Beyerdynamic DT880 250 ohm Kafaüstü Kulaklık İncelemesi

'Beyerdynamic' forumunda Be Creative tarafından 6 Ocak 2008 tarihinde açılan konu

  1. Be Creative

    Be Creative
    Expand Collapse
    Analog

    Katılım:
    26 Ocak 2007
    Mesaj:
    2,685
    Alınan Beğeniler:
    124
    [​IMG]

    Kutu İçeriği
    - Özel taşıma çantası
    - Dönüştürücü altın kaplama jack

    Teknik Özellikler

    Transducer tipi: Dynamic
    Türü : Yarı Açık Kafaüstü
    Frekans aralığı: 5-35,000 Hz
    Empedans: 250 Ohm
    Ses şiddeti: 96 dB
    Kablosuz ağırlık: 295 gram
    Kablo uzunluğu: 3 metre
    Bağlantılar: 3.5mm jack ve 6.35mm adaptör


    GENEL BAKIŞ/GÖRÜNÜŞ/İLK İZLENİM


    @Be Creative diyor ki;
    Açıkçası bence çok olağanüstü, özel bir görüntüye sahip değil.Sennheiser modellerinin görünüşü ilk bakışta
    daha çok etkiliyor gibi, ama tabii ki hiç de önemli bir konu değil. Sadece ilk izlenim olarak DT88o'in
    görünüşünden çok bence düşündürdüğü ses kişiyi etkiliyor.

    @KontG diyor ki;
    Resimlerde gördüğümüzden çok, ilk kutuyu açtığımda çok sempatik geldi bana. Görünüşüyle, dizaynıyla,
    yumuşak süngeriyle çok hoşuma gitti,Kulağa cuk diye oturmasıyla, rahat ayarlanmasıyla ve tabii ki de
    hayranlık verici sesiyle ilk izlenimlerim beklentilerimin üstündeydi açıkçası.


    MALZEME KALİTESİ/ KONFOR/ TAŞINABİLİRLİK

    @Be Creative diyor ki;
    DT88o'in tam puan alabileceği konulardan biri bu bence. Malzeme kalitesi muhteşem, üstüne ciddi bir baskı
    uygulandığında bile oynayabilecek herhangi bir parçası yok. Zaten Alman yapımı olması sanırım malzeme kalitesi
    konusunda etiketini direk ortaya koyuyor. Dayanıklılık konusunda rakiplerine de rahatlıkla fark atıyor aynı

    zamanda..

    Konforda ise yine en iyi olan kulaklıklardan biri, belki de en iyisi. Özellikle üst kısım kafaya hiç baskı yapmadığı için saatlerce kişiyi yormadan durabiliyor. Pedleri de son derece yumuşak ve rahat. Kulağı sıkıştırmayacak kadar da pedler ve sürücü arasında boşluk bırakılmış. Kesinlikle çok iyi...

    Taşınabilirlik konusundaysa tabii ki headphone olması bakımından söylenecek çok fazla şey yok. Yine de Beyerdynamic'in yanında yolladığı deri çanta son derece kaliteli ve kulaklığın hasar almadan taşınabilmesine imkan veriyor.

    @KontG diyor ki;

    Malzeme kalitesine diyecek bir söz bulamadım gerçekten. Bu kadar para verdiysek zaten kötü olmasını beklemek abes
    olurdu. Fakat yine de kırma-vurma-düşürme testleri yaptığımda gayet sağlam olduğunu teyit ettim. Üst köprü siyah bir siyah deri ile kaplı ve derinin üst kısmını yokladığızda demir ya da sert metal birşeyin varlığını hissediyorsunuz. Alt kısmını yokladığınızda da kafaya üstten baskı yapmasın diye sünger gibi birşey koymuş olduklarını hissediyorsunuz. İçi görünmediği için ne var bilemiyorum. Resimler?e de göreceğiniz gibi köprüden aşağı sağ-sol kulaklığa birer kablo iniyor. Ve yine sert aliminyumla köprüye tutturuluyor. O aliminyum da ilginç ama sağlam :)

    Kullanım rahatlığı açısından gerçekten de denildiği kadar rahat. Yani 6 saat kulaklığı çıkarmadığım oldu ve bir rahatsızlık yaşamadım. Sadece çok hafif terletebiliyor. Ya da çok ha?f baskısını hissediyorsunuz. (6 Saat sonunda). Onun dışında o süngerler keşke yastığım olsa bile dedirtiyor.

    Taşınılabilirlik mezusuna gelince de yanında gelen özel deri çantasıyla birçok kez seyahat yaptım. Elde taşımak sıkıcı ama daha nasıl taşıyabilirsiniz ki?

    Kablosu ise 3 metre uzunluğunda ve Philips SHP805 kadar sağlam mı bilmiyorum. Henüz üzerinden koltukla ezip geçme
    deneyimim olmadı ;D

    GENEL SES KALİTESİ/SES KARAKTERİSTİĞİ

    @Be Creative diyor ki;
    Tek cümleyle başta kalite ve karakterden bahsetmek gerekirse, ayrıntıya çok önem veren, doğal ve açık-parlak bir sese sahip DT88o. Genel olarak tizler biraz daha önde diyebilirim, daha sonra ise birbirleriyle çok iyi bağlantı kuran ,midier ve basslar aynı şekilde. Basslar her saniyede midleri destekliyor ve aynı seviyede, bağlantıları kesilmeden kalmayı başarıyorlar. Ozellikle klasik müzikte kontrbass ile celloların bir arada nasıl bulunduğunu dinleyince anlatmak istediğim şey çok kolay anlaşılır tahminimce. Derinliği de yine çok iyi, gayet yeterli, geniş bir sahneye sahip. Yinede AKG K701 kadar iyi bir derinliğe sahip olmadığını da biliyorum, haliyle K7o1'e olan merakım da artıyor bu yüzden. Aynı zamanda müziklerdeki refleksi ve özellikle akustik gitardaki muhteşem performansıyla kendine bir katdaha fazla aşık ediyor. Bana şahsen daha önce çok fazla dinlemediğim Jazz müziği çok sevdirdi aynı zamanda, özellikle tizlerin etkisi büyük bu konuda.

    @KontG diyor ki;

    İşte en can alıcı bölüm... Herşeyin başında şunu belirtmem gerekir ki kulaklığın 25o ohm olması nedeniyle her cihazın doyuramadığını (hem dolgunluk, hem seskarakteristiği, hem ses kalitesi hem de volume açısından) söylemeliyim. X-fi extreme music ses kartım bile volume açısından tam 1oo% doyuramadı. %80 doyurduğunu söylemeliyim. Yani ses kartıma amfi bağlama gereksinimi duydum. Belki benim ses kartımda ya da bilgisayarımda sorun vardır diye arkadaşın M-Audio ses kartına aktığımızda bile volume azlığı sorunundan dolayı yine amfi takmak zorunda kalmıştık. O yüzden bu aleti doyuracak bir cihazımızın olması gerekiyor.

    Alalı sanırım 1 ay kadar oldu ve günlerce, saatlerce müzik dinleyerek kafamda nerede olduğunu oturtmuş durumdayım. İtiraf etmem gerekir ki kulaklığın nasıl bir yapıya ve karaktere sahip olduğunu uzun süre kavrayamadım. Neden derseniz, birçok yeni unsurla karşılaştım. Ve neyin ne olduğunu anlamak uzun sürdü. Bunlardan bahsedicem teker teker. Çünkü SHP8o5'ten sonra @soundchaser'ın da deyimiyle attan inip Ferrari'ye binmiş gibi oldum. Bunda beklentilerimi düşük tutmamın da sebebi olabilir. Ama gerçekten de bu hissi yaşadığımı söyleyebilirim.

    Yalnız ilk taktığımızda (@Be Creative ve @Sam de bu fikre katılıyor), ilk saatlerde kulaklığın açık olmaması sebebiyle hayal kırıklığı yaşadık. Bu muydu yani o kadar para döktüğümüz şey? bile dedik. Ama 3'ümüz de hemen hemen aynı zamanalarda almıştık ve burn-in'leri hemen hemen aynı zamanlarda yaptık. Bu yüzden değişiklikleri paralel görme fırsatımız oldu. Yani bu benim düşüncem ama burn-in bazı şeyleri gerçekten farkettiriyor. Şimdi o ilk dinlediğimiz anlardan başka bir konuma geldi artık kulaklık. Ben yaklaşık 15o saatlik bir burn-in yaptım.

    Kimi forumlarda 2oo saatten sonra bile değişimler olduğu söyleniyor. Yani ilk dinlediğiniz zamanlar için beklentilerinizi yüksek tutmamanızı öneririm.

    Gelelim kulaklığın en dikkat çeken özelliklerine... Bir kere öncelikle kulaklığı takartakmaz ilk göze çarpan şey (ki her takışımda bunu farketmek çok hoşuma gidiyor) sahne derinliği. Bu özelliği ile ilgili her defasında üzerine basa basa konuşuyorum. Yani yukarıda da dediğim gibi kavrayamadığım unsurlardan biri bu sahne derinliğinin yapısıydı. Sahne derinliği SHP 8o5'te de var ancak Bu DT88o'deki yapıyı çözmek için vakit harcadım ve sonunda, uzun dinlemeler sonucunda, özellikle klasik müzik testlerimde nasıl olduğunu anlayabildim. Bu sahne derinliği diğer stillere oranla en çok klasik müzikte belli ediyor kendini. Benim mesleğim dolayısıyla (ki ilerde orkestra şefi olmak istiyorum) çok çok önemli bir unsur.

    Peki nasıl bu sahne derinliği? Örneğin bir orkestra eseri dinliyorsunuz. Kulaklığın konumu aynen orkestra şefinin bulunduğu konum ya da en önde ortada konseri seyreden seyircinin konumu. Kendinizi şef olarak hayal edin, karşınızda 2oo kişilik bir orkestra duruyor. Solda kemanlar, sağda cellolar, önünüzde viyolalar, sol ilerde flütler, obualar ve kalrinetler, sağ ilerinizde trompetler kornolar ve trombonlar duruyor. Gözünüzü kapatıp yönettiginizi hayal edin. İşte aynen bu şekilde bir sahne derínliği var. Bu sahne boyutu o kadar geniş ki, nerdeyse hangi çalgıcının ne tarafta oturduğunu söyley,ecek kadar. Yani tam bir 320 derecelik büyük bir saha. Derinlik konusunda SHP 8o5'te bu oran 18o derece diyebilirim.

    Yine sahne derihliği konusundaki başka önemli bir konuyu gündeme getirmek gerekiyor, bu enstruman çalan adamların hangi konumda olduğunu daha çok ön plana getiren şey olan odalama sistemi... Ne demek bu? Şöyle düşünün, Her çalan adam sanki bir kutu ya da oda içindeymiş ve etrafta odacıklar, kutucuklarla dolu bir yerdesiniz. Ancak ordan gelen sesler sadece kulağınıza gidiyor, yani diğerleriyle birbirine karışmıyorlar.

    Böylelikle kimin nerden çaldığını direk farkediyorsunuz. Bu da sahne derinliği sağlıyor. Kulaklığın açık delikler olan taraflarından elinizle kapattığınızda bunu direk görebilirsiniz. Amfinin crossfeed'ini açtığınızda da bu özellik daha da belirginleşiyor.

    Gelelim diğer ilk dikkat çeken özelliklerine... Hiç birşey abartılı değil. Örneğin bir baskafa bunda bas yok diyebilir, mid ve tiz duymak isteyen mid-tiz kafalar ise bunda hiç mid-tiz yok diyebilir. Önce bu şoku yaşatıyor. Ne demeye getiriyorum? Denge... Herşey yerli yerinde, biri birinden üstün değil ancak yapı itibariyle durum değişiyor. Tizler her daim gözler önünde, baslar tok ve en istediğim düzeyde ancak midler çok ince karaktere sahip. Nasıl ince? Yani bir grafik düşünün. Soldan kalın gelen çizgi ortada inceliyor ve sağa kayınca tekrar kalınlaşıyor. Mid-severler için bu durum üzücü olabilir ama karakter açısından tekrar şapkalarını önlerine alıp düşünmeleri lazım. Mid nedir? sorusunu kendilerine sormaları lazım. Cevabı bulacaklar...

    Çok önemli başka bir özelliği var bu kulaklığın. Örneğin müzik dinlerken, sesi açtığınızda ve yüksek sesle dinlediğinizde ses kulağa sivri sivri gelmeye başlar. Yani derinlik olan kulaklıklarda bile (SHP8o5) ses açıldığında ses sivrileşir. Bu da kulağı mahveder. İşte burda DT88o béni'şaşırttı. İlk defa rastlayıp da başlarda kavrayamadığım özelliklerden biri de buydu. Ses sivrileşmiyor asla. Sanki `beyerdynamic))))'in şu logosundaki "))))" gibi geliyor sesler. Yani dağılıyor ilginç bi şekilde. Yani dalga dalga geliyor böyle bir şeyle ilk defa karşılaştım.

    Müzik türleri açısından yorumlamak gerekirse klasik müzik ve cazda çok profesyonel. Aman yarabbi dedirtiyor. Gitarların sesi ise dinlediğim en iyi seslerden.


    Bas

    @Be Creative diyor ki;

    Yukarıda da söylediğim gibi midler ile çok iyi anlaşan, nötral basslara sahip DT88o. Gereğinden fazla öne çıkmaması bakımından da basskafaları daha az tatmin edecektir haliyle. Bunu da düşünerek Beyerdynamic DT990 modelini de çıkarmaya gerek duymuş zaten. Aynı zamanda direk rakibi olan modellere karşı da biraz daha az bassa sahip olduğu söyleniyor ama bundan fazla bass kesinlikle kişiyi rahatsız etmeye başlayacaktır bence. Yeterince güçlü, temiz ve dengeli.

    @KontG diyorki;

    Baslar öncelikle baskafaları memnun etmeyecektir. Bu kulaklık dengeciler íçin yapılmış, her halinden böyle. Yalnız bas kalitesinin, beynin içlerine kadar dağılan o pes frekansların dolgunluğu işi değiştiriyor. Yukarıda da söylediğim gibi en istediğim basları buldum. Yani bana göre en iyisi ama baskafalar DT990'ı düşünebilirler. Şimdi şu konuyu söylemem gerekiyor. Klasik müzikte baslar o kadar tehlikelidir ki dünyanın en güzel parçasını en kötü parçası haline bile getirebilir. Orkestra şefleri bunu çok iyi bilirler ve ona göre yönetirler mesela... O yüzden klasik müzik özellikle gündeme geldiğinde baslara çok dikkat etmek lazım. Temeldir, armoninin temelini verir, çok önemlidir ancak asla ön planda değildir. Bu yüzden ben de kulaklıklardan bu duyarlılığı beklerim her zaman. İşte DT88o'de en istediğim bas demekle bunu açıklamış oluyorum size.

    Ha ama diğer stillere, gelince, örneğin bir metal, ya da bir caz eserindeki bas solodan bahsedecek olursak, öyle ki, sanki o kontrabas kulağınızın yanında çalıyor ve her bir tıkırtıyı, nota basış dengesini, hızlı pasajlar arasındaki bütünselliği ve anlaşılırlığı, tellerin üzerinde kayarken çıkan değişimi tüm çıplaklığı ve ayrıntısıyla hissediyorsunuz. Elbette kayıt kalitesi ve dinlediğiniz kaynak (kayıpsızlar özellikle) çok önemli... Ama şu bilinmeli ki baslar ön planda değil, ayrı bir kefede. Yani öbür uçta, başka bir yerde... Bu da kulağa sivri değil, dağılarak geliyor.

    Mid

    @Be Creative diyor ki;

    Açık bir sese sahip olması dolayısıyla olsa gerek, midleri çok ince bir hatta sahip. Yani Sennheiser'ı daha önce kullanmış olan herkes burada yine ne demek istediğimi anlayacaklardır. Sennheiser'ın dolu dolu midleri ve daha önde olan midbassı düşünülünce çok sade ve ellenmemiş midlere sahip. Benim kişisel fikrime göre, bu sade midlerin Sennheiser midlerine göre değişik müzik türleri değerlendirilince %65'e %35 gibi bir avantajı var. Midlerin müziği bozmasına ya da yoğunlaşmasına kesinlikle izin verilmemiş, basslar gibi dengesini ve doğallığını sürekli koruyor. Gayet sıkı kalmayı da başarıyor. Özellikle akustik gitar konusunu burada da hatırlatmak istiyorum.

    Gerçekten gitar gördüğü yerde tize verdiği gibi harika bir tepki veriyor DT88o.

    @KontG diyor ki;

    Evet gelelim mid'lere. Midler benim için gerçekten önemlidir. Örneğin kornoların kulağımdaki dağılışına bayılırım. Şimdi DT88o'in midleri ile ilgili @Be Creative ile konuşurken bana çok güzel birşey söyledi (midlerini bi türlü kavrayamıyordum yine), "midler ince bir çizgiye sahip,'Sennheiser gibi önlerde değil, olması gerektiği gibi bence" demişti. İşte orda evet gerçekten de doğru demiştim. Bir aşırı mid beklememek lazım. Hatta bazen de düşünüyorum acaba midler de baslar gibi belli bir dengede mi olması gerekiyor diye. Yani ön olan konusunda. Yani çizgi ortada mı kalınlaşacak yoksa kenarlarda mı? DT88o'in yapısında çizgiler kenarlarda kalınlaşıyor. Ama tizler daha bir kalın. Ve şöyle bir düşünceye kapıldım, Bas'ın fazlalığı nasıl mid'i örtüyorsa, mid'in fazlalığı da tizi örtüyor olabilir mi? Belki de hep midin ön planda oldUğu kulaklıklarda tizleri beğenmememin sebebi buydu. Bu yüzden ince bir mid düşünülmüş olabilir. Ancak hiç tereddütünüz olmasın ki o sahne derinliği ile hertürlü mid çok kolayca anlaşılabiliyor ve keyif alınabiliyor.


    Tiz

    @Be Creative diyor ki;

    DT88o'in bence rakiplerine en çok fark attığı nokta tizler. Açık tizleri de zillerdeki herşeyi tam ayrıntısıyla, kusursuz bir şekilde aktarıyor. Hi-hat pedalı ne zaman kullanılmış, ne zaman kapalı-ne zaman açık, herşeyi tam ayrıntısıyla kesinlikle anlamak mümkün. Hatta bir bateristin zillere vururken ellerini ne şekilde kullandığını bile tahmin etmek hiç zor değil, çünkü her dokunuş tamamen gerçekmiş gibi duyulabiliyor. Zillerdeki başarı aynı şekilde sesi tize yaklaşan kemanlar için de geçerli. Müziği dinlerken en çok keyif alınan kısım bence burası.

    @KontG diyor ki;

    Tizler beyer'in en gözde özelliği. Evet bu kulaklığın tizleri enfes. Bu konuda tizlerine diyecek birşey yok. Yıllardır tiz dinleyememenin açlığını sonunda DT88o doyurdu. Ancak çok nadiren birazcık yapaylık hissettiğim zamanlar oldu. Ama rahatsız edici değildi. Dediğim gibi söylenecek söz bulamıyorum kendilerine bu konuda :)

    KARŞILAŞTIRMALAR

    @Be Creative diyor ki;

    Sennheiser vs. Beyerdynamic

    Yukarıda da sıkça bahsettim. Uzun süre HD555 kullandıktan sonra DT88o'e geçmek tabii ki her konuda çok büyük fark yaratıyor, HD555'in sesini berbat hale soktu DT88o geldikten sonra. Ben HD555'ten ziyade, daha sonra ayrıntılı olarak denediğim HD58o'i dinleyince kafamdaki Sennheiser karakteri tamamen şekillendiç Beyerdynamic ile aralarında çok ciddi bir karakter farkı var, neredeyse farklı müzikler dinliyormuş hissine bile kapılabilirsiniz. Sennheiser dop dolu yoğun midleri ve gerçekten hayli anlaşılır şekilde önde olan midbassı ile Beyerdynamic'ten çok farklı. Sennheiser'in bu tarzı aslında bazı müziklerde gerçekten de çok iyi olabiliyor, ama dengeli sesten açıkçası ne kadar uzak olduğunu Beyerdynamic'i denedikten sonra anladım. Klasik müzikte Sennheiser Beyerdynamic ile kesinlikle kafa kafaya yarışabilecek kadar güzel bir sese sahip, dolu midleri çok etkileyici olabiliyor bazen. Fark o kadar büyük ki, eskiden okuduğum bir yazının tek cümlesini burada paylaşayım díyorum: "Sennheiser gece gibi karanlık, Beyerdynamic ise öğlen vakti gibi aydınlık". Bu farkı yaratan ilk etmen de gerçekten midler. İkinci ayrıldıkları nokta da belki "tercih sebebi* olabilir birçok kişi için. Beyerdynamic, tizler konusunda Sennheiser'dan çok daha üstün. Hiçbir şekilde kıyas kabul etmeyecek kadar fark atıyor ayrıntı konusunda. Sennheiser'in tizleri Beyer'in aksine kapalı, midlerin altına çok saklanan bir yapıya sahip. Sennheiser'da müziği kesinlikle midler yönetiyor. Basslarda ise HD650'nin biraz daha güçlü olduğu söyleniyor aslında, benim denediğim HD58o modeli daha üst modellere göre biraz daha az vurgulu basslara sahip. O yüzden burada çok net bir yorum yapamıyorum.

    Kısaca, kişisel düşünceme göre Beyerdynamic'in ses karakteristiği Sennheiser'dan daha çok avantaj sağlıyor. Ama Sennheiser'ın da iyi olduğu yönler, kulağa daha hoş gelebileceği müzikler kesinlikle yok değil. Sonsuza kadar kapışacaklar :)

    @KontG diyor ki;

    DT 231 ile kıyasladığım zaman öncelikle ikisinin yapılarının değişik olmasından dolayı farklar hemen ortaya çıkıyor. DT231 kapalı bir kulaklık ve bas ağırlıklı olduğu için DT88o'in dünyasından oldukça farklı biryerde. Başta derinlik mevzusu elbette ki... DT88o'in o büyük hacimli yapısından çok uzakta, Bunun dışında baslar DT88o'e oranla daha fazla. Bu da midleri perdeliyor. Tizler ise DT231'de fena olmamasına karşın DI88o'de daha canlı,daha parlak. DT88o elbette ki Dt231'e oranla çok daha dengeli, çok daha profesyonel bir kulaklık. Ayrıntılar elbette ki DT88o'de bir hayli ilerde.

    SHP 805 ile kıyaslarsam da denge açısından birbirlerini andırıyorlar. Yani aynı yolun yolcuları. Yani aynı düşünceye sahip, aynı idea'yı savunuyorlar (Denge açısından) Ancak DT88o'deki ayrıntılar, geniş sahne, tizlerin parlaklığı ve elbetteki her bir bas, mid, tiz karakterlerinin yüksek kalitesi dolayısıyla azımsanamayacak bir fark atıyor.

    Elbetteki bu iki kulaklıkla da kıyaslama yapmak yersiz ama yine de bir fikir verebilir diye yazmak istedim.


    İyi ve Kötü özellikleri

    @Be Creative diyor ki;

    İyi Özellikler:
    + Ses Kalitesi
    + Malzeme Kalitesi
    + Konfor
    + Yanında gelen çanta
    + Rakiplerini çok konuda geçmesine rağmen daha ucuz fiyatı

    Kötü Ozellikler:
    - Sürülmesi hiç de kolay değil.

    @KontG diyor ki;

    İyi Özellikler:
    - Ses Kalitesi (Sahne derinliği( denge, basların en sevdiğim seviyede olması, tizlerin coşkunluğu, sesin sivri değil de dalga olarak dağılması )
    - Konfor ve dayanıklılık
    - Yanında verilen çanta

    Kötü Özellikler;
    - Tam performans için güçlü kaynağa ihtiyaç (32 ohm versiyonunda bu muhtemelen olmayacaktır)
    - Sesinin bağımlılık yapması ve bırakamamak

    Sonuç

    @Be Creative diyor ki;

    Kesinlikle denenmeyi ve fiyatını hakeden bir kulaklık. Tek cümleyle şöyle söyleyebilirim: Bugüne kadar aldığım onca şey arasında en çok memnun olduğum...

    @KontG diyor ki;

    Sonuç olarak parasını sonuna kadar hakeden ve asla başka bir model mi alsaydım dedirtmeyen bir kulaklık oldu benim için. Bu yüzden @soundchaser'a teşekkürümü bir borç bilirim. Bana en istediğim karakterde kulaklık tavsiye etti gerçekten de.

    Ben bas severim, ben mid-tiz severim diyenler varsa ve kulaklık alırken neyin ön planda olduğunu düşünenler ve ona göre karar verenler varsa bence tekrar düşünmeli. Bu kulaklık benim ufkumu çok genişletti. Birçok yeni şey öğrenmiş ve tatmış oldum. Yani meğersem kulaklık dünyasında neler varmış neler :) (Ne cambazlıklar) :)



    Testler Nasıl Yapıldı?

    Testlerin hepsi kayıpsız ve lame olarak ripli vbr veya en az 320 kpbs olan müziklerde yapıldı. Kaynak olarak x-fi ses kartı, ZVM, amfi, Sony A818 kullanıldı. Müzik türü olarak olabilicek herşey dinlenildi.

    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
     
    #1 Be Creative, 6 Ocak 2008
    Moderatör tarafından düzenlendi: 20 Nisan 2014
    6 kişi bunu beğendi.
  2. Be Creative

    Be Creative
    Expand Collapse
    Analog

    Katılım:
    26 Ocak 2007
    Mesaj:
    2,685
    Alınan Beğeniler:
    124
    Geliyor hocam, Kont da son düzenlemeleri yapıyormuş. Bitti yani. Bu kez biraz daha farklı bir inceleme yaptık, Cnet Prizefight usülü gibi :)
     
    2 kişi bunu beğendi.
  3. ftt

    ftt
    Expand Collapse
    WAV

    Katılım:
    9 Şubat 2007
    Mesaj:
    502
    Alınan Beğeniler:
    0
    teaser geldi ve simdi de inceleme. tesekkurler arkadaslar! gene fevkalade, dinamik bir inceleme.
     
  4. KontG

    KontG
    Expand Collapse
    Analog

    Katılım:
    26 Ocak 2007
    Mesaj:
    2,589
    Alınan Beğeniler:
    8
    Resimler ve son eklemeler de tamamlandı... Keyifli okumanız dileğiyle :)
     
    2 kişi bunu beğendi.
  5. soundchaser

    soundchaser
    Expand Collapse
    Analog

    Katılım:
    25 Ocak 2007
    Mesaj:
    2,301
    Alınan Beğeniler:
    12
    Çok güzel inceleme olmuş beyler, elinize sağlık.

    İnceleme sisteminiz de hoşuma gitti. Techno-Fi'ın Zeki ile Metin'i olma yolunda ilerliyorsunuz. :) Önce ZVM sonra 880 derken bakalım sırada ne var ? Benim de en çok merak ettiğim, dinleme şansına bir türlü erişemediğim modellerden en sonuncusu bu cihaz. Tizlerde Grado seviyesine ve hızına yaklaşabilip bunu üstün konfor ile veriyorsa bu alet benim için süper bir seçim olacaktır. Sound '08 fuarı gelse de dinlesek. :)
     
  6. Be Creative

    Be Creative
    Expand Collapse
    Analog

    Katılım:
    26 Ocak 2007
    Mesaj:
    2,685
    Alınan Beğeniler:
    124
    haha :) "Zeki ile Metin"
    Bir de bir şeyi belirteyim. Aslında bu yorumları yaparken birbirimizin ne yazdığından hiç haberimiz olmadı, en sonunda sadece ben Kont'a yolladım ve o kopyaladı. Daha önce birbirimize söylediğimizin de etkisiyle, benzer şeyler yazmışız, bazen unuttuğum noktalara Kont deyinmiş vs..

    Aslında ben Grado'nun sesini hiç bilmiyorum, ama Kont dinlemişti sizle buluştuğunda. Ne kadar uzun süre denedi bilmiyorum, ama yorum yapabilecek kadar değil herhalde. Grado kadar çevik midir ya da tizleri o kadar da iyi midir bilmiyorum, ama Sennheiser'dan [HD580] hayli iyi.
     
  7. soundchaser

    soundchaser
    Expand Collapse
    Analog

    Katılım:
    25 Ocak 2007
    Mesaj:
    2,301
    Alınan Beğeniler:
    12
    Sennheiser'ı adamdan saymadığım için (Senn fanatikleri yoktur umarım aramızda? ) hiç bir üst modeli ile ilgilenmiyorum. Karanlık kulaklıklar bana gelmez, dinlediğim türlerlerin hızına ve çeşitliliğine uyan tek modeli herhalde Orpheus (bilmeyenler için not, kendisi 10bin AVRO seviyesinde giden bir modeldir) filan olur diyecektim; ama o bile yavaşmış. :gulme

    Kont Ocak'ta buralara gelecekti; ama yalan oldu gibi gözüküyor. Şu aptal Grado'ların sağlam bir kutusu olsa test için Sam0'ya yollayacaktım; ama bir türlü sağlam kutu ayarlamak nasip olmadı. Eğer bu konu da bir fikri olan varsa yardımlara açığım. En sonunda marangoz'a gidip ahşap kutu yaptıracağım özel. :)
     
  8. Be Creative

    Be Creative
    Expand Collapse
    Analog

    Katılım:
    26 Ocak 2007
    Mesaj:
    2,685
    Alınan Beğeniler:
    124
    Orpheus bile yavaşsa bravo yani. Aslında ben "dark sound" ve "bright sound" kavramları dillendirilince çok fazla şekillenmezdi kafamda, ama hakkaten çok güzel betimlemiş bunları ilk söyleyenler. Kesinlikle Senn karanlık, hep yoğun midler yüzünden bence.

    Sam sana DT880'in çantasını yollasın, ona koyup Samet'e geri yolla olmazsa. ::) Gerçi biraz fazla uzar o iş de :gulme
     
  9. soundchaser

    soundchaser
    Expand Collapse
    Analog

    Katılım:
    25 Ocak 2007
    Mesaj:
    2,301
    Alınan Beğeniler:
    12
    Öyle olabilir aslında, ama bu sefer kutunun için ufacık kalacak benim gariban Gradolar. Sam yaşıyorsa bir konuşmak lazım. :)
     
  10. Be Creative

    Be Creative
    Expand Collapse
    Analog

    Katılım:
    26 Ocak 2007
    Mesaj:
    2,685
    Alınan Beğeniler:
    124
    Havale ettim :) [gerçi sen belki daha önce söylemişsindir :)]
     
  11. ferhatt

    ferhatt
    Expand Collapse
    WAV

    Katılım:
    10 Şubat 2007
    Mesaj:
    727
    Alınan Beğeniler:
    0
    mükemmel inceleme. iki kişiden aynı anda okuma fikri de süpermiş. tebrik ederim. head-fi kalitesinin bile üstünde =)
     
  12. Sam0

    Sam0
    Expand Collapse
    MP3

    Katılım:
    25 Şubat 2007
    Mesaj:
    62
    Alınan Beğeniler:
    0
    Ben burdayım ya =)
    Sound o şekilde olabilir, bi bakarsın kutudan 880 çıkar ;D
     
  13. Be Creative

    Be Creative
    Expand Collapse
    Analog

    Katılım:
    26 Ocak 2007
    Mesaj:
    2,685
    Alınan Beğeniler:
    124
    Bakın daha da iyi fikir ha :) Sen onu alırsın ötekini yollarsın Sound, 6-7 posta olur ama yararlı olur bence :)

    @ferhatt
    Çok sağol hocam. İnceleme şeklini beğendiğinize çok sevindim şahsen :wink
     
  14. soundchaser

    soundchaser
    Expand Collapse
    Analog

    Katılım:
    25 Ocak 2007
    Mesaj:
    2,301
    Alınan Beğeniler:
    12
    İyi o zaman Techno-Fi çekirdek kadro toplandı desenize.

    Bir ara onu halledelim o zaman, ileri ki zamanlar da. Şu lanet finallerden kurtulup bir stresini atalım.
     
  15. KontG

    KontG
    Expand Collapse
    Analog

    Katılım:
    26 Ocak 2007
    Mesaj:
    2,589
    Alınan Beğeniler:
    8
    @Soundchaser

    Akbank Sanat'tan hala telefon bekliyoruz; adamlar hala ayarlayamamışlar programlarını. İstanbul projesi de ertelenip duruyor. O yüzden sanırım bu ay yatıcak gibi... Ya da son 1 hafta kala gelin hemen de diyebilirler. Ne yaptıkları belli değil...
     
  16. soundchaser

    soundchaser
    Expand Collapse
    Analog

    Katılım:
    25 Ocak 2007
    Mesaj:
    2,301
    Alınan Beğeniler:
    12
    Hadi bakalım Kont, İstanbul ekibi olarak beklemedeyiz.
     
  17. nikbin

    nikbin
    Expand Collapse
    MP3

    Katılım:
    31 Ekim 2007
    Mesaj:
    42
    Alınan Beğeniler:
    0
    Çok doyurucu bir inceleme olmuş.Emegi olan arkadaşlarıma teşekkürü borç bilirim.
     
  18. Be Creative

    Be Creative
    Expand Collapse
    Analog

    Katılım:
    26 Ocak 2007
    Mesaj:
    2,685
    Alınan Beğeniler:
    124
    Biz teşekkür ederiz okuduğunuz için :wink
     
  19. KontG

    KontG
    Expand Collapse
    Analog

    Katılım:
    26 Ocak 2007
    Mesaj:
    2,589
    Alınan Beğeniler:
    8
    Yahu Metin biz bundan sonraki incelemeleri de bu şekilde yapalım. :)


    Not = Sıradaki inceleme DT231 ;D
     
  20. soundchaser

    soundchaser
    Expand Collapse
    Analog

    Katılım:
    25 Ocak 2007
    Mesaj:
    2,301
    Alınan Beğeniler:
    12
    Ben hiç beğenmedim DT 231'i şahsen. Kapalı, ama kimi izole ediyor merak ettim? Kulakları bir süre sonra acıtıyor filan. Ses kalitesi fena değildi. Kapalıların yaşadığı klasik midlerin geriye çekilmiş olması problemi mevcuttu biraz.