Dsd ve pcm

'Yazılımlar' forumunda orrrhan2591 tarafından 26 Ağustos 2019 tarihinde açılan konu

  1. ziprar

    ziprar
    Expand Collapse
    FLAC

    Katılım:
    30 Aralık 2007
    Mesaj:
    329
    Alınan Beğeniler:
    19
    Analog operasyon olduğunu anladım zaten.

    İstediğimiz ses dalgasını yaratabileceğimizi de anladım.

    Ama ortaya çıkan tek bit dac'a 16 bit demek bence çok anlamlı değil.

    Olasılıkla 16 bitlik bir dac'ın dinamik aralığına falan sahip olduğu zaman 16 bit, 24 olursa 24 bit falan diyor olmalılar.
    Çünkü ortada 16 veya 24 bitlik hiyerarşik bir yapı yok.

    Biraz retorik bir soruydu benim ki.

    Gerçi 16 bit pcm'i işleyip, dsd'ye çevirip sonra analog hale çeviriyorsa... (ki çeviriyor)
    Evet bu daclar pcm (de) işledikleri için olsa gerek.
     
  2. tsn141

    tsn141
    Expand Collapse
    DSD

    Katılım:
    28 Şubat 2010
    Mesaj:
    1,451
    Alınan Beğeniler:
    2,438
    yukarıdaki yazılara tek tek cevap verecektim, kestirme hepsine bir cevap vereyim.

    evvela PCM sistemdeki sorunu tekrar yazayım. 16bitlik bir sinyalde en düşük seviyedeki bitlere ait veri çok zayıf kalacağı için hassasiyeti düşecek. yani teoride tabii öyle bir şey kafaya yatmıyor ama pratikte maalesef özellikle kullanılan elemanların hassasiyeti ile sinyallerin oranını düşününce demek istediğimi anlayacaksınız. %0.01 hassasiyet vs 1/65536 hassasiyet. bu değerlerin üzerinde burada sinyanlin geçtiği yolu, yolun üzerindeki lehim vs gibi yerleri bir de bunların dalgalanmadan ötürü indüktans kaynaklı çıkıntıları da eklerseniz kafada canlanır umarım. zincirin en ucunda en zayif bit değeri oluyor R2R sistemde. dolayısı ile en uzun yolu yapacak sinyal.

    DSD ile ilgili sorun da yine yazdım, 16bit 44kHz örnekleme kalitesindeki bir sinayli 1bit çevirici kullanmak için yanlış hatırlamıyorsam 3GHz üstü bir örnekleme hızında açılıp kapanacak anahtar lazım. işlemcilerdeki gördüğümüz GHz mertebesindeki hızların tek bir osilatör değil de faz gecikmeli bir devre ile sağlandığını ve bu frekansta çalışacak PCB yi tasarlamak için çok miktarda dalak, yürek ve bilumum sakatatı yemek gerektiği için o da mantıklı bir iş değildir.

    gerçek hayatta R2R discrete çalışan sistemler;
    bir noktaya kadar dirençleri yan yana koyarak ve en iyisinden seçerek tolerans sorunu giderme(totalDAC)
    bir miktar dijital filtreleme ve bir miktarını yan yana koyma, en iyisinden seçme, ve örnekleme hızını arttırma ile(MSBtech)
    gibi gibi

    gerçek hayatta sigma delta mantığı ile çalışan sistemler;
    çok yüksek örnekleme hızı, anahtar sayısını artırma, bol matematikli filtreleme ile kulağa sorun teşkil edecek yerlerin rötuşlanması. (Chord)(100MHz mertebesinde örnekleme(3 GHz mertebesinin yine çok çok altında dikkatinizi cezb ederim))

    gerçek hayatta R2R çipler ise
    kısmi yan yana(4 bit kadarı yan yana) bir kısmı da R2R formunda zincir yapılmış kaliteli laser kesim entegre çiplerden oluşmakta.

    gerçek hayatta upsampling yapan çiplerde ise örnekleme hızı yine bir kaç MHz mertebesinde 8-10 gibi bir şey hatırlıyorum belki daha az. onlarda da yine bir bölmeleme söz konusu. yani bir kısmı yan yana bir kısmı R2R bir kısmı da farklı değerlerdeydi. ayrıca sinyal matematik işlemlerden geçerek bu sistemin en verimli çıkacak şekilde rötuşlanıyor.

    bu işlemeden bahsedeyim biraz hatırladığım kadarıyla;
    sigma delta denen tiplerde iki işlem mevcut birisi sigma dalta modulator diğeri de FIR filtreleme. sigma delta modulator şu işi yapmakta; eldeki anahtarı açıp kapatarak elde edilen sonucu çıkması gereken sonuçla kıyaslayarak (yani delta alarak) anahtarın açılıp açılmamasına karar veriyor. anahtar açıldığında eldeye(akümülatör) bir ekliyor(yani sigma/toplama yapıyor) sonra eldeyi olması gereken sonuçla kıyaslıyor. böylece anahtarın açılıp açılmaması gerektiğine karar veriyor. burada bahsettiğim kıyasla ve karar ver makanizması bir çeşit feedback loop oluşturuyor. hafıza ve tsarımcının fantazi anlayışına göre bu loop sayısı arttıralbilir.

    FIR filtre ise şu işi yapmakta; yukarıda muhtemelen dikkatinizden kaçmıştır ama gerçekte şöyle bir durum oluşur; müziğin içindeki iki sample arasındaki değer farkı sigma delta modulatörün kontrol edebileceğinden yani ekle/ekleme yaparak değişebileceğinden çok daha fazla olur/olabilir. yani acil durumda otomatik pilotun cozutması gibi düşünün. FIR burada müziğin içindeki bu tip yerleri daha rahat olacak şekilde modifiye eder. bunu da çok basit şekilde ortama alarak yapar. atıyorum 100 taplık bir FIR filtresi demek 100 tane sample ı her seferinde ortalama alarak tek bir sample değeri elde ediyor demektir. tabii 100sampleın hepsi de aynı sabitle çarpılmayabilir. orası artık filtredeki katsayılar oluyor. ancak burada bir başka sıkıntı da şu, her frekans varlığına bu işlemle aynı şekilde devam edemiyor yani frekansına göre faz kayması yahut bazılarının yok olması söz konusu, faz kayması tabii ki tonaliteye bazılarının da yok olması detay ve transparanlığa zarar.işte matematik burada devreye giriyor. katsayıları ve kullanılacak sample ları öyle seçersiniz ki hem bu sorunlar en aza iner hem de modülatörün en uygun şekilde çıkaracağı sinyali elde etmiş olursunuz. (örnek olarak CHORD ürünlerinde WTA (watts transient aligned) filtre adamların bu işe bulduğun bir çözüm aslında)

    DSD de aynı şekilde, hem FIR filtrenin hem de delta sigma modulatorun işini daha adam akıllı yapmakta. zira görüleceği üzere bu iki işlem ne kadar bol örnek ve ne kadar çok kere yapılırsa olması gerekenle kıyaslanma o kadar çok olacak ve böylece gerçeğe o kadar yakın ses elde edebileceğiz. DSD olmasa dahi oversampling yapan sistemlerin işlem gücü kasmasının sebebi yukarıda saydığım sebepler temelde.

    Bu arada bir bitlik bir DAC ın 16bit yada 24, 32 olması aslında bir noktada şöyle sistemin altyapısı gerek matematik gerek ise fiziki olarak kaldırmasına bağlı. diğer taraftan bazı işgüzar DAClarda 24 deyip en sondaki 8 biti silip 16 bit çalışması da olmayan şey değil.

    integral alma olayına açıklık getireyim, opampın aldığı integral ile bu farklı. dijital ortamda alınan integral bir çeşit toplama işlemi kabaca. dalta sigma modulasyonda da bahsettim.

    delta sigma için;
    understanding delta sigma modulators adında bir kitap var tavsiye ederim. PDF bulunabiliyor internette. (scheier, temes) biraz anlaması zor. onun öncesinde digital signal processing ile ilgili de okuma yapıp az buçuk FIR filtre ve dijital sinyal hakkında bilgi sahibi olmanız iyi olacaktır. internetteki çoğu döküman garip şekilde konuya ortasından dalıyor havada kalıyor çoğu mesele ve olduğundan daha karışık görünüyor olay.

    bir diğer konuda pratik uygulamadaki sıkıntıları bilmek gerek yorum yapmadan önce. yoksa olaya ekmek yoksa pasta yesinler modunda, bu kadar niye uğraşmışlar kıvamında yaklaşıyorsun.
     
    Collapse Signature Expand Signature
    DrWhite, Cyril, coolblue ve 4 kişi daha bunu beğendi.
  3. orrrhan2591

    orrrhan2591
    Expand Collapse
    MP3

    Katılım:
    11 Şubat 2015
    Mesaj:
    51
    Alınan Beğeniler:
    0
    Merhaba arkadaşlar.bendeki ipod touch 4g de kullandığım neutron music player uygulaması ile dsd dosyalarını oynatiken devamli takılmalar oluyor.Acaba dsd leri pcm e çevirsem takılmadan
    oynatabilirmi oynatabilirse dsd leri pcm e nasıl çevirebilirim.bunun programi falan var mi şimdiden teşekkürler.
     
  4. ziprar

    ziprar
    Expand Collapse
    FLAC

    Katılım:
    30 Aralık 2007
    Mesaj:
    329
    Alınan Beğeniler:
    19
    Önerilen kaynaklar için teşekkürler... Henüz tam bakma fırsatım olmasa da. Ben gene de beni şaşırtan, aklıma tam yatmayan şeylerden söz etmeye devam edeyim. Bunda ufuk açıcı birşeyler olduğunu düşünüyorum. Şaşırabilmek güzel. Yoksa, şu anladığım noktaya kadar da anlamadan bıraktığım birşey olurdu, bu konu da.

    Öncelikle PWM mantığı çok kaliteli bir mantık değil aslen (yani ara değerler yaratmak yerine, bir ara değeri 0 ve 1 gibi en alt ve en üst sınır değerlerin bir bileşimi olarak yaratmak). Genelde salt ekonomik sebeplerle tercih edilen bir sistem, kalite yaratmak için değil. Durum biraz inverter'lı klima ile, inverter'sız klimanın farkına benziyor. Inventersız klima ara değerleri yaratamıyor; ya tam çalışıyor ya tam duruyor (fan modu), istenilen hedef sıcaklığı tutturmak üzere. DSD de bunun gibi. Inverterlı klima ise direkt ara değeri üretebiliyor ve hedef sıcaklığa daha mantıklı yönelebiliyor (yakın bir hedef sıcaklık varsa, tam güç çalışmak yerine konforlu bir şekilde ona yönelebilir (aslında hangisi konforlu tartışılabilir, "ben serinletiyorsa tam serinliği hissetmek isterim, öyle 'ara ılık' şeyler beni kesmez" diyen de çıkabilir. Tabii inventer söz konusu olunca, konfordan çok elektrik mevzu bahis ediliyor, çünkü motoru duruştan kaldırmak masraflı, azar azar sürekli döndürmek yerine)).

    Tabii klimalar saniyenin kırk binde birinde çalışıp durmuyorlar. Nasıl monitorde her rengi aslında salt kırmızı, yeşil ve mavinin karışımıyla elde edip, gözü kandırabiliyorsak; aynı oranda küçük aralıklarda birleştirdiğimiz ses de, kulağı yeterince kandırıp tatmin edebiliyor.

    Söylediğiniz gibi PCM'deki hiyerarşik 16 biti 'tam' ifade etmek için DSD64 değil de, DSD65536 gerekli ki, bu da 2.8 GHz gibi birşeye denk geliyor 'da'. Acaba gerçekten gerekli mi? O dönemde PCM Audio CD'ler var iken, adamlar 'SACD' Super Audio CD diye DSD bir media çıkarmaya başlıyorlar. Ve ürettiklere şeye güveniyorlar ki, başına "süper" ibaresini koymuşlar. Ve evet PCM'in örnekleme frekansının 64 katında bile, 16 bit PCM'i alt etmek için yeterince bit var mıydı?

    Şimdi PCM hiyerarşik. Alt etmesi güç, çünkü eklenen her bit, hassasiyeti 2 kat arttırıyor. 64 kat hızlı DSD ise hiyerarşik değil. Daha şimdiden 16 bit PCM'den 4 kat fazla yer kaplıyor, ama bakarsanız normalde 64 kat ile elde edilebilecek bit derinliği sadece 6. İyi cesaret. Ya sadece 6 bit kalitesinde bir ses çıkarsa? Hem dosyanın daha da fazla yer kaplamasına izin vermek zor, ama hem de PCM'in bit derinliğine ulaşmak da zor. Ama adamlar "süper" diyorlar. Ki ortaya çıkan ses hiç de 6 bitlik bir PCM dac gibi değil. İşte bu ilginç. Hangi filtreleme sistemi derinliği bu kadar arttırabilir? Gene cüretkar davranıp bunu aklıma yatar şekilde alamayacağım şu noktada.

    16 bit R2R dac'ları yapmak zor. 12 bitten sonra iyice zorlaşıyor ve pahalı hale geliyormuş. Evet elimizde onbinde 1 hassasiyeti aşamayan elemanların bir bileşimi ile 65000'de 1 hassasiyeti yakalamak zor (bir noktadan sonra da imkansız?). Tabii 24 biti de var bunların hatta. En meşhur olanlar, philips'in R2R 16 bit dac chip'i vardı TDA birşeydi galiba, bir de R2R 24 bit 1704'mü ne var idi. 24 bitte bırakın 65536'da 1 hassasiyeti; 20 bit milyonda 1, 24 bit ise 16 milyonda bir hassasiyet demek. Zor iş. Sadece 25 bit hassasiyet için 2 tane 1704, 26 bit hassasiyet için 4 tane 1704 falan deneyen sistemler vardı.

    Düşünürken farkına vardığım bir nokta da şu. Ben DSD'yi PCM'in ilgili değerine 64 bitte yetişmeye çalışan, onu yakalamaya çalışan birşey olarak düşünüyordum. Ve o yüzden 'yakalayamama olasılığından' bahsettim. 'Hareketli ağırlıklı ortalama' grafikleri her zaman orijinal verinin 'köşeleri yumuşatılmış' versiyonlarına dönüştükleri için, ortaya 'köşeleri yuvarlatılmış' bir müzik çıkacağını düşündüm. Aslında hala öyle düşünüyorum denebilir. Tabii köşeleri yuvarlatmak, belki de bazan 'rahatsız ediciliği azaltmak' anlamına da gelebilir de. Belki 'keskin köşeler' kulaklarımıza 'batıyorlardır'.

    Farklı düşünmeye başladığım nokta şu. Aslında DSD, PCM'in peşinde koşup onu sandığım gibi yakalamaya çalışmıyordu. Öncelikle bu 'sürüp giden' bir iş değildi. Her 64 bit ile bir hedef değere ulaşmaya çalışıyordu, ancak, bir sonraki PCM (vari) değere geçtiğinde, artık önceki değerin ne olduğunun önemi kalmıyordu. Yani kaldığı noktadan, 'küçük adımlarla' yeni değere yaklaşmaya çalışmıyordu. Sorun da bu zaten. DSD'de 'küçük adımlar' yok, 'dev adımlar' var. En alt değeri, kolayca hepsi 0 ile elde edebilir. En üst değeri de kolayca hepsi 1 ile elde edebilir. Yani 'yetişememe' sorunu yok, sadece hassasiyet sorunu var. Yani bir önceki değer 0.1 olsun, bir sonraki de 0.7. 0.1'den başlayıp yükselerek acaba 64 bitte 0.7'ye ulaşabilecek mi diye bir derdimiz yok. 0.7 civarına her halükarda ulaşır. Çünkü 64 tane 1 gelse, yeni 64 bitlik ortalama zaten 1 olur, yani 0.7'yi zaten aşan bir değer. O zaman zorun ne? Sorun şu. Aslında 0.7 tam 0.7 olmuyor çoğu zaman. 0.73529 oluyor örneğin. Ama DSD 64 bitle bunun ancak 1/64 lük katlarına ulaşabilir. Yani dev adımlarıyla (bazan 0 bazan 1 büyüklüğünde adımlar atarak), 0.73529'u tam yakalayamıyor da, 0.73'ü yakalıyor örneğin. Dolayısı ile 'yetişememe' sorunu yok, ikide bir yetişip geçiyor hatta.

    Bir başka ilginçlik de, günümüzün zaten çoğu DAC'ı bir bit iken, bunların özü de DSD mantığı iken, kendilerini PCM'e o kadar alıştırmışlar ki, doğal biçimde DSD çalmayı unutmuşlar. Sen ki, zaten 1 bit bir dac'sın, DoP (DSD over PCM) ne o zaman? Sana DoP ne gerek, senin özün DSD zaten. Yani DSD veri gelecek, ben onu PCM'e çevireceğim, ee sonra, kalkıp onu 1 bit dac'ım la çalabilmek için tekrar DSD'ye çevireceğim. Oldu çevir o zaman.

    ziprar oradan, buradan (aklının yuvarlatılmış ve yuvarlatılmamış köşelerinden) bildirdi...
     
    akifb, tsn141 ve florence bunu beğendi.
  5. tsn141

    tsn141
    Expand Collapse
    DSD

    Katılım:
    28 Şubat 2010
    Mesaj:
    1,451
    Alınan Beğeniler:
    2,438
    @ziprar hocam şuradan başlayayım;
    benim de en baştan kafama takılmış olan şey sizin de kafanıza takılmış. bu aynı derinliği verme olayı biraz tuhaf, farklı. quantasition noise diye bir olay var. delta sigma sistemde yapılan bir oyun da eşit dağılmış olan bu gürültüyü istenmeyen bantlara itelemek. noise shaping diye aratabilirsiniz. yapılan iş de anladığım kadarıyla, orjinal ses ile çıkanı kıyaslayarak her seferin gürültüyü buluyor. daha sonra gürültüyü istenmeyen yere yerleşecek şekilde giriş sesi değiştiriyor. onun dışında aslında o dönem yaptıkları şey cesaret etmekten biraz farklı. bildiğim kadarıyla(yanılabilirim) 1bit mantığı 16bit mantığından çok daha evvel bulunmuş.

    noise shaping ile ilgili delta sigma converters kitabında bir çok şey olması lazımdı. düzgün kullanıldığında etkisi gerçekten muazzam.

    köşeleri yuvarlatmanın sakıncası detayı alması, ve tonlamanın bozulması. çünkü hareketli ağırlıklı ortalama faz uyumunu bozuyor.

    yetişememeden kastım aynı sizin gibi hassasiyete ulaşamama.

    bu arada 1bit sistem ile 16bit sistemi kıyaslarken daha çok quantasition noise bağlı dinamik aralığı kullanmak mantıklı.

    ilginç bir başka bilgiyi daha söyliyim, ben öğrendiğimde ciddi aydınlanmıştım. gerçekte çoğu DAC sonuç çıktı olarak 12bit derinliğe anca ulaşıyormuş. şu an yerlerini unuttum ancak, efektif derinlikler gerçekten spesicifikasyonlarla kıyaslayınca komik duruyordu.

    onun dışında, çoğu zaman belli bir derinlikten sonra artık dinlediğimiz cihazın sesini dinliyoruz. yani cihaz da tıpkı bir kulaklık/enstruman gibi artık kendi karakteri ile tamamlıyor kalan boşluğu. bu sebeple kullanılan komponentler, tasarım vs sese karakter katabiliyor. 12bitten 16 bite kadar olan kısımda cihazın payı olmuş oluyor. kaldı ki bence dinlenilebilirlikte teknik başarım kadar önemli karakter. bunu tıpkı bir enstrumanın tınısına benzetiyorum. bir sürü keman var ve bazısının sesi daha temiz olmasına rağmen bazısı daha kirli çaldığı halde sizi içine çekip bir duygu/karakter hissi yaşatabiliyor, ruha sahip oluyor.
     
    Collapse Signature Expand Signature
  6. ziprar

    ziprar
    Expand Collapse
    FLAC

    Katılım:
    30 Aralık 2007
    Mesaj:
    329
    Alınan Beğeniler:
    19
    Efektif bit derinliği, söylediğiniz kitapta (da) geçiyor genelde 12 bit diye. Gerçekten ilginç. 65536'ya bölümlüyor gibi gözükmesine rağmen, ancak 4096'ya kadar doğru düzgün bölümleyebiliyor. Yalnız R2R'mi, yoksa 1 bit mi yazmamıştı galiba. Ben ikisi de gibi anladım. O vakit 24 bit, hatta 32 bit olduğunu söyleyen dac'lar kimbilir ne haldeler.

    Henüz yeterince okuyamadım ama, içgüdülerim DSD'de yeterli bit derinliğine ulaşabilmenin, olayın doğasının farklı olmasıyla ilgili olabileceğini söylüyor, makyaj/düzeltme bir yere kadardır, diye tahmin ediyorum.

    Ama şöyle de birşey var, normalde saniyede her çıkıp inen dalga, frekansa 1 ekliyor. Hep yukarıda kalma (sürekli 1 ya da yüksek değer (yani diyaframın kasılı kalması)) veya hep aşağıda kalma (sürekli 0 veya alçak değer (yani diyaframın boşta kalması)) aslında bir ses yaratmıyor. Diyaframın ileri geri oynaması lazım. Yani arka arkaya düşük ve yüksek değer geldikçe diyafram havayı itiyor ve sese dönüştürüyor.

    Şimdi PCM'in doğasında buna aykırı birşey yok, doğal şekilde buna uygun. Ama DSD bir ara değeri 0 ve 1'lerin bir bileşimi ile üretmeye kalkınca arka arkaya bir sürü 0-1 yaratıyor ve aslında frekansı coşturuyor. Yani frekansa aslında var olmayan (olmaması gereken) ses iniş çıkışları ekliyor ("bir yandan köşeleri yuvarlarken, bir yandan da olmaması gereken köşeler mi ekliyor" demek gerek bilemedim. Çünkü DSD dev adımlarla hareket ettiği için adımları sert). Filtrelenmezse ortaya doğru düzgün birşey çıkamaz herhalde. O açıdan bazı kişiler hifi ses üretimi için, hiç de uygun olmadığını falan da söylüyorlarmış.

    Ruh konusunda size katılıyorum. Aslına sadakat bir yere kadar. Ortaya çıkan şey güzel diye dinliyoruz biz. Önce güzel olacak, sonra güzellik bozulmasın diye uğraşacağız. Güzel değilse; bozulsa ne olur, bozulmasa ne olur. Hatta ilginç birşey, şu an birçok kamera 'gerçeğinden daha güzel' fotoğraflar çekiyor (doğallığı gitmiş, cartlamış renklerden bahsetmiyorum, doğal bir şekilde güzel).

    'Gerçeğinden daha güzel' sesler dinlemeye hayır diyeceğimi de çok sanmıyorum. Biz 'güzel'i arıyoruz aslında, sadece onu bulduğumuz zaman kaybetmek istemediğimiz için de aslına sadık kalmaya çalışıyoruz, belki de.
     
  7. Gökhan Güler

    Gökhan Güler
    Expand Collapse
    Yeni Üye

    Katılım:
    21 Kasım 2016
    Mesaj:
    3
    Alınan Beğeniler:
    1
  8. ziprar

    ziprar
    Expand Collapse
    FLAC

    Katılım:
    30 Aralık 2007
    Mesaj:
    329
    Alınan Beğeniler:
    19
    Grafikleri görmek iyi oldu, teşekkürler.

    Frekans grafiklerinde fazladan bozulmanın duyulmaz kısma itelenmesi olayı net gözüküyor burada.
    Ya da duyulabilir kısmın temizlenmesi mi belki de.

    Keşke analog kaliteli bir kaydın bir pcm bir de dsd versiyonu olsa imiş (daha da iyisi aynı ortamın dsd ve pcm ADC'ler ile çift kaydı olsa imiş).
    Bir de son ses dalgası grafiklerinde dsd sanırım pcm tarzında yorumlanmış grafiğe aktarılırken. Çünkü ortaya bir pcm grafiği çıkmış gibi.
    DSD'de 0 ve 1'lik 2 seviyeli birşey olmalıydı sanırım.

    PCM'den DSD'ye çevirmeyi anladım da, tersi bana biraz garip geliyor. Çünkü aklımdaki tek fikir (şu anda), kalkıp her 64 bit için ortalama alıp tek değere
    çevirmek. Ama sanırım çok büyük olasılıkla kaliteyi 6 bit seviyesine düşürmüş olurdum, ki anlamsız olurdu herhalde.
     
  9. tsn141

    tsn141
    Expand Collapse
    DSD

    Katılım:
    28 Şubat 2010
    Mesaj:
    1,451
    Alınan Beğeniler:
    2,438
    yazıyı şimdi okudum. ben de PCM daha mantıklı bulan biri olarakyapıyorum yorumu. Abimiz DSD yi gömmüş üzerine asfalt döküp yol yapmış.

    benim haksız bulduğum noktaları yazayım. noise shaping diye bir olay var ve bu olayın üstüne yürümüş. ancak bahsi geçen alana itilmiş gürültü zaten hem sistem hem de analog tarafta yer alan filtreler ile alınıyor. o kadar yüksek frekanstaki sinyalin sistem içerisinde rahat rahat ilerlemesi söz konusu değil. gürültü dijital tarafta. amfi katına koyulacak basit bir low-pass filtre bu işi çözecektir.

    kaldı ki bu DSD dosyalarını dinleme yaptığı ekipman bu iş için ne kadar sağlıklı çalışıyordu. günümüzde çoğu dönüştürücü hala PCM tabanlı yapılıp DSD eklenti olarak geliyor.

    diğer taraftan 2 milisaniyelik aralık sinyallerini değerlendirmede de bana göre tuhaflıklar var. yine başta dediğim gibi analog low-pass filtre o sinyalin ortalamasını alacağı için flac dosyasındakine benzer bir sonuç çıkacaktır ortaya. hatta duruma göre o PCM üzerindeki karelenme yada başka sorunlar da olmadan çıkma söz konusu.

    burada şairin esas değinmesi gereken husus, orjinal sinyalin DSD çıkışının final hali ile PCM çıkışının final hali arasındaki geometri farklılıkları, misal faz kaymaları yahut her frekansın eşit muamele görmemesi.


    diğer bir başka mevzu da eldeki DSD sinyaller oldukça iyi dönüştürülmüş, çünkü dönüştürme gürültüsü 30kHZ bandına kadar savuşturuluş. eldeki çoğu sigma delta DAC çiplerindeki dönüşüm bu seviyede değil.
     
    Collapse Signature Expand Signature
  10. .~.

    .~.
    Expand Collapse
    FLAC

    Katılım:
    22 Ekim 2017
    Mesaj:
    375
    Alınan Beğeniler:
    261
    Flac dan yukarısını ayıramıyorum. Ben mi sağırım acaba?
     
  11. zxc

    zxc
    Expand Collapse
    Analog

    Katılım:
    4 Aralık 2013
    Mesaj:
    2,165
    Alınan Beğeniler:
    5,385
    Flac'i ayırıyorsanız kulağınız bayağı iyi. 320kbs üzerini ayırabilen %5 anca.

    Genelde insanlar ayırdıklarını zannediyorlar ;)

    Psikoakustik ilginç şey...
     
    Mikrobiyolog ve akifb bunu beğendi.
  12. akifb

    akifb
    Expand Collapse
    FLAC

    Katılım:
    30 Ocak 2015
    Mesaj:
    205
    Alınan Beğeniler:
    336
    Ben de bunu yazacaktım, aynı cd den yaptığım 320kpbs mp3 ile flac kaydı, oldukça transparan olan sistemimde dinlediğimde fark bulamıyorum. Ama yine de psikolojik olarak daha iyi hissettirdiği için flac olarak çeviriyorum.
     
    Mikrobiyolog ve zxc bunu beğendi.
  13. Mikrobiyolog

    Mikrobiyolog
    Expand Collapse
    WAV

    Katılım:
    5 Ocak 2016
    Mesaj:
    755
    Alınan Beğeniler:
    3,076
    "DSD dosyası, dalga grafiklerinde görüldüğü gibi daha yüksek ses seviyesine sahip." Demiş ya, oradan anlayın bir sıkıntı olduğunu. Sebebini bilmiyorum ama benim dinlediğim DSD kayıtların sesi flaclardan daha düşük oluyor.

    Ayrıca mevcut sisteminde yapabileceği tek yorum Teac UD-301 DAC'ın Flac performansının, DSD performansından daha iyi olduğudur.

    Herhangi bir DAC'ta Flac'ın sesi DSD'den daha iyi çıkıyor diye, Flac DSD'den iyidir denemez.

    EDİT: Amanin iyi okumamışım, Flac dosyayı elindeki DSD'den dönüştürerek elde etmiş zaten. Öyle karşılaştırma mı olur yahu. Resmen fotokopiyi aslından fazla beğenmek bu. Keşke ahkam kesmeden önce aynı kaydın DSD ve Flac'ını satın alsaymış bir zahmet...
     
    #33 Mikrobiyolog, 3 Ekim 2019
    Son düzenleme: 3 Ekim 2019
  14. tazıtahsin

    tazıtahsin
    Expand Collapse
    FLAC

    Katılım:
    18 Aralık 2018
    Mesaj:
    243
    Alınan Beğeniler:
    175
    DSD DSD nedir bu DSD , nerden indirilir bir platformu var mıdır aylık üyelik karşılığı ?
    İstediğimiz kayıtları nerden bulabiliriz ?
     
  15. Synchronicity

    Synchronicity
    Expand Collapse
    WAV

    Katılım:
    1 Mart 2015
    Mesaj:
    671
    Alınan Beğeniler:
    1,892

    [​IMG]

    Hortladın mı hocam?
     
    Collapse Signature Expand Signature
  16. tazıtahsin

    tazıtahsin
    Expand Collapse
    FLAC

    Katılım:
    18 Aralık 2018
    Mesaj:
    243
    Alınan Beğeniler:
    175
    Hocam yönetime yapmış olduğum itiraz sonrası süresiz ban fazla görüldü.
    Tidal playlist konusunda paylaşım yaparken ufak bir açıklama yapmıştım görmemişsiniz demek ki..