     
    3 kişi bunu beğendi.