Sony WH-1000XM3 - WH-1000XM2 Karşılaştırmalı Kulaklık İncelemesi

'Sony' forumunda mavi tarafından 4 Ağustos 2019 tarihinde açılan konu

  1. mavi

    mavi
    Expand Collapse
    FLAC

    Katılım:
    6 Temmuz 2013
    Mesaj:
    221
    Alınan Beğeniler:
    1,430
    Tüm Techno-fi üyelerine ve okurlarına merhabalar.

    Bu uzun incelemede Sony’nin oldukça ses getiren ve merak uyandıran amiral gemisi Bluetooth kulaklığı WH-1000XM3’e dair izlenimlerimi sizlerle paylaşacağım.

    Aynı zamanda, forumda bu konudaki talebe karşılık vermek üzere 1000XM3’ün, serinin önceki modelleri MDR-1000X ve WH-1000XM2 ile belirli açılardan karşılaştırmalarına da yer vereceğim. Bunun, özellikle 1000XM2 ve 1000XM3 arasında kalmış veya 1000XM2’den 1000XM3’e geçmeyi düşünen pek çok okuyucuya karar vermede yardımcı olacağını ümit ediyorum.

    Bir süre önce Sony Türkiye’den, firmanın ülke pazarında halihazırda satışa sunmuş olduğu bazı Bluetooth kulaklıklara dair inceleme yayınlamama ilişkin bir teklif geldi ; ben de kablosuz kulaklıklardan özellikle gelecek için çok şey bekleyen bir müzik dinleyicisi olarak bu görevi seve seve üstlendim.

    Buradan, yoğun mesaileri arasında bir şekilde zaman bulup, aynı anda hem WH-1000XM2 hem de WH-1000XM3’ü tarafıma ulaştıran, Sony Türkiye’den Şükrü Çetinkaya ve Buket Türkay’a teşekkürlerimi ileteyim. Bu inceleme, varlığını benim bir inceleme yazabilmem adına kendilerinin gösterdikleri çaba ve anlayışa borçludur.

    [​IMG]

    Öncelikle, genel okur kitlesi için kablosuz kulaklıkların şu anki genel durumuna dair kısa bir giriş ile başlayalım.

    2019 itibariyle Bluetooth kulaklıklar (her ne kadar Türkiye’de bir miktar geç yayılmaya başlamış olsalar da) özellikle ABD ve Avrupa’da, bu bölgelerin kulaklık piyasalarını bir ölçüde domine edecek ölçüde rağbet görmekteler. Bunda (haliyle) kullanım kolaylıkları, gürültü engelleme becerileri, artık oldukça uygun seviyelere düşmüş fiyatları ve headset olarak da kullanılabilme gibi özelliklerinin önemli payı var.

    (Etimoloji Notu : “Bluetooth”, kısa dalga boylu ve yüksek frekanslı sinyal işleme üzerine kurulu bir data iletim profili olarak adını, bir dişinin mavi-siyah arası bir renge sahibi olduğu rivayet edilen eski Dan krallarından “Harald Blatand Gormsen”e borçlu.

    Danca bir sıfat olan “Blatand” lakabının İngilizceleştirilmiş şekli olan “Bluetooth” 1997 yılında bir Intel çalışanı tarafından öneriliyor ve 10. yüzyıl sonunda Danların önemli kısmını birleştirip onları büyük ölçüde Hristiyanlaştırmaya muvaffak olan bu yetenekli kralın ismindeki “H” ve “B”, Bluetooth’un logosunda da görebileceğiniz harfleri oluşturuyor.)

    [​IMG]

    Ben bir dinleyici olarak Bluetooth kulaklıkları uzun süredir takip etsem de, bu teknolojiye sahip kulaklıkların sahip oldukları fiziksel kısıtlamalar ve geçmişte denediğim pek çok kablosuz kulaklığın tatminkarın üzerine çık(a)mayan ses performansları dolayısıyla yakın döneme kadar çok da ümitli olmadığım belirtmeliyim.
    Zira örneğin, kafaüstü kablosuz bir kulaklık tasarlarken oldukça küçük bir yer ve o alana sığdırılması gereken çok fazla şeye sahipsiniz.

    Örnek olarak, bildiğiniz üzere kablolu kulaklıklar elektriğini bağlandığı kaynaktan sağladığı için ekstra bir amfiye ihtiyaç duymaz, yalnızca kendisine iletilen elektrik sinyalini ses sürücüleri üzerinden akustik sinyale dönüştürür.
    Fakat ortalama bir Bluetooth kulaklık içerisinde ses sürücüsünün yanı sıra Bluetooth algılama / veri işleme ünitesi, DAC işlevini de gerçekleştiren dahili amfi çözümü ve bunları beslemek için batarya bulunur.
    Daha üst / ileri modellerde ise bu ufacık alana “sıkıştırılması gereken” teknolojiler arasına mikrofonlar, dijital gürültü engelleme devreleri ve hatta tuş takımı pad’leri de girer.

    Bunların hemen herbiri, temel amaç olarak “ses üretmek üzere” tasarlanmış bir cihaz için yer darboğazı yaratır ve optimizasyon doğrultusunda bu özelliklerin kalitelerinden belirli fedalarda bulunulur (çok-amaçlı ve oldukça kompleks aygıtlar olan cep telefonlarının, büyük sensörlü DSLR veya aynasız makineler ölçüsünde iyi fotoğraf çekememesi veya iyi bir müzikçalar kalitesinde ses üretememesine de neden olan bileşen fedaları gibi).

    Birkaç yıl önce, Sony MDR-1000X’i (1. nesil) dinleyene kadar, bu kısıtlamalar içinde (ve bunca özelliğe sahip olan) bir Bluetooth kulaklığın bu ölçüde bir ses performansı üretebilme ihtimaline pek sıcak bakmazdım.
    Şu an ise, elimde WH-1000XM3’ü tutarken aklıma gelen şey şu :

    Teknoloji gelişiyor : )

    Firmalar her geçen gün daha da iyi mikro-mimariye, parçalara ve tasarım optimizasyonuna sahip yeni model kablosuz kulaklıklar üretmekteler.
    Birkaç yıl öncesine kadar bir kablosuz kulaklığın, elektriğini dış bir amfiden alan kablolu, iyi bir kulaklığa akustik başarım olarak rakip olması çok olası değildi ; 2019’un ikinci yarısına yaklaştığımız şu günlerde ise başta Sony, Bose, B & W, Sennheiser ve Beyerdynamic olmak üzere pek çok firma Bluetooth kulaklık alanında her geçen gün daha da iyi ses performansları sunan kulaklıklar tanıtıyor, bizler de, tahminen ilerde çok ses getirecek “Bluetooth Audiophile” gibi yeni bir kulaklık segmentiyle tanışıyoruz.

    Bu teknolojinin ilerlemesinde şu an her ne kadar bazı fiziksel üst limitler olsa da, önümüzdeki yıllarda ilerleyen mühendislik sayesinde yaklaşık olarak Top-Of-The-Line seviyelerinde performans verecek kablosuz kulaklıklar göreceğiz gibi duruyor.

    Bu kısa giriş sonrası WH-1000XM3’e geçelim.

    WH-1000XM3 (bundan sonra 1000XM3 diyeceğim), Sony’nin 1000 serisi kafa üstü kablosuz kulaklıklarının en son modeli ve şu anki amiral gemisi olma özelliğini taşıyor.
    Bu iddialı seri ile alakalı olan okuyucular tahminen biliyorlardır. Serinin ilk göz ağrısı MDR-1000X, piyasaya sürüldüğü 2016 yılında, yüksek ses kalitesi ve “sektör lideri” gürültü engelleme performansı iddiası ile aynı zamanda Sony’nin bu alandaki ilk 1000 serisi kafa üstü kulaklığı olmuştu.
    Epey beğeni toplayan ve firmanın bu alanda o zamana kadarki ilk ciddi ürünü olarak görülebilecek MDR-1000X’ten bir yıl sonra, bazı değişikliklerle serinin ikinci modeli olan WH-1000XM2 (1000XM2 olarak ifade edeceğim) 2017’de kullanıcıların beğenisine sunuldu.

    Bu incelemenin esas odağı olan WH-1000XM3 ise, öncülü 1000XM2 üzerine belli başlı bazı iyileştirmelerle, tasarım değişiklikleriyle (ve bolca iddia ile) geçtiğimiz yıl sonlarında ülkemize girdi.
    Bu noktada inceleme sonucunu önden merak edenler olabilir.

    Kısa bir “spoiler” vermek gerekirse 1000XM3, öncülü 1000XM2’ye göre hemen her alanda belirgin bir terfi oluşturuyor.
    Yalnız vardığım bu kanı, her durumda 1000XM3’ü tavsiye ettiğim olarak yorumlansın istemem, 1000XM2’nin bazı dinleyiciler nezdinde daha tercih edilebilir bir model olabileceğini düşündüğüm durumu incelemenin sonuç kısmında belirttim.
    Şimdi ayrıntılı incelemeye geçelim.

    Tasarım, Özellikler, Malzeme Kalitesi

    Temel olarak 1000XM3, öncülü 1000XM2’ye göre birçok yepyeni özelliklerle gelmesinden ziyade, bu özelliklerde genel bir iyileştirme vaadiyle sunulan bir kulaklık.

    Bu açıdan 1000XM3’te, selefinde de bulunan ve ortama uyum sağlayabilen aktif gürültü engelleme, sağ kulaklık üzerinde Touch Control kumanda, tek şarjla 30 saatlik pil ömrü ve dönebilen – katlanabilen yapı gibi özellikler korunmakta.
    Özellikle Touch Control kumanda, oldukça “havalı” diyebileceğim ve diğer bazı markaların da ürünlerine adapte etmeye başladıkları bir özellik.

    Kısaca, bu özellik size kulaklığınızı eşleştirdiğiniz cihaza ulaşmak zorunda kalmadan (telefon veya müzikçalar) çalma / durdurma, ses yükseltme / azaltma, parça değiştirme, parçada ileri / geri alma, gelen telefon aramalarını yanıtlama gibi fonksiyonları, sağ kulaklığın üzerindeki panelden tek dokunuşla yapabilmenizi sağlamakta.

    [​IMG]

    Yalnız bu dokunmatik tuşların kullanımına alışmak biraz zaman alabiliyor.

    Öte yandan, aktif gürültü engelleyicinin aktif olduğu konumda, elinizi sağ kulaklığın üzerine götürdüğünüzde kulaklık otomatik olarak “Ambient Sound” (Ortam Sesi) moduna geçiyor ve kulaklığı kafanızdan çıkarmadan dış sesleri duyabiliyorsunuz. Ortam Sesi’nin sürekli olarak açık kalmasını istediğiniz durumlarda ise kulaklık üzerindeki tuştan bu modu açmanız gerekiyor.
    Görünüş olarak 1000XM3, tıpkı 1000XM2 gibi siyah ve bej renk seçeneklerine sahip.

    Ürün, kutu içeriği olarak ortalama, aksesuarlar işlevsel. Geçmiş modellerde de bulunan ve kulaklık katlandığı zaman içerisine tam olarak oturduğu taşıma çantasının yanında aksesuar olarak 3.5 mm'lik çift taraflı kablo, kulaklığı şarj etmek ve bilgisayara bağlamak için USB Type-C kablo ve uçak adaptörü gelmekte.

    [​IMG]

    1000XM3 ve 1000XM2 arasındaki belli başlı farklılıklar arasında Bluetooth protokol desteği (1000XM2 Bluetooth 4.1, 1000XM3 ise 4.2 desteği ile gelmekte) ile USB çıkışı sayılabilir.

    (Merak edenler için belirteyim, destekledikleri Bluetooth sürümleri dolayısıyla bu iki kulaklık da aynı anda tek bir cihaza bağlanabiliyor.)

    1000XM3, şarj için micro-USB soketi kullanan önceki modellerin tersine USB Type-C bağlantısına sahip.
    Tahmin edileceği üzere USB Type-C bağlantısı, 1000XM3’e belli başlı bazı avantajlar sağlıyor. Bunların arasında hızlı şarj özelliği de bulunuyor. 1000XM3, bu hızlı şarj desteği sayesinde 10 dakikalık şarj ile 5 saatlik kullanım vaadediyor. Tam şarj içinse yaklaşık 3 saate ihtiyaç duyuyor.
    1000XM3 ile gelen ve hoşuma giden bir başka özellik ise pil göstergesinin yeni modelde daha ayrıntılı biçimde, yüzde olarak ifade edilmesi.
    1000XM2’de sağ kulaklık üzerindeki power tuşuna bastığınızda kulaklık size pil ömrünü “high / medium / low” seçeneklerinden biri ile belirtmekteydi. 1000XM3’te ise bu bilgiyi yüzde olarak alabiliyorsunuz.

    1000XM3, önceki modellerde de olduğu üzere zengin bir format desteğine sahip. Bu doğrultuda SBC, AAC, aptX, aptX HD ve LDAC gibi yaygın kullanılan formatların hemen hepsini desteklemekte. Özellikle Sony’nin kendi formatı olan (ve gittikçe yaygınlaşan) formatı LDAC’i desteklemesi oldukça önemli, zira LDAC hem düşük gecikmeye sahip (örneğin bu formatta telefonunuzda bir video izlerken sesin kulağınıza gecikmeli olarak gelme problemi bulunmuyor), hem de LDAC oldukça yüksek veri aktarım oranlarına sahip (Yüksek ayarda 990 kbps, orta ayarda 660 kbps ve düşük ayarda 330 kbps).

    Android kullanıcıları için belirteyim, 8.0 (Oreo) ve sonrası tüm Android sürümleri LDAC desteği ile birlikte gelmekte.

    1000XM3’ü akıllı telefonunuzda kullanırken Sony’nin “Headphones Connect” isimli uygulamasını indirmeniz gerekiyor. Bu uygulama içerisinde aynı zamanda bazı Walkman modellerinden aşina olduğumuz çevresel ses efektleri (surround modes) ve bunun yanı sıra ekolayzır ayarı gibi bazı yararlı özellikler mevcut.

    1000XM3, eski modelde olduğu gibi akıllı telefonlarda headset olarak kullanılabilmekte. Fakat diğer pek çok alanda olduğu gibi bu noktada da eski modellerden üstün. 1000XM2 her ne kadar oldukça üst düzey bir bluetooth kulaklık olsa da telefonda görüşme kalitesi olarak ayrı bir headset kalitesinde değildi. Sony, 1000XM3’te bu konudaki talepleri değerlendirmeye almış görünüyor. 1000XM3’te konuşma kalitesi daha yüksek ; karşınızdaki insanın sesini daha net duyuyorsunuz. Yalnız yine de kaliteli bir headsetin yerini tamamıyla doldurmak, 1000XM3 için dahi biraz fazla iddialı olur diye düşünüyorum.

    1000XM3, öncülü 1000XM2’ye göre belirgin tasarımsal farklılıklara sahip.
    Öncelikle tasarıma bir göz atalım.

    [​IMG]
    Sony WH-1000XM3 (solda) ve WH-1000XM2 (sağda)

    Bu iki model arasında belki de en belirgin fark kafa bandı tasarımında yatıyor. Sony, 1000XM3’te hem malzeme hem de genel tasarım olarak oldukça farklı bir yol takip etmiş.
    Bolca metal içeren 1000XM2’ninkine göre, 1000XM3’ün kafa bandında plastiğin daha yoğun kullanıldığını görüyoruz. Yalnız bu tercihin, genel “metal iyi / plastik kötü” algısının tersine, yeni modelin yapı kalitesini arttırdığını söylemeliyim.
    1000XM2, her ne kadar kullanım konforu yüksek bir kulaklık olsa da özellikle biraz hassas olarak ifade edilebilecek bir kafa bandına sahip. Kulaklığın ele alınıp yanlara doğru açıldığında “beni fazla esnetme, çatlayabilirim” dediğini duyabiliyorsunuz.
    1000XM3’ün kafa bandı ise hissedilir ölçüde daha esnek ve daha fazla güven veriyor. Metal yerine plastiğin daha yoğun kullanımı sonucu da 1000XM3’te ağırlık öncülüne göre 20 gram düşürülmüş. (1000XM2 275, 1000XM3 255 gram). Bu 20 gramlık ağırlık azalması kağıt üzerinde küçük görünse de kullanım ve taşıma sırasında kendini hissettiriyor, belirteyim.

    Kafa bandında gözlemlenebilen ve rahatlığı arttıran bir diğer değişiklik de yeni modelde insan kafa yapısına daha uygun bir anatomik tasarım ve bir miktar kalınlaştırılan yastıklama. Dışarıdan fazla belli olmamakla birlikte kulaklıkları sırayla denediğinizde 1000XM3’ün kafa bandının hem basıncı yayma hem de dolgunluk olarak 1000XM2’ye göre daha başarılı olduğunu görüyorsunuz.

    Sony belli ki yeni kafa bandı tasarımında hem sağlamlık ve rahatlığı arttırmak, diğer yandan hem maliyeti hem de kulaklığın ağırlığını düşürmeyi amaçlamış ; ki bu dördünü de başarmış görünüyor.
    Bu açıdan 1000XM3, daha konforlu bir kulaklık.

    [​IMG]

    Yukarıda görebileceğiniz üzere iki model arasındaki bir başka değişikliklik ise kendini kulaklık yastığı tasarımında belli ediyor. 1000XM3’te kullanılan (soldaki) yeni ve orta kısmındaki boşluğu bir miktar daha büyük (ve dairesel) olan kulaklık yastığı, pasif gürültü engelleme performansında belirgin bir değişiklik yaratmasa da hem bir miktar daha rahat, hem de ses kalitesi üzerinde (ilerde ses performansı bölümünde değineceğim üzere) olumlu bir etkiye sahip.

    Ses Performansı

    1000XM3’ün ses performansına odaklanmadan önce bu modelin öncülüne göre sahip olduğu bazı farklılıkları belirtmeliyim.
    Okuyucular için hafifçe sürpriz olabilir, lakin Sony bu modelde daha önceki iki 1000X modelinde kullanmış olduğu dijital S-Master HX amfisini kullanmamakta. Bunun yerine çok amaçlı QN1 işlemcisinden faydalanılıyor.

    Sony’nin, 1000XM3’ün tanıtımında da sözünü ettiği QN1 işlemcisi, Qualcomm’un Sony için ürettiği ve içerisinde aslında gürültü engelleyici devrenin yanında, bir DAC ve bir de analog amfi kısmı barındıran tümleşik bir devre. Sony bu devrenin “sınıfında en yüksek sinyal / gürültü oranını” sunduğunu iddia etmekte, ki modelin bu konudaki başarısını kendim adına da teyit edebilirim.

    1000XM3’ün ses karakterini kısaca tarif etmek adına, onun sıcak ve bir miktar bas vurgusuyla beraber genel olarak dengeli bir ses karakterine sahip olduğunu söylemek mümkün.
    Genel olarak diğer Sony kulaklıklara benzer biçimde 1000XM3, doğrudan müzik kaydını tüm ayrıntısıyla çözmeyi hedefleyen analitik bir yaklaşımdan ziyade dinleyiciye “keyif verme” amacını taşıyan bir ses tuning’ine sahip.
    Bu manada müziğe dair bildiğimiz klasik Sony yaklaşımını sürdürüyor.

    Sony 1000XM3, bu segmentte bir Sony kulaklıktan beklenebileceği üzere heybetli denebilecek baslara sahip.
    Baslar bir miktar midbass vurgusuyla birlikte doku olarak iyi, detaylı, gövdeli ve belirli bir derinliğe sahip. “Fun bass” denebilecek bir bas karakterine sahip 1000XM3.
    Öte yandan, basları belirgin bazı kulaklıkların tersine 1000XM3’ün baslarının orta frekanslara sızması başarılı biçimde kontrol altına alınmış.
    1000XM3 ve 1000XM2 aynı ses seviyesinde bas kuvveti olarak her ne kadar yakın olsalar da, 1000XM2’nin üst frekanslarının törpülenmesi dolayısıyla bu kulaklığın bas vurgusu daha yoğun hissedilmekte.
    1000XM3, öncülünden diğer tüm frekanslarda olduğu gibi bas frekanslarda da daha yüksek detay ve berraklık sunuyor.

    Orta frekanslarda 1000XM3’ün sıcak, berrak ve detaylı bir sunumu var. Bu boyuttaki kulaklıklardan bekleyebileceğiniz, kompakt bir sahnede enstrümanlar yerleri rahatça anlaşılabilecek biçimde konumlanmış durumda. Bunların gerçekçilikleri, bir anlamda enstrüman tınısı (timbre) yüksek ; vokaller sıcak, saydam ve samimi.

    Bu noktada 1000XM3, sesinde hafif bir perdelilik bulunan ve bu doğrultuda müzik detayını dinleyicinin yüzüne vurmak konusunda çekingen davranan 1000XM2’den ayrılıyor.
    Gerçekten, 1000XM2’den 1000XM3’e geçtiğinizde (özellikle midlerde) önünüzden ince bir perdenin kalktığını hissediyorsunuz.
    Bunun ne ölçüde yeni amfi, yeni ses sürücüsü ya da yeni kulaklık yastığı tasarımına bağlı olduğunu kestirmek zor ; lakin yeni ses sürücüsünün yanında özellikle yastık tasarımının son derece etkili olduğu kanısındayım.

    (Ek bilgi : Bir duyuma göre 1000XM3’te, MDR-1AM2’de de kullanılan sıvı kristal polimer sürücüyü (Liquid Crystal Polymer - LCP) kullanılmakta. Ancak bu duyumun kaynağını henüz teyit etme imkanım olmadı.)

    Önceki fotoğrafta görüldüğü üzere Sony, yeni modelde belirgin ölçüde daha dairesel ve iç alanı büyük bir kulaklık yastığı tercih etmiş.
    Bu yerinde tercihin, berraklık ve detayın yanı sıra sahne ve enstrüman konumlandırması konusunda da 1000XM3’ün sunumunda 1000XM2’ye göre hissedilebilir bir fark yarattığını belirtmeliyim.
    1000XM3, yüksek frekanslarda da öncülüne göre farklı bir sunuma sahip.
    Öncelikle bir miktar 1000XM2’nin bu alandaki karakterine değineyim.

    Sony 1000XM2’de tizler son derece yumuşak, kulağı hiç yormuyor ; zira hissedilebilir bir yüksek frekans törpülenmesi bulunuyor. Fakat akustik başarım açısından baktığımızda, bu "törpülenme" sese bir dinamizm eksikliği olarak yansımakta.
    Aynı zamanda 1000XM2'de tizlerin çekinikliği bu frekanslardaki ses detayının da 1000XM3 kadar belirgin duyulmamasına neden olmakta.

    Bu açıdan 1000XM2, pop - EDM - R&B gibi müzikler için çok keyif verici bir kulaklık olsa da, rock gibi dinamizm ve bir miktar saldırganlık isteyen müzik türleri için biçilmiş kaftan değil.
    Bunun yanında ses karakteri ve sahnedeki havadarlık eksikliği 1000XM2’nin konser kayıtlarında canlı bir atmosfer yaratma başarısını da bir miktar azaltmakta.
    1000XM3 ise, yine hafif bir bas vurgusuna sahip olmasına rağmen daha açık, berrak ve belirgin mid ve tizlere sahip olduğu için frekansları açısından daha dengeli bir sunuma sahip. 1000XM2’de görülen tarzda, yüksek frekanslardaki belirgin yumuşat(ıl)maya bu kulaklıkta rastlamadım.

    Öte yandan, 1000XM3’ün de tizlerinde bir miktar pürüzsüzlük / cilalanmışlık mevcut ; bu durum kulaklığın yorucu bir sunuma kaymasını engellerken aynı zamanda ses dinamizminden de feragat etmemesini sağlıyor.

    Bu manada genel müzik türlerine uyumluluk açısından 1000XM3 daha esnek ve başarılı.
    Bu bölüme dair son olarak belirteyim, 1000XM3’ün (özellikle gürültülü olmayan bir ortamda ve odaklı dinlemelerde) detay çözme becerisinin 1000XM2’ye göre belirgin ölçüde daha yüksek olduğunu görüyorsunuz.

    Bunda hem yukarıda bahsettiğim faktörlerin, hem de 1000XM3’ün öncülüne göre daha koyu bir arkaplan sunmasının katkısı var. Özellikle akustik kayıtlarda, belirli oranda “sessizlik” içeren pasaj geçişlerinde müziğin icra edildiği ortamın detayını (ambient detail) sunmak konusunda 1000XM3 oldukça maharetli bir kulaklık ; 1000XM2’de ya duyulmayan ya da kulağa belli belirsiz gelen mikro detaylar 1000XM3’te daha net biçimde anlaşılabiliyor.

    [​IMG]

    Bu bilgiler ışığında, genel ses performansına ilişkin bir şeyler söylemek gerekirse 1000XM2’nin ses sunumundan fazlaca etkilenmeyen bir Sony dinleyicisi olarak 1000XM3’ü bu alanda belirgin ölçüde daha başarılı bulduğumu söyleyebilirim.

    Bu iki kulaklığın sese dair pek çok noktada olduğu gibi sahne / sunumlarında da bir miktar farklılık bulunmakta.
    1000XM2, hafifçe perdeli sunumu ve kulak ile ses sürücüsü arasındaki mesafeyi az da olsa arttıran yastıkları dolayısıyla 1000XM3’e göre biraz daha geriye yaslanmış bir sunum hissiyatı uyandırmakta.
    Diğer yandan, tüm frekanslarda sahip olduğu berraklık ve saydamlık artısı, 1000XM3’ün sahne konumlandırma ve sunumuna fazladan sıcaklık ve samimilik katarak onu daha “Grado-vari” yapmakta.
    Kendini daha yakında hissettiren sahnenin yanı sıra, enstrümanlar daha net ve daha iyi tanımlılar, gerçekçilik hissedilir ölçüde daha yüksek 1000XM3’te.

    Kısacası kişisel kanaatim olarak ses konusunda Sony, 1000XM3’te özellikle önceki 1000X ailesi model(ler)ine göre belirgin ölçüde daha iyi bir iş çıkarmış diyebilirim.

    Lakin bu konuda bir hatırlatmada bulunmalıyım.
    Özellikle biz inceleme yazarlarında sıkça rastlanabilen bir hata olarak, ekipmanlar arasında gözlemlediğimiz farkın diğer dinleyiciler tarafından da hemen hemen aynı biçimde / oranda duyulacağını varsayabiliyoruz.
    Bu durum kuşkusuz böyle değil.

    Tam tersine, bluetooth kulaklıkların genel hedef kitlesinden dinleyicilerin, 1000XM3 ve 1000XM2 arasında yapacağı kısa bir dinleme testi sonrası “ses kalitesinde pek bir fark duymadığını” söylemesi de gayet olası bir senaryo.
    Bu açıdan bu kulaklıkların ses performanslarına dair izlenimlerimin ihtiyatlı biçimde yorumlanmasını tavsiye ederim. 1000XM3, ilk dinleyişte dahi 1000XM2’den üstünlüğünü belli edebilen bir kulaklık olmasına rağmen aradaki ses kalitesi farkını, bu kulaklığı kullanmaya devam ettikçe daha da fazla takdir etmeye başlıyorsunuz.

    Gürültü Engelleme Performansı

    Kulaklığın genel kullanıcı için belki de en temel çekicilik unsuru.

    Bundan birkaç yıl önce MDR-1000X’i ilk kullanmaya başladığım zamanlar, bu kulaklığın metrodaki düşük frekanslı dip gürültüsünü muntazam ölçüde kesmesinden son derece etkilenmiştim.
    Müziği durdurduğumda dahi, tren vagonunun raylar ve ortamdaki hava ile sürtünmesi dolayısıyla çıkardığı, müzikteki bas frekansları duymamızı engelleyen o gürültüyü büyük oranda kesiyordu.
    Akabinde 1000XM2 elime geçti ve bu modeli metroda ilk kullandığımda “bundan daha iyisi olabilir mi ki” diye kendime sorduğumu hatırlıyorum.

    Kısaca belirteyim, olabiliyor!

    [​IMG]

    Sony, bu modelde kullandığı (ve daha önceden bahsettiğim) QN1 çipi sayesinde “dört kat daha yüksek” gürültü engelleme performansı iddiasında.
    Gündelik hayatta net bir karşılığı bulunmayan bu matematiksel iddiayı bir tarafa bırakalım, gürültü engelleme performansı açısından 1000XM3, 1000XM2’ye göre rahatça hissedilebilir oranda daha iyi.
    1000XM2, öncülü MDR-1000X gibi, aktif gürültü engelleme devresini daha ziyade düşük frekansa sahip sesleri kesmek için kullanırken yüksek frekanslarda çoğunlukla kulaklık yastıklarının sağladığı pasif izolasyondan yardım almaktaydı.

    Bu açıdan bu iki modelin gürültü engelleme üniteleri, insan ve ortam sesi gibi orta ve yüksek frekanslı sesleri filtrelemek konusunda çok iddialı değildiler.
    Kanımca 1000XM3’ün önceki modellerden temel farklarından biri burada yatıyor. Bu modelin gürültü engelleme devresi, yalnızca alt değil, orta ve yüksek de dahil olmak üzere tüm frekanslarda daha etkili bir gürültü engelleme performansına sahip.

    1000XM3 bulunduğunuz ortamdaki (bir oranda insan sesleri de dahil) tüm dış sesleri zaman zaman tehlikeli boyuta varacak biçimde ölçüde azaltmakta.
    Bu açıdan, dışarda hareket halindeyken tedbiri elden bırakmamak adına, ortam seslerini de duymanızı sağlayan ve önceki modellerde de bulunan “Ambient Sound” özelliğini kullanmak son derece önemli.

    [​IMG]

    1000XM3’ün gürültü engelleme ünitesinin beğendiğim bir diğer özelliği ise ses ve kullanıma etkisinin daha az oluşu.
    Bildiğiniz üzere aktif gürültü engelleyicili kulaklıklar, bu devre açık konumuna getirildiğinde kulağımızda bir basınç değişimi etkisi yaratırlar. Bu değişimi, özellikle müziğin çalmadığı anlarda hissetmek kolaydır.
    1000XM3, 1000XM2’ye oranla bu konuda hissedilir ölçüde daha “sessiz”, başka bir ifadeyle aktif gürültü engelleyicinin kulağınız ve müzik üzerinde oluşturduğu etki görece daha az. Bu da müzikle aranızdaki ilişkiyi daha direkt ve aracısız hale getirirken, kulaklığın kullanım konforunu arttırmakta.

    Tüm bu övgülerden sonra, 1000XM3’ün tasarımına dair getirebileceğim “öznel” bir eleştiri, mikrofonların kulaklık panelinin üst tarafında konumlandırılmasına yönelik. Tahminen Sony’nin bu tercihinin ardında anlamlı bir mühendislik tercihi yatıyordur diye düşünüyorum, fakat yine de mikrofon deliklerinin, kulaklık panelinin yan veya alt tarafında bulunmasını tercih ederdim.

    Dışarda (da) rahatça kullanılabilmek üzere tasarlanmış bu kulaklığın, olası veya aniden bastıran bir yağmur sonrası bu deliklerden su alabilme ihtimali var mıdır bilmem ; fakat bu, kullanıcılara iç rahatlığı sağlaması açısından iyi bir tercih olurdu diye düşünüyorum.

    Sonuç

    Kısaca ifade etmek gerekirse Sony WH-1000XM3, öncülü WH-1000XM2’den gürültü engelleme performansı, ses kalitesi, rahatlık ve sunduğu özellikler de dahil olmak üzere hemen her alanda üstün bir kulaklık.
    Ki an itibariyle bu iki modelin piyasa fiyatlarının birbirine son derece yakın olması 1000XM3’ün tercih edilebilirliğini daha da fazla arttırmakta.

    Yine de 1000XM2, (ses dinamizmi aleyhine de olsa) belirgin ölçüde törpülenmiş tizleri ve görece daha yumuşak sesi dolayısıyla gün içerisinde uzun saatler müzik dinleyenler için belki bir miktar daha uygun bir tercih olabilir.
    Bunun dışında bu modeli 1000XM3 üzerine tercih etmek için herhangi bir neden göremiyorum.

    Tüm bunlar ışığında herhangi bir abartma olmaksızın, bir anlamda “hyping”den kaçınmaya çalışarak Sony mühendislerinin WH-1000XM3 ile son derece iyi bir iş çıkardığını söyleyebilirim.
     
    #1 mavi, 4 Ağustos 2019
    Son düzenleme: 4 Ağustos 2019
    mfya, onurdogan4, Synthyss ve 14 kişi daha bunu beğendi.
  2. VirtuFortuna

    VirtuFortuna
    Expand Collapse
    Analog

    Katılım:
    24 Şubat 2014
    Mesaj:
    1,848
    Alınan Beğeniler:
    5,579
    Eline sağlık Ceyhun. Ben yanılmıyorsam ikinci versiyonu bir ara dinlemiştim. BT bir kulaklık için ses tatminkar diyebileceğim bir seviyedeydi.
     
    Collapse Signature Expand Signature
  3. Synchronicity

    Synchronicity
    Expand Collapse
    WAV

    Katılım:
    1 Mart 2015
    Mesaj:
    671
    Alınan Beğeniler:
    1,892
    Zamanında Bose QC 35 ve QC 35II kullanmış biri olarak kablosuz kulaklıkların ses kalitesi anlamında tamamen gereksiz olduğunu düşünmüş, akabinde kablosuz ibaresi olan hiçbir ürünü edinme veya inceleme gayretine girmemiştim. Yakın zamanda bir arakadaşımın WH-1000XM3'ünü dinledikten sonra, Sony'den yana seçim yapmamış olduğumdan kendime kızmıştım :) Kablosuz seçenekler içinde gerçekten beğenimi kazanmış, ara sıra "al şunu" diye aklıma düşer kendileri. Sony'i fiyatlama ve performans olarak, seleflerine attığı fark dolayısıyla tebrik ediyorum :)

    İnceleme içinde teşekkürler, emeğinize sağlık Ceyhun abi keyifle okudum.
     
    Collapse Signature Expand Signature
  4. mavi

    mavi
    Expand Collapse
    FLAC

    Katılım:
    6 Temmuz 2013
    Mesaj:
    221
    Alınan Beğeniler:
    1,430
    Öyleyse Mark III'ü daha fazla beğenirsin tahminen Berkhan. Ben özellikle ses kalitesi / çözünürlük olarak belirgin bir fark olduğu kanatindeyim. Ki umarım sektör ve firmalar bu yönde ilerler ; Sony, Bose, Sennheiser gibi firmalar sonraki modellerinde ses perfomansını daha da üst çıtalara yönelik yatırım yaparlar.
    Zira 1000XM3, en sert gürültü testleri olan metro, uçak ve Mecidiyeköy (!) parkurlarında dahi, özellikle müzik açıkken dudak uçuklatan bir gürültü engelleme performansına sahip. Bu kulaklıklar ilerde gürültü engelleme konusunda tabii ki daha da gelişebilirler, lakin ses konusunda ilerlenebilecek genel olarak daha uzun bir yolları var kablosuz kulaklıkların.

    Bose QC 35 serisini henüz dinleme imkanım olmadı, ama evet, Sony'nin ses konusunda bir miktar ilerde olduğunu belirten yorumlar mevcut. Bu firmalar umuyorum ki bize ilerde daha da iyi kablosuz kulaklıklar sunacaklar.

    Güzel dilekleriniz için teşekkürler arkadaşlar!
     
    refuserQ ve Synchronicity bunu beğendi.
  5. VirtuFortuna

    VirtuFortuna
    Expand Collapse
    Analog

    Katılım:
    24 Şubat 2014
    Mesaj:
    1,848
    Alınan Beğeniler:
    5,579
    Hifiman Ananda BT'yi dinleyince ben de ses kalitesi konusunda ümitliyim açıkçası.
     
    Collapse Signature Expand Signature
    onurdogan4 bunu beğendi.
  6. hbcke

    hbcke
    Expand Collapse
    MP3

    Katılım:
    16 Temmuz 2019
    Mesaj:
    39
    Alınan Beğeniler:
    31
    Elinize sağlık bluetooth da galiba bang and olufsen modelleri vardı daha mı iyidir kalite olarak sizce
     
  7. mavi

    mavi
    Expand Collapse
    FLAC

    Katılım:
    6 Temmuz 2013
    Mesaj:
    221
    Alınan Beğeniler:
    1,430
    Umarız bir - iki seneye fiyatı % 30 - % 40 düşer de biz de alır rahatça dinleriz. Fiyat konusunda Hifiman'a güveniyorum : )

    Bose, Sennheiser ve B & O gibi markaların bluetooth kulaklık modellerini deneme imkanım olmadı henüz, dolayısıyla bir karşılaştırma yapamayacağım.
     
  8. Ibanez

    Ibanez
    Expand Collapse
    FLAC

    Katılım:
    12 Ağustos 2010
    Mesaj:
    230
    Alınan Beğeniler:
    55
    Arkadaşlar bu kulaklığı alsam, xiaomi mi9t telefonumla ldac üzerinden bağlantı kurarak tidalden müzik dinlesem o yüksek kaliteyi hissedebilir miyim?
     
  9. mavi

    mavi
    Expand Collapse
    FLAC

    Katılım:
    6 Temmuz 2013
    Mesaj:
    221
    Alınan Beğeniler:
    1,430
    WH-1000XM3'ün ideal kullanım biçimlerinden birinden bahsetmişsiniz. "O yüksek kaliteyi hissedebilirsiniz" diyerek fazlaca iddialı konuşmak istemem, zira bunlar "odyofil" diyebileceğimiz kulaklıklardan ziyade, keyif verme amacına göre tasarlanmış, bol özellikli kulaklık segmentine yakınlar.

    Yalnız, telefonunuza bağladıktan sonra LDAC'i en yüksek bit aktarım hızı olan 990 kbps ayarında kullanmayı unutmayın.
     
  10. Synchronicity

    Synchronicity
    Expand Collapse
    WAV

    Katılım:
    1 Mart 2015
    Mesaj:
    671
    Alınan Beğeniler:
    1,892
    İncelemeye ek olarak bende bir ekleme yapayım; WH-1000X M3'ün kendi ses karakteristiği özellile rock-metal gibi türlerde bazen sorun çıkarıyor. Kendi uygulaması üzerinden eq yapmaya çalıştığınızda LDAC iptal olarak en kararlı olan AAC'ye dönüşüyor. Her ne kadar, neredeyse tüm konularda takdirimi kazansa da bu özellikle biraz eksiye düştü diyebilirim. QC 35II ile yaptığım kıyaslamalarda kıyas kabul etmeyecek kadar daha iyi WH-1000X M3. İnsan hep daha iyisini istiyor işte :)


    Edit: Şimdi kontrol ettim SBC'imiş :(
     
    Collapse Signature Expand Signature
    #10 Synchronicity, 7 Ekim 2019
    Son düzenleme: 7 Ekim 2019
    returnity bunu beğendi.
  11. returnity

    returnity
    Expand Collapse
    FLAC

    Katılım:
    10 Haziran 2016
    Mesaj:
    222
    Alınan Beğeniler:
    395
    Ben de ayni fikirdeyim, Almanya'da deneme sansi buldum bu arkadasi. "Kesin alacam seni bebek" sloganiyla girdigim dukkanda denerken Metal musikiye gecmemle beraber "kapat, kapat, kapat" diyerek kafamdan cikarmam bir oldu diyebilirim. Ciddi anlamda korkunclu bir deneyimdi.
     
  12. Synchronicity

    Synchronicity
    Expand Collapse
    WAV

    Katılım:
    1 Mart 2015
    Mesaj:
    671
    Alınan Beğeniler:
    1,892
    LDAC bağlantı iyi güzel ama maalesef kalabalık bir ortamda wifi ve bluetooth kullanımının zirvelerde olduğu yerlerde (cafe vs.) tüplü televizyon gibi kesilme durumu mevcut. Yine BOSE QC 35II de mevcut olan kulaktan çıkardıktan sonra çalarken distorsiyona bağlaması, basslarda türlü patlama cırtlama sesleri çıkarma olayı WH 1000X M3'te de var. Kullanıcı yorumu olarak ekleyeyim dedin :)
     
    Collapse Signature Expand Signature
    #12 Synchronicity, 7 Ekim 2019
    Son düzenleme: 7 Ekim 2019
  13. mavi

    mavi
    Expand Collapse
    FLAC

    Katılım:
    6 Temmuz 2013
    Mesaj:
    221
    Alınan Beğeniler:
    1,430
    Evet, bir "terslik" durumunda doğrudan diğer "premium" formatlar ortadan sıvışıyor, SBC üzerinden bağlantı kuruluyor. Lakin rock / metal sorununu tam olarak anlamadım. Biraz açabilir misin?

    Yani distortion'lı gitarların sivriliğini / tonunu vermekle mi alakalı, yoksa basın belirginliğiyle mi örneğin? Bir de 1000XM3'ün rock / metal için 1000XM2'ye göre anlaşılır ölçüde daha başarılı olacağını düşünüyorum, zira tizleri daha belirgin ve 1000XM2'deki o (kolay dinlenmesi için) yüksek frekanslardaki aşırı törpülenmişlik 1000XM3'te yok.